IMDB Puanı   : 6,4
Oy Sayısı         : 17.319
Çıkış Tarihi     : 07 Ekim 2016 Cuma, Yapım Yılı : 2016
Türü                : Biyografi,Drama
Taglar             : Okur yazar,Güney,Vaiz,Vaaz,Gişe kapanı
Ülke                : ABD
Yönetmen       : Nate Parker (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Jean McGianni Celestin (IMDB),Nate Parker (IMDB)(ekşi),Nate Parker (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Nate Parker (IMDB)(ekşi), Armie Hammer (IMDB)(ekşi), Mark Boone Junior (IMDB)(ekşi), Colman Domingo (IMDB)(ekşi), Aunjanue Ellis (IMDB), Dwight Henry (IMDB)(ekşi), Aja Naomi King (IMDB)(ekşi), Esther Scott (IMDB), Roger Guenveur Smith (IMDB), Gabrielle Union (IMDB), Penelope Ann Miller (IMDB), Jackie Earle Haley (IMDB), Tony Espinosa (IMDB), Jayson Warner Smith (IMDB), Jason Stuart (IMDB), Chiké Okonkwo (IMDB), Katie Garfield (IMDB), Kai Norris (IMDB), Chris Greene (IMDB), Kelvin Harrison (IMDB), Steve Coulter (IMDB), Jeryl Prescott (IMDB), Justin Randell Brooke (IMDB), Dominic Bogart (IMDB), Aiden Flowers (IMDB), Dane Davenport (IMDB), Ryan Mulkay (IMDB), Allen Phoenix (IMDB), Vincent Anthony (IMDB), Bobby Batson (IMDB), Damon Bellmon (IMDB), Gregory Black (IMDB), Bradley Bowen (IMDB), Alkoya Brunson (IMDB), Anthony Bryant (IMDB), Victoria Budkey (IMDB), Sheila Cochran (IMDB), Logan Coffey (IMDB), Kemuel Crossty (IMDB), Nicole Davis (IMDB) >>devamı>>

The Birth of a Nation (~ Bir Ulusun Dogusu) ' Filminin Konusu :
Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır.Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere 'Klan' kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir

Ödüller      :

Sundance Film Festivali:Audience Award-Dramatic


  • "2017 akademi ödülleri en iyi film ödülünün sahibi."
  • "nate parker tarafından çekilen ve şu sıralar sundance film festivalini sallayan filmdir aynı zamanda.seneye bu zamanlar hakkında bol bol konuşacağız gibi duruyor."
  • "david w griffith'in filmi, ku klux klan ovgusu ve verdigi irkcilik lehindeki mesajlar yuzunden, hala tartisilan bir film.."
  • "d w griffith kişisi bu filme gelen tepkilerden öyle bir gaz almıştır ki sinema tarihinin ilk dev bütçeli olmakla yetinmeyip bir çok 'ilk'e daha sahip yapımı olan intolerance'ı yapmıştır."
  • "(bkz: sic semper tyrannis)"
  • "bi' de zannedersem ikinci bölümün başında "bu, tarihsel sürecin bir anlatımıdır. herhangi bir ırkı kötü göstermek demek değildir." falan der yönetmen amca. ilahi."




Facebook Yorumları
  • comment image

    sinema sanatinda editingin olaganüstü öneminin ilk kez fark edildigi ve ilk kez bu kadar basarili uygulandigi film olarak kabul edilen d.w griffith 'in 1915 yapimi filmidir. bundan önceki dönemde yönetmenler cutter (montaj yapan kisi) denilen emektarlarla calismaktaydi hangi sahnelerin film icinde yer alacaginin belirlenmesi icin. zamanla edit islemi basit bir sahne kes ekleden öte teknikleri icermeye basladikca cutter lar edit islemini gelistirdiler. iste tüm bu hikayelerin baslangici olarak griffith'in bu filmi isaret edilmektedir.


    (ziggy - 9 Mayıs 2005 18:27)

  • comment image

    yönetmeninin 17 yıl önce bir tecavüz davasına sanık dıfatıyla dahil olmuş olmasının ortaya çıkmasıyla akademi başkanı olan kadın dahil amerikalı siyahilerin oscar hayallerini suya düşüren film. filmin bütün esprisi başlamadan bitti.


    (takeru - 29 Ağustos 2016 20:52)

  • comment image

    nat turner'ın maceralarını anlatacak olan film.

    benim bildiğim nat turner, "tanrıdan yetki aldım" diye kafayı sıyıran güruhtan; bunun yanında isyan çıkardığı yerde kadın-bebek dinlemeden yakıp yıkmış, beyazların siyahlara okuma yazmayı ve kiliselere efendileri olmadan girmelerini yasaklamasına sebep olmuş bir zat.

    demem odur ki, hikayeyi nasıl anlatacaklarına göre çok bayağı bir film çıkabilir. beklentileri düşük tutun.


