• "klibinde kameralar değişik açılara yerleştirilmiş ve üst üste montajlanmış olan spike jonze yaratıcılığının arka arkaya hatırlatıldığı rem parçası"
  • "remin yıllar sonra hatılayıp dinlediğim şarkısı klibi de pek bir güzeldi"
  • "remin $u siralar mtvde sikca yayinlanan muhte$em bi klibe sahip $arkisi."
  • "videoklip tarihinin en parlak fikirlerinden bir tanesine sahip parça. şarkının kendisi de acayip güzeldir ve revealın en mutlu şarkılarındandır."
  • "ırkçı önyargıları, toplumsal yozlaşmayı, sevgisiz ve düşman bir dünyayı betimleyen tipik bir douglas sirk melodramı. aynı zamanda yönetmenin hollywood makinesiyle özel bir hesaplaşması."
  • "$arkıya klipte sürekli insanlar e$lik ediyorlar,tek bir scene shot nasıl bu hale getirilebilir,nasıldır halen çözemediğim inanilmaz $ahane,her seferinde yeni $eylerin ke$fedilecegi klibe sahip $arkı."
  • "duyulduğu anda durulası ve şarkı bitene kadar kıpırdanılmayası şarki.saygı duruşu."
  • "hastasi oldugumuz klibin yonetmeni spike jonze degil garth jennings'tir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    charades, pop skill
    water hyacinth, named by a poet.
    imitation of life
    like a koi in a frozen pond
    like a goldfish in a bowl
    i dont want to hear you cry

    thats sugarcane that tasted good
    thats cinnamon thats hollywood
    c'mon c'mon no one can see you try

    you want the greatest thing
    the greatest thing since bread came sliced.
    you've got it all, you've got it sized.
    like a friday fashion show teenager
    freezing in the corner
    trying to look like you dont try

    thats sugarcane that tasted good.
    thats cinnamon thats hollywood
    c'mon c'mon no one can see you try

    no one can see you cry

    thats sugarcane that tasted good
    thats freezing rain thats what you could
    c'mon c'mon no one can see you cry

    this sugarcane
    this lemonade
    this hurricane, i'm not afraid.
    c'mon c'mon no one can see me cry
    this lightning storm
    this tidal wave
    this avalanche, i'm not afraid.
    c'mon c'mon no one can see me cry

    thats sugarcane that tasted good
    thats who you are, thats what you could
    c'mon c'mon no one can see you cry

    thats sugarcane that tasted good
    thats who you are, thats what you could
    c'mon c'mon no one can see you cry


    (azuth - 18 Ağustos 2002 18:13)

  • comment image

    neden olduğunu hiç anlamadığım bir şekilde beni çok etkileyen şarkıdır. rem'i çok bilmem, pek sevmem fakat bu şarkıyı ne zaman duysam mutlu oluyorum. bir de cry mı diyor try mi hiç anlamıyorum ya ona da çok şaşıyorum. bolca yazılmış çizilmiş gerçi ama videoklibi de bir harikuladedir gerçekten.


    (greatest thing since bread came sliced - 10 Ocak 2010 02:27)

  • comment image

    1959 yapımı drama filmi. hikayesi başroldeki lara turner'ın hayatına benzemekte hırslı, başarılı bir aktris olma yolunda ilişkilerinden ödünler veren bir kadını konu almaktadır. yönetmeni douglas sirk ve diğer oyuncuları john gavin, sandra dee, dan o'herlihy, susan kohner'dir.


    (supernova - 13 Şubat 2003 00:05)

  • comment image

    klibinde kameralar değişik açılara yerleştirilmiş ve üst üste montajlanmış olan spike jonze yaratıcılığının arka arkaya hatırlatıldığı rem parçası


    (ars - 3 Mart 2003 14:48)

  • comment image

    anthrax'ın among the living albümünün son şarkısı.

    there's nothing i hate more, than all these plastic people
    with all their plastic promises, and all their plastic deals
    they just can't be themselves, and live their own lives out
    they're just an imitation of what life's all about

    "because of me you are who you are
    so sign your name, and you'll go far
    i'm your friend, i think you should
    so sign your name, it's for your own good"
    how many times have you heard this today ???

