IMDB Puanı   : 5,9
Oy Sayısı         : 11.104
Süre                : 1 Saat 46 dakika
Çıkış Tarihi     : 06 Ekim 2016 Perşembe, Yapım Yılı : 2016
Türü                : Heyecanlı
Ülke                : USA,Spain,Italy
Yönetmen       : Fabio Guaglione (IMDB), Fabio Resinaro (IMDB)
Senarist          : Fabio Guaglione (IMDB),Fabio Resinaro (IMDB)
Oyuncular      : Armie Hammer (IMDB)(ekşi), Annabelle Wallis (IMDB)(ekşi), Tom Cullen (IMDB)(ekşi), Clint Dyer (IMDB), Geoff Bell (IMDB)(ekşi), Juliet Aubrey (IMDB)(ekşi), Inés Píñar Mille (IMDB), Luka Peros (IMDB), Daniel Sandoval (IMDB), Agustín Rodríguez (IMDB), Yesarela Arzumendi (IMDB), Manuel Medero (IMDB), David Kirk Traylor (IMDB), Edoardo Purgatori (IMDB)

Mine (~ ????) ' Filminin Konusu :
Mine (Türken Şoray), kasabanın istasyon şefi Cemil'in (Selçuk Uluergüven) karısıdır. Ama her ikisinin de ayrı dünyaları vardır. Güzelliğiyle erkeklerin yanısıra kadınların da dikkatini çeken Mine, içine kapanık, mutsuz bir yaşam sürer. Ama ona tüm kasaba erkekleri bir başka gözle bakar. Ondan birşeyler isterler. Tüm bunlara neden ise gerçekte, kocasının duyarsız, kaba bir adam ve de ona ilgisizliğinden gelmektedir. Kasabada kendine tek yakın bulduğu insan da öğretmen Perihan'dır (Hümeyra), Perihan'ın ağabeyi İlhan'ın (Cihan Ünal) kasabaya gelişiyle birden dünyası değişir. Çünkü İlhan bir yazardır, onun sıcaklığından, dostluğundan başka bir şey istemez. Mine'ye şiirler okur, onunla ilgilenir. İlhan'ın bu insanca yaklaşımı kasabada çeşitli dedikodulara neden olur. Kendilerine alınan tüm düşmanca tavırlara karşılık, hiç birşeyi umursamadan dostluk ilişkilerini sürdürürler. Ne var ki kasabanın yozlaşmış namus anlayışı ister istemez olayı bir patlama, bir başkaldırmı noktasına getirecektir. Kasabanın gençleri bir gece evini basıp, Mine'ye tecavüz etmek isterler. Mine saldırganların ellerinden kurtulup, kendini zorla İlhan'ın kollarına atar. Bu acımasız ve yanlış bir ahlâk anlayışının kaçınılmaz sonudur.


  • "drake'li bir beyoncé şarkısı.link uçmuş."
  • "türk sinemasında kadını ona atfedilen tüm toplumsal rollerden arındırıp duygusal dünyasına oldukça gerçekçi bir dille eğilen atıf yılmaz filmi."




Facebook Yorumları
  • comment image

    gözlerine baktığınızda içinizin irkildiği bu gözler bi insana ait olamaz herhalde bu bi huri dedirtecek kadar güzel gözlere sahip ve adının ingilizce karşılığında olduğu gibi ters bi laf ettiğiniz zaman mayına basmışsınız hissiyatı uyandıran fakat bi okadar da nazik her hali ile tam bir koç karakterini yansıtan kıza verilen ad


    (akileus - 1 Temmuz 2006 19:24)

  • comment image

    film ilk 30 dakikasından sonra yaklaşık her on dakikada bir puan kırdım ve sonunda 5 puan kaldı.
    10/5
    yeminle yönetmen zamanı uzatıcam diye kıçını yırtmış!
    türk dizilerini aratmayan ağır bir tempo, gereksiz slow-mo'lar...
    he diyebilirsiniz ki;
    --- spoiler ---

    mayına basan bir adamın dramını nasıl anlatacaktı yönetmen!?
    ben o yönetmenin taaa....
    ---
    spoiler ---

    --- spoiler ---

    ayrıca film kendi içinde bile mantık dışı ögeler barındırıyor:
    ** telsizle "kum tepelerinin konumları sürekli değişeceğinden telsiz iletişiminde kesintiler olabilir." deniliyor.
    çölden bahsediyoruz.. burada mayınlar açığa da çıkabilir; yerin 15m altına da gömülebilir bu arazi değişiklikleri yüzünden!
    ayrıca bir çok yabani hayvan (ki bunların bazıları zaten patlatıdı filmde) bu mayınları 40 yılda zaten patlaya patlaya bitirmişlerdir.

