IMDB Puanı   : 7,3
Oy Sayısı         : 527.712
Süre                : 1 Saat 55 dakika
Çıkış Tarihi     : 31 Mayıs 2013 Cuma, Yapım Yılı : 2013
Türü                : Cinayet,Gizemli,Heyecanlı
Taglar             : büyücü,Soymak,banka,FBI,interpol
Ülke                : Fransa,ABD
Yönetmen       : Louis Leterrier (IMDB)
Senarist          : Ed Solomon (IMDB)(ekşi),Boaz Yakin (IMDB),Edward Ricourt (IMDB),Boaz Yakin (IMDB),Edward Ricourt (IMDB)
Oyuncular      : Jesse Eisenberg (IMDB)(ekşi), Mark Ruffalo (IMDB), Woody Harrelson (IMDB)(ekşi), Isla Fisher (IMDB)(ekşi), Dave Franco (IMDB)(ekşi), Mélanie Laurent (IMDB)(ekşi), Morgan Freeman (IMDB)(ekşi), Michael Caine (IMDB)(ekşi), Michael Kelly (IMDB), Common (IMDB), David Warshofsky (IMDB), Jessica Lindsey (IMDB), Caitriona Balfe (IMDB), Stephanie Honoré (IMDB), Stanley Wong (IMDB), Laura Cayouette (IMDB), Douglas M. Griffin (IMDB), Adam Shapiro (IMDB), J. LaRose (IMDB), Justine Wachsberger (IMDB), Benoit Cransac (IMDB), Conan O'Brien (IMDB), Samantha Beaulieu (IMDB), Odessa Sykes (IMDB), Shannon Hand (IMDB), Wendy Miklovic (IMDB), Hunter Burke (IMDB), Teddy Cañez (IMDB), Joe Chrest (IMDB), Kerry Cahill (IMDB), Diego Miro (IMDB), Adella Gautier (IMDB), Han Soto (IMDB), Jaren Mitchell (IMDB), Scott Shilstone (IMDB), Zac Waggener (IMDB), Caleb Michaelson (IMDB), Anthony Molinari (IMDB), Griff Furst (IMDB), Michael Hartson (IMDB) >>devamı>>

Now You See Me (~ Sihirbazlar Çetesi) ' Filminin Konusu :
Film, gösteri yaptıkları sırada banka soyabilen dünyanın en iyi sihirbazlarından oluşan bir grubun, peşine takılan FBI ile olan heyecanlı macerasını anlatacak.   Ruffalo,filmde önde gelen bir FBI ajanını, güzel aktris Seyfried ise sihirbazlara soygunlarda yardımı dokunan makineleri icat eden bir teknisyeni canlandıracak.


  • "dedektifin kendi başınayken bile dedektif rolünden çıkmaması dışında harika bir film."
  • "sikkofield ve takipçilerinin bu filmi izlerken yanlarında doktor bulundurmaları iyi olur. kalp krizi filan geçirebilirler yoksa."
  • "tam olacakmış ama nedense olamamış bir film."
  • "mark ruffalo'nun dedektif rolünde oynadığı 489540368. film."
  • "senaryo cok saglam olmasa da sıkılmadan izlenebilen bir film. yalniz o goz olayi ve lunapark sahnesi neydi hic anlamadim."
  • "ülkemizde sihirbazlar çetesi adıyla gösterime girecektir. iyi isim bulmuşlar. ben "şaşkın köftehorlar" ya da "fırlama ajanlar" diye isimlerden korkuyordum. iyi bulmuşlar iyi. valla bak."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bi şeyi de beğenin be arkadaş. kasmayın o kadar. detaylarda boğulmayın. amaan ya da boğulun hiçbir filmi beğenmeyin ama lütfen biraz daha adaletli davranın eleştirirken. insanlar sizin görüşlerinize değer veriyor.

    bence gayet de insanı saran ve kendini izlettiren güzel bir film. devamını bekliyoruz.


