IMDB Puanı   : 6,8
Oy Sayısı         : 119.241
Süre                : 1 Saat 55 dakika
Çıkış Tarihi     : 30 Nisan 2010 Cuma, Yapım Yılı : 2010
Türü                : Aksiyon,Drama,Heyecanlı
Taglar             : Cia,Siyasi askeri komplo,weapons of mass destruction,Irak,Irak
Ülke                : Fransa,ABD,İspanya,İngiltere
Yönetmen       : Paul Greengrass (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Brian Helgeland (IMDB)(ekşi),Rajiv Chandrasekaran (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Igal Naor (IMDB)(ekşi), Said Faraj (IMDB)(ekşi), Faycal Attougui (IMDB), Matt Damon (IMDB)(ekşi), Nicoye Banks (IMDB), Jerry Della Salla (IMDB)(ekşi), Sean Huze (IMDB)(ekşi), Adam Wendling (IMDB), Troy Brown (IMDB), Raad Rawi (IMDB), Bijan Daneshmand (IMDB), Amy Ryan (IMDB), Greg Kinnear (IMDB), Bryan Reents (IMDB), Michael O'Neill (IMDB), Patrick St. Esprit (IMDB), Paul Rieckhoff (IMDB), Brendan Gleeson (IMDB), Martin McDougall (IMDB), Antoni Corone (IMDB), Ben Sliney (IMDB), Khalid Abdalla (IMDB), Driss Roukhe (IMDB), Soumaya Akaaboune (IMDB), Jason Isaacs (IMDB), Omar Berdouni (IMDB), Tommy Campbell (IMDB), George W. Bush (IMDB), Mark Shrimpton (IMDB)

Green Zone (~ Yesil bölge) ' Filminin Konusu :
Çavuş Roy Miller ve ekibi, Irak çölünde depolandığından kuşkulanılan kitle imha silâhlarını bulmak üzere görevlendirilir ve ölümcül kimyevi maddelerin peşine düşerler. Ancak bunun yerine, görevlerinin amacını taban tabana değiştirecek bir örtbas olayı ile karşılaşırlar. Farklı amaçları olan ajanlarca çevrilmiş olan Miller, bölgede savaşı tırmandıracak yanıtlara ulaşmak zorundadır.


  • "filmde diğer dikkat çekici husus abd askerlerinin öldürülüşünü dramatize etmemesidir. oysa black hawk down'ı hatırlayın."
  • "(bkz: hani bir kitle imha silahlari vardi onlar ne oldu)"
  • "filmin ana fikri, son aksiyon sahnesinde ıraklı kardeşimiz tarafından verilmiştir;"it's not for you to decide what happens in my country""
  • "filmden sonraki hisler sinir ve huzun karisimi icerir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bu filmi blu-ray üzerinden bir kişi olarak kimi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum; blu ray vurgusunu neden yaptığımı da az aşağıda anlatıyorum.

    gönül isterdi ki abd'nin ırak'ı işgali hakkındaki bu film çok daha önce çekilebilsin, ancak şunu da biliyoruz ki böylesine büyük ve dramatik olayların soğuk kanlılıkla değerlendirilebilmesi için en az bir on yıl gerekiyor; çok uzağa gitmeyelim, kendimizden bakalım, 80 darbesi ile daha şurada yeni üç dört yıldır yüzleşmiyor muyuz, neredeyse otuz sene sonra yani. o yüzden film her ne kadar geç de çekilmiş olsa bence abd'nin ortadoğu'daki askeri varlığı devam ettikçe içeriği sürekli güncel kalacaktır.

    ikinci olarak, filmin senaryosu, 2006 tarihli, imperial life in the emerald city isimli gerçek kitaptan alınma; yukarıda da değinilmiş detayına girmeye gerek yok ancak abd'de çok etkili olmuş, satmış ve ödül almış bir kitap bu; kitabı okumadığım için değerlendiremeyeceğim ama filmin oldukça objektif olduğu konusunda kaniiyim.

