Çıkış Tarihi     : 04 Mart 2019 Pazartesi, Yapım Yılı : 2019
Türü                : Western
Ülke                : İngiltere
Yapımcı          :  Dead Pixel Productions , Independent Moving Pictures , Posterity Pictures
Yönetmen       : Marc Price (IMDB)
Senarist          : Philip Dyas (IMDB),Marc Price (IMDB),Richard Sandling (IMDB)
Oyuncular      : James Groom (IMDB), Butch Bernard (IMDB), Duncan Casey (IMDB), Chris Rogers (IMDB), Kaitlyn Riordan (IMDB), Emily Andrews (IMDB), Jordan Kanner (IMDB), Phil Deguara (IMDB), Marcus Shakesheff (IMDB), Christian Patterson (IMDB), Daniel Hawksford (IMDB), Sam Coleman (IMDB), Richard Corgan (IMDB), Les Kenny-Green (IMDB), Charlotte Mounter (IMDB), Stephanie Napier (IMDB), Richard Sandling (IMDB), Leo Vong (IMDB)

A Fistful of Lead (~ The Maleficent Seven) ' Filminin Konusu :
A Fistful of Lead is a movie starring James Groom, Tom Nolan, and Duncan Casey. Four of the West's most infamous outlaws carry out a daring bank heist in the gold-rush town, Bath Water. As the posse takes chase, things take a turn...


  • "bu film hakettigi yere gelmeyen filmlerden bir liste yapsam ilk 5ine girecektir.son derece akıcı sekilde devrimi anlatır.sergio leone dokturmustur kısaca."
  • "sergio leone'nin üçlemesinin ikinci filmidir. üçleminin ilk filmi için once upon a time in the west, son* filmi için ise once upon a time in america'ya bakılabilir."
  • "filmde gecen degi$ik bir devrim tanimi icin;(bkz: #4145697)"




Facebook Yorumları
  • comment image

    sergio leone'nin en iyi filmidir. film baslar sonra motosikletli yabancının sahneye cikmasi ile birlikte filmde hersey devrim uzerine doner. bir anda film sizi icine alir. müzikler basit ama çok kıvamındadır.

    tuhaf başlar, tuhaf gelişir, tuhafça içine çeker. bi daha izletir. dinletir, düşündürür.


    (act naturally - 31 Ocak 2007 02:44)

  • comment image

    bu film hakettigi yere gelmeyen filmlerden bir liste yapsam ilk 5ine girecektir.son derece akıcı sekilde devrimi anlatır.sergio leone dokturmustur kısaca.


    (liceli80 - 1 Eylül 2007 04:24)

  • comment image

    harika bir alıntıyla başlayan film.

    the revolution is not a social dinner, a literary event, a drawing or an embroidery; it can not be done with elegance and courtesy. the revolution is an act of violence (mao).


    (act naturally - 12 Mart 2008 19:20)

  • comment image

    western filmlerinin kendine has havası ve yine bu türe ait belirgin özellikler taşıyan karakterler ile bir devrim atmosferini başarıyla birleştirmeyi başarmış bir sergio leone eseri. izlediğim en iyi filmlerden biri.

    filmin en can alıcı kısmı şöyledir;

    --- spoiler ---

    ...
    john*: - burada bir devrim gerçekleştiriyoruz.
    juan*: - devrim mi? devrim de ne oluyor?
    ...
    - sakın bana devrimden söz etme. ben devrimleri ve nasıl başladıklarını çok iyi bilirim. kitap "okuyan"
    insanlar, kitap "okumayan" insanlara giderler. fakir insanlara "artık değişim vakti geldi" derler.
    ...
    - ben devrim derken neden bahsettiğimi biliyorum. kitap okuyan insanlar, kitap okumayanlara gider. fakir insanlara gidip, "değişiklik yapmamız gerek" derler. böylece fakir insanlar değişikliği yapar. sonra kitap okuyan insanlar büyük, cilalı masalarda oturur, konuşur, konuşurlar. yemek yiyip dururlar. peki fakir insanlara ne olur?
    ...
    - onlar ölmüştür! işte sizin devriminiz bu! o yüzden sakın bana devrimden söz etme!
    ...
    - ya sonra ne olur? yine aynı şeyler yaşanır!
    ...

    yalnızca kendisinin ve ailesinin çıkarlarını düşünen, ülke, halk, devrim, sömürü gibi şeylerle alakası bulunmayan, ancak olayları halkın en tabanından görmüş olan, hayatını haydutlukla kazanan juan'ın verdiği bu ayardan sonra john o sırada okumakta olduğu mihail aleksandrovic bakunin'in "the patriotism" isimli kitabını daha fazla okuyamaz ve yere fırlatır.