    some bogus piss-on saying "let's do lunch babe"
    for them this bullshit, it's their whole life
    cut through their bullshit with a knife
    imitation of life

    ooooooooh, ooooh, oh
    anger burns
    whatever happened to the guy i knew
    a media creation, a monster grew
    our story had an unhappy end
    but this could change, i still call him friend

    "take my advice, listen to me
    a great opportunity, can't you see
    i only want what's best for you
    the deal of a lifetime, what more can i do"
    how many times have you heard this today ???

    some stupid sucker says "it's great, we luv ya babe"
    for them this bullshit, it's their whole life
    cut through their bullshit with a knife
    imitation of life

    ooooooooh, ooooh, oh
    anger burns
    bands dress like women, with hairspray and lace
    i'd pass an image law, stick it in their face
    let's see how long they keep dressing this way
    wearing this image twenty four hours a day ...

    did you ever think for yourself ??
    just once, did you ever think ??
    that's all i want to know

    imitation of life, living out a lie
    you'll never be right, imitation of life
    why are you here ??, you're taking up my space

    the new imperfect race, imitation of life

    ooooooooh, ooooh, oh
    anger burns
    whatever happened to the guy i knew
    a media creation, a monster grew
    our story had an unhappy end
    but this could change, i still call him friend
    there's nothing i hate more
    than all these plastic people
    with all their plastic promises
    and all their plastic deals
    they just can't be themselves
    and live their own lives out
    they're just an imitation
    of what life's all about
    imitation of life


    (uco - 21 Mayıs 2003 19:45)

  • comment image

    like a friday fashion show teenager
    freezing in the corner
    trying to look like you dont try

    gibi söylemleriyle alttan alttan dalgasını da geçmektedir rem. bana moral verici bir şarkıdan çok "bak bu budur, aha bu da bu" gibi diktelerle kafayı sıyırtan diktatörleri hatırlatır. ayrıca şarkının adı imitation of life, başlı başına bir pessimism sebebi bence.


    (wounded walker - 23 Ağustos 2003 01:10)

  • comment image

    videoklip tarihinin en parlak fikirlerinden bir tanesine sahip parça. şarkının kendisi de acayip güzeldir ve revealın en mutlu şarkılarındandır.


    (edved - 18 Ocak 2004 18:12)

  • comment image

    başında "cuvvok cok cok" efektleri ile giren son derece başarılı (ne kadar yetersiz oldu) rem parçası. yaz günleri gelende ses sonuna kadar açılıp dinlenilesi, her nerede isek sek sek sekilesi bir çalışma olmuş, keşke sözlerini ben buraya nakletse idim dedirten müzikal başarı olmuş.

    "thats who you are, thats what you could. c'mon c'mon no one can see you cry" cümlesi ile sevindirir*, güldürür, easy like sunday morning havasına sokar dinleyeni*.

    acaba the greatest thing since bread came sliced rem'in kendisi midir? (belki, olabilir)


    (cheja - 23 Mayıs 2001 13:27)

  • comment image

    ırkçı önyargıları, toplumsal yozlaşmayı, sevgisiz ve düşman bir dünyayı betimleyen tipik bir douglas sirk melodramı. aynı zamanda yönetmenin hollywood makinesiyle özel bir hesaplaşması.


    (hanging rock - 23 Mayıs 2015 16:56)

  • comment image

    $arkıya klipte sürekli insanlar e$lik ediyorlar,tek bir scene shot nasıl bu hale getirilebilir,nasıldır halen çözemediğim inanilmaz $ahane,her seferinde yeni $eylerin ke$fedilecegi klibe sahip $arkı.


    (dementia - 13 Temmuz 2001 01:09)

  • comment image

    yaratıcılığın doruğunda şaheser bir klibe sahip rem şarkısı. ancak spike jonze 20 saniyelik çekimden böyle birşey çıkarabilirdi (bir ihtimal bir de michel gondry). ilk izleyişte mal gibi bakılır, sonraki izleyişlerde detayların farkına vardıkça "oha spike, allah belanı versin" demeden durulmaz.