    (mayamikb - 16 Nisan 2016 00:30)

  • comment image

    nate parker tarafından çekilen ve şu sıralar sundance film festivalini sallayan filmdir aynı zamanda.

    seneye bu zamanlar hakkında bol bol konuşacağız gibi duruyor.


    (il pompiere - 27 Ocak 2016 01:08)

  • comment image

    aralıksız bir saniyesini bile atlamadan izleyebildiğim, hatta zevk aldığım filmdir. sabrınızı test etmede kullanılabilirsiniz zira kendi halinde mimikten mimiğe bürünen oyuncularıyla dakikalarca uzunlukta sahneler barındırıyor bu film.

    bariz bir şekilde dw griffith kkk'yı kötü anlatır. üstelik o dönemde de alternatifsiz, bütçesi büyük bir filmdir. kahraman gibi gösterir kkk'yı. zencilerse adeta birer çizgi film karakteri gibidir film boyunca.

    martin scorsese'ye göre efektlerin ilk güzel olarak kullanıldığı filmdir. close-up'lar, dolly'ler, maskelemeler, pan'lar, iris'ler... hepsi bir ilktir bu filmde.


    (renascimento - 12 Temmuz 2014 12:18)

  • comment image

    david wark griffith imzalı, 1915 yapımı, sinema tarihinin hem en baştacı edilen hem de en yerden yere vurulan filmidir. ki bu yüzden, özellikle bu iki zıt tepkiyi kışkırtması nedeniyle epeyce önemlidir.

    her ne kadar verdiği ırkçı mesajla, zamanında, filmin sanatsal ve teknik özellikleri üzerinde pek durulmamış olsa da, filmin bu tip özellikleri modern hollywood'un temellerini atmıştır. günümüz şartlarıyla, modası geçmiş gibi görülse de birçok film, biçim ya da tarz olarak bu filme bir şeyler borçludur.

    bunun yanı sıra, film üç saatlik ilk gerçek tarihi epik eser olmasından dolayı da çok önemlidir.


    (sincapus - 12 Kasım 2013 17:34)

  • comment image

    griffith'e sinemanın babası unvanını getiren film, işkencenin diğer adı. bu filmi izleyebilmek için a clockwork orange'ta, alex delarge'ın gözlerini açık tuttukları zımbırtı lazım. yine de filmin sonlarına doğru şu hale gelebilir insan. sonuna kadar sıkılmadan izleyebilene saygı duyuyorum.


    (littletingoddess - 30 Mayıs 2013 20:55)

  • comment image

    1915 yapimi, 190 dakikalik sessiz film. izliyo olmam gereken 3 saat 10 dakikayi perdeye bos bos bakarak neden izlemem gerekiyo oldugunu sorgulayarak gecirdigim icin hakkindaki odevi hazirlayamamakta oldugum, bana "hersey zamaninda guzel" diye dusunduren ama 100 yilin en iyi 100 filmi arasina girmis oldugu icin dusuncemden utandiran film. elestirmenler amerikan film tarihinin en onemli filmi oldugunda hemfikirlermis. ayriyeten o zamana kadar cekilen en uzun filmmis ve de 200 yilin en karli filmi olmus (1937deki snow white and the seven dwarfs'a kadar) (bkz: ben ogrendim herkes ogrensin)


    (moyk - 25 Kasım 2002 15:03)

  • comment image

    kötüyü savunuyor olması, filmin kötü olması demek değildir diyor ebert:

    to understand "the birth of a nation" we must first understand the difference between what we bring to the film, and what the film brings to us. all serious moviegoers must sooner or later arrive at a point where they see a film for what it is, and not simply for what they feel about it. "the birth of a nation" is not a bad film because it argues for evil. like riefenstahl’s “the triumph of the will*,” it is a great film that argues for evil. to understand how it does so is to learn a great deal about film, and even something about evil.

    http://rogerebert.suntimes.com/…ws08/303300301/1023


    (ventolin - 12 Şubat 2009 21:05)

  • comment image

    1915 tarihli filmin acilis sahnesindeki yazi su sekildedir:

    "we do not fear censorship, for we have no wish to offend with improprieties or obscenities, but we do demand, as a right, the liberty to show the dark side of wrong, that we may illuminate the bright side of virtue - the same liberty that is conceded to the art of the written word - that art to which we owe the bible and the works of shakespeare."

    diger mesaj:

    "ıf in this work we have conveyed to the mind the ravages of war to the end that war may be held in abhorrence, this effort will not have been in vain."


