IMDB Puanı   : 8
Oy Sayısı         : 16.942
Süre                : 1 Saat 31 dakika
Çıkış Tarihi     : 29 Ocak 1958 Çarşamba, Yapım Yılı : 1958
Türü                : Cinayet,Drama,Film Noir,Heyecanlı
Taglar             : Halat,cinayet,Almanca,Mazeret,hırsız
Ülke                : Fransa
Yönetmen       : Louis Malle (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Roger Nimier (IMDB)(ekşi),Louis Malle (IMDB)(ekşi),Roger Nimier (IMDB)(ekşi),Noël Calef (IMDB)(ekşi),Noël Calef (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Jeanne Moreau (IMDB)(ekşi), Georges Poujouly (IMDB), Charles Denner (IMDB)(ekşi), Iván Petrovich (IMDB)(ekşi), Jean-Claude Brialy (IMDB)(ekşi)

Ascenseur pour l'échafaud (~ Idam sehpasi) ' Filminin Konusu :
Florence Carala and her lover Julien Tavernier, an ex - paratrooper want to murder her husband by faking a suicide. But after Julien has killed him and he puts his things in his car, he finds he has forgotten the rope outside the window and he returns to the building to remove it... Written by &view=simple&sort=alpha&ref_=tt_stry_pl" >Stephan Eichenberg <eichenbe@fak-cbg.tu-muenchen.de>


  • "bir başka katilin olay mahalline dönmesi meseli ama bir başka; bambaşka. öyle sarsmadan sürükleyip dalgaya düşürüyor insanı."
  • "olağanüstü, tartışmasız en iyi soundtrack lerden. mükemmel, kusursuz, tekrarı ve benzeri mümkün olmayan."
  • "(bkz: lift to the scaffold)"
  • "muzigi gereginden fazla guzel olan louis malle filmi. muzikle beraber jeanne moreau'ya ve paris atmosferine oyle bir gomuluyorsunuz ki film akıp gitmis oluyor."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bir başka katilin olay mahalline dönmesi meseli ama bir başka; bambaşka. öyle sarsmadan sürükleyip dalgaya düşürüyor insanı.


    (zazie - 20 Kasım 2005 01:17)

  • comment image

    caz festivali'nin 3 sene once altın elma alan kedili filminde, pufun üstünde oturan sarı ve şişko kedinin kuyrugunu miskin miskin saga-sola sallarken dinleyedurdugu muzik de iste bu soundtrack albumunun ta kendisidir.


    (bee - 17 Haziran 2005 11:33)

  • comment image

    boris vian, filmin müziği ile ilgili bir yazısında, miles davis'in bir solosunda, dudağından küçük bir parçanın koparak trompete kaçtiğı yeri tarif etmiştir. ben anlayamamıştım. doğru olmasa bile pek hoştur.


    (anzaar - 31 Ekim 2001 12:37)

  • comment image

    değişik stilleri deneyen louis malle, ascenseur pour l'échafaud ile fransız sinemasına caz tınılarının hiç dinmediği, şiirsel iç monologlarla bezenmiş özgün bir kara film armağan etmiştir. amerikalı müzisyen miles davis’in melankolik caz doğaçlamaları, jeanne moreau'yu paris sokakları boyunca, gecenin içinden, ışıkların ve neon tabelaların arasından takip eder. müzik mi hareketi, yoksa hareket mi müziği başlatır, bunu söylemek güçtür.

    --- spoiler ---
    kadınla (jeanne moreau) erkeğin (maurice ronet) fotoğraflar haricinde birlikte hiç görünmediği bu benzersiz film, altmetinlerde fransa’nın cezayir işgaline de göz kırpar.
    ---
    spoiler ---


    (hanging rock - 27 Eylül 2016 16:40)

  • comment image

    her ne kadar filmin konusu ve akış dönemine göre 'yeni' bir şeyler vaadetse de bazı sahnelerde seyirciyi aptal yerine koyduklarını düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    örneğin cavala binasının kapısı kilitli olmadığı halde mrs. cavala neden açamadı? ya da yukarıda unutulan halat nasıl yere düştü? ve daha bir sürü şey..

    ---
    spoiler ---

    olaylar zincirini kolayca bağlayabilmek ve zorlanmadan filmi sonlandırmak için yapılan bu hatalar fark edildiğinde filmin izlenebilirliği oldukça azalıyor haliyle..