    buradan blu ray meselesine geliyorum; disk içerisinde dört ayrı kısa bölüm var, filmin ardından bunlar da izledim; filmin çekilme sürecine ilişkin bu bölümlerde matt damon ile paul greengrass ile yapılmış söyleşiler de mevcut; ancak asıl söylemek istediğim başka bir şey; adamlar filmi çekerken gidip ırak'ta savaşan ve özellikle kitle imha silahları ile byolojik ve kimyasal savaşları arayan, filmde gösterilen ekiplerden askerler bulmuşlar ve filmin her aşamasında onlardan çok detaylı bilgi almışlar. zaten bunlar filmin yapım hikayesinde detaylı olarak anlatılıyor; özellikle filmde asker olarak rol alan kişilerin çoğu emekli gerçek askerler. filmde figüranlar değil, gerçek askerler oynuyor.

    bu gerçek askerlerden bir tanesi, lider olan özellikle önemli, çünkü adam diyor ki ben bu filmin çekilmesine yardımcı olmak istiyorum çünkü düz asker olarak, ırak'ta görev yaparken, kandırıldığımı anladım; politikacılar halkı yalan haberler ve medya ile kandırıp bizleri oraya başka amaçlar için gönderdi; arkadaşlarım orada demokrasi vb. yalanları için değil, politikacıların çıkarları için öldü; bu nedenle bu gerçekler daha geniş kitleler tarafından bilinsin diye bu filme katkıda bulunmak istiyorum.

    bir başka deyişle, bizim abd hakkındaki genel algımızın doğru olmadığına da işaret eden bir film aslında bu. yukarıda yazılmış, hollywood'un ırak için yapıp yapabileceği hesaplaşma bu kadar, daha fazlasını beklememek lazım. dolayısıyla gerek içerik, gerek biçim açısından beğendim bu film.

    edit: en önemli bilgiyi sonrasında buldum, eklemeden edemedim, wikipedia'da der ki film zaten tek başına abd yapımı değil, abd, ingiltere ve fransa ortak yapımıymış. finansmanı da bu üç ülke sağlamış: "the film was produced by working title films,[1] with financial backing from universal pictures, studiocanal, relativity media, antena 3 films and dentsu.[1] principal photography for the film project began during january 2008 in spain, later moving to morocco and the united kingdom." iş şimdi aydınlanmış oluyor, tam olarak bir hollywood filmi olmayınca işte böyle daha eleştirel olabiliyor.

    tavsiye ediyorum efendim; ancak içinde aşk, meşk olmadığı için kız arkadaşınızla değil de yalnızken izlerseniz sonrasında kafanız daha az şişer.

    eyyorlamam bu kadar


    (aegeus - 30 Kasım 2013 18:20)

  • comment image

    amerikalıların (yer yer) öz eleştiri yaparak kalıpları yıktığı birkaç filmden biri.

    yapıtta bourne serisi ile şöhretine şöhret katan 3 çocuk babası matt damon başrolde. çatışma sahnelerinden hoşlanan arkadaşlara hitap eden film yaklaşık 2 saat sürmekte. ırak savaşı'nın asıl nedenin kıytırık istihbaratlar olduğunu lanse eden yeşil bölge keşke biraz da ırak halkının yaşadıklarını işleseymiş.

    başarılı görsel ve sessel efektlere karşın diyaloglardaki yavanlık dikkatlerden kaçmıyor. "indireyim mi, izleyeyim mi?" diye soranlar oldu aranızdan değil mi? elbette.


    (hoffenheimmer - 2 Ocak 2012 20:22)

  • comment image

    ırak işgalini anlatan 2009 yapımı bir holywood filmidir.

    kimi göz için amerikanın aklanmasından ibaret, kimi gözler içinde işgalin iç yüzünü (bi nebzede olsa) anlatan bir filmdir.

