Çıkış Tarihi     : 03 Temmuz 2019 Çarşamba, Yapım Yılı : 2019
Türü                : Drama,Korku,Gizemli,Heyecanlı
Taglar             : Kadın frontal çıplaklık,Seks sahnesi,Erkek frontal çıplaklık,yaz,İsveç
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  B-Reel Films , Parts and Labor
Yönetmen       : Ari Aster (IMDB)
Senarist          : Ari Aster (IMDB)
Oyuncular      : Florence Pugh (IMDB), Will Poulter (IMDB)(ekşi), William Jackson Harper (IMDB), Jack Reynor (IMDB)(ekşi), Julia Ragnarsson (IMDB), Anna Åström (IMDB), Liv Mjönes (IMDB), Björn Andrésen (IMDB), Henrik Norlén (IMDB), Isabelle Grill (IMDB), Archie Madekwe (IMDB), Louise Peterhoff (IMDB), Ellora Torchia (IMDB), Rebecka Johnston (IMDB), Gunnel Fred (IMDB), Anki Larsson (IMDB), Balázs Megyeri (IMDB), Vilhelm Blomgren (IMDB), Levente Puczkó-Smith (IMDB), Mats Blomgren (IMDB), Lars Väringer (IMDB), Anders Back (IMDB), Katarina Weidhagen van Hal (IMDB), Tove Skeidsvoll (IMDB), Hampus Hallberg (IMDB), Anders Beckman (IMDB), Dag Andersson (IMDB), Agnes Westerlund Rase (IMDB), Klaudia Csányi (IMDB), Tomas Engström (IMDB)

Midsommar (~ Ritüel) ' Filminin Konusu :
Genç bir kadının ve onun erkek arkadaşının İsveç'te yerel bir pagan kültürünün avı haline gelene kadar geçirdikleri yolculuğu anlatıyor. Geleneksel Midsommar festivaline katılmak isteyen Dani ve Christian, üniversiteden arkadaşları ile birlikte İsveç’e doğru yola koyulur. İlişkilerinin üzerinde kara bulutlar dolaşan çift, İsveç’in köyünde gerçekleştirecekleri bu tatili ilişkilerini kurtarmak için son şans olarak görür.


  • "tuna kiremitçi'yi christian rolüyle izlediğimiz korku-gerilim filmi."




Facebook Yorumları
  • comment image

    başta nordik ülkeleri ile almanya olmak üzere pagan toplumların kutladığı yaz şöleni. norveç ve isveç gibi ülkelerde sonradan gelme christmas'tan daha büyük bir öneme sahiptir.

    kadınlar ve küçük kızlar başlarına çiçeklerden taç yapıp ailece parklara ve bahçelere akın ederler. oyunlar oynanır, yemekler yapılır ve çok neşeli bir havada midsommar kutlanır. tam olarak 24 haziran günü olsa da genellikle o haftanın tamamı dolu dolu midsommar bayramı olarak geçer.

    eğer tam anlamıyla kutlamak istiyorsanız mutlaka yerli birilerinden davet alın ve onlarla beraber kutlayın. davet alma şansınız kişilerle samimiyetinize bağlı olarak artar.


    (eindaclub - 4 Nisan 2019 21:45)

  • comment image

    ilk filmleri ses getiren yönetmenlerin ikinci filmleri genelde lanetli olur. artık bütün gözler onların üzerindedir ve ne yapacakları herkesin merak konusudur. hele de korku türünde film çekiyorlarsa vay hallerine. ari aster, tam da bahsettiğim kategoriye giren bir yönetmen. ilk filmi hereditary, korku janrı adına son yıllarda yapılagelmiş en iyi şeydi. baştan sona korku türünün tüm klişelerini çok iyi kullanıyor, bunları filme büyük bir beceri ve olgunlukla yediriyor, kendinden bir şeyler katmayı da ihmal etmiyordu. hele o efsaneleşen son yirmi dakikası ile biz korku severleri resmen mest etmişti. hereditary, korkunç, merak uyandırıcı ve zekiceydi. peki bunları ikinci filmi midsommar için söylemek mümkün mü? kısmen evet.

    filmin en büyük eksikliği korkutucu olmaması. hatta bence tam anlamıyla bir korku filmi yoktu karşımızda. korku filmlerinin olmazsa olmazı "cult" ve "pagan" öğelerini merkezine almış psikolojik bir gerilim filmi ve daha çok da dramatik bir film izledik. bu filmden korkacak olanlar türe daha yeni yeni alışmaya başlayan kişiler olabilir. korku türüne hakim biri için başından sonuna filmde neler yaşanacağı apaçık ortadaydı. şimdi gelelim filmin artılarına ve eksilerine.