    (stoptalkingbrainthinking - 22 Mayıs 2014 00:46)

  • comment image

    sikkofield ve takipçilerinin bu filmi izlerken yanlarında doktor bulundurmaları iyi olur. kalp krizi filan geçirebilirler yoksa.


    (proksauaztwa - 20 Aralık 2013 06:22)

  • comment image

    10 dakika boyunca aynı kareyi çeken sikimsonik sanat filmlerine bayılanların itin götüne soktuğu film. aldırmayın siz onlara, gayet keyifli 2 saat geçirirsiniz.

    --- spoiler ---

    he diyeceksiniz ki sonuna ne diyorsun? cık. bence de olmamış.
    ---
    spoiler ---


    (jelibon seven marksist olamaz - 25 Ekim 2013 03:12)

  • comment image

    filmi gerçekten zevkle izledim ve kendi türünde son zamanlarda çıkmış iyi bir filmdi. fakat asıl söylemek istediğim kendisi hayatta hiç bir iş yapmadığı halde klavye başında birer stanley kubrick, quentin tarantino, christopher nolan mış gibi bu filmi yok şurası zayıftı yok sonu şöyle oldu diyerek haksız bir şekilde eleştirenlerin olduğudur. film bize yüzde yüz realite vaat etmiyor bize güzel vakit geçirtmeyi vaat ediyor ve bence bunu da başarıyor.


    (toski32 - 25 Eylül 2013 00:51)

  • comment image

    fena bir film değil, eğlencelik popcorn işte abartmamak lazım.

    spoiler

    lan madem bu polis abi tüm olayı ayarlayandı, ne diye barda elinde viski depresif havalar takıldı, ve ne diye 4 numarayla tekme tokat o kadar dövüştü, kovalamaca oynadı?

    spoiler.


    (kjswbdlkjfdlkj - 17 Eylül 2013 12:32)

  • comment image

    çocuk eğlendirmelik film. geçelim.

    ayrıca morgan freeman, nasıl bir takside girdinse, tüm dünya ulusları olarak aramızda toplayalım verelim be dede. yılda 28 filmde de oynanmaz ki. anamdan babamdan çok senin suratını görüyorum.


    (sir gawain - 12 Eylül 2013 15:42)

  • comment image

    filmin en başındaki kart numarasını merak edenler için

    --- spoiler ---

    eminim izleyenlerin çoğu, filmdeki kız gibi karo 7'yi seçmiştir. endişelenmeyin, bu çok doğal çünkü izlediğiniz şey gerçek bir illüzyon gösterisiydi. filmi indirip o sahneye tekrar bakarsanız karo 7'nin diğer kartlardan daha uzun süre gözüktüğünü farkedersiniz. bunun sebebiyse destenin sonlarında ardarda 3-5 tane karo 7 olması. desteyi açıp, seçtiğin kartı görüyor musun dediğinde ise dikkat ederseniz destenin sonunu kapalı tutuyor.

    ---
    spoiler ---

    beyni yoran ama kesinlikle iyi vakit geçirten, ocean's eleven ve 21den esintiler taşıyan güzel film.


    (example - 7 Eylül 2013 14:46)

  • comment image

    daha en başta o kağıt seçme numarasında "oha lan" diye beni koltuğa yapıştıran film.

    bence güzel en azından vakit kaybı sayılmayacak bir filmdi.

    --- spoiler ---

    5. süvarinin ölen sihirbazın oğlu olduğunu hissetmiştim ama dylan reis olacağını tahmn etmemiştim.
    ayrıca jack'in ölmemesine de sevindim. çocuk garibandı, fukaraydı.

