IMDB Puanı   : 8,2
Oy Sayısı         : 2.178
Çıkış Tarihi     : 23 Kasım 2018 Cuma, Yapım Yılı : 2018
Türü                : Biyografi,Komedi,Drama,Tarih
Ülke                : İrlanda,İngiltere,ABD
Yönetmen       : Giorgos Lanthimos (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Deborah Davis (IMDB),Tony McNamara (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Emma Stone (IMDB)(ekşi), Rachel Weisz (IMDB)(ekşi), Joe Alwyn (IMDB), Olivia Colman (IMDB)(ekşi), Nicholas Hoult (IMDB)(ekşi), Mark Gatiss (IMDB)(ekşi), John Locke (IMDB), Timothy Innes (IMDB), Jenny Rainsford (IMDB), Basil Eidenbenz (IMDB), Wilson Radjou-Pujalte (IMDB), James Melville (IMDB), Isaura Barbé-Brown (IMDB), James Smith (IMDB), Hannah Morley (IMDB), Jack Veal (IMDB), Antonia Castilla (IMDB), Arthur Wilde (IMDB), Liam Fleming (IMDB), Tim Ingall (IMDB), Willem Dalby (IMDB), Janette Sharpe (IMDB), Elizabeth Ita (IMDB), Carolyn Saint-Pé (IMDB), Alexis Bennett (IMDB), LillyRose Stevens (IMDB), Errol Clayton (IMDB), Nathan Lang (IMDB), Declan Wyer (IMDB), Leigh Dent (IMDB), Alfrun Rose (IMDB), Emma Knowles (IMDB), Poppy Lawless (IMDB), Emily Vinnicombe (IMDB), Solomon Jean Charles (IMDB), Roisin Keogh (IMDB), Dawn Dardis (IMDB), Zenobia Voegele-Downing (IMDB), Samuel Bossman (IMDB), Patricia Walker (IMDB) >>devamı>>

The Favourite ' Filminin Konusu :
The Favourite is a movie starring Olivia Colman, Emma Stone, and Rachel Weisz. In early 18th century England, a frail Queen Anne (Colman) occupies the throne and her close friend Lady Sarah (Weisz) governs the country in her stead....


  • "75. venedik film festivali'nde jüri büyük ödülü'nü kazanmış olan film."
  • "teaserini izlediğimde görüntü ve sanat yönetimi iyi iş çıkarmış diyebileceğim yorgos lanthimos filmi."
  • "teaser'ı bile sıkıcı yaz sezonunu şenlendirmeye yetmiştir. ingiltere vizyon tarihi 1 ocak 2019 olarak açıklandı."




Facebook Yorumları
  • comment image

    filmi izlerken ara sıra yönetmenliğini nuri bilge ceylan ın yaptığı bir bbc dizisi seyrediyor hissine kapıldım. filmin ilginç yanı bütün karakterler ve olaylar gerçek, tarihçiler, marborough düşesi sarah ile queen anne arasındaki yazışmaların "well documented" olduğunu belirterek aralarındaki ilişkinin gerçekliğine vurgu yapılıyor. doğal olarak filmde değinilmeyen bir husus da, savaştaki başarıları nedeni ile marlborough dükü ünvanı verilen john churchill in yaklaşık 300 yıl sonra doğacak winston churchillin büyük büyük dedesi olmasıdır.


    (brownie - 8 Ekim 2018 10:23)

  • comment image

    yorgos lanthimos'un açık ara en kötü filmi. hırsları uğruna insanın yaptıklarını ya da neler yapabileceğini artık çok iyi biliyoruz çok sayın yorgos; tıpkı iktidarın ve iktidar sahiplerinin sapkınlıklarını bildiğimiz gibi...

    yani; "geç bunları, geç, geç, geç!" demek istiyorum, hele hele bu kadar sığ bir işleyişle.


    (hietzsche - 7 Ekim 2018 21:13)

  • comment image

    lanthimos'un greek weird wave akımından tamamiyle çıkıp, kendine has tekniği absürt komediyle birleştirip, nispeten vasat bir eser ortaya çıkarmış.

    film görüntü ve sanat olarak, barry lyndon ile ciddi benzerlikler taşıyor. zaten en başarılı olduğu nokta da burası. yani görsel hazza yönelik beklentileri karşılıyor ama senaryo konusunda aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil. bu yüzden özgün bir eser olma niteliği taşımıyor.

    bu arada bu filmin bir kahramanı varsa o da kostümleri tasarlayan ve haklı olarak müzesine üç tane akademi ödülü götürmüş sandy powell'dir.

    açılış sekansından, film bitene kadar , dönemin atmosferimi güzel bir şekilde izleyiciye sunuyor.

