Süre                : 1 Saat 43 dakika
Çıkış Tarihi     : 16 Haziran 2010 Çarşamba, Yapım Yılı : 2010
Türü                : Animasyon,Macera,Komedi,Aile,Fantazi
Taglar             : Geri dönüşüm,oyuncak,kolej,kaçış,Günlük bakım
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Walt Disney Pictures , Pixar Animation Studios
Yönetmen       : Lee Unkrich (IMDB)(ekşi)
Senarist          : John Lasseter (IMDB)(ekşi),Andrew Stanton (IMDB)(ekşi),Lee Unkrich (IMDB)(ekşi),Michael Arndt (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Tom Hanks (IMDB)(ekşi), Tim Allen (IMDB)(ekşi), Joan Cusack (IMDB)(ekşi), Ned Beatty (IMDB)(ekşi), Don Rickles (IMDB)(ekşi), Michael Keaton (IMDB), Wallace Shawn (IMDB), John Ratzenberger (IMDB)(ekşi), Estelle Harris (IMDB), John Morris (IMDB), Jodi Benson (IMDB), Emily Hahn (IMDB), Laurie Metcalf (IMDB), Blake Clark (IMDB), Teddy Newton (IMDB), Bud Luckey (IMDB), Beatrice Miller (IMDB), Javier Fernández-Peña (IMDB), Timothy Dalton (IMDB), Lori Alan (IMDB), Charlie Bright (IMDB), Kristen Schaal (IMDB), Jeff Garlin (IMDB), Bonnie Hunt (IMDB), John Cygan (IMDB), Jeff Pidgeon (IMDB), Whoopi Goldberg (IMDB), Jack Angel (IMDB), R. Lee Ermey (IMDB), Jan Rabson (IMDB), Richard Kind (IMDB), Erik von Detten (IMDB), Amber Kroner (IMDB), Brianna Maiwand (IMDB), Jack Willis (IMDB), Carlos Alazraqui (IMDB), Teresa Ganzel (IMDB), Jess Harnell (IMDB), Danny Mann (IMDB), Mickie McGowan (IMDB) >>devamı>>

Toy Story 3 (~ Oyuncak Hikayesi 3) ' Filminin Konusu :
Woody ve Buzz, sahipleri Andy’nin günün birinde büyüyeceğini kabullenmiş durumdadır. Peki o gün gelip çattığında ne yapacaklardır? Serinin üçüncü bölümünde Andy, üniversiteye gitmeye hazırlanmakta, sadık oyuncakları ise belirsiz gelecekleri yüzünden endişe içindedir.

Ödüller      :

Academy Awards - Oscar:En İyi Animasyon, En İyi Film Müziği
Golden Globes:Golden Globe-Best Animated Film


  • "devrecilik üzerine yapılmış en iyi film."
  • "izlerken en çok ağladığım filmler listesine schindler's list'in arkasından hızlı bir giriş yaptı orospu çocuğu."
  • "bu filmde oyuncak köpek, ayı veya domuz konuşabiliyorken neden oyuncak eşek konuşamıyor anlamış değilim."
  • "kendini oyuncak zanneden arkadaşları rahatsız etmiş :/"
  • "konusuyla, karakterleriyle, müzikleriyle birçok filmi ezen animasyondur. eritme kazanına giden oyuncakların el ele tutuşma sahnesi enfestir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    dünya çapında yaptığı 1.063.161.943 dolarlık hasılat ile en çok kazandıran ve bununla doğru orantılı olarak en çok izlenen animasyondur. sırası ile avatar, titanic, lord of the rings: the return of the king ve pirates of the caribbean: dead man's chest ardından en fazla getiriye sahip olan yapımdır. hani bu beşinci sıradaki yeri değişir de, farklı bir animasyonun ilk bahsettiğim rekoru kırması pek mümkün gözükmüyor gibi. en azından benim ömrüm buna yeter mi, hiç zannetmiyorum.