    birazdan anlatacağım iki sahne olmasaymış, hakkaten film için ucuz ve yedikleri pisliği aklamaktan mütevellid bir film olurmuş hakkaten.
    bir parantez acalım şuda sorulabilir; be abicim hepi topu iki sahnede bu işi anlatmak için yetermi? evet iki sahne az, bu azlık ya holywood film sektörünün sınırıdır ya da film ekibinin (senaristiyle yönetmeniyle oyuncusuyla) ufkunun sınırıdır, parantezi kapatıyorum.
    ilk sahne general al ravi ile amerikan subayı miller arasında geçer, daha önce yazılmış ama tekrarda zarar görmüyorum:

    miller: general, i'm aware that you had a contact wit a us official in the weeks leading up to the war
    rawi: ...
    miller: i know you were ready to tell them everything about iraq's wmd (weapons of mass destruction) programs
    rawi: what programs, there are no programs
    miller: ?
    rawi- i told your official, we dismantled everyting after '91
    miller: he told my government that you confirmed that the programs were still active.
    miller: he lied about what you said. that's why we're here.
    rawi: did anyone verify his story?
    rawi: no.
    rawi: your government wanted to hear the lie, mr. miller.
    rawi: they wanted saddam oout, an they did exactly what they had to do.
    (bu diyalog bir kaç kötü niyetli derin devlet adamının ya da koltuk sevdalısı admların işi olmadığını bunun bir devlet politikası olduğunu anlatıyor)

    bir diğer sahne son sahnedir. freddy gelir ve general el ravi'yi öldürür. esasında burda izleyicinin hissettiği "ulan tüm işin içine sıçtın" tadında bir his. ama freddy'i bu işi yapmaya iten motivasyon bir cümleyle kendi ağzından özetleniyor ve filmin son sahnesi olması da önemli onuda alıyorum buraya:

    "it's not for you to decide what happens in my country"
    (burada eğer bir ülkede yanlış giden birşey varsa bu dışardan müdahale ile değil iç dinamiklerle çözülmelidir, evet saddam anamızı belledi lakin bunu siz değil biz değiştirelim demektedir freddy) aslanım freddy bastır lannn
    velhasıl mat deamon iyidir hoştur.


    (muallim raif - 31 Aralık 2010 20:07)

  • comment image

    bir film cekilmeden once gereken para senaryonun, pilot bolumlerin kablolu televizyonlara gosterilip anlasmalar imzalanmasiyla elde edilir: kimse babasinin parasini riske atip da bu islere kalkismaz. ayni kablolu tv lerin tum kontrolu devlete aittir ve devletin "yayinlamayacaksin" dedigi sey yayinlanmaz, para getirmez.

    bu baglamda bu ya da herhangi baska bir hollywood yapimini "vay be koymuslar cocugu" bakis acisiyla izleyip "gerilla film, dogrucu film" sifatlarini yakistirmak naiflik olur; keza yeni kitada ipler her zaman, bak bir daha soyluyorum heeeeeeerr zaman devletin elindedir.

    film kotu demiyorum, film guzel, film yerinde. ancak bir sideways ile, bir up in the air ile amerikan ruyasi nasil kendini hizaya sokuyor, gerceklerle "dozu ayarli" sekilde yuzlesiyorsa bu filmle de ayni seyi yapiyor. yok bunlara ragmen sen "evet butun suc bush undu, bravo be" demekte israrciysan, bush yerine baskasi olsa durumun cok farkli gelisecegini dusunuyorsan o zaman bu filme onay cikmasinin baslica nedenlerinden biri, biraz olsun sorgulayan kesim icin oturtulmaya calisilan dusuncenin en degerli bir parcasisin arkadasim.


    (saldirgan kiraz - 6 Eylül 2010 14:38)

  • comment image

    eee sonra tepkisi oluşturan bir senaryo. ne oldu bitti mi lan hissine kapıldığım filmlerden bir diğeriydi. ama matt damon'ı yakalamışken serinin devamını getirmek fikri, fazlaca amerikan kararlarını eleştirmesi nedeniyle kapital engellerle baltalanabilir. bu da sansür yoluyla değil (bkz: battle of algiers), finansman ve dağıtım engellerli ile gerçekleşir elbette. bu sebeple filmin devamının geleceğini sanmıyorum. fakat işin arka planında filmin prodüksüyonunda güncel amerikan siyaseti açısından demokratların parmağı da varsa eğer o halde filmin devamı amerikan ordusunun ırak'tan çekilme kararı, obama'nın bunu seçim vaatlerinin yerine getirilmesi açısından servis etmesi ve bu uygulamanın olası sıçış durumlarında ya da yürütme organlarında cumhuriyetçilerin artan propagandaları ile karşılaşılması durumunda bence muhakkak gelecektir.

