Süre                : 2 Saat 15 dakika
Çıkış Tarihi     : 04 Ocak 2002 Cuma, Yapım Yılı : 2002
Türü                : Biyografi,Drama
Taglar             : matematikçi,zihinsel hastalık,Nobel Ödülü,komplo,game theory
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Universal Pictures , DreamWorks , Imagine Entertainment
Yönetmen       : Ron Howard (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Akiva Goldsman (IMDB)(ekşi),Sylvia Nasar (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Russell Crowe (IMDB)(ekşi), Ed Harris (IMDB)(ekşi), Jennifer Connelly (IMDB)(ekşi), Christopher Plummer (IMDB)(ekşi), Paul Bettany (IMDB), Adam Goldberg (IMDB)(ekşi), Josh Lucas (IMDB)(ekşi), Anthony Rapp (IMDB)(ekşi), Jason Gray-Stanford (IMDB), Judd Hirsch (IMDB), Austin Pendleton (IMDB), Vivien Cardone (IMDB), Jillie Simon (IMDB), Tanya Clarke (IMDB), Thomas F. Walsh (IMDB), Roy Thinnes (IMDB), Cheryl Howard (IMDB), Rance Howard (IMDB), Josh Pais (IMDB), Michael Esper (IMDB), Tracey Toomey (IMDB), Jennifer Weedon (IMDB), Tom McNutt (IMDB), Matt Samson (IMDB), Stelio Savante (IMDB), Michael Abbott Jr. (IMDB), Reggie Austin (IMDB), Fileena Bahris (IMDB), Cade Bittner (IMDB), James Thomas Bligh (IMDB), Dan Chen (IMDB), Phil Cirincione (IMDB), Scott Addison Clay (IMDB), Sean Dillon (IMDB), Berly Ellis (IMDB), Scott Fernstrom (IMDB), Mike Fitzgerald (IMDB), Todd Fredericks (IMDB), Evan Hart (IMDB), Jason Horton (IMDB) >>devamı>>

A Beautiful Mind (~ Akil Oyunlari) ' Filminin Konusu :
John Forbes Nash Jr., genç yaşında geliştirdiği kuramlarla matematik dünyasının bir numaralı ismi haline gelir. Fakat kısa süre içerisinde bencilliği ve kendine olan aşırı güveni sonucunda oluşan kişisel problemleri ile baş edemez duruma düşer. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgide, delilik tarafına doğru sürüklenir.

Ödüller      :

Academy Awards - Oscar:En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Film
Golden Globes:Golden Globe-Best Motion Picture - Drama, Golden Globe-Best Screenplay - Motion Picture


Biyografik / 16
  • "kimilerine aksini düşünse de, russell crowe'un harika oyunculuk sergilediği film.ayrıca(bkz: nash equilibrium)(bkz: game theory)"
  • "aşk filmi olmamasına ragmen yılın en iyi aşk filmi olabilecek olan film."
  • "filmi izleme fırsatını yıllardır bir çok kez kaçırmış ve biraz önce eline geçen bi imkanla izlemiş biri olarak diyorum ki; bence hatun* rus ajanı."
  • "izlendigi vakit insanda calculus calisma, yardirma istegi uyandiran film. calculusun c dusmesiyle film de etkisini kaybeder."
  • "dolma kalem'lerin saygı gösterisi olarak masaya bırakıldığı sahneyle insanı büyüleyen oldukça güzel bir film."
  • "sevişelim mi diye soran mit profesörü olunca gayet normal karşılandığını, devlet üniversitesi mezunu mühendis sorunca abaza olarak görüldüğünü yaşayıp öğretmiş film."
  • "en iyi film dalinda in the bedroom, the fellowship of the ring, the man who wasnt there and mulholland drive gibi olaganustu filmleri ezmis ve altin kureyi almis film."




Facebook Yorumları
  • comment image

    cok farklı temaları ve bu temalar arasında super geçişleri olan, insanı ters koseye yatıran, john nashin patternleri şakır şakır bulurken ve teorisini anlatırken gorulmesi sart sahnelere sahip, sonlara dogru dünyanın en mantıklı adamlarının bile gözlerini nemlendirebilecek film


    (cool n blue - 27 Şubat 2002 12:08)

  • comment image

    russell crowe'u oscar heykelciği ile buluşturacak filmdir. sol elini alnına dayayıp, bakışlarını odaklayamayışını gayet tutarlı bir biçimde tüm film boyunca tekrar eden john nash, eşi alicia*'nın aşkıyla şizofreninin üstesinden, hem de salt aklını kullanarak gelir.