    (gebura - 17 Temmuz 2005 16:45)

  • comment image

    sessiz sinema,pop yeteneği,
    deniz sümbülü,bir şair tarafından ismi konmuş,
    yaşam imitasyonu..
    bir japon balığı`*` gibi,donmuş bir havuzda..
    bir süs balığı gibi,bir klozetin dibindeki..
    senin ağlamanı duymak istemiyorum.

    (
    artık seslerin pek bir önemi yok, herşeyin görünüş üzerine kurulduğu bir düzende.. geçici yetenekler arıyoruz artık sadece..
    `*`: japonlar sadece göze hoş gelmesi için genlerleriyle oynarlar balıkların, birçokları azap verici acılarla boğuşur, resesif genler türedikçe hastalık kapma olasılıkları artar, mutasyon akla gelemiyecek özürler getirir beraberinde sadece süs için..
    güzel olan ne kadar popülerse modası geçtiğinde o kadar değersizdir.. aslında güzelliğin anlamı kalmaz çirkinlik günah addedilirken.. varolan dengeler karşıtların çatışmasıyla kurulur der diyalektik. kutuplardan birisini kafamızda bitirmemiz yeterlidir kaosun tomurcuklanması için..
    )

    bu şekerkamışı güzel tat veren,
    bu tarçın`*`, bu hollywood,
    haydi,haydi kimse denediğini göremez.

    (
    `*`: tatlılarla barışık olan tek baharattır.. eskiler mutluluk verici bir madde olarak kullanırlarken günümüzde parfümün ana maddelerinden biri olmuştur.. özünde bozuk olan birşey iyi bir makyajla beş duyuya hitap edecek hale getirildiğinde gerçek biraz daha uzaklaşır..
    hollywood'u karşısına almaktan çekinmez stipe..boyalı tepe, başında gelmektedir günümüz tarçınlarının..
    kimse denemiyor ama gerçeği görmek için..
    )

    en muhteşem şeyi istersin,
    ekmek dilimlene geldikten beri en muhteşem şeyi,
    herşeye sahipsin, uygun ölçülerde sahipsin.
    cuma günkü bir moda şovu gibi, yeniyetme
    köşede donarken.
    denemezmişin gibi gözükmeye çalışırken...

    (
    herşeyin en güzeli insanoğlunun tekelinde olmak için vardır.. didinir dururuz saçlarımız dökme, hücrelerimizi bozma, derimizi dökme pahasına 'mükemmele' ulaşmak için.. 'mükemmel' olan göz önünde olandır bize göre modadır sadece.. spot ışıklarını çok severiz huyumuz kurusun ki..
    onlar askılardan ibarettir sadece, uygun ölçülere gelmek görevleri olarak dikte ettirilmiştir..(mutsuz olsalarda 'söyleneni yap' komutu verir beyinleri.. yolları büyük patronların masasının altından da geçer elbette..) yalnız şöyle bir sorun vardır: insanlar taşınan kıyafetlere değil askılara bakmaktadır sadece ağızlarını suyunu akıtarak.. herşey vücut temasına kurulmaktadır artık..
    uyum sağlamaya çalışırken küfür etmiyor musun sen de bu işlere?..
    )

    bu şekerkamışı güzel tat veren,
    bu tarçın, bu hollywood,
    haydi haydi, kimse denediğini göremez.

    kimse ağladığını görmez,
    bu şekerkamışı güzel tat veren,
    bu donduran yağmur,bu senin yapabildiğin..
    haydi haydi, kimse ağladığını görmez.

    bu şekerkamışı
    bu limonata
    bu fırtına, ben korkmuyorum..
    haydi haydi, kimse ağladığını görmez.

    bu şimşekli fırtına,
    bu gelgit dalgası,
    bu çığı, ben korkmuyorum..
    haydi haydi, kimse ağladığımı görmez.

