Süre                : 1 Saat 32 dakika
Çıkış Tarihi     : 26 Ocak 2012 Perşembe, Yapım Yılı : 2012
Türü                : Drama,Romantik
Ülke                : Danimarka
Yapımcı          :  SF Studios , Beofilm , Tonemestrene Studio
Yönetmen       : Mads Matthiesen (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Mads Matthiesen (IMDB)(ekşi),Martin Zandvliet (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Kim Kold (IMDB)(ekşi), Elsebeth Steentoft (IMDB), Lamaiporn Hougaard (IMDB), David Winters (IMDB), Allan Mogensen (IMDB), Sukunya Mongkol (IMDB), Barbara Zatler (IMDB)(ekşi), Prap Poramabhuti (IMDB), Sukianya Suwan (IMDB), John Winters (IMDB), Paweena Im-Erb (IMDB), Songporn Na Bangchang (IMDB), Patrick Johnson (IMDB), Per Otto Bersang Rasmussen (IMDB), Kritsania Promsiriruk (IMDB), Chanicha Shindejanichakul (IMDB), Sam Rai (IMDB), Chatkrit Permpanich (IMDB), Suracha Yaemsri (IMDB), Somchai Morya (IMDB), Suwasan Kanta-Anontapon (IMDB), Preutsaran Detcheewa (IMDB), Jens Asbjørn Olesen (IMDB), Mette Damgaard (IMDB), Albert Deleuran (IMDB), Christoffer Østergaard (IMDB), David Garmark (IMDB), Søren Smidt (IMDB), Gertrud Collin (IMDB), Allan Kepler (IMDB), Albert Louis Mose (IMDB), Mia Maria Back (IMDB), Kim Lund (IMDB), Chris Wegoda (IMDB)

10 timer til Paradis (~ Teddy Bear) ' Filminin Konusu :
Family Guy’ın yaratıcısı Seth Macfarlane, sınırları zorlayan  mizah anlayışını hem yazdığı hem yönettiği hem de seslendirdiği AYI TEDDY (TED) ile beyazperdeye getiriyor. Bu canlı-aksiyon animasyon komedide John Bennet (Mark Wahlberg) isimli  bir yetişkinin çocukluk dileği sonucu canlanan ve sürekli el üstünde tutulan yaramaz oyuncak ayısıyla olan hikayesi anlatılıyor.

Ödüller      :

Sundance Film Festivali:Directing Award-World Cinema - Dramatic


Oyuncular
  • "guzel bi elvis presley sarkisidir da kendisi"
  • "adini halk arasinda teddy roosevelt olarak da bilinen theodor roosevelt'in 1902 yilinda mississippi'de avlanirken yavru bir ayiyi vurmayi reddetmesiyle almistir."
  • "(bkz: theodore bagwell)"
  • "ne zaman duysam aklıma t-bag in sokak fahişeleriyle konuştuğu sahneyi getiren kelime."
  • "(bkz: ted mosby)robin, himym'ın bazı bölümlerinde ted'e böyle seslenir. ah komik robin ah.*"
  • "family guy'daki köpeğimiz (bkz: brain)'ın metamorfik değişime uğramış halidir. konuşma aksan espri... hepsi aynı."
  • "(bkz: ryan tedder)serbestçe çağrıştım."
  • "içinde "orgazm" taklidi yapan bir ayicik yer alan film. çocuklarla izlemeye kalkınca yarısında çıkmak zorunda kaldık."
  • "hayır bir de insanların bu filmi beğenmesine güvenip izledim ya ona yanıyorum.evet beş dk sonra gülmeye başlayacağım.çok beklersin."
  • "transitional objectlerin sahi. bi de battaniye var bunun gibi."
  • "2 gün önce ameliyat olmuş."
  • "amina'nın sesiyle güzelleşen bir kadebostany parçasıdır."
  • "sevimli ayıcıklara karşı sempatimi azaltan film."
  • "oyuncak ayı"
  • "theodore rooseveltin isim babalığı yaptığı oyuncak ayılar. stratford upon avonda sırf bu ayıcıkların sergilendiği bir müze bulunmaktadır."




Facebook Yorumları
  • comment image

    theodore roosvelt’in başka sıfatları da var: model of masculity, kabına sığmayan bir activist, bir hero, müthiş bir hunter, büyük bir ahlakçı (moralities preacher) bir writer, bir historian. sonra, gelmiş geçmiş en büyük naturalist, explorer ve controversialist ve writer.

    “büyük avcı” faslından çıktığı bir safari var, 1909’da, kenya, kongo, sudan’ı kapsıyor. kermit isimli oğlu, 250 kişilik kadrosu ve andrew carneige’nin parasıyla ki, carneige, dönemin çelik kralı olup, petrol kralı john d. rockefeller’den sonra dünyanın en zengin ikinci adamıdır; net worth’ü 289.3 milyar dolar. yeri gelmişken, tarihlere özellikle dikkat etmenizi rica ederim. milattan önceki zamanlardan bahsetmiyoruz. theodore roosvelt, bizim sultan vahidettin’in yaşıtı. mustafa kemal atatürk’le dünyanın aynı dönemini paylaşmış, aynı güneşin altında yürümüş bir adam

    şimdi afrika, afrika olalı böyle bir safari görmemiş. teddy, tam 11,397 hayvan öldürüyor. bunlardan 512’si hipopotam, beyaz gergedan, fil gibi devasa hayvanlar. “afrika’dan çıkan büyük hayvan koleksiyonlarının en görkemlisidir bu,” diye övünmeyi ihmal etmiyor. elinde tüfekle poz verdiği fotoğraflar bakılası değil.

