Süre                : 1 Saat 33 dakika
Çıkış Tarihi     : 17 Eylül 2015 Perşembe, Yapım Yılı : 2015
Türü                : Drama,Heyecanlı
Taglar             : Sigara içiyor,yalnız,New York City,Çatı katı,hapsolmuş
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  ADIUVO Productions , Blackout , Clayface Pictures
Yönetmen       : Nick Basile (IMDB)
Senarist          : Elias (IMDB)(ekşi),Nick Basile (IMDB),Elias (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Whitney Able (IMDB)(ekşi), Alexandra Breckenridge (IMDB)(ekşi), Michael Eklund (IMDB)(ekşi), Brendan Sexton III (IMDB)(ekşi), Benny Ash (IMDB), Redman (IMDB)(ekşi), Eunice Ahn (IMDB), Steel Burkhardt (IMDB), James Dinonno (IMDB), Kristopher Thompson-Bolden (IMDB), Anita Valentini (IMDB), Rose Wartell (IMDB)

Dark ' Filminin Konusu :
Dark is a movie starring Whitney Able, Alexandra Breckenridge, and Michael Eklund. A disturbed young woman must confront her worst fears when she finds herself trapped alone in a New York City loft during the 2003 blackout.


  • "kocanın seni aldattığı kadının kocasını doğurmak"
  • "tanrım, değiştiremeyeceklerim için sabır, değiştirebileceklerimi değiştirmek için cesaret, aradaki farkı anlamam için akıl ver."
  • "dizi içerisinde aile bağlarını çözmeye çalışırken beyni yanan arkadaşlar için hazırlamışlar. bouuuyrun; link edit: gelen istek üzerine uyarısı eklendi."
  • "skyler white, hannah kahnwald'ın yanında rahibe teresa gibi kalır.izlediğim tek ve en iyi alman dizisi.stranger thingse bin basar."




Facebook Yorumları
  • comment image

    almanya'da baba ogul ve torun ayni okula gidebiliyorlar. o nedenle 99 yillik periyotta hep ayni ormanı, ayni yolu, ayni binalari görmek onlar icin normal. dizi bizde olsa 1953'te orman olan alan 1986'ta kismen sikertilmis piknik alani haline gelirdi 2019'da mağaradan ciktiginizda ilk goreceginiz sey at ustunde ali agaoglu olurdu. ani birikmiyor bu lanet ulkede. 5 sene once taksimde severek gittigin kac mekan hala ayakta?

    demem o ki, tüm dünya alman'ın daşşağını yesin.

    simdiden unutulmazlara adi yazilan dizidir.


    (cloudyrainyday - 15 Şubat 2018 20:54)

  • comment image

    --- spoiler ---

    sorular sorular..

    1. noah kim? ki bana göre 1953 yılında kasabaya yeni gelen agnes nielsen' in kocası. neden mi? çünkü agnes, öküz egon tiedaman' ın eşiyle yaptığı bi diyalogda kocasının ölmeden önce papaz olduğundan ve papaz olmasına rağmen inançsız olduğundan bahsetti. bu noah' a tam oturuyor ama yine de bilemiyorum altan. eğer öyleyse noah ulrich' in dedesi oluyor ve jonas' da noah' ın torununun torunu oluyor.

    2. noah charlotte' un kızıyla chatlotte' a bir saat gönderiyor. bu ne anlama geliyor? bence iki sebebi olabilir ya noah ile charlotte arasında bi şeyler yaşanmış ve charlotte hatirlamiyor ya da ilerleyen sezonlarda ikisi arasında bi ilişki kuracaklar bunun temeli atılıyor?

    3. charlotte' un tek gözü bandajlı meraklı yardımcı kim arakadaş? neden bandajlı bu adam?

    4. claudia tiedaman' ın 1986 yılından sonraki akıbeti merak konusu. kime çalışıyor? amacı ne? noah bastosz' a claudia' ın jonas' ı kandırdığından bahsediyor. bu doğru mu?

    5. bu küçük not defteri neyin nesi? önce malum mahzende teonte nielsen' in elinde(peter doppler' labirlikte) gördük. sonra noah bartosz' a verirken gördük. hakkaten nedir lan bu defter? ve peter' ın sorduğu gibi defterin yarısı neden koparılmış?

    6. jonas saatçinin yaptığı makinenin deliği kapatmayacığını aksine 33 yıl ileriye taşıyacağını bildiği halde neden makineyi çalıştırıyor?