    bu ilgiyi hak ediyor mu peki? kesinlikle. izlediğim en başarılı animasyonlardan birisi. bunu tartışmaya bile gerek yok. ayrıca animasyon da olsa, bir devam yapımının nasıl yapılması gerektiğine dair çok güzel bir örnek, adeta ders niteliğinde. ikinci bölüm de aynı şekilde çok başarılı idi ve bu da pek tabi bu başarısı için çok önemli bir etken. insanlar bu yapımın sırf ticari kaygı ile, üzerinden ekmek yenilmek üzere yapılmadığını bildiği için gönül rahatlığı ile gittiler. 1995 yılında çocuk olup, şu an kazık kadar adam olan adam ile bugünün çocuğunu aynı salonda buluşturabilmesidir durum aslında. fazla uzatmaya gerek yok; her yönden başarılı ve aldığı ödülü de sonuna kadar hak ediyor.

    seri hakkında da ufak tefek bir kaç bilgi hatta ilginç detay verelim.

    - diğer iki filmi de düşünecek olursak, rotten tomatoes'dan %100 alamayan tek bölümdür. yine de %99 alarak, en baba filmlere bile kıyan bu sitede şovuna devam etmiştir.

    - barbie bebeklerinin başta filmde gözükmesi istenmemiş zira filmin başarılı olup olmayacağı pek belli değilmiş. ayrıca barbielerin belirli bir karakteri olmaması ve çocukların bunu hayal etmesi amacı güdülüyormuş. pek tabi ilk filmin başarısından sonra bunların hepsi hikaye olmuş.

    - bütün seriler boyunca pixar'ın bir haftalık süreçte yapabildiği en verimli iş 3.5 dakika imiş.

    - filmde kullanılması planlanan gi joe oyuncakları, hasbro bunların sid tarafından patlatılacağını öğrenince kullanılamamış. bunların yerine bildiğimiz ve sevdiğimiz yeşil ordu adamcıkları kullanılmış.

    - buzz'ın seslendirmesi için öncelikle jim carrey düşünülmiş fakat verilen bütçe yeterli olmadığı için hayata geçmemiştir. billy crystal ise buzz'ın seslendirmesi için gelen teklifi kabul etmemiş fakat filmi gördükten sonra bunun kariyerinin en kötü kararı olduğunu itiraf etmiştir.

    - andy'nin kütüphanesindeki kitapların isimleri, diğer pixar yapımlarıdır ve bazılarının yazarları da kendi çalışanları olarak gözüküyordur.

    - üçüncü film öncesi bütün ekip kafaları kazıtmış. bunun sebebini anlamadım açıkcası. değişik kafalar tabi...


    (kon - 22 Mart 2011 09:42)

  • comment image

    beni ağlatmayı başarmış bir animasyon filmidir

    --- spoiler ---

    o ateşe doğru giderken ölümü kabullenmeleri elele tutuşup ölümü beklemeleri ne acı bir sahneydi o diğer 9 oscar adayı içinde böyle duygusal bir sahne barındıran bir film yoktu.son sahnede andy'nin oyuncaklarıyla vedası da bayağı duygusal idi ama çöpteki sahne kadar değildi sanki

    ---
    spoiler ---


    (gleek - 22 Mart 2011 01:50)

  • comment image

    mr. pricklepants (nam-ı diğer van der shush) ismindeki oyuncak kirpinin, çocuğun kendisiyle oynamasını aşırı ciddiye alması ve boş boş bakan hareketsiz bir oyuncak rolüne bürünebilmek için girdiği tripler bu filmde en çok güldüğüm sahneydi sanırım. bir neslin oyuncaklarına bambaşka bir gözle bakmasına sebep olmuştur toy story serisi, ben de o nesildenim.


    (pitjantjatjara - 28 Ocak 2011 03:25)

  • comment image

    konusuyla, karakterleriyle, müzikleriyle birçok filmi ezen animasyondur.

    --- spoiler ---

    eritme kazanına giden oyuncakların el ele tutuşma sahnesi enfestir.