    anılarını okurken ağzının köpürdüğünü hissediyorsunuz. ne ki, “violence is a rite of manhood” şeklinde bir söylem var: şiddet bir erkeklik ayinidir. hayvancıkların 262 tanesini yediklerini, kalanını tuzlayıp (beraberlerinde dört ton da tuz götürmüşlermiş) washington’a smithsonian ve natural history müzelerine gönderdiklerini anlatıyor.

    afrika’dan dönüşte de norveç’e uğruyor. neden, biliyor musun? 1906’da kazandığı nobel barış ödülü’nün parasını almak için!

    kendi dışişleri bakanı john hay’in demesiyle “a splendid little war” icat edip, porto riko, filipinler ve guam’a el koyan ırkçı, yayılmacı bir kovboya nobel barış ödülü neden verilir? işin bu tarafı, allahualemdir. dillerindirilen gerekçeye gelince: başkanın “rus-japon savaşı’nın sonlandırılmasında oynadığı olumlu rol.”

    bu arada, tonlarca leşin kemiklerinin temizlenip iskeletlerinin ayağa dikilmesi müzecilerin yıllarını alır. ama olsun, science’e hizmet, böyle bir şeydir, diyor teddy roosvelt, “beni kınayacaksanız, natural museum’un da, american museum of natural museum’un da, benzeri zooloji ensitülerinin tümünün varlık nedenlerini de kınayacaksınız!”

    kimsenin böyle bir niyeti yoktur zaten. teddy’nin hiçbir hayvanı kalleşçe vurup öldürmeyeceğini bütün amerika bilir. nerden bilir? 1902 yılındaki o ayı avı hadisesinden. efendim, o yılın kasım ayında, başkan, missisipi ile louisiana eyaletleri arasındaki bir sınır anlaşmazlığı çözmek üzere hazır bölgeye gitmişken, oralara özgü ayı avına çıkar. epeyce bir süre boşuna dolaşırlar, derken, kendine eşlik edenler (burada doğru kelime yalakaları olmalı!) yavru bir ayıcık bulup bir ağaca bağlar, başkanı da gelsin vursun diye çağırırlar. roosvelt, durumu görür, ağzından o ünlü sözler dökülür, “ayıyı salın!* bağlı bir hayvana ateş etmem!” özünde hayvan aşığı olan bir cowboy’dan beklenen de budur. kovboy dediğin iyi silah kullanmak gibi allah vergisi bir yeteneği vardır, fakat, hayvanları çok sevdiği için asla rasgele tetik çekmez, yaralayıp bırakmaz; vurdu mu düşürür.

    şimdi, bunu dinle, olay duyulur duyulmaz, başkanın new york’lu hemşerilerinden morris ve rose mitchom çifti, hikayeden mülhem bir oyuncak ayıcık dikip, brooklyn’daki dükkanların vitrinine yerleştirir; adını “teddy” koymak için roosvelt’ten izin ister ve alırlar, olur “teddy bear”. oyuncak teddy peynir ekmek gibi satar, “ideal novelity and toy” şirketi doğar. günümüzde sadece ebay’deki günlük satış rakamını 20 bin olarak veriyorlar. arctophile denilen koleksiyonerler türemiş. 2000 yılında monaco’da yapılan açık artırmada koreli arctophile bir iş adamı ünlü modacı louis vitton’un tepeden tırnağa giydirdiği teddy bear’i 210 bin dolara satın almış. oyuncak ayı koleksiyonlarına “kucakla” anlamında hug deniyor. hug! bunu nasıl yorumlamalı, doğrusu bilemiyorum.

    alev alatlı, hollywood’u kapattığım gün, birinci basım, haziran 2009, everest yayınları, sayfa 35-38


    (yazar kasa - 7 Ağustos 2009 15:16)

  • comment image

    içinde "orgazm" taklidi yapan bir ayicik yer alan film. çocuklarla izlemeye kalkınca yarısında çıkmak zorunda kaldık.


    (qfwfq - 10 Aralık 2012 20:12)

  • comment image

    38 yaşında devasa bir vücut geliştirmecinin yetişkin bir erkek olma sürecini anlatan 2012 yapımı danimarka filmi.

    film, yönetmenine sundance'da dünya sineması - en iyi yönetmen ödülünü kazandırmıştır. sade bir senaryo ve diyalog bütünlüğüne sahiptir.

    aynı isimli ve yine 2012 yapımı dandik amerikan filmiyle karıştırmayınız, yönetmen adına ben hicap duyarım.


    (yazarin onde gideni - 23 Haziran 2013 09:22)

  • comment image

    danimarka yapımı olanı hakikaten güzel olan film. aynı zamanda şahsım adına baya utanç duymama da sebep olmuştur. bodybuilder tipleri her zaman beğenmişimdir. hepsini de değil tabii ama şahsen dennis gibi birini görsem benim de dibim düşerdi. o tarz tiplerin de insan olduğunu ise neredeyse unutmuşum ben. sıradan bir insan gibi et parçası olarak görülmek istemeyebileceklerini, bu kadar basit bir şeyi bildiğin unutmuşum. şahsen utandım, nasıl böyle bir insan oldum dedim. dennis gibi biri umarım vardır bu dünyada da dedim. bu sefer tipini kastederek değil; kişiliğini kastederek. kısacası uzun süredir bir filmi izlerken bu kadar keyif almamıştım. bir de izlerken aklıma nedense hiç benzemese de stranger by the lake filmi geldi. bu da bir dip not olsun.


    (evilinacloset - 13 Mart 2014 23:50)

Yorum Kaynak Link : teddy bear