Süre                : 2 Saat 20 dakika
Çıkış Tarihi     : 01 Temmuz 2009 Çarşamba, Yapım Yılı : 2009
Türü                : Biyografi,Cinayet,Drama,Tarih,Romantik
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Universal Pictures , Relativity Media , Forward Pass
Yönetmen       : Michael Mann (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Ronan Bennett (IMDB)(ekşi),Michael Mann (IMDB)(ekşi),Ann Biderman (IMDB)(ekşi),Bryan Burrough (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Christian Bale (IMDB)(ekşi), Christian Stolte (IMDB)(ekşi), Jason Clarke (IMDB)(ekşi), Johnny Depp (IMDB)(ekşi), Stephen Graham (IMDB)(ekşi), David Wenham (IMDB)(ekşi), John Judd (IMDB), Stephen Dorff (IMDB)(ekşi), Michael Vieau (IMDB), John Kishline (IMDB), Carey Mulligan (IMDB), James Russo (IMDB), Giovanni Ribisi (IMDB), Wesley Walker (IMDB), John Scherp (IMDB), Elena Kenney (IMDB), William Nero Jr. (IMDB), Channing Tatum (IMDB), Rory Cochrane (IMDB), Madison Dirks (IMDB), Len Bajenski (IMDB), Adam Clark (IMDB), Andrzej Krukowski (IMDB), Casey Siemaszko (IMDB), John Michael Bolger (IMDB), Branka Katic (IMDB), Peter DeFaria (IMDB), Jonathan Macchi (IMDB), Jeff Shannon (IMDB), Michael Sassone (IMDB), Emilie de Ravin (IMDB), Brian Connelly (IMDB), Ed Bruce (IMDB), Billy Crudup (IMDB), Geoffrey Cantor (IMDB), Chandler Williams (IMDB), Robert Brooks Hollingsworth (IMDB), David Paul Innes (IMDB), Joe Carlson (IMDB), Ben Mac Brown (IMDB) >>devamı>>

Public Enemies (~ Halk Düsmanlari) ' Filminin Konusu :
Amerika’nın Büyük Bunalım yıllarında geçen filmde, FBI ajanı Melvin Purvis’in o dönemin en ünlü suçluları John Dillinger, Baby Face Nelson ve Pretty Boy Floyd’u cezaevine tıkma çabası anlatılıyor.


  • "imdbye göre 2009'da gösterime girecek olan michael mann filmi boşrollerde iki süper adam var, johnny depp ve christian bale. bu üçlüden ne çıksa izlenir diye düşünüyorum ,bekliyoruz..."
  • "soundtrack'i mükemmel olan filmdir."
  • "film izlemeyi keyifli hale getiren, johnny depp'in muhteşem oyunculuğuyla göz dolduran film."
  • "aslında fena film değil. ancak insan christian bale ve johnny depp'in buluşmasından daha iyisini bekliyor açıkcası."




Facebook Yorumları
  • comment image

    maalesef cok buyuk beklentilerle gittigim halde hevesimi kursagimda birakmis film.. icinde johnny depp ve christian bale'i bulunduran bir filmin, ustune bir de heat'in yonetmeninden cikan filmin boyle hayal kirikligi yaratmasini beklemezdim dogrusu. filmi izlenilir kilan 2 sey var(fikrimce):

    1. johnny depp. oyunculukta aşmış yine, gerek mimiklerle, gerek repliklerle oynadigi karakterin hakkini fazlasiyla vermis. ayrica 10 yil onceki chocolat'taki johnny depp nasil gorunuyorsa, simdiki johnny depp de ayni gorunuyor. yillara nasil meydan okuyan bir insandir, anlamadim dogrusu.

    2. 1930lar amerikasi cok guzel yansitilmis. insan gercekten filmin icine giriyor, ince dusunulmus set/dekor/kiyafet detaylariyla izleyiciyi o yillara goturmeyi basariyor film.

    christian bale johnny depp'in yaninda ezik kalmis. lakin bunun nedeni bence kesinlikle johnny depp'e karsi oyunculugunun ezilmesi degil, rolunun ezilmesi. yoksa kendisinin de ne kadar asmis bir oyuncu oldugunu biliyoruz.