    ---
    spoiler ---


    (half admin - 2 Ekim 2010 18:00)

  • comment image

    --- spoiler ---

    andy'nin başta woody'yle ve diğer oyuncaklarla vedalaşma sahnesi en kral dramaya bile şapka çıkartır cinsten duygusaldır. 30'una merdiven dayamış benim gibi bir adamın bile gözlerini yaşartmış bir finali vardır bu filmin.

    ---
    spoiler ---

    keza animasyon deyip geçmeyin. sadece animasyon değildir bu film. başka bir şeydir.


    (piccadilly - 2 Ekim 2010 17:35)

  • comment image

    şahane bir film.

    --- spoiler ---
    her şey tamam da, bende bir yamulma yoksa, artık kafayı yemeye falan başlamadıysam, woody bildiğin jack shephard. o konuşmalar, hareketler falan. bi ara tipini bile benzettim desem yeridir.

    'lost'suzluktan nası bi kafaya geldiysem artık' diyerek kestirip atamıyorum da, o derece. tey allaam.
    ---
    spoiler ---


    (pap - 12 Temmuz 2010 12:12)

  • comment image

    --- spoiler ---

    en baştaki soygun sahnesinde patates kafa'nın "bana dokunamazsın şerif, çünkü güç kalkanlı köpeğim var!" dediğinde, woody'nin "benim de dinozorum var, ve güç kalkanı olan köpekleri yer!" cümlesinin geleceğini biliyor olmak, sizi kolunuzdan tutup taa ilkokul yıllarınızda toy story'i izlediğiniz sinema salonuna götürür.

    ---
    spoiler ---


    (thefalloftekin - 12 Temmuz 2010 03:46)

  • comment image

    11 yıl sonra dönmüş ve muhteşem dönmüş olan harika çizgi film. son yarım saatinde bariz hüngür hüngür ağladım. dolaba kaldırdığım, atmaya kıyamadığım oyuncaklarımı ve ne kadar büyüdüğümü düşünerek. eve gelince, dolaptan çıkardım onları güzel bi selamladım.
    mükemmel filmdi, mükemmel.

    (bkz: doksanlarda çocuk olmak)


    (kelebenk - 12 Temmuz 2010 02:58)

  • comment image

    9 yaşındaymışım... ilk filmi sinema salonunda yaşıtlarımla ağzımın suları aka aka izlerken sadece 9 yaşındaymışım. çocukluğum boyunca bir woody'im, bir buzz lightyear'ım olmadı belki ama bu sürece benimle eşlik eden çok sayıda oyuncağım oldu. toy story 3'ün finalinde gözleri dolduran, çoluğa çocuğa rezil olmamak uğruna o aptal gözlüğü çıkartmayan duygu da burada barınıyor aslında. çocukluğumun şahidi, kolu bacağı kopuk oyuncaklarımdan hiçbiri yok artık! kimbilir nerelerde heba olup gittiler?

    bugün yığınla çocuğun arasında izlediğim filmdir. hepsi de 9, bilemedin 10 yaşındadır... film bittiğinde sadece aptal birer gülümseme vardı hepsinin yüzünde. muhtemelen televizyonda gördükleri renk cümbüşünden bir farkı da yoktu onlar için. işte sırf bu yüzden onların filmi değildir toy story 3. evet, çocuk filmidir belki, ama dedim ya, onların değil, 90'lı yılların çocuklarının filmidir.


    (ultranil07 - 10 Temmuz 2010 22:39)

  • comment image

    agladim...
    sonunda bildigin agladim, bunu da yaptim ya artik ben ne diyeyim.*

    --- spoiler ---

    tamam buzz ispanyol moda gecince ayila bayila guldum, kacis sahnelerine hasta oldum, patates kafalarla nostalji yaptim falan ama;

    o tam bunlar artik cop ogutucusunun sonuna gelip de alev topuna yaklastilar ya, bi anlamli anlamli bakismalar, elele tutusmalar, birimiz hepimiz icin ayaklari... ooof! hele o son artik andy onlari emin ellere birakirken, o kucuk kiz cocuguna bittim, onlarla ayri ayri vedalasmasi, kizla beraber oynamaya baslamasi, yeni bir hayata baslarken ardinda biraktiklari, cocuklugu...