    -spoiler-

    filmin anlattığı mesele artık korkunç gelmiyor bize. ne bileyim film belki 1600'lü yıllarda geçse beni ciddi anlamda gerebilirdi. ama gelin görün ki günümüzde, isveç'in göbeğinde, ikisi ingiliz üçü amerikan vatandaşı gencin bu denli pervasızca öldürülebiliyor olmasını kimse bana inandıramaz. her korku filminde olan "aa burada telefonlarımız çekmiyor" geyiğini bile yapmadınız utanın be. en azından o klişeyi yapsaydınız da biraz akıllı hissetseydik kendimizi. yıllardır varlığından haberdar olunan bir pagan grup, isveç'in dağlarında cayır cayır amerikalı yakacak ve biz de buna inanacağız. filmin en büyük eksiği buydu bana göre. çok büyük bir eksiklik, sanki hiç yokmuşçasına izleyiciye yutturulmaya çalışılmış.

    ikincisi, filmin bir odak noktası yok. hereditary filmini iyi yapan şey, sabit ve sağlam bir konuyu baz alarak yolundan hiç sapmadan ilerliyor oluşuydu. bu filmde odak noktası dağılıp duruyor. ana tema ne burada? yalnız bırakılan bir kadının vahşi birine dönüşmesi mi, pagan kültünün acımasızlığı mı, akademisyenlerin anlamsız hırsları mı, birbirini anlamayan çiftlerin doğru düzgün iletişim kuramayışları mı? film, bir türlü kendine özgü bir yol bulamıyor. bu sebeple, filmin sonundaki o rahatsız edici sırıtış havada kalıyor. tamam kızımız, onunla ilgilenmeyen erkek arkadaşını yaktı. bu mu bizi korkutmalı?

    ne kadar eleştirsem de şunu da söylemeliyim ki mutlaka izlenmesi gereken bir film. hele de korku tutkunları kaçırmamalı. sonuçta çok iyi bir korku sever olup bu filmden inanılmaz derecede hoşlanan birileri mutlaka olacaktır.

    filmin en büyük artısı atmosferi. ilk defa bir korku filminde bu denli aydınlık ve renkli bir atmosfere denk geldim. genelde korku janrı karanlığı ve loş ortamları sever. bu film ise inadına aydınlık inadına apaçık. güneşin altında insanları gerebilmek büyük bir beceri ister. film bunda başarılı olmuş. ayrıca, muhteşem kamera açılarının ve harikulade müziklerin etkisi de hiç yadsınamaz.

    bu arada filmdeki seks ritüelinin çoğu kişiyi rahatsız etmiş olabileceğini tahmin ediyor olsam da bence filmin en etkileyici sahnesiydi. amerika gibi muhafazakar bir sinema anlayışına sahip bir ülke için böylesine cesur ve cüretkar sahnelerin çekilebilmesi takdire şayan.

    filmin en çok hoşuma giden yanı ise bireysel olarak hissedilen acı ve haz duygularının komün hayat içerisinde topluca özümsenerek yaşanmasıydı. özellikle, baş roldeki kızımızın ağladığı ve köydeki diğer kadınların da onla birlikte acısına ortak oldukları sahne muazzamdı. o ufacık sahnede acı nedir ve acıya nasıl ortak olunmalıdır sorularına kaba ama kesin bir cevap vermiş yönetmen.

    -spoiler-

    son olarak bu türün bana göre en iyi filmi hala 1973 yapımı the wicker man filmidir. meraklılar mutlaka bu filmi de izlemeli ve klişelerin nasıl zekice ters düz edilebileceğini açık açık görmelidir.