    ---
    spoiler ---

    ve ayrıca görsel efektlerin bol olduğu filmde ben yalnız ve güzel ülkeme takıldım....

    pbs.twimg.com/media/btlw8vacaaansn3.png


    (lord unicorn - 2 Eylül 2013 21:27)

  • comment image

    prestige ile aynı cümlede geçmesinin küfre, şirk koşmaya filan girdiği masalsı çocuk filmidir.

    bence freeman bundan sonra yine suya tirit bir filme çağırdıklarında; "bakın, bu filmde oynarım haa" desin, bizler aramızda filmden kazanacağının 2 misli para toplarız, oynatmayız.

    ölmeden önce yapılacaklar listesini bitirdiniz, turunculara bürünüp ferrarinizi sattınız, hayatın tüm tatlarına baktınız ve artık ölümün soğuk yüzüne bile tebessüm ile bakacak kıvama geldiniz. haa ve de boş vaktiniz varsa o zaman bu filmi izleyebilirsiniz. gerçi yine de şüphelerim var ama...

    --- spoiler ---
    bir bina sarmayı beceremeyen, bölgeyi abluka altına alıp sivillere yasaklamayı akıl edemeyen, bir kasayı hemde taşınan kamyon un içinde takip edip, kasada para var mı yok mu diye bakmaya üşenen bir fbi, evet evet kahrolası fedarellerden bahsediyorum.

    bu arada termodinamiğin 3. yasası olan; birbirine laf sokup şakalaşan amerikalı kuralımız burada da geçerli, bilir ki nşa da; polis-polis, sihirbaz-sihirbaz, sihirbaz-polis en hayati durumlarda aksiyonu bırakıp birbirini göt etmeye odaklıdır.

    kafayı kırdınız ve birinden intikam almak istiyorsunuz, ne yaparsınız, cebine esrar koyup polise mi yakalatırsınız. hayır daha kolayı var; önce çalışıp polis olur oradan da yükselip fbi a katılır, yıllar geçer amirliğe kadar terfi edersiniz. sonra ülke genelinde soygunlar yapmaya, kariyerlerini, hayatlarını mahvetmeye ikna olacak 4 tane sihirbaz bulursunuz. sonrası kolay tüm bu suçları yıkın adamımızın üstüne tamamdır, en fazla 20 yıla intikamınız alınır garanti.
    ---
    spoiler ---


    (neslimi kaybettim hukumsuzdur - 1 Eylül 2013 02:01)

  • comment image

    "nasıl senaryo yazılmaz?" dersi niteliğinde film.

    --- spoiler ---

    benim gibi olanca amatörlüğüyle yazmaya çalışan biriyseniz, kendinizi eğitmek için senaryo dersi almadan önce yapmanız gereken iki şey vardır bence: iyi yazılmış ve kötü yazılmış filmler izlemek. now you see me ikinci kapsama giriyor, ve tembel izleyiciler için bile "ama o öyle olmaz ki?" diye itiraz edilebilecek birçok nokta sunduğu için görülmesi, en az senaryo matematiği iyi ayarlanmış filmler kadar faydalı aslında.
    formüllü açılış sahnesinden bahsedeyim mesela. karakterler arka arkaya çok hızlı ve garantici şekilde tanıtılıyor, "birleşme"* klişesine geçilmeden önce herkesin icraatlarını ayrı ayrı izliyoruz. adamın biri bunlara kartını bırakıyor, ekibi toplamaya çalışıyor, anlıyoruz ki burada bir bit yeniği var. sonra çat diye bir yıl atlıyor, kurgu numarasıyla şaşırtıcı zemin hazırlamaya uğraşıyor. böyle seyircinin zekasına hakaret eden pervasız bir ketumluğu en son prometheus'ta görmüştüm, "sen onu geç şuna bak çok şaşırıcan" der gibi. başlarda kör topal kurduğu zemine ve seyircinin kafasında bıraktığı soru işaretlerine çok güveniyor film, her şeyini bunun üstüne kuruyor. fakat dört atlıya ayrılan adil ekran süresine rağmen, onları tanıtmaya fırsat/takat bulamayacak kadar kopuk bir metin var. herkesin numarasını yaptığı jenerik öncesi açılış sahnesi, fiyakaya ve cool numaralara abanmaktan hayati kısmı güdük bırakıyor mesela. filmin damarlarında dolanan bir "formüllerle hareket ederek cool karakterler/anlar yaratma" arzusu var ve tempoyu aksatan/içine girmeyi zorlaştıran da bu. birkaç örnek vereyim derdimi daha iyi anlatabilmek adına.