    ---
    spoiler ---

    tutamadim, akti gitti sicim gibi...

    o degil de birlikte gittigim erkek kardesime 158 yil dalga konusu olucam, yanarim yanarim ona yanarim. ulan pixar! ayrica 3d cekmeye ne gerek varmis? cevab vereyim hic mi hic gerek yokmus! dublajsiz orjinal siddetle tavsiye ederim, dublajliya niye gider yetiskin bir insan onu da anlamam ya, neyse. yetiskin bir insanin cizgi filmde aglamasini hele hic anlamam, ustume gelmeyin.


    (the spy in the attic - 8 Temmuz 2010 04:35)

  • comment image

    son gunlerde izledigim en guzel film, iyi ki yegenim boyle bir talepte bulunmus da izledim. gunumun olayi idi.

    son sahnelere dogru goz goze gelip el ele tutustuklarinda gozlerim doldu benim. cikista kerim'e cok duygulandigimi soyledim, gozlerinin ici guldu. hala seni anliyorum, aslinda ben de aglayacak gibi oldum orda, ama sen alay edersen diye gizlice sildim gozlerimi dedi. huzunlu bir sahnede aglamanin, duygulanmanin hic de ayip olmadigini konusarak donduk eve.

    kitapligimin rafinda oturan senelerin yok edemedigi 2 oyuncagima baktim evde, kucuk zenci bebegim "karaböcük" ile saçları artık keçeleşmiş olan "peri kızı cindy". ben eskilere dalmisken istanbul'dan en yakin arkadasim aradi. oyuncak hikayesi 3 yuzunden pek huzunlu oldugumu, filmde neredeyse agladigimi soyledim. kahkahayi patlatti. kizim manyak misin sen, regl olmak uzere falan misin don bir an once istanbul'a da ben senin havani alivereyim; dedi.

    4 ve 24 yas arasindaki farki bir kez daha anladim.

    ama siz, yasiniz kac olursa olsun bu filmi izleyin.


    (m g - 5 Temmuz 2010 22:05)

  • comment image

    beklenen günün gelmesiyle beraber koşa koşa gidip izlediğim muhteşem film. serinin en iyisiydi-değildi muhabbetine hiç girmeyeceğim zira 3 film de kendi çapında birer başyapıttır benim gözümde. bunu da 5-6 kere daha seyrettiğimde ilk iki filmin mertebesine gelip yanlarına yerleşecektir mutlaka. temel fikrini bu kadar güzel kullanan ve üzerinden bu kadar güzel hikayeler kuran başka bir seri gelmemiştir, gelmesi de zordur. siz odada yokken canlanan oyuncaklar...fikir bu kadar işte... ama sonuçlara bakın.

    ilk önce afm sinemalarına laflar hazırladım. bugün öğlen sularında en son kontrol ettiğimde (ki böyle bir fırsata inanamadığımdan ikide bir kontrol etmiş olmalıyım) afm fitaş 21:15 seansı altyazılı görünüyordu. biz de aldık 34 yaşındaki amerikalı arkadaşımızı gittik sinemaya. bilet gişesinde bir de ne görelim, profesyonel sinema işletmecileri olan afm kimseleri filmin kopyasını mı ne yetiştirememişler. film türkçe dublajlı gösterilecekti. ee, dedik, ya biletleri mybilet'ten alsaydık? orada orjinal-altyazılı kategorisinde iş bu seans. gittiler baktılar, biz onu düzelttik dediler. evet düzeltmişler, ama günün epey geç bir saatinde. allah'a havale ediyorum, ne diyeyim! amerikalı arkadaş mı? 3 boyutlu sinema merakı, türkçe öğrenme ayağı derken o da girdi bizle sinemaya. konuyu anladığını iddia ediyor, üstelemiyoruz. en azından filimin başındaki kısa filmden keyif almıştır umarız. pixar'ın bugüne kadarki en iyi kısa filmiydi kanımca.