    şizofrenik sanrılardan kurtulmanın, modern psikiyatri tarafından kabul görmüş olan tedavilerin dışında bir yolu daha vardır: sanrılar içinde bir tek gerçek ya da gerçeğe aykırı bir tek ayrıntı yakalamak. filmde john nash*, "meleeche gerçek olamaz, o hiç büyümüyor" dediğinde, gereksindiği o gerçeği yakalamıştır işte.

    gerçeğinden şüphe etmemek kendini fazla önemsemek değil de nedir? kendi gerçeklerine bağımlı olmak, başkalarını hiçe saymak değil de ne? bir an "o"nun haklı olabileceğini düşünmekle başlar herşey, bazen zarflar dolusudur gerçek olduğunu sandığımız gerçek; ve onu yerine ulaşmayan postalar olarak yollarız sağa sola onların tek gerçek olduğuna inanarak; ta ki, biri çıkıp zarflarımızın her birini, postalanma sırasıyla bir poşetten çıkarıp "bak, hiç biri açılmamış!" diyene kadar. kendini karşısındakinin yerine koyarak* onun gerçeğini aramayı üstlenene duyulan aşkla başlar, "belki de o* haklıdır" düşüncesi.

    tüm denklemler aşkın sonsuz gücünü anlamak için kurulur, der nash. kimi (zaman) erkeklerin bunu anlaması için elli yıl süre ve bir nobel ödülü gerekir.


    (mortimes - 11 Mart 2002 09:37)

  • comment image

    gladyatör gibi bir filmde kahraman bir gladyatörü nasıl güzel oynadıysa şizofren bir hastayı da o kadar iyi oynamış russell crawe bu filmde.oyunculuğun gereklerinden biri olan her 'tip'e bürünebilme yeteneğini bir kez daha hatırlatan film,oscar^da birçok ödül amayı hakedecek kadar başarılı.


    (ceylin - 19 Mart 2002 16:01)

  • comment image

    kesinlikle ama kesinlikle berbat geçen bi mat 2 vizesinden sonra gidilmemesi gereken film.

    hayır, yaptım ordan biliyorum.

    üstüne üstlük, film arasında annemi arayıp, ne kadar gerizekalı bi kızı olduğunu, son derece kolay(bana göre değil tabi, filme bakarak) bi matematik sınavını bile beceremediğimi, aslında benim nefes almamın bile oksijen israfı olduğunu, hele de üniversite okutmanın son derece gereksiz bi çaba ve beyhude gayret olduğuna kanaat getirdiğimi, en güzelinin evime dönerek beşik kertmemlen evlenip ev hanımlığında kariyer yapmam olduğunu ağlayarak höykürdüm. zaten film arası da bitti bu sırada.

    çıkışta ağlamaktan kurbağaya dönmüş gözlerimle(ki nedense herkes bana baktı, manyak mı diye- ki belki de haklıydılar), gittim, kamil("a"yı yumuşatmadan okuyun lütfen) koçtan bilet aldım. eve gidip tasımı tarağımı topladım. anamın evine döndüm.

    tabiyki sevgili annem beni, üç(rakamla 3) gün sonra, koluna takarak ankara ya getirdi ama, ailede hala anlatılır bi hikaye olarak kaldı bu film şeysi.


    (yokoylebisevgili - 2 Ekim 2008 02:51)

  • comment image

    --- spoiler ---

    şimdi efendim ben bu filmi babamla birlikte izledim. babam dediğim adamı es geçmeyin. sinemada yeni oynayan filmi korsan dvd alır gelir eş zamanlı izleriz evde. filmin başında ben bu filmi geçen tv de izledim der filmin sonunu söyler falan. öyle sikip atan cinsten bir deli adam. neyse bu filmin ortalarında da böyle fbi mı desem, cia mi desem, kgb mi desem ne desem bilemediğim adamlar gelip sokak ortasında john nash'i kaçırdılar. john da bağırıyor o ara. imdat ruslar beni kaçırıyor sikmeseler bari diye. babam da bozuldu. kalktı ayağa. "amerika'nın göbeğinde adam kaçırıyorlar gündüz vakti, kimse sallamıyor, sikerler" diye bi celallendi. bende bakıyorum anlam veremiyorum ama ne yapacağımı da bilemiyorum. sonra efendim izledikçe bakıyoruz da adamlar deli doktoruymuş. şizo ya bu john. babam da bi sakinleşti sonra. vay amk dedi. adamlar yapmış dedi. harbi akıl oyunuymuş dedi. o gece bir daha izledik biz bu filmi sonra. ondan sonra da hafta da bir izler olduk dizi gibi.