    7. şimdi bu büyük jonas küçük jonas' la babalarının mezarındayken aralarında şöyle bi diyalog gelişiyor:
    k. jonas: babamı tanır mıydın?
    b. jonas: çok uzun zaman önce tanışmıştık. benim hayatımı kurtarmıştı ama bunu çok sonra anladım.
    yani anlaşılıyor ki mikel (micheal) intihar ederek jonas' ın hayatını kurtarıyor. nasıl oluyor bu abi?

    ek not: ya bu egon' un satanist takıntısı nedir arkadaş. ulrich 1953 yılında "benim tek amacım can almak. ne kadar çok olursa o kadar iyi" şarkı sözlerini kendisine söyleyince hemen "satanist?" diye soruyor. sonra 1986 yılında jonas' ı hastaneye bırakırken " siz gençler arasında satanizm yaygın mı?" diye soruyor. ikisinde de güldürdü amk malı.
    ---
    spoiler ---


    (nickneymislaa - 24 Aralık 2017 04:56)

  • comment image

    --- spoiler ---

    aramaya inandim fakat bulamadim. kimse 1953’te evde gecen diyalogda tronte’nin annesi, yani ulrich’in babaannesi agnes’in kocam olmeden once papazdi, pek dindar degildi ve kotur bir insandi repligine deginmemis. yani demem odur ki noah’in, agnes’in öldü denilen kocasi olma ihtimali var.

    ---
    spoiler ---


    (sexy ananas - 23 Aralık 2017 03:58)

  • comment image

    yeminederim mercedes e250 amg gibi dizi yapmış adamlar. olm zaten almanlar istese her alanda dünyayı sikertir len valla bak. tüm dünya almanın daşşağını yesin. über alles deutschland.
    bir de dikkatimi çeken şey herkesin altında son model audiler, mercedesler olması caddelerin, evlerin, yolların pırıl pırıl gözükmesi sanırım almanların kalitesini özellikle göstermek için gözümüze sokuluyor bu dizide. ki iyi yapılıyor. memleket nası olur görün amk.


    (a groovy kind of love - 17 Aralık 2017 13:17)

  • comment image

    biraz kendim birazda araştırma sonucu kafadaki sorulara bulabildiğimiz cevaplar şöyle ;

    ---spoiler---

    son bölümde büyük jonas gençliğine sığınaktaki odada kapalıyken olayların büyük bir kısmını açıklıyor. sığınaktaki elektrikli sandalyeye benzer şey bir zaman makinası prototipi. o sığınağın altından ise mağaradaki solucan deliği geçiyor. solucan deliğinden çıkan enerji tam olarak noah'ın zaman makinasının olduğu odadan geçiyor. noah o elektrikli sandalye ile enerjinin geçtiği sırada çocukları denek olarak kullanıp zamanda yolculuğu ele geçirmek ve kontrol etmek istiyor böylece istediği gibi dünyanın ve insanlığın seyirini değiştirebilecek.

    çocukları mağaradaki solucan deliğini kullanarak kaçırıyorlar ama çocukların ölümünden de anlaşıldığı üzere zaman makinası hala prototip ve tam anlamıyla çalışmıyor. ölen çocukların cesetlerini helge aracılığı ile solucan deliğinden diğer zamanlara gönderiyor ki o sığınağa yakın yerlerde bulunmasınlar. mesela yasin isimli kayıp çocuğu 8. bölümdeki 1953 yılının nükleer inşaat alanında başka bir çocukla birlikte buluyorlar.

    mikkel ve gretchen'in(claudia'nın köpeği) yolculuğu enteresan mesela. çünkü köpek 1953'te mağaraya giriyor ve 1986'da claudia'nın yanına geliyor. zaten claudia orada parçaları birleştirmeye başlıyor zamanda yolculuk ve mağaradaki solucan deliğiyle ilgili. o tarihten sonra claudia'nın eylemleri tamamen gizem. hadi mikkel yanlışlıkla buldu diyelim solucan deliğini peki köpek nasıl o kapıları açıp 33 yıl ilerisine yolculuk yaptı.

    noah ve claudia zaman yolculuğunu kontrol etme savaşındaki iki taraftır. noah'ın da dediği gibi bir taraf iyi diğer taraf karanlıktır. her ne kadar noah kendini iyi taraf olarak bartosz'a tanıtsa da izleyici olarak hissettiğimiz noah kötü claudia ise iyi taraf gözükmektedir. noah'ın aksine claudia'nın gençliğini 1953 yılında görürüz ama noah'ın nereden geldiği nasıl büyüdüğü belli değildir. bartosz'un kendisinin gençliği olduğu yani arabada gelecek için kendisini safına kattığı düşünülmekte ama bunu kanıtlayan güçlü kanıt bulunmamakta.