    filme dönecek olursak giden karakterlerden aradığım olmadı, gelenlere ise bayıldım. özellikle küçük kızımız muhteşemken kötü oyuncak bebek az sonra uykuya daldığımda kabuslarıma girmesi büyük olasılık olan bir karakterdi. keza maymun da öyle. ondan korksam mı yoksa ona gülsem mi bilemedim. seslendirme elbette ki rahatsız etmedi, başarılıydı. ancak gönül isterdi ki çocukluğumuza iyice dönelim; woody'miz mehmet ali erbil, buzz'ımız haluk bilginer olsun. benim en sevdiğim karakter rex'tir. rahmetli gürdal tosun sayesinde pek bir güldürür beni. engin alkan da şahane bir iş çıkarmış. 2. filmin kötü adamını da seslendirmiş olması üçlemenin bütününü bozsa da rex'in şapşallığını çok iyi yansıtmış.

    --- spoiler ---
    filmin beni de gülmekten kırıp geçiren şeyi bay tortillakafa ve buzz'ın ispanyol tripleriydi. ken'in kız oyuncağı olmadığı iddiaları da hem içerik hem biçim açısından pek komikti doğrusu. bir an beynim yıkanıp erkek kardeşime ken mi alsam diye düşündüm ama filmin ilerleyen kısmında ken'e nasıl işkence yapıldığını hak vererek izlerken bu fikrimden derhal vaz geçtim.

    4. filmin olmayacağına kesin gözüyle bakıyorum aslında. 2. filmden sonra andy'nin de diğer "sahip"ler gibi olmadığını; örneğin jesse'nin sahibi gibi bizimkileri ihmal etmeyeceğini görmemiz muhtemeldi ama bu saatten sonra andy'siz; yeni "sahip" ile olan maceralardan film yapsalar bu safi para kazanma amaçlı olur. pixar bu tuzaklara düşecek bir stüdyo değil. ne de olsa onlar üst üste 11 hit film yapmış muhteşem insanlar.

    filmin mesajının yuvadan kaçarken çöp kutusunun oradaki sahnede barbie ağzından dillendirilmesi hoş bir ayrıntıydı. aptal sarışınımız filmin mesajını çocuklara iletti, iyi oldu. kadın düşmanlığı savı bu şekilde bile çürütülebilir aslında. ilk filmi izlemeyenler bizim zuzaylıların pençeye olan merakını anlamamış olabilirler ama biz toy story-sever'leri çok eğlendiren bir detaydı. detaydan da öte, hiç beklemediğimiz bir şekilde filmde kahramanlarımızın kurtulmasına bile yol açtı, inanamadık. filmde girmeden önce benzeri pençe oyununa 2 tl kaptırdıktan sonra filmin climax'inin pençeyle yapılması bizi ekstra eğlendirdi.

    filmle ilgili 2 kötü şey söyleyebilirim, artık ne kadar kötü denebilirse. 3 boyut olayı konusunda pixar, ya da disney diyelim, yine başarılı bir iş çıkaramamış. belki filmler çok güzel diye 3 boyut bizim dikkatimizi çekmiyor ama up filmini izlerken de aynı şeyleri hissetmiştim. bir ice age 3, bir how to train your dragon tadında 3 boyut kullanımı yakalayamıyor pixar, bizi üzüyor. sanırım bir sonraki pixar filmini 3 boyutlu izlemek için ekstra bir efor ve para sarf etmem. ikinci kötü nokta ise filmin ilk kısmında andy'nin aslında onları çöpe atmak değil tavanarasına koymak istedikleri tartışmasının en az 3 defa çok benzer diyaloglarla tekrarlanıp durmasıydı. bu biraz sıktı açıkçası ve böylesi şahane bir senaryoya yakışmadı.

