IMDB Puanı   : 8,2
Oy Sayısı         : 325.061
Süre                : 2 Saat 19 dakika
Çıkış Tarihi     : 04 Kasım 2016 Cuma, Yapım Yılı : 2016
Türü                : Biyografi,Drama,Tarih
Taglar             : Medikal,1940'lar,asker,Pasifizm,ikinci dünya savaşı
Ülke                : ABD,Avustralya
Yönetmen       : Mel Gibson (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Andrew Knight (IMDB)(ekşi),Robert Schenkkan (IMDB)(ekşi),Randall Wallace (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Teresa Palmer (IMDB)(ekşi), Andrew Garfield (IMDB)(ekşi), Hugo Weaving (IMDB)(ekşi), Luke Bracey (IMDB)(ekşi), Sam Worthington (IMDB)(ekşi), Vince Vaughn (IMDB)(ekşi), Rachel Griffiths (IMDB)(ekşi), Nathaniel Buzolic (IMDB), Richard Roxburgh (IMDB), Matt Nable (IMDB), Ryan Corr (IMDB), Goran D. Kleut (IMDB), Firass Dirani (IMDB), Milo Gibson (IMDB), James Mackay (IMDB), Luke Pegler (IMDB), Ben O'Toole (IMDB), Ori Pfeffer (IMDB), Raphael Dubois (IMDB), Nico Cortez (IMDB), Ben Mingay (IMDB), Robert Morgan (IMDB), Jason Pugh (IMDB), Harry Greenwood (IMDB), Shaun Phillip Cantwell (IMDB), Benedict Hardie (IMDB), Yuki Nagashima (IMDB), Milan Pulvermacher (IMDB), Jim Robison (IMDB), Akira Fujii (IMDB), Michael Sheasby (IMDB), Daniel Keen (IMDB), Bill Young (IMDB), James O'Connell (IMDB), Nobuaki Shimamoto (IMDB), Sean Lynch (IMDB), Hiroshi Kasuga (IMDB), Yoji Tatsuta (IMDB), Taki Abe (IMDB), Santo Tripodi (IMDB) >>devamı>>

Hacksaw Ridge (~ The Conscientious Objector) ' Filminin Konusu :
İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan Ordusu’ndan sıhhiye Desmond Doss , Okinawa Savaşı’nda görev yaparken insanları öldürmeyi reddeder ve Amerikan tarihinin ilk Onur Madalyası’na layık görülen vicdani retçisi olur. Film, tek bir kurşun sıkmadan birsürü insanın hayatınıi kurtaran kahramanın hikayesini ele alıyor

Ödüller      :

Academy Awards, USA:Oscar-Best Achievement in Film Editing, Oscar-Best Achievement in Sound Mixing
BAFTA:BAFTA Film Award-Best Editing


  • "hugo weaving'in mükemmel oyunculuk sergilediği film. bir kaç sene sonra filmin tüm detaylarını unutabilirsiniz ama hugo weaving aklınızda kalır."
  • "savaş karşıtı.. vicdani retçi..sözde vatanını eşini çocuğunu koruyor.. ama hikaye vatanından 10000 km uzakta..vay babanı sikiym holivud..!!"
  • "mel gibson'ın oyunculukla kaybettiği zamanların, aslında sinema sanatının bir kaybı olduğunu bir kez daha gösteren film."
  • "(bkz: askerde tüfek uzatılınca hayır teşekkürler demek)"
  • "o değil de 6 kez çıkılan tepeye, çıkılmasını sağlayan o urgan merdivenleri, amerikan saldırıları durduğunda japonlar neden kesip indirmiyorlar aşağı onu anlayamadım ben"




Facebook Yorumları
  • comment image

    mel gibson'un savaşı kutsadığını çıkaranların filmi izleyip izlemediklerinden emin değilim.