    --- ciddi spoiler ---
    film gerek konu itibariyle, gerek islenis tarziyla direk heat'i hatirlatiyor, hatta direk heat 2 deselermis olurmus.

    filmin sonunda insan 'erkeklerin basina ne gelirse bu kadin milletinden gelir' lafina hak vermekten kendini alamiyor.
    --- ciddi spoiler ---


    (cool n blue - 2 Temmuz 2009 14:42)

  • comment image

    bana bir yandan beklentilerimin altinda bir film, hayal kirikligina ugramadim desem yalan olur dedirtirken diger yandan ne kadar etkileyici allahim diye beni bar bar bagirtmistir nasil oldugunu ben de cozemedim ve iki sahnesiyle gozlerimden yaslar akitmis beni benden almistir.
    son olarak o muzikler ah o muzikler!.. public enemies i public enemies yapan en onemlli detaylardan biri hic suphesiz ki budur.
    johnny nin her filminde kendisinin asmis performansini anlatmaya kasmanin ise artik gereksiz oldugunu dusunuyorum anlatmakla da olmuyor ki zira. hele hele alakasiz olacak ama yakin cekimlerde butun yuzunu ozumseyeyim her bir partikulunu bir daha ezberleyeyim diye cabalamak ve dalip gitmek kendinden gecmek kacinilmaz sahsim icin.


    (snowberry - 3 Temmuz 2009 02:12)

  • comment image

    benim için tam bir hayal kırıklığı. oyuncu kadrosuna ve 140 dakikalık süresine bakıp epik bir yapım olacağını umuyordum, michael mann'dan heat tadında bir film bekliyordum ama yemin ediyorum kurtlar vadisi tadı aldım.

    --- spoiler ---

    bir kere filmin en vurucu replikleri fragmanda mevcut, ötesini beklemeyin. filmin gerisi iki üç kere tekrar edilmiş dandik banka soygunu sahneleri, aksiyon olsun diye konmuş silahlı çatışmalar ve johnny depp'in karizmatik bakışlarından ibaret. depp kaçıyor, bale kovalıyor, hikaye bu. hapisten kaçış sahneleri fena değil. depp ve marion cotillard'ın performanslarına da lafım yok. zaten herhalde bir 15-20 dakika müzik eşliğinde ağır çekim johnny depp şeklinde geçiyor.

    film bitince "yaw bu adamın hayat hikayesi mi yetersiz geldi lan acaba" dedim, john dillinger kimmiş okudum. adam bankalara güvenlik sistemi satma bahanesiyle gidip inceleyerek soyguna hazırlık yapan, ekibiyle bankaya bir film için soygun sahnesi çekiyoruz diye girip millet film çekiliyor sanarken bankayı bir güzel soyup soğana çeviren, halkın finansal sisteme güveninin kalmadığı ve bankalardan nefret ettiği depresyon döneminde halk kahramanı olan süper bir tipmiş. filmde bunlar yok. halkın sempatisini kazanma mevzusuna üfürükten bir iki işaret var. filmdeki dillinger, memati gibi bir tip. bale'in oynadığı melvin purvis de yüzeyselden de öte bir anlatımla geçilmiş. karakter gelişimi sıfır. akıcılık zayıf. hikayenin hiçbir bölümünde derinlik yok.

    ---
    spoiler ---

    kısacası public enemies'den goodfellas, heat, scarface, the untouchables ayarında bir film olmasını bekliyordum. bırakın bunların yanına yaklaşmayı, bir american gangster, hatta bir ocean's eleven bile olamamış. benim göremediklerimi görüp çok beğenen birçok kişi olacaktır ama beni tatmin etmedi.


