IMDB Puanı   : 6
Oy Sayısı         : 77.744
Süre                : 1 Saat 38 dakika
Çıkış Tarihi     : 20 Nisan 2001 Cuma, Yapım Yılı : 2000
Türü                : Komedi,Romantik,Spor
Taglar             : female butt jiggle,bacak,long haired woman,woman wearing a micro mini skirt
Ülke                : ABD
Yönetmen       : Peyton Reed (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Jessica Bendinger (IMDB)
Oyuncular      : Kirsten Dunst (IMDB), Eliza Dushku (IMDB)(ekşi), Jesse Bradford (IMDB), Gabrielle Union (IMDB)(ekşi), Clare Kramer (IMDB)(ekşi), Nicole Bilderback (IMDB), Tsianina Joelson (IMDB), Honorine Bell (IMDB), Nathan West (IMDB), Huntley Ritter (IMDB), Natina Reed (IMDB), Richard Hillman (IMDB), Lindsay Sloane (IMDB), Bianca Kajlich (IMDB), Holmes Osborne (IMDB), Cody McMains (IMDB), Ian Roberts (IMDB), David E. Taylor (IMDB), Clementine Ford (IMDB), Leonard Clifton (IMDB), Dru Mouser (IMDB), Ryan Drummond (IMDB), David E. Willis (IMDB), Beth LaMure (IMDB), Anne Fletcher (IMDB), Daniella Kuhn (IMDB), Aloma Wright (IMDB), Peyton Reed (IMDB), Jodi Harris (IMDB), Nectar Rose (IMDB), Hilary Angelo (IMDB), Riley Smith (IMDB), Ruby Gonzalez (IMDB), Lisel M. Gorell (IMDB), Brandon Henschel (IMDB), Kenyetta Lethridge (IMDB), Michael McCafferty (IMDB)

Bring It On (~ Girls United) ' Filminin Konusu :
San Diego'da bulunan Rancho Carne lisesinin amigo takımı Toro daha önce beş kez üst üste aldıkları ülke çapındaki birinciliğin bu yıl altıncısını almak istemektedir. Hazırlıklara başlama sırasında takımın yeni kaptanı Torrance (Kirsten Dunst), kendilerine daha önce birincilikler kazandırmış figürlerin ve hareketlerin aslında East Compton'daki başka bir okuldan kopyalanmış olduğunu öğrenir.   Toro'nun kaptanı yeni figürler için ekibini sıkı bir çalışmaya sokarken, diğer takım Clovers'ların ise başka bir derdi vardır; şampiyonaya gitmek için yeterli paraları yoktur.


  • "bb king ve eric burdon* da bu parçayı yorumlamışlardır..her ikisi de birbirinden güzeldir.."
  • "1961 tarihli sam cooke parçası. soul müziğini tanımlayan ilk eserlerden biridir, ayrıca geri vokalde lou rawls vardır, daha ne olsun?"




Facebook Yorumları
  • comment image

    dünyanın en güzel şarkısını sorsalar, ve ben bi telaşla bu şarkının adını versem sonradan pişman olmayacağıma eminim. başka bişeyler var bu şarkıda akıp giden, onu herhangi bi güzel şarkıdan ayıran.

    bir de ali filminin girişinde davit elliott'ın söylediği upuzun bi versiyonu vardır ki tadından yenmez.

    http://www.youtube.com/watch?v=np4cqf3ogrm


    (saladze - 8 Eylül 2012 19:28)

  • comment image

    sözler uçmuş, tamamını koyayım:

    if you ever change your mind
    about leaving, leaving me behind
    oh, bring it to me, bring your sweet loving
    bring it on home to me, oh yeah

    you know i laughed, when you left
    but now i know i've only hurt myself
    oh, bring it to me, bring your sweet loving
    bring it on home to me, yeah, yeah, yeah

    i'll give you jewelry, money too
    and that's not all, all i'll do for you
    oh, bring it to me, bring your sweet loving
    bring it on home to me, yeah, yeah, yeah, yeah…

    you know i'll always be your slave
    until i'm dead and buried in my grave
    oh, bring it to me, bring your sweet loving
    bring it on home to me, yeah, yeah, yeah, yeah…

    if you ever change your mind
    about leaving, leaving me behind
    oh, bring it to me, bring your sweet loving
    bring it on home to me, yeah, yeah, yeah, yeah…


    (kahvesigara - 30 Haziran 2012 02:34)

  • comment image

    sabah sabah bu şarkıyı dinlerken ve yine pek bir severken bana komik gelen bir şey de fark ettim. öncelikle bu şarkıyı the animals'tan bilip dinlemişimdir hep. girişteki güzel piyano ve sonrasında ritimle akıp giden her an cıvıtacakmış ya da çıldıracakmış izlenimi veren vokal* güzel olan şarkıyı şahane yapıyor. normalde biraz mıy mıy gelebilecekken oldukça dinamik geliyor bu yüzden. tabii bu benim zevkim.

    neyse işte sözlere kulak kabartırken, nasıl da güzel bir pişmanlık şarkısı olmuş aslında diye düşündüm elbette. ayrılığın ardından adam pişman falan, ne ettimse kendime ettim, dön ne olur diyor. sonra durduk yere güldüren yer geliyor. adam kadına, o tatlı aşkını da eve getirerek dönmesi için sesleniyor, sonra da dönersen sana mücevher ve hatta para vereceğim diyor. gülmeyeyim de ne yapayım! şarkı resmen iki kıta arasında takla, hatta perende attı. sabah sabah aklıma bileğinde kocaman altın künye, boynunda kol kadar zincirin ucunda nal kadar madalyonu ile kapatmasını bekleyen bir denyo geldi. aynı denyo aşağıdaki sözleri de ediyor, kulun, kölen olurum diyor. sonra da son kıtada ama sen de ipin ucunu kaçırmıştın yavrucuğum, geceleri eve girmek bilmiyordun diye konuyu ve ayrılık sebeplerini, kadının çekip gitme nedenini özetleyiveriyor. adam, kadını bunaltmış işte az gez diye, hatta kadını hırpaladığına dair bir ima var. kadın da rambling rose gibiymiş biraz herhalde, bilemeyiz tabii.
    velhasıl yazdıklarıma baktım da şarkının konuya acayip bir yaklaşımı varmış. romantizmin doruklarında gezinirken, bir yandan da materyalizmin dibine vurmuşlar. ilginç bir ilişkiymiş bu. sana mücevher ve para vereceğim evine dön hadi, gülüm benim, derdim aşkım canım benim.

    burada verilmiş sözlerin eksik kısmını da iliştireyim (sondan bir önceki kıta oluyor bu):

    you know i'll always be your slave
    until i'm dead and buried in my grave
    oh, bring it to me, bring your sweet loving
    bring it on home to me, yeah, yeah, yeah, yeah


    (kahvesigara - 24 Ocak 2010 11:44)

Yorum Kaynak Link : bring it on home to me