IMDB Puanı   : 6,2
Oy Sayısı         : 471
Süre                : 1 Saat 50 dakika
Çıkış Tarihi     : 23 Ocak 2015 Cuma, Yapım Yılı : 2014
Türü                : Komedi,Drama
Ülke                : Türkiye
Yönetmen       : Murat Düzgünoglu (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Murat Düzgünoglu (IMDB)(ekşi),Sebnem Vitrinel (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Tansu Biçer (IMDB)(ekşi), Vuslat Saraçoglu (IMDB)(ekşi), Esra Kizildogan (IMDB)(ekşi), Menderes Samancilar (IMDB)(ekşi), Kadim Yasar (IMDB)(ekşi), Recep Yener (IMDB)(ekşi), Hakan Karsak (IMDB)(ekşi), Tolga Tekin (IMDB)(ekşi), Hüseyin Baylan (IMDB), Serkan Genç (IMDB), Arzu Oruc (IMDB), Beyti Engin (IMDB), Tülay Bursa (IMDB), Kevork Türker (IMDB), Engin Demircioglu (IMDB), Ömer Bulut Özdemir (IMDB), Sacide Tasaner (IMDB)

Neden Tarkovski Olamiyorum... ' Filminin Konusu :
Film içinde film çekmenin hikayesini anlatan Neden Tarkovski Olamıyorum, ilk kez Altın Koza Film Festivali'nde gösterildi ve ulusal yarışma kısmına alındı.


  • "klişelere fazla bulaşmadan, durgun haliyle izleyiciyi sıkmadan, kendi halinde akıp giden duru bir film. asıl benim aklımı kurcalayan: geyik meselesini nasıl çözdüler?"
  • "bir lars von trier sorusudur. yakınından bile geçmiyorsun. çok çalışman lazım daha, çoook."
  • "(bkz: sonuna amına koyim yazılabilecek filmler)"
  • "tartovski'nin kendisinden bir cevap. filme degil tabi.zekice bir cevap istiyorsan, zekice bir soru sor!"
  • "tarkovski gibi olayım derken yanlışlıkla ed wood'un yoluna sapanların yürekleri dağlayan hikayesi."
  • "cevabı filmin isminde gizlidir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    samimi ve derdini anlatırken sizi de dertlendiren bir film. murat düzgünoğlu'nun hayatının bir kesitinden bir otobiyografik film olmuş gibi hissetim. son sahnede tüm bu kasvetin ve ümitsizliğin üstüne "doğru bir roman" repliğinden yola çıkarak, tansu biçer'in bilgisayarın başına geçip "neden tarkovski olamıyorum" yazmasını bekledim açıkçası.


    (sikintinin uckura yaptigi basinc - 21 Ekim 2016 01:20)

  • comment image

    sektörün içinden biri olarak tiplemelerin, diyalogların, yaşanan aksaklık ve saçmalıkların bir çoğuna şahit oldum. tarkovski olmaya çalışan karakterle de bir çok noktada özdeşim kurduğumu söyleyebilirim.

    bence uzak, yeraltı ve bu film farkında olmadan güzel bir üçlemenin parçası olmuşlar. üçünün bir arada izlenmesini öneririm, nescafe 3'ü bir arada gibi evet.


    (halitkin - 8 Temmuz 2016 21:46)

  • comment image

    --- spoiler ---

    açılış sahnesiyle tarkovski'ye merhaba diyen film. e haliyle. berrak ama aynı anda kirli bir su, bulanık değil. suyun içinde objeler, boğucu ve uzun süren bir çekim falan.

    bu reveranstan sonra film kendi halinde devam ediyor. ben beğendim. etkileyiciydi. türkiye sinemasının neden bu kadar boktan olduğu sorgulanmış, neden tarkovski olunamadığı. seyircinin salaklığı. seyircinin izlemeyi seçtiği piyasa filmler falan.

    içerik dışında, filmin üslubu ve atmosferi de hoşuma gitti. oyunculuklar doğal. film de yalın.