    ---
    spoiler ---


    (yeter artik yazdim buraya - 1 Ocak 2012 13:35)

  • comment image

    ron howard'in abartip bokunu cikardigi, gercek hayattan sadece esinlenilmis bir film... john nash dahidir, mahidir filan ama, aslinda soyle biridir:

    filmde gordugumuz karisi alicia'dan john adinda bir oglu oldugu gibi, daha onceden beraber oldugu baska bir kadindan da john adinda bir oglu vardir ve onlari terketmis, omur boyunca bes kurus para da vermemistir. sizoid fantazileri sadece casuslukla sinirli olmayip, alien vs motifleriyle de susludur. ayrica hani umumi tuvaletlerle erkek fahiselerle filan basilmak gibi hobileri vardir bu amcamizin. zaten bunlara dayanamayan alicia'da onu yillar once bosamistir. yine filmde neredeyse arkadaslarina "takilmak" olarak gordugumuz tavirlarinin da aslinda son derece kaba oldugunu, asil bu yuzden cevresinde sevilmedigini belirtmek gerekir.

    son olarak nobeli tek basina almamis, simdi ismini unuttugum biriyle paylasmistir ve filmdeki dokunakli nobel toreninin aslinda, ortalikta alicia filan yoktur. alicia nash ile adam nobeli aldiktan ve bu film de yapildiktan sonra, yeniden evlenmistir.

    simdi kissadan hisse diyecegim sudur ki: bu film ozune sagdik kalinarak cekilseymis (yani filmin kahramani essoglessek bir deha olsaymis), yonetmen de ron howard yerine abel ferrara filan olsaymis, kult film olabilirmis rahatlikla. boyle sadece boyle bir film olmus iste...


    (benedicta - 27 Nisan 2003 10:22)

  • comment image

    izlendigi vakit insanda calculus calisma, yardirma istegi uyandiran film. calculusun c dusmesiyle film de etkisini kaybeder.


    (duff mckagan - 27 Nisan 2003 10:31)

  • comment image

    dolma kalem'lerin saygı gösterisi olarak masaya bırakıldığı sahneyle insanı büyüleyen oldukça güzel bir film.


    (dragonlady - 16 Ekim 2012 03:28)

  • comment image

    çok açık ve net söylemek isterim ki; john nash kişisinin aslen naletin teki olduğu için yalnız olması, bir kadını çocuğu ile yüzüstü bırakıp alişya ile evlenmesi hatta daha sonra ondan da boşanması gay fanteziler içinde olması gibi gerçek hayatına dair ayrıntıları aklıma bile getirmedim filmi izlerken film sonrasında..filmde yaratılan john nash karakteri önemli için idi o an benim için..gerçek bir hikayeden uyarlanmış olması ve bu hikayede bazı noktaların değişikliğe uğratılması gibi ayrıntıları es geçerek belirtmek isterim ki, olmuş..

    --- spoiler ---

    russel crowe'un o sürekli çözümsüz kaldığı anlardaki elini alnına götürmesi tiki, kendine özgü ve üniversite öğrencilerince dalga geçilen yürüyüşü, sürekli başarıya odaklı hırsının belki de kendini getirdiği şizofrenik durum veya bunun onunla bağdaştırılması güzel işlenmiş..dahilik ile delilik arasındaki ince sınırı geçmenin ve geri dönmenin güzel hikayesi..

    sürekli karısının john'a inanmayışına gıcık olacak kadar gerçek bulmuştum casusluk hikayesini..bu kadar gerçek olan bir şeyin üstesinden gelebilmek mümkün veya değil ama aklın gerçekliğe açılan kapısında mantığının karısı olduğu bir aşk hikayesinde bunu görmek çok güzel.."film işte" diyip izlemek gerekiyor bazı şeyleri de sanırım..

    hayatında sürekli gerçeklikten yana olan john'un bir kadınla tanışma cümlesi olarak "sıvı alış verişi yani sex yapmamız için ne söylemem gerek?" deyişi bile nasıl farklı olduğunu anlatıyor sanırım..karısı ile tanıştıkları o baloda gökyüzündeki yıldızlardan şekiller yapmaları, daha sonra enfes bir evlenme teklifi..şizofrenin anlaşılmasından sonraki süreçte sol ile konuşan alişya'nın "onu terk etmek istiyorum sonra eski sevdiğim adamı görüyorum ben de onu seven eski alişya oluyorum" cümlesindeki çaresizlik..

    filmde unutulmaz iki sahne var benim için..birincisi;

    john'un derse girdiği "kursunuza katılabilir miyim?" dedikten sonraki o utanç ile gurur arasındaki an ve tabii ki kalemlerin masasına bırakıldığı an..bu sahnede ağlamamanın ağlak bir insan olmam ile alakası yok hayır..

    ---
    spoiler ---

    iyidir kötüdür vasattır mükemmeldir hepsi bir yana russel crowe iyi oynamıştır benim gözümde..gerisi laf-ı güzaftır..


    (alwayssleepy - 2 Ocak 2013 10:59)

  • comment image

    sevişelim mi diye soran mit profesörü olunca gayet normal karşılandığını, devlet üniversitesi mezunu mühendis sorunca abaza olarak görüldüğünü yaşayıp öğretmiş film.