    (gulshen - 25 Mart 2016 11:56)

  • comment image

    louis malle tarafından amerikalı meslektaşlarına verilmiş bir film-noir dersi. ya da oradaki ustalara saygısızlık etmemek adına "frankofon kara film nedir, nasıl çekilir?" konulu bir ders vermiş diyelim. yine de sonrasına tuttuğu ışık ve dalga etkisi nedeniyle, bu filmi sadece film-noir olarak değerlendirmek filme haksızlık olur.

    böylesine her açıdan olmuş, olgunlaşmış bir filmin -başka örnekleri olsa da- bir yönetmenin ilk filmi olması inanılır gibi değil. son olarak; film müzikleri üzerine laf etmemem, müziklerinin zaten -haklı da olarak- filmin kendisinden daha çok konuşulmuş olmasındandır.


    (ronesans adami - 4 Haziran 2014 23:37)

  • comment image

    ek olarak, miles davis bu filmin soundtrack ini atmosfere uyucak bi şekilde emprovize etmiş, 2-3 gnde stüdyoya girilip çalınıvermiş, filmi izlemeden soundtrack yapmayı kabul etmiş ve sırf bu iş için paris e gitmiştir. soundtrack tarihinde daha önce görülmemiş bir vakadır bu da.


    (bloodymary - 9 Mart 2004 19:14)

  • comment image

    her gelişen olayda ayrı dumur olunan süper eğlenceli bi film. 1958 de yapılmış bi film için bayağı sağlam bir senaryosu ve müzikleri var. soundtrack le filmin siyah beyazlığının uyumu böle aşmış. bi de filmdeki 2 çiftin 2 sinin de elemanları güzel tipler ilginç bişekilde. almanların arabası da şahaneydi yandan açılan kapılarıyla.


    (bloodymary - 9 Mart 2004 19:11)

  • comment image

    hayatta gözardı edilen ufak ayrıntıların tüm planları bozacak sonuçlar doğurduğunun anlatıldığı, çevrildiği 50li yılların görüntüleri ile keyifli izlenilmeye değer bir fransız film noir.
    filmin yönetmeni louis malle ;robert bresson'a asistanlık yapmış olan 26 yaşındaki louis malle'nin ilk filmidir.
    filmin müzikleri miles davis'e ait . amerikalı caz trompetçisinin hüzünlü solo trompeti filmde paris'in gece çekimlerine eşlik etmektedir.

    film o dönemin izlerini taşır haliyle. binalar , kafeler, eski klasik o zamana ait son model arabalar, döpiyes ile dolaşan florence, kalıp gibi şekillenmiş saçları, komik polis arabası , öyle ki geldiğini duyuyorsunuz ama film karesine girmesi epey zaman alıyor . üstelik park edişini izliyorsunuz. kapıların açılımı da ters, yengeçlerin yan yürümesini izlerken olduğu gibi afallatıyor insanı. bu yönlerden çok hoş bir film, nostalji kuşağı grubundandır.

    --- spoiler ---

    filmde genel olarak umutsuzluk ve hüzün beraberinde gerilim hakimdir.
    plan dışı gelişen olaylar, işlediği cinayeti eline yüzüne bulaştırıp asansörde çakılı kalan filmin en düztaban şanssız cenabet karakteri julien tavernier, ondan haber alamayıp aldatılıp terkedildiğini sanıp meczup gibi dolanan florence carala, şanslı ama aptal aşıklar hepsi umutsuzluğa düşmüşler hatta bu sebeple intihara bile kalkışılmıştır.

    çünkü yeşilçam'da da o dönem hakim olan ve benim sevdiğim mesaj içerikli film izleri görülmektedir aynı dönem itibariyle. cinayet ve hırsızlık yolu ile taşkınlıktan öteye geçilmez ve herkes hüsrana uğrar filmde böylece.

    aslında öldürülen bay simon carala'da belasını bulmuş, savaş zengini leş kargası ölü sikici, milletin taptığı polisin adının önünde secdeye kapandığı aşağılık herifin tekidir. ama gene de filmin mesajı gereği insandır, öldürülmüş ve fettan karısınca aldatılmış olduğundan bunu yapanların yanına kalmaz hepsi mutsuz olur.

    aptal aşıkların paniği ile öldürülen almanların da suçu; adamın çok bilmiş ve kibirli olması karısının da zengin koca budalası olması olsa gerektir.