    --- spoiler ---

    ilk olarak mel gibson'un bir şey yaptığını nereden çıkarıyorsunuz? adam bir başkasının hayatını filme almış.

    kaldı ki filmin başından beri baba rolündeki hugo weaving (bu arada muazzam bir adam, harika bir oyunculuk) ''biz ne için savaştık, bize savaştan sonra ne gözle bakıyorlar, hepimiz değersiz biri olduk çıktık.'' serzenişleriyle savaşın ne kadar gereksiz ve ölenlerin birer isimden ibaret olduğunu gösteriyor. savaşa karşı çıkmayı bundan daha güzel anlatan varsa beri gelsin. zira ben o sahnelerde gayet duygulandım.

    andrew garfield spiderman olarak ne kadar hayal kırıklığı yaratsa da bu filmde tam o rol için yaratılmış gibiydi. hafif alıklığı, o gülüşü; tam olarak karakteri yansıtıyordu.

    film işleyeceği her şeyi çok güzel işlemiş. elbette yine abd'nin kahramanlıkları pompalanmış ancak hikaye neticede gerçek.

    filmdeki 2 saçma yer ise üstü örtülür gibi değildi. ilki elbette ''o japonlar neden o ipi kesmiyor.''

    diğeri de desmond'un komutanı arkasında kendi yaptığı kızakla sürüklerken, komutanında ateş ederek japonları öldürmesiydi. o kadar duygusal yoğunluğun içinde kahkaha attım resmen.

    bu arada japonların savaşta karşı tarafta yarattığı psikolojik yıkıma da çok güzel bir örnek olmuş. böyle savaşan adamların (kesinlikle savunmuyorum) atom bombasından başka bir şey durduramazdı. gururları için ölmek bir yaşam felsefesi olmuş cidden. bambaşka bir şey. her seferinde baştan şaşırmamak mümkün değil.
    ---
    spoiler ---

    kısaca bu zamana kadar çekilen onlarca savaş filmine göre çok farklı bir konusu olan ve bununla da beğenimi kazanan mel gibson filmi. kesinlikle izlenmeli.


    (belkigelmezyarin - 20 Mart 2017 22:40)

  • comment image

    mel gibson için umre vakti. gene kendince ibadetinden geri kalmamış. savaş, uçan bacaklar ve merminin izini takip eden kana rağmen filmden sıkılmak mümkün. alıcısının bile bir ara içi geçebilir ve kafası göğsüne eğilebilir.

    sülalesinde bir aile büyüğü olsa gerektir diye düşünüyorum (gerçi kendisi torununu üniversiteye yollayacak yaşa geldi. en büyük kendisi olabilir soy ağacında. bu da ayrı bir gerçek) ya da yakın bir ahbabı... "bu işler bayıyor artık" desin. desin ki artık katolikliğin ekmeğini yiyerek millete kapalı gişe ıstırap olmasın. tabii mel gibson çapındaki adama bunu diyebilecek bir insan var mı onu da bilememekteyim.

    --- spoiler ---

    lakin onlar nasıl klişeler?

    evvela kavgaya tutuşup sonra dostluğu keşfeden zıt karakterler. (çapsız mizahlarını konuşturdular gizlendikleri çukurda. ben, sempatik olmaya çalışırken felç geçirip öleceklerdir kesin, yoksa bu kadar klişe iş güvenliğine aykırı, diye düşündüm)

    sevgilisine olan inancını bir an olsun yitirmeyen süt. güzel bir kadın (mütedeyyin penisin zaferi, diyeceğim demek istemiyorum)

    savaş üniformasını giyerek herkese ideolojik olarak amaç-performans karşılaştırması sunan "özündeiyi" baba (bir ara filmden öyle bir ayrıldım ki anafartalar kumandanı mustafa kemal girdi zannettim içeriye. bağlamı biraz karıştırdım, içim geçti zira)

    gibson'un savaş fantezileri. "ben sizin giydiğiniz dona karışıyor muyum?" tavrına benzer bir rahatlık (bombayı göğüsleriyle karşılıklı sıkıştırıp aynı anda gelen iki düşman askeri, altında yatan adamın altında patlayan el bombasından hasarsız kurtulan asker, tek eliyle yarım bedenli bir cesedi kendine siper ederek japon tribünlerine sıka sıka giden bir rambo - yeter mi?)

    kadınların rolü gene yönetmeliğe uygun: analık, karılık, erkeğine destek.