    (sorrowofthenight - 14 Ocak 2013 20:59)

  • comment image

    şizofreniden bahsedildiğinde aklıma gelecek ilk imgeler, diyaloglar, görüntüler her zaman bu filmin karelerinden oldu. birkaç yıl arayla tekrar tekrar izlenecek filmlerdendir.

    --- spoiler ---

    -bir kızla tanıştım.
    -insan mı?
    -evet homo sapiens.

    ---
    spoiler ---

    diyaloğuyla tebessüm ettirir.


    (azulpajaro - 24 Ocak 2013 21:38)

  • comment image

    "şimdi benim seni etkilemem gerek, böyle dans falan etmemiz, sana şiir okumam, mum ışığında yemek yememiz, sonra sevişmemiz gerek.. ancak gözlemliyorum ki ikimizin de hedefi seks yapmak ve aramızda sıvı aktarımı, kimyasal madde transferi gerçekleştirmek.. neden bütün bu zaman kayıplarını es geçip de direk sevişme olayına girmiyoruz.. aslına bakarsan sana ne söylemem gerektiğini tam olarak da bilmiyorum.. bu tip ortamlara, muhabbete çok uzağım.."


    (yeshua - 27 Haziran 2013 15:46)

  • comment image

    her izlediğimde beni ağlatmayı başaran film. öyle ota boka da ağlamam. hatta dangoz bile sayılabilirim bu konuda. bazı filmler vardır sonunu bildiğinizde izleyesiniz gelmez. bu film onlardan değil. bile bile izlettiriyor kendini. içinde bir şeyler buluyorum kendime ait.

    --- spoiler ---

    bu filmin sadece tek bir yerinde gözlerim sulanıyor ağlama ihtiyacı duyuyorum. ama filmin sonunda ki o duygu yüklü konuşmasında değil. kaç kere izledim bilmiyorum bu filmi. ama o çay muhabbetiyle başlayan yürüyüş de içim ısınıyor. girmeye çekindiğim bütün o yerler aklıma geliyor. inatla da açıp öğrenmiyorum masaya kalem bırakma olayını. ama ben o kadar derin anlamlar yüklüyorum ki bu filmi izlerken o masaya bırakılan kalemlere. her kalemde gözümden bir damla yaş daha süzülüyor. sevdiğini belli edebilen tiplerden hiç olmadım. gidip omzuna yumruk atasım sonra da gözlerinin içine bakasım geliyor profesör nash'in. anladın sen onu der gibi kafamı iki kere sallayıp geriye çekilesim geliyor.

    ---
    spoiler ---

    uykusuz kaldım ama bu film zaten bana insanın sınırlarının istenildiğinde çok ama çok esneyebildiğini hatırlatıyor. bir de matematiği sevdiğimi..


    (meriandree - 23 Ağustos 2013 01:30)

  • comment image

    filmin bir sahnesinde, universitenin onundeki yesil alanda kucuk kiz yerde dolasan guvercinler arasinda "ucun kuslar, ucun kuslar" diye bagirarak kosustururken kuslarin hicbirinin yerden havalanmamasi ile bende, adamlar yapmis kardesim, boyle ufak bir ayrintiyi bile atlamamislar mirildanmalarina sebep olmustur.

    (bkz: film hatalari)
    (bkz: filmlerde hata bulma kulubu)


    (sado - 25 Ocak 2005 16:15)

  • comment image

    "yalnız yaşayabilmek için, hem tanrı hem vahşi hayvan hem de filozof olmak gerekir."
    diyen nietzsche’yi haklı çıkaran bir film...
    john forbes nash’in gerçek hayatından ilham alınarak yapılmış hikayede russel crowe, "ikinci el bilgilerle" yetinmeyen bir dehayı canlandırıyor: evreni yöneten yasalar ve matematik söz konusu olduğunda, önce var olanı seyrediyor, sonra gidip kendi teorisini kendisi kuruyor.
    zeka ile delilik arasındaki ince çizgide geçen film, aslında yalnızlıklarla örülü bir aşk öyküsünün üzerinde yükseliyor.

    (bkz: oyun teorisi)


    (aynadakileke - 11 Aralık 2001 10:31)

  • comment image

    dr. rosen'in; john nash'in durumunu ve şizofreni'nin dinamiğini tek cümleyle açıkladığı film.

    --- spoiler ---

    "tanıdığınız kişilerin, bildiğiniz yerlerin, sizin için en önemli anların hiç bir zaman sizi terketmediğini, ölmediğini fakat zaten hiç bir zaman da varolmadığını aniden öğrendiğinizi hayal edin. bu nasıl bir cehennem olurdu?"

    ---
    spoiler ---


    (thorn pyros - 22 Mayıs 2006 23:15)

Yorum Kaynak Link : a beautiful mind