    noah'ın şeytan olduğunu simgeleyen en büyük gönderme 4. bölümde okulda sınıfta geçen johann wolfgang von goethe muhabbeti. goethe'nin en bilindik eserlerinden biri "faust". faust(bartosz) şeytana(noah) bilgi ve güç karşılığında ruhunu satar. eserde olan diğer karakterler şeytanın yardımcısı mephistopheles(helge) ve faust'un sevgilisi gretchen(claudia'nın köpeğinin ismi). bu kadar benzerlik ve gönderme noah'ın şentanın ta kendisi olduğunu büyük oranda kanıtlıyor.

    dizideki başka bir ilginç nokta ise claudia ve yunan mitolojisindeki ariadne benzeşmesi. yunan mitolojisinde ariadne crete'li kral minos'un kızıdır. adada bir labirent bulunmaktadır ve minos kızına bu labirentin sorumluluğunu verir. labirentin ortasında minotaur(yarı insan yarı boğa canavar) bulunmaktadır ve kurban etme törenlerinde kullanılmaktadır. rivayete göre theseus adında bir şövalye minotaur'u öldürmek için labirente geliyor ve ariadne bu şövalyeye aşık oluyor. theseus'a labirentte kaybolmaması ve geri çıkabilmesi için bir top iplik veriyor. birlikte crete'ten kaçıyorlar ama theseus ariadne'yi terk ediyor. hatırlarsanız martha(ulrich'in kızı) okulda tek kişilik bir tiyatro gösterisi sergilemiş ve sonunda göz yaşlarına boğulmuştu. oradaki monoloğunda şöyle bir kısım geçer;

    "çıkrık bir yuvarlak içinde döner de döner. bir kader diğerine bağlıdır. amellerimizi bölen bir iplik, kan kırmızısı. kimsenin çözemeyeceği düğümler.

    ama koparılabilirler. o bizimkini en keskin kılıçla kopardı. ama geriye koparılamayacak birşey kaldı. görünmez bir bağ."

    claudia ve jonas arasında da tematik olarak yunan mitolojisindeki hikaye'ye benzerlikler var. claudia mağaradaki solucan deliğinin koruyucusu gibi gözükmekte. jonas'a mağarada solucan deliğini bulması için yardım ediyor.(kırmızı iple yol takip etme aynı ariadne'nin theseus'a labirentte kaybolmaması için verdiği iplik gibi) jonas sonrasında theseus gibi labirentin ortasındaki canavarı(solucan deliği/noah) kendisinin öldürmesi gerektiğini hissediyor. ayrıca martha'nın halası olduğunu öğrendiğinde aralarındaki bağı koparıyor ve martha'yı terk ediyor. bölümlerden birinde büyük jonas'ın otel odasındaki duvardaki koparılmış bir resimde ariadne, labirent ve ortasında theseus'un minatour ile savaşı gözükmekte.

    kafada sorular hala mevcut ve mevcut kalacakta zaten dizinin en güzel yanı bu kısmı. bir bölümü izlerken bile her dakikasında kafanızda sorular ve cevaplar ile boğuşuyorsunuz.

    son bölümde büyük jonas solucan deliğini yok edeceğini düşünerek mekanizmayı çalıştırdığında aynı mekan ama farklı zamanlarda olan küçük helge ve genç jonas arasında bir solucan deliği açılıyor. bir birlerine dokunduklarında küçük helge 1986 yılına jonas ise bir 33 yıl daha ileri giderek 2052 yılına gidiyor. helge'nin yaralı halde prototip zaman makinası odasına gidip noah'ın yardımcısı olduğunu çıkarabiliriz ama jonas'ın nasıl 2052 yılına gittiği ve çevrede olan nükleer felaket hakkında bir sonraki sezonu beklemek zorundayız.

    ---
    spoiler---

    gerçekten ses ve müzikleriyle verdiği gerilim ve sinematografisiyle almanlar müthiş bir iş çıkarmış. her bölümü sürükleyici ve temponun bir an bile düşmediği bu enfes diziyi kesinlikle kaçırmayın.

    bir sonraki sezonda beyinlerin yanmasını iple çekiyoruz.