    ilk saha görevine çıkmış rookie kadın interpol ajanı, "sihirbazlar çetesi"nin sırrını çözebilmek için ukala bir fbi ajanıyla işbirliği yapıyor (klişe 1). görev boyunca bir türlü yıldızları barışmıyor ancak olayı çözüp elemanları yakalamak için beraber çalışabilmek zorundalar (klişe 2). çete yakalanıyor, elemanlar sorguya alınıyor. ukala ve şiddete meyilli ajan soyguda ortalık maymununa dönüşürken interpol ajanı kadın çok daha mantıklı davranarak, biraz da dişiliğinin etkisiyle kendini ezdirmemeyi başarıyor (klişe 3). neden sonra, çete elemanları salıveriliyor ve senaryo hararetli bir şekilde öyküyü anlatmaya devam ederek ana aksiyon sahnelerinden birine bağlanıyor. kovalamaca esnasında acemi kadın ajanımız eline geçirdiği çete elemanını vuramıyor (klişe 4). bunun üzerine zaten gergin olan iki ajan arasında sürtüşme büyüyor, ama tesadüfe bakın ki sonra ikisi aynı evde uyuyorlar, uyanınca da aşk yaşıyorlar! (klişe 5). bu anlattığım, filmin belkemiği olan "soygun hikayesi" değil, mark ruffalo ve melanie laurent'in canlandırdığı ajanların yan öyküsü ve bağlı olduğu bu klişelere rağmen kahramanlarımıza "akıl dolu" cümleler kurdurma derdinde. sürekli birbirlerini alt etmeye uğraşıyor bu iki karakter, ve filmin "her şey olmaya çalıştığı" tezine bir kanıt daha sunuyor. zaten vasat yazılmış bir senaryonun kendine yapabileceği en büyük kötülük de bu hareket alanını geniş tutma uğraşı bence.

    diğer yandan, tutup da klişeleri saymam sizi yanıltmasın: bunu filmi yermek için bir fırsat olarak kullanmıyorum. aksine, klişeler olmasa yenilikçi filmler de çıkış noktalarından mahrum kalırlar ve olayı "başlatacak", düğümü atacak klişelere en usta yazarlar bile ihtiyaç duyar. derdiniz yenilikçi bir şeyler yazmaksa, bu kullanılmış numaraları temele gizler, üstüne numaralarınızı yaparsınız (kurgu olur, twist olur ne bileyim). başka türlü, sadece seyirciye eli yüzü düzgün bir film izletmek istiyor da olabilirsiniz. bu durumda the notebook gibi lunaparkta başlayıp hastanede biten bir aşk filmi de yazabilirsiniz, yakın tarihli pacific rim gibi kullanılmış numaralardan oluşan büyük çaplı eğlencelikler de. ki özellikle ikincisinin hayranlarından biri/dikkatli sayılabilecek bir seyirci olarak* bunun kimseye filmi kötülemek için sebep sunduğunu düşünmüyorum. "ama çok klişe yea" diye bir eleştirme şekli yoktur bana göre, senaristler ve yönetmen de muhtemelen bunun farkındayken tekrar öne sürüp kötüleme sebebi olarak göstermek anlamsızdır. now you see me'nin sorunu da bu klişeler değil zaten. yukarıda onları tek tek saymamın sebebi, filmin tüm senaryosunu koca bir bulmacaya dönüştürme konusundaki azmi ve kendini ciddiye alışı. senaryo kendinde bir inception potansiyeli görüp zıplamaya çalıştıkça, gizlenmemiş klişeler tekrar aşağı çekiyor kaliteyi. trance de tıpkı bu film gibi, kendini yüceltme derdiyle hiçbir şey anlatamıyordu, aynı sorun burada da var.