    otoritenin kendini sorgulayarak aklını başına topladığı duygusal dakikalar: " bu çocuk gerçekten cesurmuş." "cesaret bilekte değil, yürekte." (zira arkadaş zaten spiderman. ağa tırmanıp inmesinden, ipi ağ gibi kullanmasından belli)

    abd ordusu alçakgönüllülüğün kurumsal temsili. ( sam worthington'un "hacksaw'ı aldık" dediği anda bakışlarındaki gurur. ayna karşısında çalışa çalışa kendine yabancılaşmış gibi. )

    soğuk savaş dönemi yönetmeni mi sandınız gibson'ı? elbette değil. düşmanını da biraz övsün ki ronald reagan döneminde yaşadığımız zannedilmesin.
    çetin ceviz ve gözüpek japonlar var. sonunda yenilgiyi gururlarına yediremeyerek harakiri yapanlar. peki biz bunu kimin gözünden görüyoruz? kimsenin. mel gibson kamerayı oraya tuttu. o zamana kadar "japon askeri kimdir, kime denir? " benzeri sorular üzerinde durulmamışken , bunu gördük. zira ya ırkçı derlerse sn. gibson'a?

    şu bombaya atılan tekmeden daha vahim bir durum var o sekansta. bir grup japon donlarıyla çıktılar meydana. "japonluk biraz da külodunla muharebe meydanında gezmektir" gibi bir tarihi bilgi var da biz bilmiyor olabilir miyiz?
    ---
    spoiler ---


    (abel markus - 30 Mart 2017 11:02)

  • comment image

    bok gibi film afedersin. incecik ve hiç gücü kuvveti olmayan ve ayrıca saatlerdir savasan bir askerin aç susuz bir şekilde 75 askeri sürükleyerek götürdüğüne ve doksan derecelik uçurumdan iple indirdiğine ancak saflar inanır. ayrıca bu eleman bu isleri yaparken aşağıdaki askerler sinema mı seyrediyor ne yapıyor onu da anlamadim.
    filmin yaptığı aşırı din ve milliyetçilik propogandasını herkes söylemiş zaten.

    edit: şimdi düşünürken farkettim bu film savaş karşıtı değil tam aksi yönde. ne olursanız olun, silaha dokunamasanız bile savaşa katılın ve kahraman olun mesajı veriyordu.


    (kimya enginari - 3 Haziran 2017 19:09)

  • comment image

    savaş karşıtı..

    vicdani retçi..

    sözde vatanını eşini çocuğunu koruyor..

    ama hikaye vatanından 10000 km uzakta..

    vay babanı sikiym holivud..!!


    (mert adam - 18 Mart 2017 15:05)

  • comment image

    giriş bölümü biraz uzun olmuş ama savaş sahneleri muhteşem çekilmiş. savaş sahneleri başladıktan sonraki kısım akıp gitti. din sahnelerini ben de herkes kadar çok göz önünde buldum ama yine de bu film mutlaka izlenmelidir. andrew garfield iyi oyuncu ama surat ifadesi benim hayat enerjimi sıfıra indiriyor resmen. ağız yapısından mı kaynaklanıyor nedir herife bir türlü ısınamıyorum.
    bu nasıl bir sıfat yahu? http://i.hizliresim.com/qbyg13.jpg


    (hiltrudex - 5 Mart 2017 12:39)

  • comment image

    mel gibson'ın oyunculukla kaybettiği zamanların, aslında sinema sanatının bir kaybı olduğunu bir kez daha gösteren film.


    (protospher - 27 Ocak 2017 00:08)

  • comment image

    bok atmayin lan. cok guzel film yapmis adam.

    bana bu yasta gozumden yas getirttiyse vermek istedigi mesaji vermistir.

    din propagandasi falan bilmem neyse ne, adam humanist bir acidan yaklasmis en azindan. savasin baska turlu verilebilecegini de gostermis, ama anlayana tabi.