    yani özetle film diyor ki, ırak savaşı sikimdirik yalanlar üzerine kurulu bir plandır.

    anlamadığım şeyse, rawi'ye sarfedilen, sizi dc'de anlayabilecek hala önemli kişiler mevcut tezinin arkasında, nasıl bir önlem yatıyor. bu sayede sinema aracı ile verilmeye çalışılan mesaj nedir. yani iş mülakatları tekniklerinden, bir şeyi bilmiyorsanız açıkça bilmediğinizi, hata yaptıysanız hata yaptığını kabul edin, asıl önemli olan onu nasıl gidereceğiniz ve kararlılığınızı yansıtmaktır mı yapılmaya çalışılan. bir bok yedik, farkındayız ama now that we'll make it right mıdır bu günah çıkarma teşebbüsü. daha çok sanki mesaj dünyaya değil de iç politikaya verilen bir mesaj gibi. sonuçta ırak'ın geldiği nokta belli. bu saatten sonra neyi affettirebilirsiniz ki. ama şimdi biz bunu düzelticez ve tüm cumhuriyetçilerin canı cehenneme mi?

    garip bir dünya vesselam.


    (duce mehmet - 4 Eylül 2010 08:09)

  • comment image

    benim için filmde dikkatimi çeken bir nokta matt damon ın chief warrant officer olarak, istihbarata taşeronluk eden bir özel güvenlik şirketi görevlisiden (belki eski bir paralı asker) sağlam bir dayak yemiş olması.amerikan askerleri bile eğer gerçekten bu durumdaysa ırak halkının durumunu düşünemiyorum.


    (noel gallagher - 27 Ağustos 2010 11:04)

  • comment image

    gayet yerinde bir film,hem büyük produksiyon olacak hem abd'yi yerden yere vuracak diye beklentisiyle hiçbir filme gitmeyin bence sonra gelip gelip gelip ağlarsınız. denildiği gibi ellerinden bu kadarı geliyor. eleştiri dozunu arttırdıkça ya produksiyonun fiyatını düşüreceksiniz,ya da cebinizden vereceksiniz. tamamen kel alaka bir savaş olan vietnam savaş'ına eleştirel bakıp abd'yi yerden yere vuran kaç film yapılmış misal bunlar kaç yıl sonra çekilmeye başlanmış vs. ?

    üstelik forumlardan falan anladığım kadarıyla,film sağcı abd'liler tarafından "anti-american","liberal commie crap" olmakla itham edilmekte.

    --- spoiler ---

    bir kaç kurgu mu desem,mantık mı desem bilemiyorum,hataları dışında(misal miller'ın yanına mutlaka bir kaç cia ajanı verilirdi,arapça bileninden,sonracığıma,final kovalamacasında miller,general'in izini nasıl tekrar buluyor, ve neredeyse kilimotrelerce süren bir takipte,aksak bir ırak'lı ,general'in belki de km süren takibine nasıl yetişiyor ve daha önemlisi pazar yerinde kendisini nasıl buluyor vb.,gözlem helikopteri o kadar alçakta uçmaz,ayrıca kimse bölgeye apache veya c-130 talep etmiyor vs.) ek: misal general'in saklandığı ev bulunduğunda,eğer o kadar önemli biriyse,öldürülmesi gereken,oraya en az bir düzine güdümlü füze falan da yollanırdı ki içinden hiç kimse sağ çıkamasın.

    filmde aksiyon düzeyi oldukça iyi,çatışma sahneleri gayet yerinde ve biz amatörlere göre gerçekçi geliyor. ırak detaylandırması muazzam. tabi ki işgal sonrası ırak'a gitmedim ancak okuduğum her eleştiride bu detaylandırmadan,mutlaka bahsedilmiş.üstelik tv ve internette gördüğümüz görüntülere de bakarsak bunun doğru olduğunu görebiliriz.

