IMDB Puanı   : 6,3
Oy Sayısı         : 36.444
Süre                : 1 Saat 33 dakika
Çıkış Tarihi     : 30 Haziran 2017 Cuma, Yapım Yılı : 2017
Türü                : Drama,Western
Taglar             : Beğenilenler
Ülke                : ABD
Yönetmen       : Sofia Coppola (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Sofia Coppola (IMDB)(ekşi),Thomas Cullinan (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Elle Fanning (IMDB)(ekşi), Nicole Kidman (IMDB)(ekşi), Kirsten Dunst (IMDB), Angourie Rice (IMDB)(ekşi), Colin Farrell (IMDB)(ekşi), Oona Laurence (IMDB), Addison Riecke (IMDB), Wayne Pére (IMDB)(ekşi), Emma Howard (IMDB), Matt Story (IMDB), Rod J. Pierce (IMDB)

The Beguiled (~ Kadin Affetmez) ' Filminin Konusu :
Film 1865 yılında Güney eyaletlerinden Louisiana’da, Amerikan İç Savaşı’nın son günlerinde geçer. John McBurney adında ağır yaralı bir Kuzeyli onbaşı, Güneylilere ait bu topraklarda ormanlık bir arazide tam da düşman birliklerinin eline geçmek üzereyken Amy adlı 12 yaşlarında bir kız çocuğu tarafından kurtarılır. Tutkusu ve hırsı mantığının önüne geçtikçe genç asker kendini hayal bile edemeyeceği bir hikâyenin ortasında bulacaktır..

Ödüller      :

Cannes Film Festivali:Best Director


Eleştirmenlere göre 2017'nin en iyi 10 filmi / 10
  • "adını türkçe'ye (bkz: kadın affetmez)* diye çevirmişler. ..rrrrak kafalılar!"
  • "filmi izlerken hiç sıkılmasam da, kaçırılmış bir fırsat olarak tanımlayabilirim. incelemesini olabildiğince pozitif duygularla, bloğumda yazdım. okumak isteyenlere gelsin.film incelemesi"
  • "filmin güzel kadrosu var fakat anlattığı pek bir şey yok. biraz sıkıcı ilerliyor. oyunculuklar güzel ama izlenmese de bir şey kaybedilmez."
  • "coppola'nın yönetmenliğini merak ettiğim için izleyeceğim film. burayı editleyeceğim.(bkz: reserved)"




Facebook Yorumları
  • comment image

    1971 tarihlisinin izlenmesi, 2017 tarihlisinin izlenmemesi gereken film.

    ikisini de izlerseniz, sofia coppola'nın 2017'de, bir "remake" ile nasıl bir kastrasyon yaptığını görmekten başka bir kazanımınız olmayacaktır.

    cinsel, toplumsal, siyasi ne varsa budanmış, hadım edilmiş. quaker'ı katolik yapıp kaplumbağanın adını değiştirmekle olmuyor sofia hanım! belli belirsiz ayırdına varılabilecek biçimde dinsel içerik artırılmış filmde.

    sanki godfather gibi bir yapımcı gelmiş de kısık sesiyle ona reddedemeyeceği bir teklifte bulunup "sofia, bunu kes, bunu da kes, bu da uymaz bize, şu zenciyi de çıkar, adamı da katolik yap! (...)" diye komutlarını sıralamış yönetmene.

    1971'den kalan filmin konusunu beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama zombi gibiymişçesine oynanan, kurbağa suratlı zevatça canlandırılan 2017 oyunculuklarıyla kıyasladığınızda, oyunculuk neymiş görebileceğiniz bir yapımdır the beguiled (1971).

    46 yıl sonra insanlığın genel tıkanıklığından nasibini almış filmdense, 46 yıl önceki gerçekçi rollerin, canlandırmaların yapıldığı don siegel filmini tercih ederim. oysa sofia'nın diğer işlerinin tümünü derecelerine göre, takdir edebilmişliğim vardı.

    iki filmi de izlemeden sofia'nın filmi için olmuş diyenler "beri" gelsin!
    iki filmi de izleyip, sofia'nınkini don siegel'inkine yeğleyenlerse "sinema nedir?" diye bir defa daha düşünsünler, mümkünse seyircilikten istifa etsinler!

    imdb: the beguiled (1971) / don siegel
    imdb: the beguiled (2017) / sofia coppola


    (fij - 1 Ekim 2017 12:09)

  • comment image

    bir bos kalmis sanki film. anladim coppola'nin ne yapmak istedigini ama olmamis. sanki film o kadar uzun giristen sonra bir an once sonuca baglaniyor. yazik olmus.