    ** koca çölde bir adama rastla o da ingilizce bilsin! yuh! istanbul'da böyle bir oran yok!!!

    ** bir ayağını basınçlı mayın üzerinde, çölün ortasında, gündüz sıcak, gece soğuk... uyumadan...basıncı hiç bozmadan 52 saat + 17 saat tutabilmek için sanırım bronz heykel olmak gerek. ve artırmışlar daha ne kadar saçmalık ekleyebiliriz diye ve "yabani hayvanları saldırtalım" demişler... ve bütün bunlara rağmen (ki ne olduğunu süprizi bozmamak için yazmıyorum) mayın patlamasın?!

    ---
    spoiler ---

    çok daha iyisi için (bkz: phone booth) 2002

    edit: ekleme.


    (hattorihanzoo - 12 Nisan 2017 02:04)

  • comment image

    2016 yapımı bir film.

    --- spoiler ---

    ağır şpoyler doğrudan filmin sonu;

    susuzluktan böbrek ve beyin fonksiyonları ağır hasar gören bir askerin acıklı sonu. uçaktan iner inmez kıçı kırık bir ağlak abla karşısında diz çöküp evlenme teklif ederek hasarın boyutunu görmemizi sağlıyor.

    abla da; görev icabı allahın çölünde sürünen adama video mesajı gönderip; "ya geri dönemezsen ne yapalım bir ranger veya deltadan adam bulup ona dövdüreceemm kaba etimi" diyen bir abla. tam bir dram...

    ---
    spoiler ---


    (yalanci mesih - 8 Nisan 2017 21:27)

  • comment image

    necati cumalı'nın başka eserlerinde de işlediği bir konuya sahip oyunu. dünya edebiyatında madame bovary ve anna karenina'da örneğini gördüğümüz mutsuz evlilik ve mahalle baskısından bunalan kadının dramı. sinemaya da pek güzel aktarılmıştır.

    --- spoiler ---

    insan sevebileceği birini bulana kadar kaç kişiyi sevdiğini zannediyor? türlüsünü gördüm. bir ikisi bana hakikaten aşıktı. çoğu numaracıydı. neticede bir kadından hepsi aynı şeyi istiyor. yalnızım. düşünürseniz ne var hayatımda benim? biriyle konuşmak arkadaşlık etmek istesem başka türlü olmuyor. yoruldum artık. düşünmek bile istemiyorum.
    ---
    spoiler ---

    --- spoiler ---

    -niye her güzel şeyi elimizden alırlar?
    -yahut da biz ne kadar kolay teslim oluyoruz?
    ---
    spoiler ---

    --- spoiler ---

    sevgiyle bakmaktan korktukları için düşmanca yaklaşıyorlar. kendi işlerine gelen bir namus anlayışı adına namussuzluk ediyorlar. iyi, güzel, doğru ne varsa kirletmek yok etmek istiyorlar.
    ---
    spoiler ---


    (yercekimsiz karanfil - 1 Ağustos 2014 15:20)

  • comment image

    kadına baskı yapılan toplumlarda, kadınların kulaklarına küpe yapması gereken bir uyarıyı dile getiren filmdir.

    --- spoiler ---

    perihan (hümeyra) mine'ye (türkan şoray) der ki:

    “bunlara (çevreye) direnmezsen en küçük özgürlüklerini, en masum isteklerini bile alırlar elinden, haberin olsun. soluk bile aldırmazlar insana!”

    ---
    spoiler ---


    (gulferke - 30 Ocak 2012 13:13)

  • comment image

    kız çocuklarına verilen bir isimdir ve tarihe milat düşülecek bir nefestir; bir umuttur.