    (dreamyattack - 27 Ocak 2016 01:23)

  • comment image

    david wark griffith'in 180 dakikalık, siyah beyaz, sessiz, 1915 yapımı sinemanın baş yapıtlarından, tüm zamanların belki de en saldırgan ve ırkçı filmidir.
    bu saldırganlık ve koyu ırkçılığın filmin sanatsal değerini kaybettirip kaybettirmeyeceği ise kişiye göre değişir herhalde.
    gelgelelim filmin yapısı, kurgusu, temposu, savaş sahneleri ve daha potemkin zırhlısı'ndan 10 yıl önce sinemanın gramerini oluşturmuş olması bu filmi büyük filmler arasına sokmaya yetiyor. griffith bugün sinemanın temeli sayılan teknikleri ilk kullanan yönetmendir; uzun çekim, geriye dönüş, bir odak noktasından ötekine geçiş... ve tüm bunları bir ulusun doğuşu'nda mükemmel bir biçimde kullanmıştır. sinemanın gerçek babası olan griffith ne yazık ki aynı zamanda ırkçıydı.


    (kadifepanter - 24 Aralık 2012 09:50)

  • comment image

    bitmek bilmeyen bir filmdir bu (uyumadan sonuna gelemedim daha). ayrıca at üstünde koşuşturan ku-klux-klan üyelerinden birini ünlü yönetmen (o zaman çömez daha) john ford'un oynadığı acımasızca rivayet edilir.


    (sudaki duman - 10 Nisan 2003 00:19)

  • comment image

    bi' de zannedersem ikinci bölümün başında "bu, tarihsel sürecin bir anlatımıdır. herhangi bir ırkı kötü göstermek demek değildir." falan der yönetmen amca. ilahi.


    (sallayancay - 15 Temmuz 2010 23:05)

  • comment image

    üç saat sürüyor,mücbir sebeplerden ötürü son on beş-yirmi dakikasını izleyemediğimi başından belirteyim,tam bitirilmemiş bir film hakkında yazmak nisbi olarak tehlikeli olabilirse de gördüğüm kadarı üzerinden kanaatlerimi aktarmak istiyorum.

    film iki kısım olarak düşünülmüş ve griffith ilk kısımda amerikan iç savaşının başlamasından abraham lincoln suikastine kadar olan tarihsel süreci "kardeşin kardeşi vurduğu anlamsız savaş" düşüncesiyle anlatma gayretinde.bu arada kurgu olduğu ve çekildiği zamanı da göz önüne alarak düşünecek olursak savaş sahneleri zamanının ötesinde denebilir,gerçi ben sessiz sinema döneminde çekilmiş filmlerin kalitesini tartışacak sinema kültürüne haiz olmadığımdan bu yorumu kaale alıp almamak hususunu takdirinize bırakıyorum.hikayenin merkezinde güneyli cameron ailesi var.var ama malum sessiz sinema,arada giren yazıların çoğu belki de gayet normal olarak diyaloglar yerine iç savaşı tarih dersi gibi "şu tarihte federasyon savaş açtı,falanca tarihte general lee'nin dötü kesildi" şeklinde anlattığından cameron ailesi iç savaş anlatımının içinde bir dekor olmaktan daha derin bir anlam ifade etmiyor.bu üslubu eleştirmiyorum zira sırıtmıyor,gayet rahat izliyoruz.

    yeniden yapılanıp "bir millet olarak doğma" süreci ise filmin ikinci "savaş sonrası dönem "kısmını oluşturuyor,çok dikkat edilmesi gereken noktalar var,

    spoiler içerebilirse de izleyecekseniz emin olun filmin tadını kaçırmaz,burasını okuyun lütfen;

    1)tam olarak "bu zenciler komple alayı şerefsiz" gibi bir söylem söz konusu değil.

    evlerinde aslında oğluna ait ku klux klan kıyafeti bulunan dr cameron bir zenciyi öldürmek suçundan yargılamaya götürülürken ortamda bazı zenci olduklarını tahmin ettiğimiz komürlen boyanmış erol taşlar zevkten kahkahalar atıyor,lakin evin sadık hizmetkarları olan başka siyahlar dr cameron götürülürken onu kurtarmak için askerlerle kavga ediyor.d.w. griffith diyor ki hepiniz ibne değilsiniz,efendilerine iyi hizmet eden siyahların hakkını da teslim ederiz evelallah..