    bilhassa finaldeki 20 dakikalık general kovalamaca sürükleyiciydi,hala tekrar tekrar izliyorum o 20 dakikalık sekansı hatta biraz uzatırsak,miller'ın kaçırıldığı sahneden başlayarak izliyorum tekrar tekrar...

    filmin bir başka güzelliği,bana göre,içinde kötü adam barındırmaması. herkes kendince haklı,ayrıca biraz zorlasak,çıkacak tek kötü adam,ırak'lı general değil,tam tersine pentagon istihbarat bilmemnesi olan gözlük.

    iyi adama gelince,bir sürü aday varmış gibi gözükse de,aslında sadece miller. gerek gazeteci,gerek cia şefi hatta gerek ırak'lı işbirlikçi hain,hepsinin klasik hollywood iyi adamı olmalarını engelleyen pek çok kusurları var.

    bu bakımdan,eleştirel ve abd'li olduğunu bir kenara koyarak olaya bakmaya çalışmış bir film,ve bence bunda da başarılı olmuş.

    ek olarak da içinde aşk meşk seksi kızlar gibi saçma sapan ve gereksiz öğeler barındırmaması. bourne ile bağlantısına gelince,veya farklarına,bourne biraz chuck norris gibi bir tip,herşeyi biliyor,her şeyi tahmin ediyor,herkesi dövüyor vs.

    halbuse gz'deki miller'ın bir özel kuvvetler subayı tarafından ağzı burnu dağıtılıyor,kendisini öldürmek üzere olan ırak'lı generalin adamına attığı yumrukları ıskalıyor ve bilhassa bu adamı ak-47 ile öldürürken görüntüyü dondurun ve matt damon'un yüz ifadesine uzun uzun bakın. tam anlamıyla ödü bokuna karışmış normal bir insan. kısaca bourne pozisyonunda olan ö.k'deki subay,miller(damon) değil. bilmiyorum belki filmi aşırı sevdiğim için kimisine gereksiz gelen ayrıntılarla avunuyorum bilemem.

    ayrıca miller saf,evet saf,herşeyi öğrendikten sonra bile ülkesinin savaşa hala wmd yalanıyla kandırıldığı için girdiğini zannediyor,yani savaş'a zaten girileceğini,wmd işinin de bunun bahanesi olduğunu çözemiyor. bu gerçeği ırak'lı general ile konuştuğu sahneden anlayabiliriz.

    üstelik filmdeki en karizmatik adam,ırak'lı general tartışmasız.

    son olarak da, film general öldürüldükten pazardan şehir bölgesinde ki çatışmaları gördüğümüz zoom out'u yaparken bitse çok daha klas olurdu,yani direnişin başladığıı anlatan sahne.illa sonuna açık açık mesajını vermek zorunda mısınız kardeşim, filmin geri kalanını veye öncesini niye çektiniz o zaman ?

    ---
    spoiler ---


    (cnnbs - 22 Temmuz 2010 01:03)

  • comment image

    --- spoiler ---

    filmin sonunda, durumun iran a gosterilen tavirla baglantisini kuracak bir cumle/sahne koysa yonetmen, ya da en basitinden petrole/silahlanmaya yonelik elde edilen ekonomik faydalara dair iki satir(bak iki sadece) gercek sunsalar gozumde bambaska bir yerde olurdu simdi bu film.

    ama olmamis, yapmamislar, sonucta "boyle curuk elmalar cikar, washingtonda bir dolu iyi niyetli insan da var" demek disinda ciddi bir elestiri de getirmemisler.

    kabak da o televizyonda gosterdikleri safim bush a patlamis.

    ---
    spoiler ---


    (saldirgan kiraz - 28 Haziran 2010 03:33)

  • comment image

    amerikan film endüstrisinin, amerikan rüyası ve amerikan yaşamını destekleyici hamlelerinden bir başkasıdır. amerika birleşik devletleri'nin, bağımsız ülke ırak'ta sergilediği vahşi tutumu, bu sefer de "münferit" olarak nitelemiş. sözümona, herkes aslında iyi niyetliymiş, cia falan bu işleri düzeltmeye, yoluna koymaya çalışmış da, bir iki koltuk sevdalısı yüzünden bu noktaya gelinmişmiş, falanmış filanmış. birden çok savunma yapıyorlar ki, arada gerçeği iyice gözden kaçıralım. amerika'nın orada ne işi olduğunu kimse sorgulamayacak, varsa yoksa oraya girilmenin öncesi ve sonrasında "birey" ya da "grup" bazında yaşananlar anlatılacak. biraz empati, biraz masumiyet rolü, azıcık gözyaşı ve ağlaklıkla olay örtpas edilecek.