    --- spoiler ---

    olayin ozeti sekssizlik basa vurmus.

    ---
    spoiler ---


    (visnekiraz - 13 Eylül 2017 00:44)

  • comment image

    1966 yilinda thomas p. cullinan tarafindan yazilan ve amerikan kuzey guney savasi sirasinda guneyde yasayan iki kiz kardesin islettigi kiz yetistirme yurduna, kuzey icin savasan bir irlanda'li adamin yarali olarak yine yurdun en genc ogrencisi tarafindan getirilmesi sonrasinda gelisen olaylarin yurtta yasayan kadinlarin gozunden anlatildigi "a painted devil" adli romanin sinema uyarlamasidir. 1.cisi don siegel tarafindan cekilen film sofia coppola tarafindan 2016 sonbaharinda yeniden cekilmistir ve 2017 yazinda sinemalara gelmesi beklenmektedir. basrollerinde colin farrell, nicole kidman, kirsten dunst ve elle fanning'in oldugu filmin erkek kahramani orjinal romanda irlandalidir. dolayisiyla eger filmde kahramanin irlanda aksani ile konusmasi dusunuluyorsa irlandali aktor colin farrel'in kadinlari kendi cikarlari icin cok iyi sekilde idare eden bu karakter icin secilmesi isabetli bir karar olabilir.

    aslinda sofia coppola yapilmis bir filmi yeniden cekmeye hic sicak bakmiyor. onceleri bu filmi yeniden cekme konusunda cekincesi varmis. ancak filmi seyredince konusu oldukca zengin ve cinsel gerilimi yuksek olan bu hikayeyi bir de kadinlarin penceresinden anlatma dusuncesi ilginc gelmeye baslamis . onceleri erkek kahraman olarak colin farrel aklinda yokmus. farkli erkek oyuncularla gorusmeler yapmis ancak daha sonra danismaninin onerisi uzerine colin farrell'la gorusmus. kuzeyli bir asker olan erkek karakterin, narin guneyli kadinlarla buyuk bir tezat olusturacak sekilde erkeksi, karizmatik, seksi ama ayni zamanda gizemli ve anlasilmasi zor bir karakter olmasi gerektigini belirten coppola cok karizmatik ve cekici olarak degerlendigi colin farrell'in bu hikaye icin cok uygun olduguna karar vermis. filmin esinlendigi orjinal kitapta ve filmin clint eastwood versiyonunda yer alan kole karakteri ise tam hakkini veremeyecegini dusunerek ve kadinlarin tamamiyla yardimsiz kalmalarini istedigi icin hikayeye dahil etmemis.

    orjinal kitapta olaylar tamamiyla kadinlarin gozunden anlatiliyor ve erkek kahramanin firsatciligi clint eastwood versiyonundaki gibi hemen belirgin degil. ayrica yine ilk filmdeki gibi cinsel sahneler yok. buna ragmen kitabi okurken cinsel gerilimi surekli hissediyorsunuz. erkek kahraman ilk baslarda gayet nazik, iyi huylu bir asker gorunumunde ancak kitabin ilerleyen bolumlerinde yavas yavas ne kadar firsatci oldugu ortaya cikiyor. o yuzden coppola'nin versiyonunun nasil olacagini ve kitabi ne kadar yansitacagini cok merak ediyorum.

    sofia coppola bu filmle 70. cannes festival'inde "en iyi yonetmen" odulunu alarak festival tarihinde sovyet yonetmen yuliya solntseva'dan sonra bu odulu olan ikinci kadin yonetmen oldu.

    edit: imla.
    edit: ılk fragman super gozukuyor: https://www.youtube.com/watch?v=grkxyeowfco
    edit: 70. cannes film festival'inde yarisma kategorisine secildi.
    edit: sofia coppola'nin gorusleri.
    edit: cannes festival 2017 results.


    (balistic - 19 Ocak 2017 19:02)

  • comment image

    thomas cullinan'ın romanından uyarlanan 2017 yapımı sofia coppola filmi.

    amerikan iç savaşı sırasında yaralanmış kuzeyli birlik * askeri güneyli bir kız okuluna gelir. yaralarının tedavisi sürecince okula kabul edilen bu çekici yabancının izole edilmiş şekilde yaşayan kadınların hayatlarına etkisi yıkıcı olacaktır.

    nicole kidman, colin farrell, kirsten dunst, elle fanningli kadroyu gördüğüm anda izleme listesine atmıştım.
    1971 yapımı don siegel'in yönettiği clint eastwood abimizin oynadığı başka bir versiyonu olduğunu atlamışım onu da biraz zaman geçsin izlerim.

