Süre                : 2 Saat 5 dakika
Çıkış Tarihi     : 27 Ekim 2017 Cuma, Yapım Yılı : 2017
Türü                : Drama,Tarih,Savaş
Ülke                : Türkiye
Yapımcı          :  Dijital Sanatlar Production , Digital Yapim Evi
Yönetmen       : Can Ulkay (IMDB)
Senarist          : Yigit Güralp (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Çetin Tekindor (IMDB)(ekşi), Ismail Hacioglu (IMDB)(ekşi), Kyung-jin Lee (IMDB), Kim Seol (IMDB), Ali Atay (IMDB)(ekşi), Damla Sönmez (IMDB), Murat Yildirim (IMDB), Taner Birsel (IMDB)(ekşi), Cade Carradine (IMDB), Kim Byoungsoon (IMDB), Meral Çetinkaya (IMDB), Johnny Young (IMDB), Mehmet Esen (IMDB), Altan Erkekli (IMDB), Caner Kurtaran (IMDB), Büsra Develi (IMDB), Sinem Öztürk (IMDB), Nilgün Kasapbasoglu (IMDB), Erkan Petekkaya (IMDB), Burç Kümbetlioglu (IMDB), Claudia Memory Monroe (IMDB), Duygu Yetis (IMDB), Ali Barkin (IMDB), Esra Dermancioglu (IMDB), Ilber Gurtunca (IMDB), Koray Ergun (IMDB), Toygan Avanoglu (IMDB), Mine Teber (IMDB), Kang Yeon Jeong (IMDB), Halil Kumova (IMDB), Chaby Han (IMDB), Eun-Min-Ko (IMDB), Eric Roberts (IMDB), Wan-Ki-Cho (IMDB)

Ayla: The Daughter of War (~ Ayla) ' Filminin Konusu :
Kore Savaşı'na asker olarak gönderilen Süleyman (İsmail Hacıoğlu), savaş esnasında öksüz kalan ve himayesini aldığı küçük Koreli kızla sevgi dolu samimi bir bağ kurar. Ayla adını verdiği küçük çocuğu aylarca bakar, ancak savaş bittiğinde kimsesiz çocuğu Türkiye'ye götürmek istediğinde Kore yasalarının engeliyle karşılaşır ve zor da olsa ayrılırlar. Bu olaylardan 60 yıl geçtikten sonra Süleyman Bey, nerede olduğu, neler yaptığı hakkında hiçbir bilgisi olmadığı Ayla'yı yeniden görebilmek için harekete geçer. Ayla filmi, Kore'de savaşmış Süleyman Dilbirliği'nin gerçek hikayesinden esinlenerek çekildi.


  • "dün bu filme gittim. en son bu kadar çok insanı bir arada ağlarken gördüğümde ilkokul 1'e gidiyordum ve aşı günüydü."
  • "yazıldı mı bilmiyorum filmdeki süleymanın evden çıkıp camiye giderkenki sahnede gerçek süleymanla selamlaşmıştır. (evinin karşısındaki kahvede oturan ihtiyar)"
  • "bence çetin tekindorun yerine şener şen oynatılmalıydı... ilk yarısı çok iyi olan film."
  • "küçük ayla'ya türkçe okuma-yazma öğrettikleri sahnede, kitaptaki ali ata bak yazan satırın altında "ali atay" yazdığını görmedik, fark etmedik sanmayın;)"




Facebook Yorumları
  • comment image

    dün bu filme gittim. en son bu kadar çok insanı bir arada ağlarken gördüğümde ilkokul 1'e gidiyordum ve aşı günüydü.


    (jack in the box - 3 Kasım 2017 10:18)

  • comment image

    filmle ilgili olarak çetin tekindor'a neden bu kadar saldırılıyor açıklayayım...

    ülkenin önde gelen aktörlerindensin.
    sana önerilen 70 küsur yaşında bir kore gazisi rolünü kabul ediyorsun.
    yaşı tutturmak kolay, karakteri halledersin.
    oynayacağın kişi gerçek bir kişi ve hala hayatta... fotoğraflarına bakıyorsun...
    ve diyorsun ki:

    - yav benim saçları da zar zor uzatıp at kuyruğu yapmıştım... arkadan toplayıp atkıyla matkıyla saklasak olmaz mı?

    işte orada bitiyor senin kendi aktörlüğüne, yaptığın işe saygın... biz sana niye saygı duyalım?

    bir tutam saç için yüzlerce insanın emeğine ihanet etmiş bir adamdır artık çetin tekindor benim için...

    buna izin veren yönetmen de bir enteresan ayrıca tabii... kim bilir neler döndü?


    (zamazingonun tam ortasi amazing - 30 Ekim 2017 08:25)

  • comment image

    senaryosu muthis olduğu için herkesi kolaylıkla ağlatabilir, bu açıdan ekip 1-0 önde başlamış. ama filmden şu senaryoyu çıkar bildiğin rezalet bir film olur.

    anadolu'lu saf ve mert aile babası süleyman amca'ya topuz saçlı hipster dedeyi uygun gören yönetmen lütfen bi daha film falan çekmesin. çetin tekindor'da azalarak bitsin. resmen 2 güzel insanın tertemiz hikayesini piç etmişler.

    hele yukarıda yazılan, yapımcıyla süleyman amcanın gerçek kızı davalık olmuşsa ve bu yüzden nemrut biri olarak gösterilmişşe allah hepsinin belasını versin diyorum. böyle tertemiz iki insanın samimi hikayesine anca bu kadar zarar verebilirdiniz.