    (thalos - 14 Aralık 2017 20:09)

  • comment image

    dizi içerisinde aile bağlarını çözmeye çalışırken beyni yanan arkadaşlar için hazırlamışlar. bouuuyrun;

    --- spoiler ---

    link

    ---
    spoiler ---

    edit: gelen istek üzerine spoiler uyarısı eklendi.


    (ayka - 10 Aralık 2017 09:12)

  • comment image

    son zamanlarda izledigim en guzel dizilerden birisiydi. bilhassa son 6 bolumu hic ara vermeden, soluksuz izledim. bu lafi, epeydir bekledigim the punisher icin soylemek isterdim ama olmadi. sinirli sayidaki favori dizi listemde iki avrupa dizisi bas siradadir; forbrydelsen ve bron/broen. bu listeye bir avrupa dizisi daha eklendi bu vesileyle.

    baslik altinda halihazirda donnie darko ve stranger things benzetmeleri yapilmis. ben de tekrara dusmeyeyim. farkli jenerasyonlari konu edinen ve cok fazla bilinmeyen, yine zaman yolculugu uzerine cekilmis enter nowhere filmi vardir. bir de daha fazla bilinen predestination ve los cronocrimenes filmleri. ben her uc filmle daha alakadar buldum bu diziyi. tolman paradoksu'ndan yola cikarak, teorik bir varsayim olarak gelistirilen takyonik antitelefon konusuna odaklanan steins gate var son olarak. bu noktada 'spoiler' vermemek icin benzerlikler vardi diyeyim sadece.

    ayrica sadece konu bakimindan sakli bir cevher degil bu dizi. temaya ruhunu veren gri tonlar ve bilhassa jenerik basta olmak uzere neredeyse tum bolumlerde kullanilan muzikler de cok basariliydi. ornegin nena'nin irgendwie irgendwo irgendwann sarkisi adeta bu dizi icin bestelenmis gibi. bu arada ben yonetmenin bir 'pluviophile' oldugunu dusunuyorum. klubumuze hosgelmis.

    --- spoiler ---

    - why not forest road?
    - where we are going we don't need roads.

    kimse su espriyi yapmadi dizide. oncelikle zaman yolculugu konusuna ilginiz varsa, en basindan astrofizikci richard gott'a ait bir kitap tavsiyesi ile baslayayim yazima. sonra dizide islenen zaman yolculugu ile ilgili paradokslardan bahsedecegim kisa kisa.

    (bkz: time travel in einstein's universe)

    izafiyet kurami'nda, zaman yolculugunu mumkun kilan, 'closed timelike curves' olarak bilinen egriler mevcuttur. solucan delikleri vasitasiyla gecmise gidilebilecegini iddia eden ilk fizikci de kip thorne'dur. konuya iliskin olarak yakin bir zamanda 'diving into traversable wormholes' baslikli bir bilimsel makale yayinlandi. merak edenlere tavsiye ederim.

    zaman yolculugu paradokslarini iki temel baslik altinda toplayabiliriz; tutarlilik paradoksu ve dongu paradoksu.

    - tutarlilik paradoksu: buyukbaba paradoksu, hitler paradoksu ve polchinski paradoksu bu kategoriye denk duser. kronolojik tutarlilik teorisi ile ilintilidir.

    buyukbaba paradoksu adindan da belli oldugu uzere, gecmise gidip buyukbabamizi oldurursek eger, su an varolmamamiz gerektigini one surer. varolmadiysak, gecmise de gidemeyiz. 'time line protection' hipotezine gore; buyukbabamizi oldurmeye calissak bile, o an silah tutukluk yapar. ya da buyukbabamizi vurmayi basarsak bile oldurmeyi basaramayiz. farzi misal morgta canlanir, bitkisel hayattan geri doner vs. ornegin dizide ulrich ne kadar ugrassa da helge'yi oldurememistir. helge bir sekilde tekrar canlanir, o ana ait yaralari yuzunde tasir.

    hitler paradoksu ise sunu iddia eder. eger gecmise gidip adolf hitler'i oldurursek ve sonrasinda zaman adolf hitler olmadan akmaya devam ederse, o zaman simdiki zamanda adolf hitler'i oldurmek icin bir nedenimiz olmaz ve gecmise gitmeye de ihtiyac duymayiz. doctor who dizisinin 'let's kill hitler' bolumunde islenmistir bu paradoks.

    joseph polchinski tarafindan one surulen polchinski paradoksu ise, teorik fizikciler tarafindan en cok ciddiye alinan paradokstur. keza 'novikov’s self-consistency principle' denen bir ilkeden yola cikar. larry niven' e ait 'law of conservation of history' ile esdegerdir. polchinski ozgur iradeyi konu disinda tutarak bir bilardo topu uzerinden durumu inceler. ve sunu iddia eder; eger bir bilardo topunu solucan deliginden simdiki zamanda iceri atarsaniz, gecmis zamandaki haline carpar ve simdiki zamanda solucan deligi icerisine atilmasina engel olur.