    ---
    spoiler ---


    (feministim ben - 12 Mart 2016 22:40)

  • comment image

    klişelere fazla bulaşmadan, durgun haliyle izleyiciyi sıkmadan, kendi halinde akıp giden duru bir film. asıl benim aklımı kurcalayan:
    --- spoiler ---

    geyik meselesini nasıl çözdüler?
    ---
    spoiler ---


    (zerenderzer - 23 Şubat 2016 23:36)

  • comment image

    zerkalo ve stalker den görüntülerle ve iki güzelim ahmet kaya şarkısı ile süslü güzel film. bir de sanırım tansu biçer' e aşık oluyorum. bu entrye aşkı karıştırmadığımı ve bol spoiler içerdiğini belirterek devam ediyorum...

    şimdi, film zaten koca istanbulda az sinemada var, benim şansım filmin geçtiği çevrelere yakın beyoğlunda izlemek oldu. filmden çıkınca hala içindeymişim gibi oldu. güzeldi. duru anlatım hani o yazar amcanın kitabıyla bahsedilen gecekondu da yaşıyormuş hissi uyandı bende de.

    neden tarkovski olamıyorum' un cevabı ise filmin başlarında sürekli çalan telefon sesidir dedim ya. bir susmadı.
    bahadırı en iyi anlayan fotoğraf meraklısı abisidir diye düşünüyorum, o plaza kadını kılıklı sevgilisini hiç savunamıyorum bu konuda. ama ayrılık konuşmasında "ilişkinin devamı için elimden geleni yaptığımı inanmaya ihtiyacım var"lı cümlelerini beğendim ama. arkadaşlarına gelince bildiğin ahmet kaya yaşıyor geyiğinden sonra lost çok bozdu abi ya' filan beklemedim değil. ana-baba ilişkileri vs çok normal ve olağandı.

    stalkerden hatırladığım, herşeyi -çanta- bırakıp yollarına devam etmeleri ve ihtiyaçlarının bir şekilde giderileceğine dair bir sahne vardı ilk aklıma gelen ve stalkerin doyumu. bahadırı bunun neresine koymalıyım.
    zerkalo da ise bol soyut anlatım. açıkçası sanırım neden tarkovski olamıyorum' da bol metafor bekliyordum. varsa da ben göremedim. yine de güzel bir filmdi.


    (sym dmn - 15 Şubat 2015 19:11)

  • comment image

    birilerinin çekmesi gereken filmlerden biri daha neden tarkovski olamıyorum?. bütün sıkışmışlığına rağmen bana çok eğlenceli geldi film. sinema sanatına gönül verip onun kahrını çekmediğimden olacak.

    --- spoiler ---

    tarkovski'yi selamlayan açılış ve kapanış sahneleri arasına sıkışmış film, günlük hayatın zorunlu ayrıntılarına takılmış yönetmen bahadır'ın trajikomik tarkovski olamama hikayesini anlatıyor. "ilkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir." sözüne uyanan bahadır'ın ilkelerine bir kez bile ihanet etmemesine rağmen içine doğduğu şartlarda hayat ile olan saf ilişkisini yitirmemesinin mümkünsüzlüğü gerek ailesiyle ilişkilerinde gerek sevgilisi gerekse arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde yüzüne tekrar tekrar bir tokat gibi çarpıyor. onu anlamaya en yakın karakter olan yazar sefalet içinde ölmeye mahkum. bu bile durumun imkansızlığının altını çiziyor. üstelik bu yazara senaryosunu beğendiremiyor bahadır. film boyunca gerçek bir destek görmüyor. ekonomik imkansızlıklar ona göz açtırmıyor. yine de bir grup ergen ruhlu arkadaşıyla paylaştığı küçük tüplü bekar evinde de kız arkadaşının nispeten lüks evinde de tarkovski filmlerinden gözünü ayırmıyor.

    tansu biçer'e daha önce dikkat etmemiştim oyunculuğunu çok beğendim. bahadır'ın içinde durumduğu durumlarda yüzünde beliren tiksinti ifadesini bir tür kibir gibi değil şartlara lanet etme şeklinde aldım.

    ---
    spoiler ---

    yapmak istediğiniz şeyleri hakkıyla gerçekleştirebilmenizin önündeki irili ufaklı engellerden fenalık mı geçiriyorsunuz? bu filmi izleyin.


    (bendedir korkusu - 1 Şubat 2015 22:56)

  • comment image

    yönetmenin amacını, tarkovski çekmek ya da tarkovski filmine karakter oluşturmak şeklinde düşünmeden izlenmesi gereken yeni tarz türk filmi örneği. filmde önemli yanıtsızlıklar ve kopukluklar vardı, ama film bunlarla bir bütün olarak incelenmeli. sonuçta, sanat veya piyasa için çalışmak konusunda izlemesi zevkli bir film ortaya çıkmış.