    (karayan - 25 Ocak 2017 15:59)

  • comment image

    izlerken ödümü bokuma karıştıran muhteşem bir savaş filmi. kendi türünün en iyilerinden olmuş. mel gibson üstad daha sık film çeksin, 10 yıl sonra çektiği ilk film bu şaka gibi.

    bu filmden sonra andrew garfield'ın kariyeri şaha kalkar artık. çocuk muhteşem oyuncu. vince vaughn'a da oldum olası bayılırım bu filmde de çok beğendim.


    (brooklyn carter - 22 Ocak 2017 19:56)

  • comment image

    en iyi ses miksajı ve en iyi ses kurgusu dallarında ciddi şekilde oscara yakın olduğunu düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    andrew garfield yüz, ses ve fiziksel özellikler bakımından desmond doss karakteri için seçilebilecek en uygun oyuncuymuş gerçekten. filmin sonundaki görüntü ve fotoğraflardan anlamak mümkün bunu. o tercih de pek de iyi olmamış bana kalırsa, yani filmin sonunda gerçek doss'a yer verilmesi. başında gerçek bir hikâyeye dayandığı söylense de sonunda hikâyenin gerçek kahramanını görmek bağınızı koparıp, 2 saat boyunca seyrettiklerinizi bir kenara koymanıza yol açabiliyor. neyse. çok klasik hatta klişe karakterleri olmasına rağmen luke bracey, vince vaughn, sam worthington ve hugo weaving'in gayet iyi iş çıkardığı, esas kızımız teresa palmer'ın ise üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiği kanaatindeyim.

    ---
    spoiler ---

    hikâyeye gelince, amerikan mastürbasyonunu bir kenara koyacak olursak, sinema evreninin belki tek "tutarlı" inananı ile karşı karşıya kalacağınızı belirtmek isterim. gerçeğe dayanması da cabası.

    iyi seyirler.


    (kahmut - 21 Ocak 2017 10:52)

  • comment image

    uzun zamandır sinemaya gitmiyordum, açılışı bu filmle yaptım.

    --- spoiler ---

    filmi genel olarak beğendim, kurgusu, savaş sahneleri muazzamdı. oyunculuklar da genel olarak iyiydi. hatta seyrederken ulan ne güzel abartmamışlar diyecektim ki, gelen iki el bombasının birini tokatlayıp diğerine trivela vuruş yapınca bizim desmond, yok artık ali sami döküldü ağzımdan. bu sahneye gerek yoktu mel'ciğim. gerçekten.

    ben olaya biraz başka türlü bakacağım müsaadenizle. açıkçası desmond'ın ne ayak olduğunu çözemedim, din diyanet konusunda yani. adama kız arkadaşı kutsal kitap hediye ediyor. incil diye çevirdikleri bible kelimesi kutsal kitaptır, eski ahit (tevrat) ve yeni ahit'i (incil) kapsar. bu adam hristiyansa -ki öyle görünüyor-, neden şabat gününü (cumartesi) tutuyor? adam ne istavroz çıkardı ne haç taktı, dedim heralde protestan, onlar haç takmazlar. amma ve lakin neden şabat gününü tutuyorsun be adam? et yemiyorum diyor, tamam oruç tutuyordur diyorum zira yahudilerde yom kippur orucu vardır, kefaret günü demektir. o gün 25 saat civarı hiçbir şey yiyip içmeden oruç tutulur. hristiyan orucunda ise her türlü hayvansal gıdadan uzak durulur, diğer yiyecekler serbesttir. desmond eğitim sırasında sopa yerken, diğer yanağını da mı uzatacaksın diyor vuran eleman. e bu da yeni ahit'te geçen bir ayet (matta 5:39). ama her şey dönüp dolaşıp şabat gününü tutmasında tıkanıyor.

    bir de desmond çocukken, abisinin kafasında piriket kırdıktan sonra duvarda gördüğü on emir'den altıncısı olan «öldürmeyeceksin» yazısı var. tamam eski ahit'in on emir hariç hükmü kalktı, hristiyanlar da on emir'e itimat ediyor (şabat günü hariç), buraya kadar sorun yok. bununla birlikte, isa mesih bırakın birini öldürmeyi, «komşunu kendin gibi seveceksin», «kardeşine ahmak bile demeyeceksin» der. niye altıncı emre yoğunlaşıldı ben anlamadı. belki de mel gibson yahudilere zeytin dalı uzatmak istedi, bilemiyorum altan.