    ---
    spoiler ---


    (911 turbo - 29 Ağustos 2008 09:47)

  • comment image

    bu film kıyıda köşede kalmış, itilmiş, ezilmiş, çirkin ördek yavrusu bir filmdir. leone denince akla en sonlarda gelen bile değil, akla gelmeyendir. oysa bir bilseniz özünde ne kadar iyi bir film olduğunu, önemli olanın ruh güzelliği olduğunu. özetle şunu diyorum, tam bir tanısan seversin filmi. feşmekanı şöyle:

    diğer leone filmlerinden oldukça farklı. yine bildiğimiz yakın planlar var ama uzun sessiz planlar yok mesela. çatışma var ama pistol yok. kanımca da en iyi leone senaryosuna sahip. çok katmanlı hikaye, sağlam altmetin, çetrefilli karakter; hepsi maaile mevcut.

    altmetin dedik, alalım merdaneyi elimize; açalım biraz. malum, film aslında bir devrimi anlatıyor, daha doğrusu devrim olayını masaya yatırıyor. misal v for vendetta gibi idealize etmekten ziyade bildiğin devrim üzerine kafa yoruyor. aslında sorguladığı da biraz şu: herhangi bir örgütlenmede lider kavramı ne kadar önemlidir, mevzubahis liderin devrim sonrası iktidarının diktatörlüğe uzanan sürecin başlangıcı nasıldır... leone bu düşünceyi bakunin'e paralelliyor ve bana kalırsa yanlışlıyor; olayı anarşizmde bile alt sınıfı yöneten bir lider ihtiyacına bağlıyor. nasıl bağlıyor, kısaca onu anlatayım spoiler eşliğinde.

    açılışta bir yemek yeme sahnesi var, leone'nin gördüğüm en etkili yakın plan kullanımı mevcut. üst tabaka yemek yerken ağızlara yapılan closeup istenen etkiyi tam anlamıyla sağlıyor; sınıflar arası uçurum farkına vurgulu diyaloglar da arkadan veriliyor. burada juan'la tanışıyoruz. "çirkin" gibi görünse de onun kadar uyanık değil, ben ekmeğime bakarım tipolojisinde bir adam. devrimle işi yok. o noktada john ortaya çıkıyor; kitap okumayanları yönetecek bir okuyan. geçmişi çetrefilli, yaşadığı ilginç bir üçlü arkadaşlıktan yadigar anılarla paralel anlatılan karakterin juan'la arkadaşlığı bir yeniyi eskinin yerine koyma çabası gibi gözüküyor. eski arkadaşlığında paylaştığı kadınken burada devrim düşüncesini paylaşıyor yeni arkadaşıyla ama arkadaşının bundan haberi yok. bir kontolsüz gücü yönlendiriyor.

    istenmeden de olsa yapılan devrimden sonraki pusu sahnesi ve filmin genelinde gördüğümüz asker tipi de oldukça dikkate değer. zira filmin başında bahsedilen devrimin kanlı olma gerekliliğinin sebebi olarak ordu gösteriliyor gibi duruyor, film bu anlamda da antimilitarist bir noktaya kayıyor. gelelim hikayeye ilginç bir derinlik katan flashbacklere.

    flashbacklerin hikayeye katkısı john'un karakter kazısından ziyade bir sahiplenme, iktidar alegorisinde yatıyor. yoruma açık sahnede john arkadaşını öldürüyor, bana kalırsa kadına tek başına sahip olmak istiyor; son sahnede öpüşme anından sonra john'un ifade değişimini hatırlayın. buna paralel john da trende doktora aynı hatayı iki kere tekrarlamak istemediğini söylüyor ve kimseyi yargılamak istemiyor. devamında da kendisi alt sınıfı yönlendiren konumunda olsa bile filmin sonunda kendini havaya uçurmayı ihmal etmiyor. hissesi; ne olursa olsun militarizmle paralel şiddetin özünde iktidar hırsı ya da onu koruma çabasının yatması.

    filmi sonu demişken; yine bahsettiklerime paralel bir final var. zira john öldükten sonra juan ne yapacağını bilemiyor; ben ne olacağım diye soruyor, bir nevi ona duck you sucker (eğil, salak) diyecek birini arıyor. ondandır leone; anarşizm de olsa, devrim de olsa olayı lider ihtiyacına getiriyor özetle. ancak diktatörlük bağlamında iş liderde bitiyor, son örneklerden che'ye bakılabilir misal.


    (shocktheworld - 21 Mart 2009 00:15)

  • comment image

    izlediğim en mükemmel filmlerden biridir. giu la testa leone'nin diğer filmlerine hazırlık filmidir, devrimi öyle güzel anlatır ki; okumuş adamlar devrimi ateşler, herşey olup bittiğinde de cilalı masalarında viskilerini yudumlarlar, ölen ölmüştür...

    filmdeki dil, mizah öğeleri, kadrajlar ve insanların aklında yanan ampülleri veriş biçimi daha sonra tarantino tarafından neredeyse tüm filmlerinde kullanılacaktır...

    leone'den daha iyi western çekebilecek birini tanımıyorum. bu başlık yeri değil belki; ama once upon a time in the west'de 15 dakikalık açılış sahnesi bile bu görüşümü destekler, iyi, kötü ve çirkin'deki mezarlık sahnesini yazmaya bile lüzum görmüyorum.

    her izleyişimde canım western çekmek istiyor, fotoğraf çekerken insanların hep aynı kadrajın içine sokmak istiyorum; hepsinin nedeni sergio leone...