    - nedensel dongu paradoksu: predestination paradoksu ve bootstrap paradoksu bu kateroriye denk duser. 'predestination' paradoksu; gecmise gidip gecmisi degistirmeye calistiginizda, kapali bir dongu icerisine dusup simdiki olaylari tetiklemekten kacamayacaginiz anlamina gelir. cunku bu paradoksa gore olmasi gereken her halukarda olur. ornek vermek gerekirse, intihar etmis bir kisiyi gecmise gidip bundan vazgecirmek istediginizde, aslinda o kisinin sizin yuzunuzden intihar ettigine sahit olursunuz.

    'bootstrap' paradoksu ise, bir nesnenin orijinalligi uzerinedir. ornegin bugun okumakta oldugumuz izafiyet kurami'ni gecmise gidip albert einstein'a anlatsak ve o da bunu yayinlasa, bu sartlarda kuramin asil sahibi kimdir sorusu ortaya cikar. bu nedenle ontolojik paradoks olarak da bilinir. ornegin dizide zaman makinasini icat eden kisi, gelecekten gelip cep telefonunu birakan ulrich mi, yine gelecekten gelip sezyum atomunu veren jonas mi yoksa zaman makinasinin protopini yapan tannhaus mu, belirsizdir.

    bu arada cep telefonunun yarattigi elektromanyetik sinyaller ve sezyum atomu vasitasiyla yaratilan higgs alani soylemlerini takdir ettim. sizi uzerinde dusunmeye tesvik ediyor. bilemiyorum, the girl who leapt through time animesindeki gibi ziplayarak ya da about time filmindeki gibi dolaba kapanarak zamanda yolculuk yapmayi biraz komik buluyorum sahsen.

    - kumulatif izleyici paradoksu: ragbet gormeyen bir paradokstur ama epey ilginctir. insanlik tarihinde cigir acmis olaylarda daha fazla izleyici olmali iddiasindan yola cikar. ornegin isa'nin carmiha gerilisine taniklik etmek isteyecek milyonlarca hristiyan varken, neden isa carmiha gerilirken sadece bir avuc insan vardir diye sorgular. buradan yola cikarak, gelecekte insanligin asla zaman makinasi icat edemeyecegi/etmedigi sonucuna varir.

    dizide daha derin detaylara inersek, 'sic mundus creatus est' bolumunde gordugumuz sembol the trinity knot ya da triquetra'dir. kelt kulturune aittir ve cermen kabilelerinde siklikla kullanilan bir semboldur. kutsal uclemeyi ifade etmek icin hristiyanliga adapte edilmistir. ornegin cok bilindik mercedes amblemi bu sembolden gelir. sonsuzlugu ifade eder. dizideki manasi ise sudur; gecmis, simdi ve gelecek zaman icice gecmistir. hersey birbiri ile baglantilidir. zaten ilk bolum buna istinaden albert einstein'in zamanin inatci bir iluzyon oldugunu iddia eden alintisi ile basliyor. keza deneyimledigimiz herseyin ama herseyin bir iluzyon oldugu vurgusu aslen 'butterfly dream' olarak da bilinen, artik kaniksanmis ve hatta kliselesmis zhuangzi felsefesidir. 'alfa and omega' bolumunde bu felsefenin bahsi geciyor halihazirda.

    dizide surekli tekrar eden 33 sayisinin gizemi hakkinda konusmak, hem bu yazinin hem de dizinin amacini asar diye dusunuyorum. sadece bir ornek ekleyeyim. 33. omurda, yani kuyruk sokumunda kundalini yilani uyur. derler ki, yukselirken zahirinin (3 asagi) ve batininin (3 yukari) kesistigi yerde gul acar. icice gecmis iki daire ozun aynasidir. vesica piscis ozgur iradedir. iyilik ve kotuluk, siyah ve beyaz, isik ve karanlik, hepsi ozgur irade dahilindedir ve ozgur iradenin tezahurlerini seyreden ozden gelir. bunun idraki belli bir tekamul gerektirir. kuralci, sekilci tebligler geri kalan kalabaliklarin iptidai idrak seviyesi icindir. zira sadece yuksek tekamul seviyesine ulasan kisi, asla ozgur iradeye mudahale edilmemesi gerektigini ve mudahale eden bir tebligin nereden geldigini iyi bilir.

