• "ing. hayvanat bahçesi"
  • "düşlerimin gerçek olduğu bir dizi. hayvanlar dünyayı geri alma mücadelesinde. keyifle izlerim ben bunu."
  • "a takımı'nın hayvanlı olanı."
  • "ılk bolumunde 'iste bu ya, vay canina' deyip, sonrasinda kedimden sogudum yeni dizi."




Facebook Yorumları
  • comment image

    --- spoiler ---

    kedilerin ağaçtaki elma tadında dizilişine bakıp bakıp gülümsediğim oldu. ne güzel değişik bir dizi yapalım demişler, umarım güzel olur zaten izleyecek hiçbir şey yok.
    ---
    spoiler ---

    konusunun gerçek olmasını istediğim dizi. isyancı kedilere selam ederim.


    (iceberginotekiyuzu - 4 Temmuz 2015 23:26)

  • comment image

    ne yalan söyleyeyim, diziyi "izlenecekler" listeme almama sebep olan "houdini"den bildiğim kristen connolly ile "mozart in the jungle"dan bildiğim nora arnezeder'in dizideki varlığı idi ama, evet, konu da en azından pilot bölümü izletecek denli dikkat çekici. yani düşün; hayvanlar (daha doğrusu kedigiller) tüm evcilleştirmelere ve avlamalara karşı en nihayetinde «eeeh eytere bea!» çekiyorlar ve o herif senin, bu hatun benim başlıyorlar kükreye kükreye saldırmaya.

    --- sezon 1 bölüm 1 spoiler'ı ---

    da, vardığım yargı odur ki, pilot bölümün havalanmasına ne kristen'ın güzelliği, ne nora'nın çekiciliği, ne de konunun ilginçliği kafi gelebilmiş. evet, ortada bir çuval incir var ama, anlam veremediğim şu ki, bu incirler hep hamken toplanmış. oyuncular karakterlerine, karakterler ise konuya inanmıyorlar. eh, onlara inandırıcı gelmeyen bir yapım izleyiciye nasıl olur da inandırıcı gelebilir?

    öte yandan, senaryo ve karakter tasarımı da bir hayli sorunlu: misal, dizinin esasoğlanı, jackson oz nam bir hayvanbilimci. biliyorum, «hayvanbilimci» denince hayvanlar aleminin doğrularını aşmış bitirmiş bir biliminsanı geliyor akıllara ama jackson oz belli ki tahsilini anadolu üniversitesi açıköğretim fakültesi'nde yapmış. aksi halde «hayvanların egoları yoktur» gibi bir söz edemez, «hayvanlar kendilerini öldüremez» diyen akranına kafa sallayamazdı.

    ego neydi? ego "ben"di. yani varlığın kendi varlığına dair sahip olduğu farkındalığın toplamı. bu farkındalık ne zaman başlıyor? aynalarda görülen akislerin bir başkasına değil, bakanın kendisine ait olduğu kanıksandığı anda başlıyor. bu anlamda insanoğlu 18 aylıkken kendisini aynada fark etmeye, yani çevresinden bağımsızlaşıp "ben" olmaya başlıyor. pekii ya «hayvanların egoları yoktur» diyebilir miyiz? ben demem, ama diyene de mani olmam, sonuçta bostwana özgür bir ülke. fakat ben bunu bonobolara, şempanzelere, orangutanlara, gorillere, şişeburunlu yunuslara, katil balinalara, asya fillerine ve avrupa saksağanlarına söylemenizi önermem. zira canlıların kendilerini tanıyıp tanımadıklarını sınayan ayna testi'nden başarıyla geçen tüm bu hayvanlar, egonun ne olduğunu herhangi bir insandan daha iyi biliyor dahi olabilirler. (gorillerce dövülmek, fillerce tepilmek, saksağanlarca gagalanmak istemezsiniz, değil mi?)

    ve evet, diğer bazı hayvanlar da tıpkı insanlar gibi depresif dönemlerden geçebiliyor ve nihayetinde kendilerini ölümün karanlık kollarına bırakabiliyorlar. misal, newfoundland türünde karaşın bir köpek, 1845 senesinde "illustrated london news" nam gazetede çıkan bir habere göre, günler süren bir isteksizlik halinin neticesinde kendini suya atıp bacaklarını bütün bütün yayarak dibe çöküp intihar etmeye çalışmış ama insanlar tarafından kurtarılmış. çok geçmeden yeniden intihara yeltenmiş ama her defasında boğulmadan evvel sudan çıkarılmış. ta ki kafasını ölmesine sebebiyet verecek denli suyun altında tutmayı başarana kadar... (olaya işaret eden bir discovery haberi için tıklayınız) her ne kadar bu olay haberleştirilmiş ilk hayvan intiharı vakası olsa da, tahmin edileceği üzere son değil. aradan geçen bir buçuk asırda nice köpek, ördek, koyun, inek, yunus, balina, ve hatta tek hücreli canlılar dahi kendilerini hiçbir somut sebep olmaksızın ölüme bıraktı ve bırakmaya da devam ediyorlar. (konuyla ilgili american scientist'te yayınlanmış "cömertçe ölmek" başlıklı bir makale için tıklayınız)