    al-rawi ve miller'ın konuşmasından bir kuple ile bakarsak, arada zaten güzel bir ayrıntıyı yakalarız.

    miller: general, i'm aware that you had a contact wit a us official in the weeks leading up to the war
    rawi: ...
    miller: i know you were ready to tell them everything about iraq's wmd (weapons of mass destruction) programs
    rawi: what programs, there are no programs
    miller: ?
    rawi- i told your official, we dismantled everyting after '91
    miller: he told my government that you confirmed that the programs were still active.
    miller: he lied about what you said. that's why we're here.
    rawi: did anyone verify his story?
    rawi: no.
    rawi: your government wanted to hear the lie, mr. miller.
    rawi: they wanted saddam oout, an they did exactly what they had to do.

    zaten ayarın büyüğünü vermiş oluyor rawi, ayrıca bütün film, şu kısacık diyalog kadar şey anlatmıyor o da ayrı.
    şimdi kalkıp "aslında şöyle oldu, böyle de oldu" diye ağlak ağlak film çekmiyorlar mı? sinema yoluyla aklanmak için bir taraflarını yırtmıyorlar mı, deli oluyorum. ellerinizden hala kan damlıyor. ne münferit, ne de hataya dayalı, bilakis, kasti ve planlı her şey. neden bu inkar? hoş, kabul etseniz ne yapabiliriz ki? elimizden bir şey gelmemesi için kurdunuz zaten sistemi.


    (spinapubica - 25 Haziran 2010 12:16)

  • comment image

    güzel film.

    lakin burada film hakkında yazılanları okuyunca biraz rörerö oldum, paylaşayım dedim. malum, amerikan sineması savaş filmi kafasına gayet güzel propaganda yapan bir endüstri. böyle pek çok örnek de sayabiliriz bir çırpıda zira zaten yüksek bütçeli amerikan filmleri olduğundan underground olmuyor bu filmler. şimdi, bu şekil bir sürü örnek varken, green zone gibi propaganda amacı gütmeyen bir filme, propaganda amacı güden bir filmden çok daha sert eleştiri yapmak bana garip geliyor.

    hatta şöyle bir örnek vereyim; black hawk down açık açık amerikan propagandası yapan bir savaş filmi olduğu halde (#14364427), o başlıkta yazılanlar çoğunlukla "yok arkadaş, propaganda neyin yapmamışlar, drama var orada, ruh var" minvalinde. diğer taraftan green zone, ucundan kıyısından amerika eleştirisine girişmiş. buna mukabil yapılan yorumların ortak paydası "ee biz zaten bunu biliyoruz ki amına koyyim, ne anlatıyon bize" olmuş. iyi de ciğerim bu bir film, haber bülteni değil ki amınaçaka. herifler basit, düzgün bir şekilde ırak meselesine el atmışlar ve bir ekşın filmi çekmişler. bak film diyorum, belgesel falan değil. bu güne kadar herhangi bir filmin konusunun "ee ben bunu zaten biliyodum ki" diye eleştirildiğini gördünüz mü? hangi yönetmen ya da senarist bugüne kadar "size hiç duymadığınız bir şey söyleyeceğim" vaadinde bulundu?

    demem o ki "ben zaten bunu biliyom ki"ci yazarın burada 31 çekmesi bence yanlış. cinsellik mahremiyet olduğunda güzeldir. ışıkları söndürerek seks yaptığınızı biliyoruz, elimizde liste var.

    roland emmerich'in aynı filmden 15 tane çektiği bir dünyada green zone'u eleştirmek barbarlıktır.