    --- spoiler ---
    bence bitmeyen ev inşaatında, saatleri ayarlama enstitüsü'nde geçen ve "takriben gelecek sene inşallah!" şeklinde dillere düşen karaktere gönderme yapılmış, yapılmadıysa da ben öyle sezdim.
    ---
    spoiler ---


    (kehanet - 28 Ocak 2015 18:55)

  • comment image

    saçma sapan filmler yerine bi derdi olan , bir şeyler anlatmaya çalışan bu tip filmleri seviyorum. kimi zaman anlatmak istediğini anlatamasa , kötü anlatsa bile yine de zamanım , param yettiği kadar gidip görmeye çalışıyorum bunları .

    hayatında hiçbir şekilde sinema filmi montajına-kurgusuna katılmamış, bu konuda teknik olarak bir şey bilmeyen sade bi izleyici olarak bana filmin kurgusunda sıkıntı var gibi geldi. sanki yönetmenin kafasında film daha uzun olarak tasarlanmış da birtakım kaygılar sonucunda birçok sahneyi kesmek zorunda kalmış. böyle olunca da izleyici de ''bütünlük'' hissini pek uyandıramamış. kimi karakterler havada kalmış. halbuki, ''abi''karakterine daha fazla yer açılabilirdi film içinde. kimi karakterler de konulmuş olmak için konulmuş gibi duruyor. ama , hemen mizahla dramı başarılı bir biçimde harmanlandığını da söylemek gerekiyor.

    bunun dışında;

    --- spoiler ---

    aslında babası da aynı bahadır gibi idealist ve kendi konusunda son derece inatçı biri. öyle ki ; yıllardan bu yana koca bir apartmanı tek başına inşa etmeye çalışıyor. belki de bunun olmayacağını kendi de çok iyi biliyor ama bu uğurda çaba harcamaktan kendini alamıyor. aile fertlerinin, apartmanı o yarım-yamalak haliyle mütehhaite verme, arsayı elden çıkarmak gibi makul çözüm önerilerine pek yanaşmıyor. olayları farklı da olsa bahadır'da benzer bir durumda, içinde bulunduğu olumsuz şartlara rağmen ( elektrik-su-doğal gaz parasızlıktan ötürü kesiliyor.) hiçbir yapımcının para bağlamak istemediği, seyirci çekmeyen ''sanat film''leri yapmanın, ''hayatla olan saf ilişkisini kaybetmemenin'' peşinde. arkadaşları, onun bu haline üzülüp , para getirecek ama kalitesiz işler paslamasına karşın bu önerileri reddediyor . aynı, babasının diğer önerileri dikkate almayıp koca apartmanı tek başına bitirmeye çalışması gibi. babasıyla benzer bi durumda olan bahadır'ın babasının durumuyla empati kurmayıp, arkadaşlarının onu sanat filmi yapma sevdasından vazgeçip boktan piyasa işleri yapması için ikna etmeye çalışması gibi, babasını bu inşa işinden vazgeçirmeye çalışıyor.

    filmdeki karakterler (gerek bahadır ve abisi gerekse de baba karakteri ve aynı zamanda menderes sağmancılar'ın canlandırdığı yazar karakteri) ''hayatla olan saf ilişkilerini kaybetmemenin'' derdindeler. hepsi hayatla olan ilişkilerini buna göre dizayn etmeye gayret ediyorlar fakat bunlar günümüz-- kısa yoldan parayı vurma, düzene uy gitsinci - bakış açısına göre her zaman ''kaybetmeye'' mahkum kişiler. örneğin; baba o inşaatı kendi başına bitirmek yerine bi mütehhaite verse, cebi para görecek ya da bahadır birkaç tanıtım -reklam çekse maddi açıdan dar boğazdan çıkacak. belki yazar gibi yoksulluk içinde ölürken ''kıymet''i bilinmeye başlanacak belki de hiç bir zaman.
    --- spoiler ---


    (otomobil osman - 27 Ocak 2015 17:42)

  • comment image

    son yıllarda izlediğime pişman etmeyen yegane film oldu.

    mizahı da hüznü de zarafetle taşıyan, insanın yüreğini sıkmadan derdini paylaşan mis gibi bir film. bir türlü tamamlayamadı projelerine bakıp bakıp iç geçirenlerdenseniz siz de, mutlaka izleyin derim.