    --- spoiler ---

    kraliçe anne ve en yakın arkadaşı sarah,sonradan marlborough düşeliğiye onurlandırılan, imparatorluk üzerinde ciddi kararlar alıyorlardır. prenslerle fransa savaşı üzerine tartışması, aslında cinsiyet çarpışmalarına örneklendirme olarak yönetmen bize sunuyor.

    abigalil gut krizine giren kraliçeyi bitkilerle iyileştirmesiye başlayan süreç, sarayda daha kıdemli bir yere getiriyor.

    şans eseri kraliçe ile sarah arasındaki ilişkiye şahit olan abigail, dişiliğini kullanarak kraliçeyi baştan çıkarmasıyla, film politik düzenden , entrika bölümüne geçiyor.

    abigail ve sarah arasındaki bu savaş türlü oyunlara sebep oluyor.

    iki karakterin de kötü olduğunu aslında hırs için gözlerini kırpmadan neler yapabileceğini bize anlatmaktadır.

    kapanış sahnesi ise , yönetmenin bir tabi hayvan fetişizmiyle sona eriyor.
    ---
    spoiler ---


    (sipiderman - 7 Ekim 2018 11:39)

  • comment image

    bu filmin neyine ödül vermişler, anlamak güç, hele venedik'te. san marco'nun tetrarkları çarpsın, yok yok rialto'dan geçerken sireniniz kırılsın. sonra ara vermeden venedik'te ölüm'ü 500 kere izleyin ki aklınız başınıza gelsin. yönetmen fazla şiştiği için kimse demeyecek muhtemelen. ben diyeyim: ne lan bu! haneke çakması bulduğum kutsal geyik bundan iyiydi. kraliçe, leydi, iktidar, hırs, intikam, aşk, savaş, aristokrasinin gizli çekiciliği, aşağıdakiler yukarıdakiler, sarayda kopmalı, patlamalı parti. hı hı, oldu canım. bu film kraliçe anne dönemini anlatıyor, denilebilir mi hiç? yönetmen ya hiç aristokrat görmemiş ya da absürt dönem filmi diye bir tür yumurtlamak arzusuna kapılmış. gerek yok, 1000 kere barry lyndon, 2000 kere de il gattopardo'yu izleyin ve sarayda komiklik yapmak için izleyiciye para ödetmeyin efendim.


    (atlantisten gelen zekiye - 7 Ekim 2018 11:13)

  • comment image

    fragmanından anlaşılabildiği kadarı ile önceki fimlerine göre çok daha farklı bir dokuda olacak filmdir. nicole kidman'dan sonra hollywood'un bu döneminin neredeyse en ünlü oyuncularından emma stone ile çalışmayı tercih etmiş. lanthimos her filmi ile bizi kendine hayran bırakmaya devam ederken umarım emma abla yüzünden bu döngü kırılmaz diyorum. hollywood yapımı her filmde rol aldığından artık yolda görsem şaşırmayıp kafamı çevireceğim kadar alıştım zira kadının yüzüne.

    ama olsun emma stone'a rağmen içimiz içimize sığmıyor. bir an önce izlemek istiyoruz.


    (maybeiwillnot - 11 Temmuz 2018 17:55)

  • comment image

    the killing of a sacred deer'da gerim gerim gerilmiştik, kimse tanrım dememişti.
    arasız molasızlıkta zırt diye pırt diye işemeye gidenlerin perdeye yansıyan koca kafalarından, veriimportıntpörsınların salon kapısının eşiğinde ve koltuklarında dünyanın sonu gelmeyecek temalı telefon konuşmaları ve yazışmalarından, deri ceketi sırtına geçirince çükünün kalkacağını sanan ergenlerin apışaralarında açtıkları kutu biralardan ve dışarısı sanki otuz sekiz dereceymiş gibi salonun havalandırmasını eksi ona ayarlayıp ağzımıza yüzümüze üfleyen sinema salonunun saygıdeğer işletememe kafasından gerim gerim gerilmiştik. herkes tanrı'yı unutmuş.
    giorgos lanthimos'un yeni filmi, kendi filminin izlendiği böyle bir salonda geçecekti, elimizi sıkarak söz vermişti.
    sözünü tutmadı.


    (nirvana - 10 Temmuz 2018 15:03)

  • comment image

    lanthimos'un ucuncu kez dunyaca unlu oyuncularla calisacagi filmi olacak. the lobster iyiydi, hostu, guzeldi ama yonetmenin kendi ulkesinde kendi ozgunlugunde filmler cekmeye devam etmesini isterim sahsen. cunku kendi dilinde ve ulkesinde cektigi filmler halihazirda basarili bir film olan the lobster'dan cok cok daha iyiydi, gerisini siz dusunun.


    (feministim ben - 31 Aralık 2015 09:38)

Yorum Kaynak Link : the favourite