    --- spoiler ---

    filmde eksik hissettiren bir şeyler var bence:
    öncelikle edwina karakteri ve onun diğerleriyle olan ilişkişi fazla işlenmemiş. anladığımız kadarıyla babası askerde olduğunu için mecburen orada kalmakta ama gitmeyi bu kadar arzu edecek ne yaşadı muamma. araştırmaya devam edince edwina'nın aslında melez olduğu karışık bir ırksal geçmişse sahip olduğunu ama siegel ve coppola'nın bunu görmezden geldiğinin yazılmış olduğunu gördüm.

    ikincisi bütün kadınların kendilerini john'un kucağına atmak için fazla istekli olması. tamam anladık bastırılmış cinsellik, yalnızlık bir yandan diğer yandan da adam "egzotik" bir macera gibi geliyor olabilir ama biraz fazla geldi.

    bir diğer husus biz abd'li olmayanlar için iç savaşlarının dinamiklerini yeterince bilmiyoruz kuzeyliler kölelik karşıtıydı güneyliler (afedersiniz tırampçı) kölelik yanlısıydı gibi yüzeysel bilgilermiz var. bunu araştırırken aslında sofia coppola'nın bir beyazlaştırma * yaparak orijinal öyküde ve önceki çekilen filmde olan john'a bakmak üzere görevlendirilmiş siyahi hizmetçiyi filmden çıkardığını öğrendim. bunu 'ben insan ilişkilerine odaklandım ırk konusuna değil' 'filmi izleyecek genç afro-amerikalı kadınlara böyle bir tasvir göstermek istemedim' şeklinde açıklasa da eksiklik gibi geldi bana.

    ---
    spoiler ---

    coppola siyasi, ırksal ya da sınıfsal farklılıkları kenara bırakıp kapatılmış kadınların hayatına düşen bir erkeğin dengeleri nasıl değiştireceğini göstermeyi seçmiş. esasında güzel film ama biraz daha zamana yayılsaydı geçişler çok hızlı gelmezdi belki de.
    o müthiş zerafetin altında adeta yıldırımla çakan gerilim ve cinsel tansiyonu izlemek keyifliydi.

    görselliğe de özenildiği belli. biraz teknikten bahsedersek çoğunlukla doğal ışık ve mum aydınlatması kullanılmış. 35mm filme çekilmiş bu da güzel bir doku ve pastel renkler veriyor filme. coppola'ya yuliya solntseva'dan sonra ikinci kez cannes'da bir kadın yönetmene en iyi yönetmen ödülünün verilmesine bunlar sebep olabilir.

    colin farrell, nicole kidman ikilisi the killing of a sacred deer'dan sonra 2017 içinde ikinci kere karşımızdalardı. nicole buzlar kraliçesi rolünde yine şaşırtmıyor. colin farell'da manüplatif, flörtöz rolünün hakkını veriyor tabi.

    kirsten dunst 3. kez cappola'yla çalışmış. (bkz: the virgin suicides) (bkz: marie antoinette) sette uyumun çok iyi olduğunu özellikle elle fanning ile çok iyi geçindiğini söylemiş.
    filmden de hissedilen bu, küçük yaştaki oyuncular güzel bir performanslar sergilemişler.


    (eksineyler - 3 Ocak 2018 02:29)

  • comment image

    klişeliliği ve sıkıcılığı yanında buram buram "festival filmi" kokan, kapkaranlık sahneleriyle daha ilk saniyesinden itibaren tahmin edilebilir olan, 2017 yapımı yapıt.

    filmin tek artısı dts ve daha üstün bir ses formatıyla izlediğinizde oluşan ses ambiansı ve eskimeyen asil güzellik nicole kidman.

    6/10.


    (beni arayan olursa banyoda de - 22 Aralık 2017 16:13)

  • comment image

    filmekimi sırasında izlediğim ve bana biraz aceleye gelmiş hissiyatı veren film. demek istediğim her saniyeyi yansıtması değil, kurguda anlatılmak istenen hikayenin önemli noktaları ayıklanır ve izleyiciye sunulur. burada sanki bu ayıklama biraz.. olmamış gibi. sonlara doğru özellikle çok bir yerden bir yere atlıyor hissiyatı verdi. ayrıca sadece ben mi colin farrell ve diğer karakterler arasındaki sexual tension eksikliğini hissettim? filmin temelinde bu var bir nevi, sexual tension olmalı karakterler arasında ama yok, yani bana göre. bir ara orijinalini izleyeceğim, bakalım o nasıl.

    en iyi yönetmen ödülünü aldığını okuyunca çok şaşırdım. (bkz: cannes bey ne yapıyorsunuz)


    (semastamus - 30 Ekim 2017 12:00)

  • comment image

    iyi işlenebilecek bir konunun acele edilerek, geçiştirilerek nasıl sıkıcılaştırıldığının bir hikâyesi olmuş bu film. yönetmene neden en iyi yönetmen ödülü verilmiş inanın anlamadım; bu sene katılan bütün filmler kötüydü de bir bu film mi kötünün iyisiydi acaba?