    çocuk esirgeme kurumuna geldiğinde el kadarmış, 5 yılın ardından boyu epey uzadı. bakımsızlıktan epey hastalığı varmış, şimdi sıhhati de keyfi de pek yerinde. oyunlar oynuyor, arkadaşlar ediniyor, yaramazlık yapınca "bi daha yapmıcam desem özürden sayılır mı? diye soruyor. özür dilemeyi bir yenilgi olarak görmesin diye çok uğraştım ama galiba bunun için biraz daha büyümesi gerekiyor.

    kumraldan sarıya çalan saçları, burnunu esir almaya çalışan kocaman yanakları, sağ gözünün altındaki doğum lekesi ve beni benden alan "süt bebek" kokusuyla büyüleyici bir şekilde büyümeye devam ediyor.

    ve artık kendi gibi kaderi doğumuyla çizilmiş çocuklarla yan yana uyumayacak. bir odası olacak. oyuncaklarını paylaşmasa da, yemeğini beğenmese de, sütünü içmese de hoş görülecek. belki şımartılacak ama başına ne geliyorsa çok sevilmekten gelecek. her sabah sımsıkı sarılacak hayata, bundan sonra imkanlar ona engel değil ona destek olacak. hasta olursa ateşini gözetmen değil, onu doğurmayan ama doya doya seven "annesi" ölçecek.

    ve mine bir evin bir kızı gibi, prensesler gibi büyütülecek. okullara gidecek, delikanlılar onu beğenecek, belki aşık olacak, belki yurt dışına gidecek, belki sınıfta kalacak, bir sürü belkiler artık mümkün... o ne isterse, hepsi mümkün.

    benim güzeller güzeli mine'm, yeni hayatın dünyanın bütün güzelliklerine vesile olsun. seni bu dünyadaki her şeyden daha güzel sevdiğimi lütfen unutma. ömrümden alınsın, sana sunulsun. ruhun huzur dolsun. dünyanın en güzel büyüyen kızı sen ol. ve hep çok mutlu ol.

    ve evet, bi daha yapmıcam dersen özürden sayılır. seni seviyorum.


    (eflatun gozlerin oldugunu bilmiyordum - 31 Ağustos 2016 13:48)

  • comment image

    atıf yılmaz'ın yönettiği bu filmin türk sinema tarihindeki önemi soray'in yillar yili "türkan soray kanunlari" diye bilinmis yataga girmem, sevismem tarzi prensiplerini yiktigi film olmasidir. bu filmde cihan ünal'la olan sevisme sahnesi agah özgüç'ün "fotograflarla türk sinemasinda seks 2" kitabina kapak olmustur.


    (lacrima - 4 Şubat 2001 23:05)

  • comment image

    özel bir kadın; onu nasıl betimleyeceğim bilemiyorum; yaşamımda ilk kez bir kadın için bir defter tutuyorum.

    mine!

    uzun bir süredir bu defteri kullanmıyordum. senin adınla başlıyorum.

    mine, farsçadan geliyor. metal üzerine vurulan renkli cam katmanı.

    saat kadranı.

    dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku.

    mecazi olarak da ince ve parlak nakış.

    bir de mineçiçeği var.

    arapçada bir mîna var; mekke’de bir yerin adı; mina ise liman anlamında.

    mîna, şişe cam, billur, sırça.

    kasr-i mina, gök kubbesi.

    bir de anadolu’da mine var. mine, ekine zarar veren kanatlı bir böcek (elazığ-ağın). mine, incik kemiği (kütahya-kalkan). minecik / mindik, çok küçük mini mini (isparta-yalvaç).

    son bir iki gündür ne kadar geç yatsam da, uyandığımda içimde coşkun bir yaşama sevinci buluyorum. çünkü bir gün önce seni görmüş oluyorum; ya da o akşam seni görme olasılığı var.

    mine, özel bir kadın.

    ilk kez bir kadın için defter tutuyorum.

    bir telefon bekliyorum. yalnızca bir telefon, beni çağıran bir telefon.

    henüz hiçbir ipucu yok, sende bana dair.

    küçücük şeyleri “işaret” sayıyorum. yani minecik’leri. sonra, abarttım, diyorum.

    aşka düştüm.

    yalnızım.

    bir kez daha yüzünü görsem.

    mine özel bir etki alanın var ve ben kendimi bu alanın içinde buluyorum.

    mine beni etkiliyor.

    yaşamımda artık anlamlı bir ilişki istiyorum.