    (yusufnalkesen - 30 Ekim 2017 00:04)

  • comment image

    yazıldı mı bilmiyorum filmdeki süleymanın evden çıkıp camiye giderkenki sahnede gerçek süleymanla selamlaşmıştır. (evinin karşısındaki kahvede oturan ihtiyar)


    (arka koltuktaki zeki cocuk - 29 Ekim 2017 16:04)

  • comment image

    yahu şu aksiyon sahnelerini hala nasıl leş gibi yapıyoruz aklım almıyor. ulan matrix 1999’da çekildi be el insaf. neredeyse 20 sene olacak hala saçma amatör aksiyon sahneleri çekiyorsunuz.

    tepede geçen uçakları bile yeşil perde montajıyla değil, video sonu eklemeyle yapmışlar.

    herif hat boyunca benzin döküyor, 15 çinli asker 1 metre ötedeki herifi açık hedefken vuramıyor. onu geçtim, ateş yakıyor ateşin boyu 10 cm falan üstünde atlayabilen yok herkes alevin içine atlıyor.

    hem yönetmeni, hem görüntü yönetmeni üniversite öğrencilerinden daha amatör bir iş yapmış. senaryo, oyunculuklar güzel ama yönetmen ve prodüksiyon sıçmış batırmış.


    (ates senturk - 29 Ekim 2017 00:36)

  • comment image

    vizyona girdiği ilk gün izlediğim ve yarısında çıkmamak için kendimi zor tuttuğum film.

    film çok güzel fakat "baba" figürü öyle kurgulanmış ki babasını kaybetmiş insanların ciğerini sökme potansiyeline sahip.

    filmde kendimi sıkıp "tamam, sakin ol sadece film tamam" diye sakinleştirmeye çalıştığım çok sahne oldu. hele küçük yaşta babasını kaybetmiş, oturduğu evden taşınma işlemi esnasında "babam bizim eski evi biliyor, yeni eve taşındığımızda da rüyalarıma gelir mi?" kaygısı taşıyan kız kardeşe sahip olan insanlar için daha zor.


    (bir kac yazar once - 28 Ekim 2017 16:06)

  • comment image

    bence çetin tekindorun yerine şener şen oynatılmalıydı... ilk yarısı çok iyi olan film.


    (tadev - 28 Ekim 2017 00:13)

  • comment image

    8-9 sene oncesi kadardi. suleyman amca birsekilde yonlendirilip ofise gelmis ve patrondan ayla’yi bulmak icin yardim istemisti. konuyu detaylandirirken aglamisti. nerden nereye... basarili film. seyircisi bol yolu acik olsun.

    edit : tarih duzeltildi. tesekkurler (bkz: sayin basbakanim al ben bir esnafim)


    (sapphirehkn - 28 Ekim 2017 00:11)

  • comment image

    an itibariyle cape townda düzenlenen 11.uluslararası film festivalinde en iyi kurgu ödülünü almış kore savaşını anlatan filmimizdir .
    kore savaşı denilince nazım'ın yazdığı şu yergiye ses vermek gerekir :
    23 sentlik asker
    mister dalles,

    sizden saklamak olmaz,

    hayat pahalı biraz bizim memlekette.

    mesela iki yüz gram et alabilirsiniz, koyun eti,

    ankara'da 23 sente,

    yahut iki kilo kuru soğan,

    yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,

    elli santim kefen bezi yahut,

    yahut da bir aylığına

    yirmi yaşlarında bir tane insan.

    erkek,

    ağzı burnu, eli ayağı yerinde,

    üniforması, otomatiği üzerinde,

    yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,

    belki tavşan gibi korkak,

    belki toprak gibi akilli

    belki gençlik gibi cesur,

    belki su gibi kurnaz

    (her kaba uymak meselesi) ,

    belki ömründe ilk defa denizi görecek,

    belki ava meraklı, belki sevdalıdır.

    yahut da aynı hesapla mister dalles

    (tanesi 23 sentten yani)

    satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden

    istanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,

    seksen beş onda altısını yahut

    bir çift iskarpin parasına.

    yalnız bir mesele var mister dalles,

    herhalde bunu sizden gizlediler:

    size tanesini 23 sente sattıkları asker

    mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,

    mevcuttu otomatiksiz filan,

    mevcuttu sadece insan olarak

    mevcuttu, tuhafınıza gidecek,

    mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,

    daha sizin devletinizin adı bile konmadan.

    mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,

    mesela, mister dalles,

    yeller eserken yerinde sizin new-york'un,

    kurşun kubbeler kurdu o

    gök kubbe gibi yüksek,

    haşmetli, derin.

    elinde bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.

    hali dokur gibi yonttu mermeri,

    ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına

    ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.

    dahası var mister dalles,

    sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,

    zulüm gibi,

    hürriyet gibi,

    kardeşlik gibi sözlerin,

    dövüştü zulme karşı o,

    ve istiklal ve hürriyet uğruna

    ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,

    ve yarin yanağından gayri her yerde,

    her şeyde,

    hep beraber,

    diyebilmek için,

    yürüdü peşince bedreddin'in

    o, tornacı hasan, köylü mehmet, öğretmen ali'dir.

    kaya gibi yumruğunun son ustalığı:

    922 yılı 9 eylülüdür.

    dedim ya mister dalles,

    herhalde bütün bunları sizden gizlediler,

    ucuzdur vardır illeti.

    hani şaşmayın,

    yarin çok pahalıya mal olursa size,

    bu 23 sentlik asker,

    yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,

    her millet gibi büyük türk milleti. (1953)

    edit:ses verdiniz :)


    (magaras - 27 Ekim 2017 15:32)

Yorum Kaynak Link : ayla