    filmin sonlarına doğru saldırı yapacaklarında desmond'ın duası bitsin diye bekliyoruz dedi çavuş bey. bari orada biraz duysaydık ne okuyor mezmur mu? ağıtlar mı? yaremya mı? yoksa bildiğimiz hristiyan dualarından «ya rab merhamet eyle» mi?

    bunlar kafamı kurcalayan sorular oldu. bayağı da kurcalanmış aslında*

    edit: tam göndere basacakken dur biraz araştırayım dedim ve ne göreyim? adam adventistmiş. ben şok ben iptal ben vefat. o kadar yazdığımı da silmeyim dedim, bu da kendi kendime ayar olsun, kapak da olabilir. o değil batı kilisesinin işi zor arkadaş, milyonlarca mezhep var, hangi birini takip edeceğiz? hatta filmi izlerken acaba desmond mormon mu diye düşündüm. utah'lı değil virginia'lı olduğu aklıma geldi onu eledim. adventistleri hiç duymamıştım.
    ---
    spoiler ---

    son olarak bible kelimesini incil olarak çevirmekten ne zaman vazgeçeceksiniz sayın çevirmenler? yeri gelmişken burada da açıklayalım doğrusunu.
    bible=kutsal kitap
    kutsal kitap=eski ahit+yeni ahit
    eski ahit=tevrat diye bilinen ilk 5 kitap (yaratılış, mısır'dan çıkış, levililer, çölde sayım, yasa'nın tekrarı), yeşu, ester, eyüp, süleyman'ın özdeyişleri, yaşeya, yaremya, hezekiel vb. gibi kitaplar ile zebur olarak bilinen davut'un mezmurlarından müteşekkildir. yeni ahit ile lütuf çağı başladığından hükmü kalkmıştır.

    yeni ahit=herkesin incil diye bildiği matta, markos, luka ve yuhanna ilk dört bölümüdür. elçilerin işleri, 14'ünü aziz pavlus'un kaleme aldığı 21 mektup ile devam eder ve son olarak vahiy bölümüyle biter.

    yani kutsal kitap incil demek değildir.


    (freekara - 6 Aralık 2016 01:12)

  • comment image

    allied'a gitmeyip, kendisini tercih ettiğim için, beni ziyadesiyle memnun eden film. benim gibi hiçbir filmden gerilmeyen, bilimum korku filmlerinde kılı kıpırdamayan bir insanı bile, 3 kez yerinden 2 cm hoplatmasıyla, takdirimi kazandı. olay ne müziklerde, ne de özel efektlerde... olay, tamamen, sahnelerin gerçekçiliği, savaş ve cephe kurgusunun mükemmelliği ve tüyler ürperticiliğinde. istediği kadar bazı yerleri abartsın, istediği kadar incil'i gözümüze soksun, mel gibson bu işi biliyor. filmi seyrederken düşündüm de, keşke birileri bizim çanakkale savaşı'mızı, kurtuluş savaşı'mızı da böyle etkili, gerçekçi ve duygusal bir şekilde yansıtabilse...


    (agluna - 5 Aralık 2016 22:43)

  • comment image

    uzun uzun okumak isteyenler için: tık

    mel gibson 10 sene sonra geri döndü ve şunu söylemiş:
    1) ben amerikalıyım ve hristiyanım,
    2) savaş filminde üstüme yoktur.

    hacksaw ridge, the thin red line ve saving private ryan sonrası gördüğüm en muhteşem savaş sahnelerine sahipti. hacksaw ridge'e gelen kadar tipik mel gibson, amerika filmi izliyoruz. 30-35 dakka dayanabilirseniz, sonrası efsane.

    --- spoiler ---

    japonların ateş açtığı ilk andan sonra ki 10-20 saniyelik bölümde sizin de tüyleriniz diken diken oldu de mi? gerçekten de harika bir çatışma çekmişler.
    ---
    spoiler ---

    filmin en ürkütücü tarafı da anlatılan kişini gerçekten varolması. film çeksen, "yok artık ebesinin amı" dersiniz. adam, tek başına, 75 kişi kurtarmış. gerçekten inanılmaz.

    düzeltme: 87 değil 75 imiş. düzeltme için bi kere ben de oynayabilir miyim'e teşekkürler.