    (ecnebi - 20 Haziran 2010 03:08)

  • comment image

    aynı bölgede geçen ve benzer özllikler taşıyan the hurt locker ile kıyaslandığında çok daha gerçekçi ve izlenesi bir film. sanırım bourne serisini yapan oskar ödüllü ses ekibi bu filimde de çalışmış çünkü sesler filmin yine en etkileyici kısmıydı. sırf bu yüzden mutlaka güzel bir sinema salonunda seyredilmesi gereken bir film.


    (xehir - 3 Mayıs 2010 09:37)

  • comment image

    biraz dusunen birilerinin zaten bildigi, isgale zemin hazirlamak adina soylenen yalanlarin anlatildigi guzel bir film olmus. sonu biraz tahmin edilebilir olsa da cekimler guzel ve sonuna kadar sikmadan izletiyor. fas'ta cekilmis olmasina ragmen sadece bir iki karede gorulen taksilerin renklerine kadar ayrintilara dikkat edilmis. syriana'yi sevdiyseniz bu filmi de muhtemelen seveceksiniz.


    (papasmurf - 2 Mayıs 2010 11:12)

  • comment image

    the hurt locker sacmaligindan sonra guzel bir irak isgali filmi(bu da ne demekse; kanli bir isgalin filmi nasil guzel olabilir ki?) matt damon gercekten mukemmel bir oyuncu ve ozellikle bu tur filmlerin tartismasiz en iyi aktoru. tarih itibariyle ve hatta son 10 yildir ele gecirmis durumda bu unvani. diger yandan film biraz aydinlik mekanlarda gecse daha izlenebilir olurmus. yardimci roller, filmin temposu ve catisma sahneleri gayet guzeldi.
    ayrica belirtmek istiyorum ki son zamanlarda yapilan irak temali amerikan yapimi filmler her ne kadar u.s.a. elestirisi yapiyorsa da, bunu bir sekilde bush uzerinden yapiyor ve su an tepede obama oldugu icin gizlice bu buyuk sorumluluktan kaciyor. elbette simdilik dunya kamuoyundan da kacmayi basariyorlar. fakat yeri ve zamani geldiginde bunlarin bir hukumet degil devlet politikasi oldugu sorgulanmaya baslanacaktir; o zaman hangi secim abd'yi kurtaracak gorecegiz.


    (nevroticzone - 24 Nisan 2010 04:26)

  • comment image

    guzel bir film. aksiyon sahneleri cok cok etkileyici olmasada ortalama bir amerikan yapiminin birazcik ustunde gibi.

    --- spoiler ---

    bilmedigimiz birseyi anlatmiyor bu arada film. klasik nukleer silahlarin olmadigini ve bu hikayenin nasil uyduruldugunu, gorusmelerin nerde nasil yapildigi gibi bilgileri veriyor.

    ---
    spoiler ---


    (haphazard - 11 Mart 2010 19:30)

  • comment image

    bu hafta youtube'a verilen 6 adet yeni klibin altincisina gore, aksiyon acisindan bourne serisinin devami olmadigi rahatlikla soylenebilecek film. soyle ki, adamimiz (matt damon) tek bir kisiyle dovusurken bile baya bir bogusuyor ve ustelik de hicbir ozel teknik kullanmiyor, artik ne varsa abaniyor. jason bourne ise krav magavari becerileri sayesinde (aslinda filipin stili kali ve bruce lee'nin gelistirdigi jeet kune do'nun karisimi bir teknik kullaniliyormus filmde, dogrudur cunku dergiyi durup dogustugu sahne buram buram escrima kokuyordu, buradan emin boztepe'ye selamlarimizi gonderiyoruz) ayni anda degil bir, 2 veya daha fazla "egitimli" adami rahatlikla devirebilme gucune sahip bir karakter ve bu, araba-motosiklet sahneleriyle birlikte bourne serisi aksiyonunun temelini olusturur. ha ayni tatta bir aksiyon yakalar miyiz bu filmde de? bana sanki yakalarmisiz gibi geliyor ama izlemeden birsey soyleyemem.

    iste o 6 numarali klip
    http://www.youtube.com/…y0nvrgpnar8&feature=related


    (whoami - 4 Mart 2010 00:44)

Yorum Kaynak Link : green zone