    2) bu ikinci kısımda şöyle tarihsel iddialarla karşılaşıyoruz;

    iç savaş sonrası zenciler beyazlarla eşit haklara kavuşmakla kalmamıştır,bilhassa güney eyaletlerinde beyazlardan bile daha fazla hak ve statü elde etmişlerdir.mesela güneyli beyazlardan pek çok ileri gelen bile oy kullanma hakkına sahip değilken (ki sanıyorum iç savaş sorumlusu olmaları gerekçesiyle,aklıma başka makul bir neden gelmiyor), zencilere bu hak tanınmıştır.zenciler eyalet senatolarında yirmi beş kadar beyaza karşı yüz kişiyle temsil edilebilmiş,bu eyaletlerde beyazlar kendi topraklarında azınlık statüsüne düşmüştür ve zenci zulmü altında inim inim inlemişlerdir(şu son cümlem istihza falan değil,film açık açık bunu iddia ediyor).

    yeni birleşik devletler yönetimi zencileri neden güneylilerin üzerinde tutsun,kollasın,kara kaşı,kara gözü,kol gibi şeysinin hatrına mı?film buraya makul bir yanıt vermekten uzak..tamam peki..

    3)işte ku klux klan ezilen bu beyaz güney insanının bağrından kopup geliyor.mesela ne yapıyor ku klux klan götünü parmaklamaktan sıkılmış beyazlarca eğlence olsun diye mi ortaya çıkıyor ?bittabi hayır...mesela beyaz insanların mahsülatına zarar verip evlerini yakan bir zencinin evini basıyorlar,biz zencinin gerçekten ev yakıp yıktığını görmüyoruz ama d.w. griffith abi öyle iddia ediyor,yazı olarak geçiyor bunu,hımm diyoruz o zaman verin küsküğü şerefsize...bir kıza tecavüze yeltenip kızın intiharına vesile olmuş adaletten de götü kurtarmış kara deriliye ne etmeli ?öldürülüyor bittabi..

    filmin ikinci kısmındaki tarihsel argümanlar bana alenen kolpa kokuyor.şahsen amerikada zamanın herhangi bir anında siyahların beyazlar üzerinde en ufak bir yörede görece dahi olsa üstün tutulabildiğini, beyazların azınlık konumuna düşmesi gerçekliğini mantıkla bağdaştıramıyorum,ellilerde bile beyazlarla yanyana otobüste yolculuk edemiyordu bu adamlar.ilk kısımdaki tarihsel-bilimsel bilgi güvenilirliğinden referans alan seyircinin ikinci kısımda anlatılanları lan?fakat?acaba? diye sormayacağı umut ediliyor sanırım ve feci halde duvara toslanıyor.

    neyse son 15 dakika daha ne enteresanlıklara gebeydi sanırım da izleyemedik,izleyebilirsek editleriz entriyi.

    bu film yaklaşık bir asır sonra,aslında üretilme amacından tamamen saparak çok farklı nedenlerle izlenmesi gereken bir mahiyet arz ediyor.ne gibi?

    hiç yaşadığınız şu alemde farklı görüşten olduğu için,saçı uzun kulağı küpeli olduğu için vb sebeplerle adam tartaklayıp "kız arkadaşıma laf attı" diyen adamlar gördünüz mü?

    kendi deyimiyle "kırk kaat"lık jipleriyle mafyatik abilerine televolelerde selam gönderen ve adam öldürenlere şarkı türkü attırıp üzerine yargıya sevk edilince "düşünce savaşçısı- mağdur adam" tribine girenlere aşina mısınız?

    kamuya açık mecrada veya homojen olunmayan ortamlarda ben "öteki"nin şöyle böyle olanını severim (tipik örnek:alevilik hz ali'yi sevmekse ben de aleviyim) deyip üç beş lahasümüt arkadaşıyla başbaşa kalınca "topunu sikeceksin" edebiyatı yapan insanlar biliyor musunuz?

    sadece sinemanın gelişim sürecini merak edenler için değil,ırkçı-aşırı milliyetçi kişi veya kuruluşların hangi argümanı neden ve nasıl gerekçelerle ürettiklerine dair önemli dersler çıkarılabilecek bir film olduğunu rahatlıkla söyleyebilir ve herkese şiddetle tavsiye ederim.


    (yeramyan - 15 Haziran 2009 09:11)

  • comment image

    d w griffithin 1915 tarihli filmi. 3 saatlik suresine ragmen zamani icin asmis bir sinema dili sergileyen filmin, irkci olmak ve zencileri asagilamak gibi 'ufak' bir kusuru vardir maalesef. ayrica gunumuz paarasina vuruldugunda olmadik meblaglara gelen bir hasilat yapmistir bu film.


    (tramell - 7 Mart 2002 14:35)

Yorum Kaynak Link : the birth of a nation