    julien tavernier erkeklerin kıskançlığını çekecek kadar kadınların gözdesi bir adam olmasına rağmen karadul florence'den başka kimseyi gözü görmemekte, onun uğruna (zaten savaş deneyimi olan bir yüzbaşı olması sebebiyle zorlanmadan) soğukkanlı bir cinayete gözünü kırpmadan girmektedir. ama gel gör ki son söz hayatın ve ilahi adaletindir. hiç bir şey planlanan gibi gerçekleşmez. bu adamda kesin göz var. bu kadar da insanın işi ters gitmez ki!

    ama en son darbe fettan kadın florence 'e gelir. foyası dedektif tarafından ortaya çıkar ve kocayıp çürüyünceye kadar kodesi boylar. onunsa derdi hala sevdiceğinden ayrı düşecek olmasıdır. zaten film boyunca sevdaları lanetlenmiş bir araya gelememişlerdir.
    ---
    spoiler ---


    (akide sekeri - 18 Temmuz 2013 18:33)

  • comment image

    amerikan noir'lerden çok da farklı bir film değil aslında. sevgilisine kocasını öldürten, femme fatale bir kadın, bu kadına aşık olduktan sonra patronunu gözünü kırpmadan harcayan bir adam, cinayeti araştıran bir dedektif, iki de embesil çift. bir noir'de bulunan şeyler bu filmde de mevcut. kısacası hikayesi pek orijinal değil. ama amerikan noir'lerine benzemişse de bazı açılardan farklılaşmayı başarmış. fransız yeni dalgasının izleri belli oluyor.

    yağmur altında yenilmiş, üzgün, yapayalnız bir şekilde yürüyen ve sevgilisini yana yakıla arayan florence ile araba çalıp iki kişiyi öldüren louis, godard'ın başyapıtı a bout de souffle'nin karakterlerini akla getirir. godard'ın filmi bu filmden iki sene sonra kotarılmıştı, godard filmini kotarırken bu filmden esinlendi mi bilemiyor, benzerlikler yok değil. hayata yenik başladığı belli olan ve zengin-karizmatik julien'i kıskanan louis, godard'ın filmindeki michel'i hatırlatır sıkça.

    iki aşk hikayesi anlatılır, ne yazık ki iki hikaye de trajiktir. tabi sadece romantik-duygusal bir film değil (gerçi filmdeki aşıklara da pek üzüldüğümü söyleyemem), gerilimli bir filmdir de. özellikle asansördeki sahneleri pek gerilimliydi. keza louis'in alman çifti arabayla takip ettiği ve onlarla sohbet ettiği sekanslar da gerilimlidir.

    neticede kaliteli, sağlam bir filmdir...


    (sherlock holmes 90 - 9 Temmuz 2013 01:26)

  • comment image

    filmi izlemedim. ama ne kadar $anslıyım ki soundtrack cd'sini dinledim. kucagınıza bir kedi alıp onu mır mır ok$aya ok$aya, kırmızı $arabınızı yudumlaya yudumlaya, sigaranızı ya da her ne icmek istiyorsanız onun dumanını tüttüre tüttüre dinlenilesi, 26 $arkılık nefis bir miles davis resmi geçidi. ne zamandır hiçbir müzik ruhuma bu kadar iyi gelmedi.


    (bee - 5 Haziran 2003 11:49)

  • comment image

    bu filmin çok güzel bir sonu var. tamamen güzeldir aslında, yaratıcıdır. julien ve florence'ın film boyunca bir türlü yan yana gelememiş olmasını da çok acıklı buldum.
    noel calef'in aynı adlı kitabından uyarlamadır.


    (jerrida - 27 Kasım 2011 02:12)

  • comment image

    melville için bob le flambeur, godard için a bout de souffle neyse malle için de ascenseur pour l echafaud odur. bu üç yönetmenin de kariyerlerinin başında çektikleri bu filmler, dalgacı otör kavramını tam anlamıyla yansıtmakla birlikte çeşitli yerlerde yeni dalganın ilk filmi olmak gibi sıfatlarla anılırlar başka bir ortak nokta olarak. filmlerde dikkat çeken en önemli hadise de şudur aslında: bu üç film de amerikan gangster filmlerine ya da karakterlerine bir öykünüştür. daha çok the maltese falcon ya da double indemnity gibi -fransız söylem- noir'in ikinci distilesine evriliştir bir anlamda.


    (shocktheworld - 9 Mart 2009 18:45)

Yorum Kaynak Link : ascenseur pour l'echafaud