    özel bir kadına yüreğimi vermek istiyorum.

    bu özel kadın mine.

    telefon çalmıyor.

    radyonun sesini iyice açıyorum.

    yalnızlığımı müzik alıyor biraz biraz.

    bütün gün ortaçgil şarkıları dinledim…

    ortaçgil’in romantik şarkılarını.

    telefon gelmeyince, giderek hüzünleniyorum.

    gece ilerledikçe yalnızlığım artıyor.

    zerafetine, kibarlığına, inceliğine hayran kalıyorum.

    denetimi; olağanüstü bir denetimi var. gayet kontrollü; bu beni ona daha çok çekiyor.

    bütün kapılarımı dünyaya kapattım. tek bir pencerem açık, oradan yalnızca sana bakıyorum.

    telefon çalmıyor.

    yalnızlığım karanlığın içinde yitip yanına geliyor birdenbire, parmaklarına dokunuyorum. anlamlı parmaklarına.

    varlığın bulunduğu yeri daha da anlamlandırıyor.

    ben aşka düştüm.

    yüreğimi ellerimin arasında sunuyorum.

    al, yalnızca al; yüreğimi kabul et.

    izin ver seni mutlu edeyim, belki de, kimbilir, çok güzel bir ilişkimiz olur.

    parmaklarınla dudaklarına dokunuyorum.

    biliyorum, bu iş çok zor, hem de çok zor.

    ama hayal kurmamı kimse engelleyemez.

    belki de yalnızca, hayallerimde mutlu oluyorum.

    yanlızca hayallerimde.

    sana hiçbir şey söyleyemedim. cesaretim yoktu. korkuyorum. açık değil mi? beni reddetmenden korkuyorum.

    ***

    babası sokağın sonunda çoktan yitip gitmiş; demek ölmemiş, yaşıyor. kız sokağın ucunda, arkası dönük, tam arkası değil. yüzünü profilden görüyor, kim bu mine? onun sevgilisi müge değil miydi? müge onu reddetmemiş miydi? müge ile konuşmamış mıydı?

    oysa bu kıza anlatmamış bile. mine’ye…

    üstü başı çamur içinde; herkes ona bakıyor. burada ne işim var? niye bu yazıyı yazıyorum? evde bilgisayarımın başında yazsam. önce bir duş alsam. sıcak suyun altına girsem. sonra bir süre yatsam; yorganı başımın üzerine çeksem, hayallere dalsam. düşlere girip çıksam, uyusam, binlerce rüya görsem.

    kim bu mine? yüzünü göremiyorum.yazmalıyım. yazmalıyım. belki gerçeği bulurum o zaman. babamı da. kızın yüzü profilden görünüyor. estetik…

    ***

    telefon çalmıyor ve bir gece daha bitiyor; seni görmem olanaksızlaşıyor.

    radyodaki müzik yalnızlığımın tek dostu.

    hayallerim bana kaldı.

    ben aşka düştüm.

    aşkı aramaya çıktım; aslında hiç bulamamış mıydım?

    yıllar önce yazdığım gibi, hepsi birer yanılsama mıydı?

    düşlerime renk kattın.

    ses tonun kulaklarımda, giderek yüreğime saplanıyor.

    belki de büyük bir aşk olacaktı bizimkisi.

    belki de hiç başlamadan bitecek; ve ben güzelliğinden, zerafetinden, anlamından, zekandan yoksun kalacağım.

    ***

    dün yine seni aradım. görüyor musun, her akşam seni aramadan yapamıyorum.

    bugün, başka bir kalemle yazıyorum, yazmak istediğim kalemle. belki yeni bir serüven başlıyor. kimbilir?

    bu akşam seni aramayacağım. istemediğimden değil; tam tersine, sesini duymak istiyorum. yüreğimin coşkusunu güç engelliyorum.

    seni rahatsız etmek istemiyorum; başına bela değil; senin âşığın olmak istiyorum.

    belki de bu gece sen beni ararsın. kimbilir?

    araman benimle ilgilendiğini gösterir. araman beni birazcık umutlandırır.

    ararsan sesini duymuş olurum; o, ruhunun ve bedeninin nezaketini, zarifliğini ve estetiğini (evet sonunda buldum: estetik) yansıtan sesini.

    ah, bir duyabilsem.

    evet, evet, seni betimlerken kullanılacak ilk sözcük, ilk kavram, ilk tanım, estetik olmalı.

    senin bedenindeki, giyimindeki, davranışlarındaki estetik bir yana; ki bunlar çok güzel; asıl senin ruhunda estetik var.

    araman, evet araman bir işarettir: benim gelecekteki mutluluğuma dair.

    (bkz: atilla birkiye)
    www.penche.com dan kopyalanmıştır.


    (blacktower - 17 Şubat 2010 14:56)

Yorum Kaynak Link : mine