    böyle bir durumda karakterlerin motivasyonlarının, gelişimlerinin filan iyi aktarılmasını da bekleyemezsiniz zaten. burada da morgan freeman ve michael caine'in canlandırdığı iki karakter, öyküde hayati öneme sahip gibi duruyorlar ama film bitince, üstüne düşünürken kim olduklarını bile unutuyorsunuz. sanki oyuncular düşünülürken "zenci yaşlı adamı morgan freeman oynamalı abi, yanına da michael caine koy çünkü ingiliz" denmiş gibi. ikisi de angıl dingil filmlerde oynamış saygın abilerimiz olarak burada acınası hallere düşmüyorlar neyse ki. hatta freeman'ın şerefsiz karakter rolünde çok başarılı olduğunu da söyleyebilirim (caine ise o hengamede oynama fırsatı bulamamış maalesef).
    şerefsiz deyince filmin ahlak anlayışı da aklıma geldi. soygun çeteleri üzerine çekilmiş iyi filmlere bakınca, ketumluk kurşunlarını "kurguya" falan değil, seyirciye ahlak anlayışını bir kenara bıraktırmaya harcadıklarını görürsünüz. yakın tarihten yine inception, the bank job, ocean's eleven; doksanlardan reservoir dogs, izlediklerim içinde şahsi favorim olan the killing ("zamanının ötesi" kavramını yeniden yazan bir filmdir, 1956 yapımı olup bugün yazılmış/çekilmiş gibi görünmesiyle) hep ahlakı kenara bırakan, seyirciye "soygun çetesinin yaptıklarının doğru olup olmadığını sorgulama fırsatı bırakmayan" filmlerdi. now you see me bunu yapmak yerine, nolan’ın the dark knight’ı üzerine kurduğu “asıl suçlu kim” meselesine değinmeyi tercih ediyor. soruyu merkezine almayan, hele iyi yazılmamış bir filmin altından kalkmasını bekleyemeyiz böyle bir temanın. burada da yok öyle bir şey, “ama o zengin adam soyulmayı hak ediyordu” cümlesi dikkat çekmeyecek cılızlıkta. komplo kısmındaki "göz"den bahsetmiyorum bile, tüm o illuminati rüzgarını ardına almaktan başka hiçbir katkısı yok filme. büyük ölçüde illüzyon üzerine çekilmiş bir filmin seyircinin dikkatini başka yönlere çekmeyi, eksiklerinin üstünü kapatmayı becerememesi de ayrı bir ironi.

    yönetmenliğe de değinmek lazım. hem jean pierre jeunet’in, hem de luc besson’un tezgahından geçmiş louis letterier, aksiyonla estetiği birleştirme konusunda tuhaf bir anlayışa sahip. the incredible hulk’ta (ki çoğunluğun aksine, edward norton dışında beğendiğim bir filmdir), geniş planlarla dolu mahkeme sekanslarında antik yunan dönemi estetiğini yakalamaya çalışacak kadar entelektüel, diğer yandan teması yunan tanrıları olan clash of the titans’ta filmi hızlı kesmelerle donatacak kadar aksiyona düşkün bir yönetmen. burada çıkardığı iş ise michael bay’in tarzını andırıyor maalesef, polis merkezinde kahramanların etrafında kamerayı uzun uzun döndürmek, havaya atılan ve aynayı parçalayan çekici kamerayla hızlıca takip etmek, kahramanların arabalardan çok göründüğü bir arabalı takip sahnesi çekmek, buradaki vukuatlarından birkaçı. kaçan fırsatlardan birinin sorumlusu da letterier ve yönetmenliği demek haksızlık olmaz.
    finaldeki twist’e gelince. senaryoyu rahat inceleyebilmek için ayıklayıp, detayların çoğunu gözden geçiren ben bile o numarayı önceden kestirememiştim, kabul ediyorum. fakat gelin itiraf edelim, sizce de bu çözüm noktası, filmin “hikayesini cool biçimle anlatıp twist’lere yer verme” konusundaki hararetiyle kaybolmuyor mu? karakterlerle özdeşleşememiş seyircinin şaşırmaya, “aa o oymuş lan!” demeye ne takati ne de ilgisi kalıyor günün sonunda. devamındaki "aşıklar kavuştu" numarası ise, bir klişe sever olarak bana bile bayat geldi, kabul etmeliyim.