    (yirmilik dis - 3 Temmuz 2009 15:32)

  • comment image

    bir gun cani iyice sikilan michael mann calisma odasinin tozlu raflarindan heat'in senaryosunu cekip alir. neymis bu diye incelerken okumaya dalinca da soyle bir eskilere gider. ulan ne senaryo yazmisiz haci zamaninda diye ic gecirirken kendini aniden ''neden benzerini cekmiyorum ki dostum'' noktasinda bulur ve olaylar gelisir.

    ama orada bir dur michael. eyvallah, johnny depp her dakika karizmasina karizma katiyor ama ya silah arkadaslari? iki saat yirmi dakikalik filmde ikiser diyalog, 15-20 mermiyle bir cirpida cekimleri tamamlattigin kankalari red ve homer? adamlar figuranmiscasina harcanmislar. heat'de oyle miydi hic? val kilmer, tom sizemore... aynasizlar cephesine bakiyorsun, en onemli isim christian bale'in gayet yuzeysel gecildigine tanik oluyorsun. tum bu saydiklarimdan calinan sure kanimca fazla fazla marion cotillard'a gitmis. senaryonun az biraz, cast'in tamamiyle degistigi nispeten basarisiz bir heat versiyonu. kendi halinde fena film degil ama. zaten yine 2009'da yani 14 sene sonra cikacak ayni kadrolu, belki biraz farkli senaryolu heat'i de izleyecegiz. bu film neden cekilmis anlamis degilim.

    onceki entrylerde bahsi gecse dahi tekrardan deginmek istedigim bir falso da kesinlikle goruntu yonetmeni. sen daha iyi cekebilir miydin diye sordular diyelim, ben daha iyi cekerdim vallahi cevabima inancim, filmin son dakikasinda ilk dakikasina gore %1500 artti diyebilirim.


    (nicomedian - 12 Temmuz 2009 02:30)

  • comment image

    beklentilerin altında bir film olmasının yanısıra gişede de çakılacak gibi geliyor bana.
    filmle ilgili yorumlar çok çeşitli noktalara odaklanabilir. ben bir kaçını dikkatinize sunmak istiyorum.

    birincisi, michael mann gibi iki kişilik filmleri başarıyla yönetmiş ve birer şahesere çevirmiş usta yönetmeni, bu kadar kaliteli iki aktörü başrole koyup ta bu kadar vasat bir senaryoyla başbaşa bıraktığı için kınıyorum. üstelik karakterlerden birini o kadar baskın, diğerini de o kadar pasif yapmış ki, melvin purvis rolünü christian bale oynamasa da olurmuş diyebilirsiniz. örneklerimize bakarsak ne demek istediğim daha bi anlaşılır hale geliyor.

    heat : al pacino, robert de niro
    miami vice : jamie foxx, colin farrell
    collateral : tom cruise, jamie foxx
    the insider : al pacino, russell crowe
    the kingdom : jamie foxx, chris cooper

    ikinci olarak, heat ile bu kadar benzer bir konu ve senaryoyu duyup, heat'ten daha iyi bir film beklentileri içine girecek seyirciler maalesef heat'in tadının yarısını alamayacaklarını bilsinler. heat'de 5-10 dakikada algılayabildiğimiz amy brenneman ve robert de niro aşkının çeyreğini, 140 dakikada bu filmde anlatamamış michael mann. üstelik johny depp gibi bir don juanlık malzemesi elinde olmasına rağmen. şahsen ben johny depp ile marion cotillard aşkına bir saniye bile inanamadım film boyunca. yönetmen basiretsizliği deyip geçiyorum.

    son olarak senaryonun yetersiliği üzerine bir iki cümle söylemek istiyorum. film hapishaneden kaçış sahnesiyle başlıyor da niye öyle başlıyor'u eksik kalmış senaryoda. madem john dillinger dostlarını hapisten kurtarıp, ekibini toplamak hevesinde, o zaman en azından o ekiple ilgili bir kaç bilgi ver de biz de o sahnenin gerekliliğini anlayalım. nedir bu adamlar, ne işe yararlar. heat'de val kilmer ile robert de niro'nun ilişkisi ne kadar açık anlatılmışsa , bu filmde de baby face nelson ve homer van meter ile john dillinger'in ilişkisi o kadar vasat anlatılmıştır diyebilirim. senaryonun çuvalladığını göstermek için onlarca örnek verilebilir ama fazla uzatmaya gerek yok.

    müzikler şahane, heat ve frida'nın da müziklerini yapan elliot goldenthal iyi iş çıkarmış bir kez daha. ikinci oscara göz kırpıyor bence.