    --- spoiler ---

    üstteki entry'lerde okuyup öğrendiğime göre, yaralı askerin fırsatçılığının başta anlaşılmaması gerekiyormuş, asıl hikâye öyle imiş. lakin filmde askerin ilk görüldüğü sahneden itibaren o kadar bariz bir şekilde belli ki fırsatçılığı (daha doğrusu yavşaklığı), hiçbir sürpriz öge barındırmıyor film.

    ---
    spoiler ---


    (mjorate - 22 Ekim 2017 11:08)

  • comment image

    yani lost in translation ile bunu çeken aynı mı diye düşünüyor insan. cannes da en iyi yönetmen ödülü almış olması da ayrı bir saçmalık. çok gereksiz ve manasız bir filmdi. bunun anasının * filmi, dün eğlence olsun diye hiç beklentisiz izlediğim paris can wait bile daha güzeldi. izlerken sıkılmadım en azından.


    (enhedu - 14 Ekim 2017 22:39)

  • comment image

    beklentilerimi karşılayamayan sofia cappola filmi.

    aslında her şey güzel başlamıştı ama bir süre sonra durumlar o kadar içinden çıkılmaz bir hal aldı ki tüm heyecanımı yerle bir etti. abartılı oyunculuklar, tutarsızlıklar ve durumu kurtaramayan bir final.

    hatırımda kalan tek şey kirsten dunst'ın oyunculuğu. onun dışında unutulmaya yüz tutmuş bir film.


    (lvtrier - 6 Ekim 2017 23:29)

  • comment image

    --- spoiler ---

    izledikten sonra ilk iş imdb'den süresini kontrol ettiğim film, acaba ben mi bir şey kaçırdım? kostümler, mekan, ışık ve tarihsel arka plan dört dörtlüktü. lakin aklımda da kalmadı. oyuncuların her biri filmi tek başlarına götürebilecek kalitede üstelik. film boyunca amerikan iç savaşı yıllarında mississippi'de bir yerde cırcır böceklerinin öttükleri konakta hissettim mamafih karakterler az sayıda olmalarına rağmen yeterince işlenmemişlerdi. kuzeyli ordusundan ödleri kopan tamamı karşı cins hane halkının kuzeyli asker etrafında fır dönmeleri belki bize bir şey anlatmıyordu.
    ---
    spoiler ---


    (cafe racer - 2 Ekim 2017 23:36)

  • comment image

    bazen filme dair çok şey söylemeye gerek olmaz keza haketmez veya hayal kırıklığı büyük olur yazmak içinden gelmez. neyse önemi de yok. yönetmen ve senarist bu kadar güçlü oyuncularla yola çıktıklarında her şeyi kotaracaklarini da sandılar sanirim. nerde bu filmin gerilimi, erotizmi cinsel gerilimle vücuda gelmiş kıskançlık halleri ? sınırlı da olsa karakterlerin dışa vurumları? hiçbiri yok ne başarılı bir atmosfer yaratilmis ne gerilim ne de erotizm. gayet sıradan vasat altı bir film olmuş.


    (mimiko - 2 Ekim 2017 23:05)

  • comment image

    2017 versiyonu oldukca yavan. oldukca tatsiz. sinematografi ve oyunculuklar disinda bir sey yok. hicbir sey olmuyor filmde. halbuki muhtesem ve gerilim dolu bir atmosfer yaratilabilirdi.

    ben ozellikle kirsten dunst'in performansini dikkat cekici buldum. cok degisik bir karaktere burunmus, gercekten cok begendim.


    (feministim ben - 2 Ekim 2017 16:40)

  • comment image

    bu tarz filmleri izlediğimde dönemin kadınlarına hayretle karışık bir hayranlık duyuyorum. hem çok soğuk ve güçlü hem de sıcak ve zarif olabiliyorlar. çok acayip.

    onun dışında evet film sahnelerin ve çekimlerin güzelliği dışında başarısız. senaryo yavan. geçirdiği net bir tatmin duygusu yok. izleyip geçiyorsun.