    yeri gelmisken, dizide bahsi gecen friedrich nietzsche felsefesi bir nevi omega point olarak da bilinen dusuncedir. keza dizide de ozgur iradeden siklikla bahsediliyor. soyle ki; eger zaman makinasi icat etmeyi basarirsak ve gecmise gidip zamani degistiremezsek, bu, ozgur irademiz olmadigi manasina gelmez mi? hayir, gelmez. zamani yasadigimizda ozgur iradeye her zaman sahiptik. zamani yasarken ozgur iradeye her zaman sahibiz. zamani yasayacagimizda ozgur iradeye her zaman sahip olacagiz. ornegin c.s. lewis simdinin gecmisi etkiledigini ama degistirmedigini savunur. geriye donuk nedensellik bu baglamda hermann minkowski'nin uzay zaman statik evren yorumu ile uyumludur. c.s. lewis'in bakis acisina gore, geriye donuk nedensellik tanri'nin her seyi bilme ozelliginin bir ifadesidir. yani bizim sonraki eylemlerimizin nedeni, tanri'nin davranisimizi zorlayan her seyi onceden bilmesi degildir. tanri'nin onbilgisine neden olan, bizim sonraki eylemlerimizdir. bu da insanin ozgur iradesinden yana tavir koyar.

    peki insan denen tur varoldugu muddetce bir zaman makinasi icat edebilecek mi? isin asli teorik olarak coktan icat etti bile*. sorun pratikte. 1974 yilinda, o zamanlar henuz master ogrencisi olan frank tipler yayinladigi bir makalesinde sunu iddia eder; genel gorecelik kurami'na gore, donen yeteri kadar genis bir silindir insa edersek, bir zaman makinasi yapmis oluruz. demek istedigi sudur; isik hizinin en az yarisi kadar bir teget hizi ile donen sonsuz uzunlukta cok yogun bir silindir sayesinde, uzay zaman olaylarini birlestiren, kendi uzerine kapali zaman benzeri egrilerin* olusacagidir. bu silindirin yuzeyi etrafinda hareket ederek zaman icinde gecmise yolculuk yapabiliriz. fakat silindirin yapildigi tarihten oncesine gidemeyiz. ayrica tipler'in modelledigi gibi, yaklasik olarak sonsuz uzunlukta bir silindir yapsak bile, silindir kendi ic kutle cekim basinci altinda cokebilir. ama daha onemlisi, silindirin donme hizinin pratikte imkansiz olmasidir. capi 10 kilometre olan, 100 kilometre uzunlugunda bir silindir, isik hizinin yarisi kadar teget bir hizda donerken, yercekimi ivmesinin 200 milyar kati bir yuzey ivmesine sahip olur. ve hic bir madde bu hizda donemez.

    kuantum kurami'nda ise zamanda yolculuk ancak coklu evrenler kurami ile mumkundur. bu da tez olarak ilk kez 1957 yilinda hugh everett tarafindan sunulmustur. eger gecmise yolculuk yapar ve gecmisi degistirirsek, gerceklik, bir kolu degisim sonucunu gosteren, diger kolu da degisimden onceki asil gercekligi gosteren iki bicimsel olus meydana getirir. bu sartlarda zamanda gecmise gitmek, bir dalga fonksiyonunu cokertmekten ibarettir.

    son olarak sunu da ekleyeyim. dizide konu edilen, magara icinde yer alan zaman gecidi kurgusunun ancient arrow project'den esinlendigini dusunuyorum. projenin gercek oldugunu iddia etmiyorum, sadece bilgi paylasiyorum. merak edenler nette jamisson neruda adini aratabilir. mesela bir magara icinde yer alan yazida su soz gecer;

    'to live in the service of truth, you must first identify the layers of deception that encompass you'

    zaman yolculuguna ilginiz varsa eger, defalarca okudugum, konu hakkinda referans olarak gordugum bir kitap tavsiyesi ile bitireyim bari yazimi. paul j. nahin'e ait time machines kitabi olur kendisi. zaman yolculugu ile ilgili olarak su ana kadar kaleme alinmis, bilimden bilim kurguya kadar mevcut olan tum spektrumu icerir.

    ---
    spoiler ---


    (okyunus - 7 Aralık 2017 12:23)

Yorum Kaynak Link : dark (dizi)