    her şey bir yana filmin finaline geldik ya, dünya aydınlandı resmen. o bir üçlemeyi ne güzel bağlamaktır öyle?! andy'nin oyuncaklarıyla son kez oynamasıyla woody'i bile arkasında bırakmasına üzülemedim. çünkü gözüm açık gitmedi. ben de woody'i, buzz'i, rex'i ve diğerlerini o küçük kıza emanet ettim çünkü. güle güle oynasın.
    ---
    spoiler ---


    (under rug swept - 3 Temmuz 2010 02:00)

  • comment image

    1. ve 2.'sini çok beğenerek bir solukta izlediğim toy story'nin bu sabah 3.'sünü indirip tam izlemeye koyulacaktım ki şöyle bir haber gördüm:

    ""oyuncak hikayesi ‘kadın düşmanı’ mı?

    türkiye’de de 2 temmuz’da gösterime girecek olan toy story 3 (oyuncak hikayesi 3) adlı çocuk filminin cinsiyetçi ve homofobik olduğu, çocukları kötü etkileyebileceği iddia edildi. abd’de yayınlanan ms dergisi’ndeki makalede, filmdeki 7 karakter içindeki tek kadın olan barbie’nin aşırı duygusal gösterildiği ve ayrıca ‘hain’ olarak tanımlandığı ifade edildi. makaleye göre, 7 erkek karakterin yanında tek kadın karakter olması da bu ayrımcılığı kanıtlıyor. ayrıca ken karakterinin de eşcinsel modasına uygun şekilde giydirilmesi, bu sterotipin desteklenmesi ve onunla dalga geçilmesine değinen makalede, “filmde kadın ve eşcinsellik düşmanlığı bir arada” dendi.""

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/…w.aspx?id=15177844

    --- spoiler ---

    bu haberi okuduktan sonra filmi izlemeye başladım ve verilen mesajları biraz daha dikkatli takip etmeye çalıştım. fakat hiç de haberde iddia edildiği gibi -en azından kadın düşmanlığı konusunda- kötü bir tabloya rastlamadım. aslında 2. filmde ben cinsiyetçiliği daha çok hissetmiştim. bir ara andy'nin oyuncakları kardeşi emily'nin odasındaydı ve emily onlara önlük takıp misafirliğe gitmişler gibi yemek yediriyordu. oyuncaklar bu oyundan çok sıkılmış gözüktükleri için burada kızların sıkıcı olduğunun ima edildiğini söyleyebiliriz.

    toy story 3'e dönersek öncelikle barbie'nin 7 başkarakterin yanında tek kadın karakter olduğu söylenmiş, bu yanlış bir tespit. barbie dışında, filmdeki başrollerden biri olan kovboy jessie ve patates kafanın eşi de kadın. kaldı ki barbie, filmde aşırı duygusal falan değil. bilakis başlangıçta kötülerin yanında olan ken'i soğukkanlılıkla "bana kıyafetlerinle defile yapsana" diye kandırıp bilgi alarak arkadaşlarını kurtarıyordu. eğer kötülerin tarafını tuttuyorsak bu davranışı yüzünden barbie'ye hain diyebiliriz ama o zaman cinsiyet ayırmaksızın iyi karakterlerin hepsine hain dememiz gerekir.

    bunun dışında barbie'ye güzel ve sarışın olduğu için genel bir klişe olarak aptal muamelesi yapılmasını bekledim (heralde böyle yapıldı ve bu yüzden cinsiyetçilikle suçlanıyorlar diye düşündüm çünkü); lakin böyle birşey de olmadı. barbie oyuncakların sunnyside kreşinden kurtulmasını sağlayan kilit isimdi ve filmin sonunda kötü pembe ayının faşist yönetimini eleştiriyordu (üstelik hiç absürd gözükmüyordu bu eleştiri barbie'nin ağzından). dolayısıyla genel olarak filmde kadın düşmanlığı yoktu bence.