    (
    bu mücadele de müziğini yapıyor stipe sözleri kendine çevirirken.. yalnız hissediyor feci şekilde bu mücadelesinde.. insanlar zaten yanlış olduğunu bile bile yapıyorlarsa bunları, uyarmanın bir manası kalmıyor aslında sanatçı ne kadar çığırsa da..
    manasız da olsa sonuç alıyor az da olsa.. birikmesini dilemek kalıyor sadece sonuçlarının..
    )

    bu şekerkamışı güzel tat veren,
    bu kim olduğun, bu ne yapabildiğin..
    haydi haydi,kimse ağladığını görmez.

    bu şekerkamışı güzel tat veren,
    bu kim olduğun, bu ne yapabildiğin..

    live 8'de rem'in açılış şarkısı, stipe'ın electron blue'sundan kalma savaş boyasıyla yaptığı önsöz hala aklımda:
    stipe: hello this is rem and this is what we do!

    (bkz: commercial for levi)*
    (bkz: californication)*
    (bkz: hollywood)*
    (bkz: american dream)*
    (bkz: fake plastic trees)*
    (bkz: money for nothing)*


    (starcrossed - 23 Ağustos 2005 23:11)

  • comment image

    douglas sirk un 1959 yapimi muhtesem basyapittir imitation of life. imitation aldatmaca midir, yoksa gerceklerin yansimasi mi?
    bir douglas sirk filmi bana gore spoil edilemez, ama ben izlemedim, bilmek istemiyorum diyorsaniz okumayin bundan sonrasini.

    imitation of life bana gore herseyden cok gizli irkcilikla ilgilidir, ve bunun ipuclarini zaten daha acilis sahnesinde (ki sirk'un karakterlerini izleyiciye tanistirmasi her zaman efsanevi, her zaman ders gibidir) sirk veriyor. kesfini luara mulvey'e borclu oldugumuz bir ilk dakika golu var mesela o acilis sahnesinde. ancak ciddi provalarla ve hesaplanarak elde edilebilecek bi kare var. lora (lana turner) merdivenlerden inerken fotografci onun fotograflarini ceker. tam o sirada arkadan guzeller guzeli siyah bir kiz gelir, fotografci onu da cekecekken lora adama carpar. mulvey'e gore bu sahne kadinin bir anlamda bilinc altidir. o kadar kisadir ki bu sahne... ve o kadar cok anlam yukludur ki o fotograf.

    daha sonra annie (juanita moore) ile tanisiriz. annie sunlari soyler lora'dan kendisine is vermesini isterken:
    evde bir yardimcin olsun istemez misin, kucuk kizina bakacak? akli basinda, duzenli bir kadin, kus kadar yiyip hic tatil yapmadan calissa da umursamayan ve cok ucuza calisacak birini istemez misin?
    annie siyahtir. siyahlar kus kadar yiyip cok ucuza calisirlar.
    film yurek paralayan sahnelerle devam eder ve finali da feci hislidir. ama douglas sirk, her seferinde dedigim gibi, dedikleriyle oldugu kadar gosterdikleriyle de insani buyuler. bakacak goze anlatacagi hikaye bitmek tukenmek bilmez.

    aynalari bu filmde ornegin cok sistematik bir bicimde imitation meselesini sorgulamak icin kullanmistir. her aynada bir akis belirdiginde bu 'an' o kisinin hayatinda gercek mi yoksa gercekustu ve belki de hic gercek olmamasi gereken mi bilemedigimiz, ama hayatin taa icinden bir gercegin yansimasi olan anlar. kisinin gerceklerin tuhaf yansimalarinin cok derinlerde hissettigi anlar . sarah jane'nin annesi siyah oldugu icin dayak yedigi an, lora'nin yillardir birlikte yasadigi annie nin ozel hayati hakkinda hic bir fikrinin olmadigini anladigi an, ve daha bir cok boyle an. aydinlanma ve bu aydinlanmadan oturu karanliga gomulme, ice cekilme anlari.

    gelmis gecmis en dokunakli filmleri dehasi ile ceken, kolaya kacmayan douglas sirk'e hayran olmamak elde degil. ona, samimiyetine, caliskanligina ve izleyiciye saygisina saygi duymamak, sinema sanatina kattiklari icin ona mutesekkir olmamak elde degil.


    (fitfit - 23 Ağustos 2006 05:22)

Yorum Kaynak Link : imitation of life