    (act naturally - 4 Eylül 2011 18:05)

  • comment image

    imdb'de, bana ilginç gelen bazı anektodlar vardı filme dair, paylaşayım dedim.

    --- spoiler ---

    - sergio leone, filmin yönetmen koltuğunda oturmak istemeyip işi giancarlo santi'ye devretmeye kalkınca rod steiger ve james coburn posta koymuş, leone de tekrar koltuğa geri dönmüş.
    - john rolü, en başta clint eastwood için düşünülmüş.
    - james coburn, bu filmde oynaması için henry fonda tarafından ikna edilmiş; henry fonda da, [sergio leone'nin büyük bir yönetmen olduğu kulağına fısıldanınca] daha önce once upon a time in the west'te oynaması için eli wallach tarafından ikna edilmişti. [sergio leone, filmlerinde henry fonda'yı oynatmayı çok istemiş, özellikle clint eastwood'un yerine, ama para bulamadığı için rolleri clint eastwood kapmış ve daha büyük bir sükse yapmış, ama leone yine de sonunda fonda ile bir iş yaparak amacına ulaşmış, ki henry fonda'nın kötü karakteri canlandırdığı ilk filmmiş once upon a time in the west.
    - juan rolü için leone, tıpkı kendisinin daha önceki filmlerini izleyenlerin de aklından geçtiği gibi, eli wallach'i düşünmüş, ama eli başka projede olduğu için iş yatmış; daha sonra leone kendisine yalvarınca, eli wallach işi kabul etmiş ama o da ne, şirket halihazırda rod steiger'la anlaşmış ve eli'yi piç gibi ortada bırakmış, bunun üzerine eli, leone'ye dava açmış.
    -ennio morricone, soundtrack'taki şu şarkıda "wah wah wah" yerine, leone'nin eşi carla leone'nin tavsiyesiyle "shon shon shon" temasını kullanarak çok daha iyi bir işe imza atmış.

    ---
    spoiler ---


    (achtundsiebzug - 15 Şubat 2013 02:46)

  • comment image

    zaten filmografisi topu topu 6-7 filmden oluşan sergio leone'nin, diğer şaşaalı filmlerinin gölgesinde kalmış sağlam bir filmidir. devrim hususunda bazı gerçekleri ortaya serer. duck you sucker adıyla piyasaya çıktığında beklenen başarıyı yakalayamamış ve a fistful of dynamite adıyla tekrar gösterime girmiştir.

    müziklerini yine diğer leone filmlerinde olduğu gibi ennio morricone yapmıştır, ama bu seferki diğerleri gibi çok görkemli değildir.

    filmin cast & crew seçimi ise tam bir yılan hikayesidir. şöyle ki;

    üçlemesinin ikinci ayağı olduğu halde, sergio leone bu filmi yönetmeye gönüllü değilmiş. o da gitmiş sam peckinpah ile anlaşmış ama stüdyo* peckinpah çok masraflı olur diye reddetmiş. bunun üzerine peter bogdanovich ile anlaşılmış ama bu sefer de rod steiger ve james coburn filmi leone yönetmezse biz yokuz deyip resti çekmişler.

    leone meksikalı bandito rolünü ilk başta eli wallach'a teklif etmiş ama ilay başka bir proje için anlaşma yapmış olduğundan başta reddetmiş. sonra leone ısrarla yalvarınca ilay diğer projesinden çekilip okey vermiş. fakat bu arada stüdyo rod steiger ile anlaşmasın mıymış? garibim leone kızgın wallach'ın zararını tazmin edecek bir teklif öne süremeyince, wallach da dava açmış. böylece iyi, kötü ve çirkin'de harika iş çıkaran ikilinin arası bozulmuş.

    bomberman rolündeki james coburn'ün, daha önce leone'nin bir avuç dolar* ve bir zamanlar batıda* filmlerinde oynaması için yaptığı teklifleri reddetmişliği olduğu gibi bu film için de isteksizmiş. sonra bir gün, "ulan bu sergio denen herif ne ayak?" diye henry fonda ile yemek yemiş ve leone hakkındaki fikrini sormuş. alemin en kral yönetmenleriyle çalışmışlığı bulunan henry fonda, "çalıştığım en iyi yönetmen" deyince, coburn de rolü kabul etmiş.


    (axellennox - 6 Ağustos 2006 23:26)

Yorum Kaynak Link : giu la testa