    (otlukek - 30 Eylül 2017 23:06)

  • comment image

    filmi izlerken hiç sıkılmasam da, kaçırılmış bir fırsat olarak tanımlayabilirim.
    incelemesini olabildiğince pozitif duygularla, bloğumda yazdım. okumak isteyenlere gelsin.

    film incelemesi


    (catboi - 30 Eylül 2017 15:04)

  • comment image

    filmin güzel kadrosu var fakat anlattığı pek bir şey yok. biraz sıkıcı ilerliyor. oyunculuklar güzel ama izlenmese de bir şey kaybedilmez.


    (psikopatizm - 29 Eylül 2017 16:49)

  • comment image

    clint eastwood'un başrolünü üstlendiği don siegel filmi. siegel'la eastwood'un ortaklığından çıkan en farklı film. eastwood'un koca filmografisinin de en farklı filmlerinden kanımca. kuzey amerika'yla güneyin savaştığı bir dönemde (iç savaş döneminde) kuzeyli bir askerin yaralı bir halde güneyde bulunmasıyla başlayan film cinsel tansiyona (gerilime) yoğunlaşan bir filme dönüşür anbean. elemanımız kendisini çocuğundan yaşlısına kadar 10 kadınlı, erkeksiz bir ortamda bulunca uçkuruna sahip çıkamaz ve olaylar gelişir. ilginç bir atmosferi var. yukarıda sürreal denmiş, hakikaten öyle. öyle bir atmosferi mevcut ki o ortamın gerçekçiliğini sorgulamamak zorlaşıyor. farklı atmosferiyle dikkati çekiyor. öte yandan lezbiyen öpüşme sahnesi, grupça öpüşme sahnesi (seks sahnesi demek zor, çünkü sadece öpüşüyorlar), 13 yaşındaki çocuğu öpme sahnesi, 17 yaşındaki kızla sevişme sahnesi, ensest sahnesi (oha, ne çok şey varmış) mevcut. özellikle 70'te çekildiğinden lezbiyen öpüşme sahnesi ve ensestin işlenmesi şaşırtmadı değil. ama tabi bu sahneleri böyle yazınca erotik bir film olduğu sanılabilir. ama sanmayın. çünkü erotik bir film değil.

    film kötü değil ama iyi de değil. yani ortada bir yerde duruyor. seyri keyifli ama bu konudan daha iyi bir film yapabilirlerdi bence. konunun harcandığını düşünüyorum. cinsel tansiyon, yani gerilim vasat entrikalarla harcanmış. halbuki daha iyi yan öykülerle askerle kadınlar/kızlar arasındaki tansiyon/gerilim daha iyi işlenebilirdi. gerçi filmin gerilimli olduğunu da söylemek zor. ayrıca uzaktan cennet gibi görünen bir yerin cehenneme dönüşü de daha iyi işlenebilirdi. kısacası yukarıda bahsettiğim sahneler dışında pek şaşırtmayan film.

    sofia coppola'nın bu filmi tekrar çevirdiğini, daha doğrusu bu filmin uyarlandığı aynı adlı romanı tekrar uyarladığını belirtmek gerek. eastwood'un rolü colin farrell'a (irlandalı bir adama kuzey amerikalıyı oynatmak iyi bir fikir mi?), geraldine page'in okulun sahibi martha rolü nicole kidman'a, carol rolü elle fanning'e teslim edilmiş. edwina'yı bu kez kirsten dunst oynamış. amy'nin yaşıysa büyütülmüş nedense. zira bu filmde 13 yaşında ama 2. filmde 30'larında (game of thrones'dan oona chaplin oynamış). ilk film vasatı aşamadığından coppola daha iyisini yapma şansına sahip, umarım coppola da vasat entrikalarla bu şansı heba etmez.

    spoiler

    ya yukarıda adama uçkuruna sahip çıkamaz dedim ama gören de kadınları iffetli sanacak. ekranda doğru dürüst gözükmeyen kızları es geçersek herkes aç durumda. martha da askeri istiyor, 17 yaşındaki aç carol da, ona gerçekten aşık olan edwina da. yani millet aç aç... gene de elemanımız her çiçeği koklamamalı, kendisine hakim olmalıydı. gerçi kadınların adamı öldürmelerinin bahanesi yok.

    spoiler


    (sherlock holmes 90 - 4 Ocak 2017 17:45)

Yorum Kaynak Link : the beguiled