    (feklavyeci - 27 Ocak 2015 09:15)

  • comment image

    her ne kadar film ilkeler ile dünyevi hesaplar arasındaki tezatlıkları irdeliyor gibi gözükse de bence üstün sanatın bu dünyayla hiçbir ilgisinin olmadığını ortaya koyuyor. ben film bittiğinde "elektrik, doğal gaz, su faturasının olduğu yerde stalker olmaz arkadaş!" dedim. birtakım aksaklıklar olsa da güzel bir film. yapmacıklıktan uzak ve ilkelerle ilgili güzel metaforlarla bezeli bir film olmuş. şöyle ironik de bir durum var. bahadır tarkovski olmak istiyor, ben ise bahadır olmak istiyorum. adamın on numara eğlenceli hayatı var yahu. kaprisli ama gayet seksi bir sevgiliyi kapmış. yeni sevgili kapma imkanı her daim açık. ev kafadar arkadaşlarla dolu. ortalık biradan geçilmiyor. senarist arkadaş "yetinmeyen" yeni kuşağı da görünür kılmış olabilir...


    (makinedeki hayalet - 27 Ocak 2015 00:35)

  • comment image

    genel anlayışın ne yapsam da parayı kırsam olduğu bir ortamda beş on bin seyirciden fazlasının ilgisini çekemeyeceğini bile bile, inatla, ödün vermeden hikayesini istediği gibi anlatmayı seçmiş bir yönetmenin elinden çıkma soylu ve samimi film.


    (ugetsu - 26 Ocak 2015 15:57)

  • comment image

    gezici film festivalinin eskişehir ayağında izleme şansı bulduğum film. konusunu okuduğumda oldukça ilgimi çekmişti. beklentilerime karşılık verdi, epey beğendim. bir kere çok samimi ve izleyicisiyle güçlü bağlar kuran bir dili var filmin. bunu oluşturabilmek kolay değil. tansu biçer başta olmak üzere oyunculuklar çok iyi. stalker göndermesiyle başlıyor film, burada yönetmen murat düzgünoğlu'nu kutluyorum. stalker'dan çok güzel bir sahneyi filmde çok güzel bir şekilde kullanmış, estetik olarak da çok iyiydi. bunların dışında iki yerde ahmet kaya şarkısı eşlik ediyor filme. ikisi de cuk oturmuş. velhasıl, vizyona girdiğinde gidin izleyin derim.


    (dorylaion26 - 4 Aralık 2014 23:37)

  • comment image

    20. gezici film festivali kapsamında izlenebilecek film.

    --- spoiler ---

    tarkovski'den ‘ilkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir.’ alıntısını görüyoruz iki -önemli- planda. filmi daha iyi anlamak için, yer verilen bu alıntının devamına da kulak vermek gerekiyor gibi geldi bana: "bir insanın kendine karşı hile yapması, onun, filminden, hayatından, her şeyinden vazgeçmesi demektir.”

    ---
    spoiler ---


    (memyself - 28 Kasım 2014 22:53)

  • comment image

    murat düzgünoğlu'nun yazıp yönettiği film.

    ilk filmi hayatın tuzu'nu pek sevemesemde neden tarkovski olamıyorum?'a bayıldım diyebilirim.

    film, kendi sorusuna cevap arayışı içerisinde, günümüz sinema piyasasının şartlarını da içeriyor. açılış sekansı ve kapanış sekansıyla tarkovski’ye usturuplu selamını çakan yapımın, piyasa içerisinde acı ama gerçek olanları da izleyicinin gözünün içine içine sokmaktan geri durmadığını belirtmeliyim. genel anlamda samimi olan film, özele inildiğinde insanları sürekli olarak “cahil” itham etmesiyle de uzaktan kibir kıvılcımlarına da yer vermiyor değil. açıkçası bizi bize gösteren unsurlar çokça. babanızın parası varsa tarkovski neden olamayasınız ama paranız yoksa sanat sizin neyinize, değil mi? siz gidin “cahil” halkın cahilliği üzerinden ceplerinizin duygusallığı ile hareket edin. işte bu söylemi yüzünden film samimi ve gerçekçi.


    (budemu - 26 Eylül 2014 15:00)

Yorum Kaynak Link : neden tarkovski olamıyorum