    stephen dorff mükemmel, hani derler ya, "çiftetelli oynasa izlerim"; işte stephen dorff benim için öyledir. saklambaç oynasa izlerim.

    robert knepper nam-ı diğer t-bag'den mimik ve rol çalan johny depp herşeye rağmen göz kamaştırıcı.

    christian bale yönetmene ve senaryoya inat döktürmüş gene. bir marlon brando olamasa da, al pacino'nun tahtına adaydır gözümde.

    bu arada im july filminde romen kamyoncu ablayı oynayan branka katic'in karşımıza genelev patroniçesi olarak çıkması ilginç oldu. aklımda hemen şöyle bir yıldız belirdi.

    im july : mehmet kurtuluş, branka katic
    equilibrium : mehmet kurtuluş, christian bale , "mehmet kurtuluş'un filmde 6 saniyelik bir rolü var"
    public enemies : chrsitian bale, branka katic

    fotomaç için manşet önerimizle entrymizi bitirelim.
    son mohikan halkın düşmanı olamadı

    edit : yazmadan duramıyorum o kadar sinirliyim michael mann'e. hacım heat'i çekmişken, bu filmi niye çekersin sen ya. brian de palma'mı sanıyorsun sen kendini. the untouchables'mı çıkaracağını zannettin bu senaryoyla. titre ve kendine gel, özüne dön.


    (microsofistice - 12 Temmuz 2009 02:34)

  • comment image

    şimdi filmin yayvan kalmasının yanında , en aksiyon sahnelerinde bile tek düze gitmesi aslında (!) gerçekciliği öne çıkarmış. abartıya kaçmayan takip sahneleri , takla atan her arabanın patlaması gibi ancak hollywood' da olabilecek şeyleri görmemek mutlu etti beni. marion cotillard zaten dönem filmlerinin vazgeçilmezi olması yönünde ilerliyor. ayrıca soundtrack nazarımda çok sevildi.


    (camera lucida - 12 Temmuz 2009 02:59)

  • comment image

    dönemi muhteşem yansıtıyor. kostümler dekorlar aksesuarlar çok özenli. müzikleri çok güzel. oyunculukları yerinde. aksiyon sahnelerinde aşırıya kaçılmamış (zaten o makineli tüfeklerin çatırtısı yetiyor).

    ancaaaaak;

    ben kitap uyarlamasıyım ve karakterler arasındaki ilişkileri anlatmaya zamanım yetmiyor diye bağırıyor film. kim kimin neyi, kızıl kim üçyüz tane isim geçiyor hangisi hangisi kafam allak bullak oldu. john nasıl halkın sevgilisi oldu ne oluyor?
    çok sevecektim, olmadı, olamadı..


    (stanley weber - 12 Temmuz 2009 19:25)

  • comment image

    halk düşmanları kim? saha tecrübesi olmadan yani gösteriş için atanan yöneticileri olan, kadına şiddet uygulayan, rüşvet alıp diğer suçluları yakalamayan polisler mi; yoksa halkın değil de sadece bankanın parasında gözü olan, sevdiğini koruyan ve büyük bunalımda halkın selebriti addettiği dillinger mı? filmin açılış sahnesini hatırlayın; dillinger sevdiği arkadaşını kaybeden biriyken, simetriğinde gördüğümüz ajan purvis kanun kaçağı olsa da insan öldüren biri. ama işte olay buraya kadar, bundan ötesi yok. yani dillinger'ın kişiliği ve geçmişi hakkında bir şeyler öğrenmek isteyenler devamında hayal kırıklığına uğrayacaklardır şüphesiz. tabi öyle sağlam karakter çalışması beklemeyenler için sağlam sahnelerin olduğu bir suç filmi olarak da görülebileceğini söylemek lazım. kendi adıma beklentilerimin de yüksek olmasından, zaman zaman keyifle izlediğim, hoş ama 'boş' bir filmdi. kısa kısa yazayım:

    * dijital çıktı, mertlik bozuldu; sallamasanıza abi o kamerayı gerekli gereksiz.
    * çoğu stüdyo filminde olduğu gibi sanat yönetmenliği çok iyi.
    * 30'lar renk ve ışık olarak çok iyiydi ama fazla close up, alanı derinlemesine kullanmayan odakla desteklenmiş yani döneme atfedilmiş görsellik dijitalle birleşince atla kelebek ikilisini akla getiriyor.
    * nispeten 'formsuz' michael mann bile çatışma sahnelerinde değme yönetmenlerin yine çok üzerinde.
    * ses kurgusu çok başarılı.
    * johnny depp'i uzun süredir insan suretinde izlememişim.
    * christian bale göründüğü her sahnede filme damgasını vuruyor.
    * michael mann sevişme sahnesi çekmesin.
    * 140 dakikada hikaye adına bir şey anlatmamak da bir başarıdır.
    * o kadar gerçekçiliğin üzerine finalde kullanılan cgi dikkat çekici; olayı grafikleştirerek 'efsanevi an' gibi ele almak çok etkili olmuş.


    (shocktheworld - 14 Temmuz 2009 12:44)

  • comment image

    3 sahne çok net aklımda kaldı bu filmden. haliyle spoiler bezeli:

    - filmin başında christian bale'in oynadığı karakterle ilk karşılaşmamız, peşinde olduğu kişiyi ormanda vurma sahnesi ve arka planda çalan şarkı. (bkz: ten million slaves)

    -johnny depp'in marion cotillard'ı çalıştığı otelden gayet cool bir şekilde koparıp alması.

    - filmin sonunda yine johnny depp'in sinema çıkışı kıstırılma sahnesi. oradaki kamera açıları, yakın plan uzak plan kullanımları, vurulma sahnesi, marion ablaya el kaldıran abinin kan ter içindeki hali vs vs. daha böyle gider bu.

    aslında çok şey kalmış aklımda. güzel film. sinemada izlenmeli kesinlikle atmosferi yaşamak için. kulaklarınızda yankılanan silah seslerinin gürültüsü her michael mann filminde, (the last of the mohicans, heat, collateral) olduğu gibidir. büyük prodüksiyon gerçekten. izleyin izletin. yekta kopanvari anlatıma burada son veriyor, mutlu günler diliyorum.


    (dare - 18 Temmuz 2009 16:43)

  • comment image

    ben hic gerekliligine, gereksizligine falan girmeyecegim. epeydir sinemaya gitmiyordum, o yuzden ac bir sekilde izledim, sikilmadim ama feci de etkilendim diyemem. cekimleri acisindan, bi ara kendimi lars von trier filminde gibi hissettim ama aksiyon sahnelerinde kim kimi vuruyor, kime ne oluyor anlayacagim diye epey sekilden sekle girdim, o kismi yorucuydu.

    filmle alakali maruzatim john'in billie'yi vestiyerden cekip alma sahnesiyle ilgili. filmi izlemediysen okuma diyecegim ama spoiler'lik bi durumu da yok pek. bilsen de bilmesen de filmin gidisatini etkileyen bir sey degil yani.

    kadir inanir'in hakki yenmemis mi arkadas bunca yildir? o astigim astik, kestigim kestik maco adam tipine burun kivirip 'kadin kendini bu kadar ezdirmemeli' seysine giren, avrupali amerikali erkeklere agzinin suyunu akitan ozgur, feminist kadin tipi, vestiyer sahnesini izlerken "aaa ooo" hatta "ohsss" demedi mi simdi?

    ayni kadin o inatlasmayi sevgilisiyle yasasa "ahmet sen benimle nasil konusuyorsun boyle!? ben seni boyle bilmezdim. iliskimizi gozden geciricem bye" deme potansiyeline sahipken o sahnede "iste erkek budur, iste tutkulu ask boyle yasanir" hissiyatina kapiliyorsa bunun sebebi filmlerde yasama istegi midir, jonun yakisikliginin etkisi midir, ucu bana dokunmuyor nassosa rahatligi midir nedir allasen? yani cok karistirip kadinlari anlayabilir miyim noktasina gelmek de beyhude bir caba aslinda tabi. o daha kendini cozememis sen nasil cozeceksin.