    (kopuksenaryoo - 28 Kasım 2016 21:25)

  • comment image

    film güzel, gerçekten etkileyici. yalnız kimse fark etmedi mi başroldeki adam aşırı derecede güntekin onay a benziyordu. sürekli aklıma geldi. güntekin abinin hayatı filme falan çekilirse bu spaydi oynasın


    (bakgidiyormakine - 27 Kasım 2016 13:12)

  • comment image

    ortalama bir sinema seyircisi olarak ben beğendim bu filmi. kafama takılan tek bir nokta var. filmin gerçek bir hikayeye dayandığını da biliyorum, ancak ortalama bir türk insanı olarak şu soruyu sormak istiyorum:

    --- spoiler ---

    bu japonlar uçurumdaki ipi niye kesmiyor yahu?

    ---
    spoiler ---


    (derkampf - 24 Ocak 2017 21:29)

  • comment image

    mel gibson'ın yine şeriatçılığını konuşturduğu film.

    film olarak iyi film. ama zihniyet olarak, insanlığın aşması gereken bir zihniyeti kutsuyor, bunu da savaş gibi herkesin nefret edeceği bir durumun karşıtı olarak yapıp fikrine sempati toplamaya çalışıyor.

    savaş kötü. ama savaşlara neden olan köhne inançlar daha kötü. savaş üzerinden köhne inançları kutsuyorsun, ki savaşın nedeni o inançlar.

    iyi insan olmanın karşılığını inançta bulmak dünyaya yapılacak en büyük kötülük. çünkü inanç cehaletle birleştiğinde kan ve şiddet doğruyor. insanlığın iyiliği bilim, birbirine ve hayat hakkına saygı gibi değerler olmalı...


    (daenerys targaryen in askerleriyiz - 21 Ocak 2017 02:20)

  • comment image

    saving private ryan'dan beri çekilen en iyi savaş filmi kesinlikle değildir. o film letters from ıwo jima'dır.
    neyse, üç gündür evde elektrikler kesikti. zaman geçireyim, bari sinemaya gideyim dedim. önümdeki ilk seansta bu film vardı. filmi izledim. şu an katolik bir amerikan milliyetçisiyim. gad seyv yuesey.


    (penam - 6 Aralık 2016 21:09)

  • comment image

    --- spoiler ---

    o değil de 6 kez çıkılan tepeye, çıkılmasını sağlayan o urgan merdivenleri, amerikan saldırıları durduğunda japonlar neden kesip indirmiyorlar aşağı onu anlayamadım ben
    ---
    spoiler ---


    (ejderhasizfantazya - 2 Aralık 2016 21:55)

  • comment image

    görüldüğü üzere ya çok övülen ya da yerin dibine batırılan film. her iki görüşe de hak vermek mümkün. klişeleşmiş din propagandasının bu denli gözümüze sokulması rahatsız ediyor. senaryo yaşanmış bir hikayeden yola çıkılsa da yönetmenin bunu yorumlayış biçiminde aşırılıklar görülüyor. bu nedenle hikayenin gerçek olduğunu bildiğiniz halde bazı sahnelerde "yok artık" diyorsunuz. bu da filmin inandırıcılığına zarar veriyor. savaş sahnelerinin birçoğu muazzam denebilecek kadar iyi. kendinizi bir savaş oyunundaymış gibi hissediyor, bazen oturduğunuz yerde çakılı kalıyor bazen de kurşun sanki size sıkılmış gibi geriliyorsunuz. bu atmosferi hissedebilmek için sinemada izlemenizi tavsiye ederim. başladığımız noktaya geri dönecek olursak artıları ve eksileri uçlarda olan, savaş sahneleri için izlenmeye değer bir mel gibson filmi.


    (minareden atlayan fil - 30 Kasım 2016 08:53)

Yorum Kaynak Link : hacksaw ridge