    ama filmde cinsiyetçilik ve homofobiklik olduğunun söylenmesinin nedenini de anlamıyor değilim. çünkü bir sahnede kötü pembe ayı ken'le "kız oyuncağı" ve "yumuşak" diyerek dalga geçiyordu. ama kötü ayıyı kimse sevmiyor ki? film boyunca her türlü pisliği yaptı zaten. sonuçta kötü ayının rolü kötü olmaktı ve film boyunca cinsiyetçilik, homofobiklik, faşistlik, ikiyüzlülük, ihanet, kalpsizlik gibi pek çok role büründü.. bu yüzden filmde kadın düşmanlığı mesajı olduğunu söylemenin, ancak kötü pembe ayıya hak verenlerin perspektifinden algılanabilecek birşey olduğunu söyleyebilirim. (bu arada pembe ayı ken'le kız oyuncağı diye dalga geçiyor ama böyle bir gruplamaya girersek pembe peluş ayı da gayet kız oyuncağıdır)

    filmle ilgili genel yorumlara geçersem, kötü ayının kötü ayı olma hikayesinin anlatıldığı kısım çok güzeldi. orda dramatik atmosfer ve kalp kırıklığı çok iyi yansıtılmıştı, bence o bölüm -atmosferi bozulmadan- yeni bir film bile yapılabilirmiş. ayrıca buzz'ın jessie'ye ispanyol dansıyla kur yaptığı sahne acaip komikti. bir de koca bebek vardı ki; gerçekten çok korkunçtu. zaten normal hayatta da korkarım ben o bi gözü kapalı, kel ve pis oyuncak bebeklerden. çok travmatik olmuş onun sahneleri.

    bu arada son olarak aklıma geldi, woody'nin film biterken kötü ayıyı kurtardığı sahne barış ve kardeşlik mesajı veriyor bence. biara oyuncaklardan biri kötü ayıya çok sinirlenip "yakalarsam dikişlerini sökücem onun" dediğinde woody, "boşver uğraşmaya değmez" diyerek savaş karşıtlığı imasında bulundu, hıhım.

    ---
    spoiler ---


    (living maze - 1 Temmuz 2010 15:27)

  • comment image

    çığlık çığlığa bağırmak, türkiye distribütörüne küfür etmek, lanet olsun demek istediğim filmdir. yazmıştım, haluk bilginer ve mehmet ali erbil'li kadro dururken beren saat-kıvanç tatlıtuğ saçmalamasının reklamı neden yapılır diye. meğerse kadro durmuyormuş, ellerindeki tek isimler bunlarmış da o yüzden afişlerde adları yer alıyormuş. evet, türkçe dublajlı bir klip izledim. woody'nin ahhlamasından kim olduğunu çıkaramadım ama buzz kesinlikle haluk bilginer değil. sonsuzluk ve ötesine gitsin bu dublaj...zamanın ötesine gitsin. şimdi orjinal 3 boyutlu olmayacağına göre keyfimizin içine resmen sıçıldığına şimdiden emin olabiliriz. hayırlı olsun...

    http://www.facebook.com/…/video.php?v=1538648225451


    (under rug swept - 21 Haziran 2010 18:57)

  • comment image

    haberler doğru: yere göğe sığımıyor. uzun zamandır bir filmde bir sahneye sinir krizine girmiş gibi gülündüğüne denk gelmemiştim. sahne bitti, film devam ediyor, seyirci hala çok net bir şekilde 5 dakika önceki sahneye gülmeye devam ediyor. bir ara herkesi sinemadan atacaklar diye korkmaya başladım, o süre boyunca ne izlediğimi ise hatırlamıyorum. bir filmi tekrar izlemek için hiç böyle bir gerekçem olmamıştı, çok mutluyum.


    (otisabi - 18 Haziran 2010 17:36)

Yorum Kaynak Link : toy story 3