    (moralite - 24 Temmuz 2009 03:12)

  • comment image

    christian bale'in yan rollerde sikisip kaldigi zaman filmleri begenmeyecegimizin bu seneki ikinci ayagi.

    hadi terminatoru anladik, robotun bakis acisi onemli dediniz durdunuz, burada da johnny depp dudak buzecek tamam ama -spoiler var, dikkat!- sonra adam intihar etti, yasamak istemedi dediginiz zaman ee niye ki yahu? diye sordurtmayacak kadar gelistirilmemis ve takmamiz icin hic bir sebep olmaya bir karakter cizerseniz, olmaz tabi film.


    (the gambit - 26 Temmuz 2009 00:13)

  • comment image

    yarısında çıkan geri zekalılar için yapılmamış gibi duran film. bütünlük nedir, parçalara ayrılmak bunu neresinde yer alır, bir pastanın üzerinde kaç çilek olur? hepsinin cevabı bu filmde. hem yarısında çıkmak da neymiş, ne ayaksınız lan?

    vurguncular, kırgınıcılar, hepsi bu akşam lale sinemasında.


    (bozukkume - 11 Mayıs 2010 14:37)

  • comment image

    sonundaki "esmer kuş" repliği dilime fena halde takılan johnny depp filmi. john dillinger karakterine isabet eden kurşunun açık adresi de ilginç. sırf o kare uğruna bile "film çok inandırıcı" denilebilir. yani adam bu rolü de becermiş. pes artık.


    (bradamante - 11 Ekim 2010 19:14)

  • comment image

    bugün farkettim ki bir ara uyuklayarak izlemişim kendisini. bu defa hakkını vererek izledim (o da ne demekse artık). kim, niye bu filmin yarısında çıkar onu anlayamamakla beraber fevkalade beğendim. filmin gerçek hayattan alıntı olduğunu bilmiyordum fakat izlerken anlamamak mümkün değil. filmde içimi ezen replik ise şu idi: "bir marketten 50 dolarlık yiyecek çaldığım için bana 10 yıl hapis cezası verdiler." sonra diyosunuz ki niye filmde halk düşmanlarını seviyorsunuz.. bizim baklava çalan insanımıza verilen cezalar düşünülünce insan anlıyor neden böyle olduğunu.

    ve son olarak:

    bye bye blackbird...


    (yin yang - 20 Ağustos 2011 20:40)

  • comment image

    michael mann, daha önce heat ve collateral filmlerinde yaptığı gibi filmin kötüsünü filmin odak noktası haline getiriyor. mann, filmlerinde gayet profesyonel, ilkeleri olan ve karizmatik kötüler yaratmayı bilen saylı yönetmenlerden bir tanesi.

    büyük buhran dönemi amerikan tarihinden çok önemli bir dönüm noktası. öyle ki kendine has bir robin hood üslubu ile john dillinger bankaya para yatıran insanların değil bankanın parasını çalıyor. bu durum filmin de karakteri bu anlamda sempatik göstererek dönemin halkının da dillinger'a karşı içten bir sevgi beslediğini vurguluyor.

    açıkcası filmdeki john dillinger - melvin purvis arasındaki kedi fare oyununu yönetmenin heat filminde standartı belirleyip zirveye oynadığı kadar başarılı ve heyecan dolu bulmadım. gene kendisinin çok iyi bir zanaatkarlıkla kotardığı çatışma ve takip sahneleri de kendisinin işlerini çok iyi bildiğimiz bir yönetmene göre biraz tutukdu. ama gene de johnny depp ve chrsitian bale (filmde her ne kadar bir ara karşılaşmalarını beklesem de) rollerine gereken ciddiyetle yaklaşmışlar. özellikle bol ajanlı bu filmde yardımcı oyuncu kadrosunun dolu dolu olduğunu söyleyebilirim.

    son olarak suç-gangster filmlerini ve bunların oluşturduğu türleri sevdiğimden filmi ilgiyle seyrettim fakat public enemies dönemi çok iyi yansıtan müthiş dekor ve kostüm çalışması dışında çokda unutulmaz cinsten bir iş olamıyor maalesef.


    (umutsaoirse - 7 Eylül 2014 16:13)

Yorum Kaynak Link : public enemies