    bu gibi tartışmaların yanı sıra değinmek istediğim diğer meseleler ise şunlar:

    jackson oz karakterinin abraham kenyatta karakteriyle desteklenmesi, yeni bir "magical negro" vakasıyla karşı karşıya olduğumuzu muştuluyor gibiydi ama kenyatta'nın senaryodaki "büyülü zenci"lik rolü bir hayli kısa sürdü. ("magical negro", kısaca değinmek gerekirse, beyaz başrol oyuncusunun siyahi ve çoğunlukla ruhani bir siyahi karakterle desteklenmesi sonucu ortaya çıkan bir karakter tipidir. misal, "robinson crusoe"nun cuma'sı, "the matrix"in morpheus'u, "the green mile"ın john coffey'si...)

    "zoo"nun jeneriği, "the walking dead"in son sezonlarında kullandığı jeneriğe bir hayli benziyor. renk düzeni, görsel geçişler... kedigilleri çıkarıp zombileri koy; tek eksiğin rick grimes...

    yukarıda da sözünü ettiğim senaryo hamlıklarına da bir örnek vereyim: chloe, oz'un kendisine uzattığı kentucky viskisi dolu kanyak matarasından ikinci yudumunu alıp kapağını kapatıyor. sonra, henüz dakikalar önce muhtemelen hayatının en gerilimli ve korku dolu anlarını yaşayan kadın, «kentucky'de iyi iş çıkarmışlar» diyor. hayır, sevgili chloe, şayet sen iyi yazılmış bir karakter olsaydın, bunu söylemek yerine şişeyi histerik hareketlerle tekrar tekrar açıp tekrar tekrar kafana dikerdin. (gerçi kurtarıcına göz süzmeye başlaman, karşısında işveli edalarla salınmaya başlaman da yalnızca birkaç saat sürdü...)

    pilot bölümde gördüğümüz «evet isyan!» diyen hayvanların istisnasız kedigillerden olması da baya' ilginç. belli ki yazarlar kedilerin tekinsizliğinin üzerine oynamaya niyetliler. zaten bölümün başında esas oğlanın köpeği de yaklaşmakta olan aslan tehlikesine karşı avaz avaz havlıyordu. belli ki dizinin çıktısı «insanın köpekten başka dostu yoktur!» olacak.

    ve ben prematüre doğmuş bir dizi olan "zoo"nun dostu olmayı pek düşünmüyorum.

    [edit: bir anlık aşk ile kristen connolly yazacağıma jennifer connelly yazmışım. rep'ler bu hatadan dönmeme vesile olan pragmatist kedi'ye!

    --- sezon 1 bölüm 1 spoiler'ı ---


    (siyah giysili adam - 3 Temmuz 2015 22:26)

  • comment image

    malesef tahmin ettiğim gibi caanım konunun içine etmiş kötü dizi. çıkış iyiydi, hayvanlar akıllanıp insandan intikam alacak filan. ancak şu an gidişat "manyak hayvanlar herkese saldırıyor" yönünde. o bile idare eder bir konu sayılır ama sahneler yerli dizi gibi uzamış da uzamış. bir ayı saldırma sahnesi var, 5 saat dönüp dönüp oraya geliyor. o kadar sıkıcı ki spoiler vermeme bile gerek yok. hayvan odada dolanıyor, kadın dolapta zırlıyor, ikide bir o sahneye dönüyoruz ve hiçbir şey değişmemiş. hani bir sonraki sahnede kadının cesedini görsek, ona bile şükredeceğiz. kötü kötü kötü. umarım devamı olmaz, yazık olmuş güzelim konuya.

    edit: ve bölümü bitiremedi. kadına ne olduğunu görecek kadar dayanamadım. umarım ayı yemiştir onu.


    (gri balikcil - 5 Ağustos 2015 23:06)

  • comment image

    birkaç gün direndikten sonra, az evvel açtım izleyeyim diye. ilk sahne başladı ve bir yazı:

    --- spoiler ---

    botswana
    tek düşündüğüm, "eğer bir hayvan isyanıı olursa elbette bu afrika'da başlayacaktı."
    konuyu biliyormuşum, diziyi daha önceden izlemişim gibi hissettim birden. dolayısıyla çok zorlama başladım. yalnız ilk saldırı sahnesinden sonra bir gerilim başladı ki, kapılmamak elde değil. yine de o meraklı gazeteci olayı -ve gizli blog yazarı olayı- hakkaten sıktı artık. bu zorlama lois lane kopyası karakterler hiç oturmuyor nedense. hep bir havada kalmışlık var. keşke o karakteri yazmasalar yeniden.
    ---
    spoiler ---

    ilginç bir konusu var aslında. beklemek ve şans vermek lazım, nihai kararı verebilmek için.


    (mjorate - 5 Temmuz 2015 02:45)

Yorum Kaynak Link : zoo