    toparlıyorum. now you see me, potansiyel kullanma konusunda ciddi sıkıntıya sahip o filmlerden bir diğeri maalesef. harika bir konu, iyi oyuncular, kötü senaryo, vasat yönetmenlik var. eğlenceli bir soygun öyküsü anlatmak dururken o karmaşık yapılı filmlere öykünüp kendini fazla ciddiye alıyor; veya diğer taraftan, iyi yazılmış, ağzı açık bırakacak bir film olmak dururken aksiyona ağırlık verip ruhu ıskalıyor. sonuçta ciddi bir aksiyon/gerilimle bol oyuncaklı bir fantastik filmin tuhaf, tatsız karışımı kalıyor elde. ahlak konusunda girdiği çetrefilli konuları ise, öykündüğü türlerin her ikisi de kaldırmaz maalesef. olmamış diyip kısa keseyim.

    ---
    spoiler ---

    not: “bu filme bu kadar uzun yazmaya değer miydi?” diye soracak olan olursa haklıdır. öte yandan, bu filme yazdığım yazıyla soygun filmlerinden girip fantastikten çıkmam da ayrı bir haz verdi. ortaya eleştirmeye uğraştığım film gibi karışık bi şey çıkmış olabilir, ama derdimi anlatabildiğimi sanıyorum. sağlıcakla kalın.


    (raglegumm - 6 Ağustos 2013 00:13)

  • comment image

    haksızlık edilen film. tamam bi pirestij değil ama yine de izlenilebilir film. yarısında çıktımcılarla para verilmezcileri dinlersen senede 2 tane film izlersin.

    mantığı zorlayan sahneler var. kurgu zayıf bazı yerlerde. prestij falan dedik işte buna benzer zeka oyunları, ters köşe yapayım demişler ama ellerinden bu gelmiş. ha bir de göz olayı falan var filmde. hele hele o hiç olmamış, ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. efendi gibi shrike büyük adamdı mesajı verseniz daha temiz olurdu.


    (harry piper - 5 Ağustos 2013 17:01)

  • comment image

    sonunun daha iyi bağlanabileceğini düşünmekle birlikte kesinlikle iyi bir film olduğunu düşünenler safındayım. aksiyon, sihirbaz numaraları ve sürpriz sonları seviyorsanız izlemekten pişmanlık duymazsınız kesinlikle.


    (dolphinizmir - 10 Temmuz 2013 00:43)

  • comment image

    kitap okur gibi zevkle ve heyecanla izlediğim film. kitap okumayı çok sevenler ne dediğimi anlayacaktır. konusu ve olay akışı belki klasiktir lakin uzun zaman sonra ilk defa heyecanla izlediğim sinema filmi oldu. filmde hiç boşluk yok, seri ve akıcıydı.


    (serrulata - 3 Haziran 2013 15:26)

  • comment image

    ülkemizde sihirbazlar çetesi adıyla gösterime girecektir. iyi isim bulmuşlar. ben "şaşkın köftehorlar" ya da "fırlama ajanlar" diye isimlerden korkuyordum. iyi bulmuşlar iyi. valla bak.


    (kumrengi - 12 Nisan 2013 02:15)

Yorum Kaynak Link : now you see me