Süre                : 1 Saat 30 dakika
Çıkış Tarihi     : 09 Aralık 2017 Cumartesi, Yapım Yılı : 2017
Türü                : Komedi,Drama,Romantik
Ülke                : USA
Yapımcı          :  Kaufman/Plager Productions , The Hallmark Channel
Yönetmen       : Paul A. Kaufman (IMDB)
Senarist          : Samantha Chase (IMDB),Claudia Grazioso (IMDB)
Oyuncular      : Merritt Patterson (IMDB)(ekşi), Steve Lund (IMDB)(ekşi), Brittney Wilson (IMDB), Victor Zinck Jr. (IMDB)(ekşi), Carey Feehan (IMDB), P. Lynn Johnson (IMDB), Laurie Paton (IMDB), Wendy Abbott (IMDB), Mark Brandon (IMDB), Natalie Gibson (IMDB), Taylor St. Pierre (IMDB)

The Christmas Cottage (~ Bozicna zgodba) ' Filminin Konusu :
The Christmas Cottage is a TV movie starring Merritt Patterson, Steve Lund, and Brittney Wilson. Any couple who spends the night in the Christmas cottage shall have love everlasting - Lacey Quinn did not believe in happily ever...


  • "salya sumuk aglarken bir anda kahkaha attiran, sonra aglatmaya devam eden.. romantik komedinin tanimi."
  • "bir filmi iki defa izleyemeyen birinin bile tekrar tekrar izleyebileceği ve aynı tadı alacağı türden bir film. insan her defasında mı bu kadar keyif alır."




Facebook Yorumları
  • comment image

    izletirken de guldururken de dusundurmeyen film. kate winslet icin gorulmesi gerekir. ingiltere ingiltere olali boyle koy muamelesi gormemistir. hos zaman gecirmek icin ideal bir film. yaniniza kiz ya da erkek arkadasinizi ya da esinizi alip oyle gidin, romantizm yuklu dakikalar icin guzel bir firsat olacaktir.


    (gelishine yarim vole - 24 Aralık 2006 22:40)

  • comment image

    kate winslet in guzelliginin yani sira artik yaslanmakda oldugunu, cameron diaz in berbat denebilecek mimiklerini, jude law in muthis yakisikliligini ve jack black in sevimliligini seyirciye bariz bir sekilde gosteren izlenilebilinir pazar aksami filmi. ayni zamanada sinemadan ciktikdan sonra ingiltereyi gelismemis bi kasaba, amerikayi da dunyanin merkezi seklinde dusunebilmenizi saglayabilir. hep boyle oluyorsa ben de evimi degistirmek istiyorum.


    (polenay - 25 Aralık 2006 08:14)

  • comment image

    güldürürken düşündürmeyen bir film olduğuna katılmak zor, bakınız neler düşündürdü:

    1. jude law'un nesinin bu kadar cazip olabileceğini bugüe kadar merak eden kadınlara "ahanda işte!" şeklinde gözüne sokarcasına cevap verilmiş. üstelik verilen rolle de etkisi iki katına çıkarılmış.
    2. amerikalı kadın dediğin sarışın olur.
    3. yanlış ve mutsuz bir ilişkinin acısını atmak için tek yol yeni ve başarılı bir ilişki midir? hemen yenisini bulamayanlar bunalıma gark olmakta haklı mıdır yani? romantik komedilerde evet!
    4. para, para ve para bunalımdan çıkarken çok önemli bir ilaçtır.
    5. jack black'ten başka bir yakışıklı değil ama sempatik bulunamaz mıydı? bazı hareketlerindeki iticilik, romantizme kapılmayı engelleyebiliyor.

    tüm bunların yanında, seyretmesi hoş bir film olmuş. hiç kötü sürpriz yok, herşey son derece iç rahatlatıcı ve beklediğimiz gibi gelişiyor. filmlerde mekan/dekor incelemeyi sevenlere de birebir.


    (amelie - 31 Aralık 2006 00:56)

  • comment image

    iris'in * iki tiradı ile sadece miles' a * değil, bize bile "hassektir!" dedirttiği ve farkındalığımızı gıdıkladığı film olmuştur.

    öyle ki, beyaz perde'de iris konuşurken nasıl miles'ın gözü parlayıp, kafasında "ulan hakkatten dooru söylüyo lan" ampulü yandıysa, izleyici de aynı anda ışıl ışıl olmutur salonda..

    --- spoiler ---

    işte o tirad :

    "because you're hoping you're wrong. and everytime she does something that tells you she's no good, you ignore it. and everytime she comes through and surprises you, she wins you over, and you lose that argument with yourself, that she's not for you."

    bi de bonus verelim ;

    "you still go to bed every night going over every detail and wonder what you did wrong or how you could have misunderstood and how in the hell for that brief moment you could think that you were that happy."

    ---
    spoiler ---


    (pacifica - 15 Ocak 2007 11:25)

  • comment image

    bir filmi iki defa izleyemeyen birinin bile tekrar tekrar izleyebileceği ve aynı tadı alacağı türden bir film. insan her defasında mı bu kadar keyif alır.


    (stuven - 22 Mayıs 2011 00:26)

  • comment image

    son günlerde izlediğim en iyi filmlerden biri.

    romantik komedi budur işte. sakin, relax, çirkeflik, oyun düzen olmadan, basit bir dille gayet yerinde diyaloglarla süslenmiş tam bir tatil filmi. hiç kata kulle yok, eğlenceli de.

    yayıla yayıla izleniyor film. jude law'ın varlığı yetiyor zaten. nedense bu adamın olduğu her film bana dinginlik veriyor. ha bu arada kate winslett çok yaşlanmış arkadaş ya. nerede titanic'teki aceydim kollarımı kate, nerede son filmlerdeki kate. peeeh!


    (yuzbinbaloncuklu - 22 Mayıs 2011 11:40)

  • comment image

    her kış yılbaşına yakın çevremdeki çeşitli kadınlarla birlikte tekrar izliyorum sanırım bu filmi. tam bir kış filmi. ama dün gece tnt'de izlediğimde, sıcak bir pazar akşamı, üstelik jude law'ın muhteşem aksanını duyamadığımız dublajlı versiyonunun bile pazartesi sendromunu unutturabildiğine şahit oldum.

    --- spoiler ---

    lenslerini unuttuğu zamanki gözlüklü halleri, sık sık ağlaması ve kızları için inek bile besleyen süper baba figürüyle jude law, mükemmel erkek portresi çizmekte,
    kate winslet'ın karakteri iris tapılası bir insan modeli, aynı zamanda kendimizi en yakın hissettiğimiz karakter,
    jack black her zamanki afacanlığında,
    cameron diaz bile göze sevimli geliyor. ama,

    o evin içindeki çadırda yattıkları sahne, safi mutluluk değil de nedir?

    ---
    spoiler ---

    bir de,

    (bkz: let go)


    (arrsu - 1 Ağustos 2011 19:46)

Yorum Kaynak Link : the holiday