    (ozkulu - 27 Temmuz 2019 00:31)

  • comment image

    tam anlamıyla sanat eseri.

    aster' ın hereditary' sini iyi yapan unsurlardan biri de oyunculardı. özellikle toni collete olağan üstü oynuyordu. o yüzden bu filmi bir yıldır deli gibi merak etmeme rağmen, genç oyuncuların varlığı kafamda acaba film ortalamanın biraz üzerinde mi olacak sorusunu sormama sebep olmuştu ki, bu sabah ilk seansla birlikte filmden yüzümde koca bir gülümseme ile ayrıldım.

    filmin teknik detayları ile boğmak istemem ama aster yönetmen olarak yine çok yaratıcı. hele o komünün yaşadığı köye arabayla bir giriş sahnesi var ki, harika.

    filmde kullanılan renkler de harika. evet, her şey pudra sarısı ve pudra mavisi.

    spoiler

    ve bu kadar aydınlık bir ortamda filmin en başından beri kurban rolü oynayan dani'nin erkek arkadaşını yani hıristiyanlığı kurban ederek bir pagana dönüşmesi ve finalde seyirciye gülümsemesi kadar iyi bir son olamazdı...

    spoiler

    son olarak absürd bir film değil, hele komik hiç değil. bir komünün inançları uğruna neler yapabileceğinin tarihte fazlasıyla örneği mevcut.

    10/8.5


    (joe dallesandro s penis - 27 Temmuz 2019 15:36)

  • comment image

    yine muhteşem ari aster filmi. hereditary tarzı bir film beklentisiyle gitmeyin. zira çok çok farklı bir sinema dinamiği var. hereditary'de arka planlara gizlenen ve çok çok sonra kendini belli eden şeyler midsommar'da başından beri gözümüze sokuluyor. hereditary tamamen doğa üstü bir filmdi, fakat midsommar'da doğa üstü diyebileceğim bir şey şu an için aklıma gelmiyor. bundan sonrası spoiler, bunlar dışında belli şeyleri anlamayanlar varsa mesaj atabilirler.

    --- spoiler ---

    çok yüzeysel olarak anlatmak gerekirse filmin konusu, hårga'da pagan geleneğini sürdüren ve büyük ihtimalle akıl sağlığı tamamen bozulmuş bir topluluğun dış dünyadan ve kendi içlerinden seçilen birkaç insanı inançlarından dolayı kurban etme gelenekleri.

    karakterlere girmeden önce filmde çok önemli olan bir öğeyi anlatmak istiyorum.
    psychedelic/psychoactive maddeler. zira dış dünyadan gelen insanların içeride afallama nedenleri bu. belli insanlar zaten baştan öldürülüyor. filmin daha başında, köye tam olarak gelmeden mantar yemelerinin (veya dani çayını içiyor) tek nedeni psychedelic bir tripte görsel olarak nasıl görürsünüz referansını verip, daha sonraki sahnelerde siz bazı görseller gördüğünüzde bunun neden kaynaklandığını farkına vardırtmak.

    buna bağlı olarak christian'ın masadan kaldırılıp davet edildiği evin duvarlarına dikkat ettiyseniz/veya bir sonraki izleyişinizde ederseniz, tüm duvar psychedelic mantar türleri ve psychedelic/psychoactive bitki türlerinin resimleriyle kaplı. ve yüzlercesi. bu topluluk tüm bu maddeleri arazilerinde yetiştirip kullandığını düşünün.
    çünkü olay sadece halüsinatif bitkiler/mantarlar değil başka etkileri olan psychoactive bitkilerin de kullanılması. christian'ın en sonunda yüzüne üflenen toz ile felç olması bu yüzden.

    akıl sağlığı yerinde olmayan bir topluluk dememin nedeni ise kutsal kitapları ve onları kimlerin yazdığı. yazan kişiler ensest ilişki sonucu meydana gelen zihinsel özürlü bireyler. o kişi öldüğünde zihinsel özürlü bir çocuk doğana kadar bekliyorlar bir sonraki kitap için. onlara göre bunun nedeni zihinsel özürlülerin dünyevi şeylerden uzak olması, dolayısıyla diğer kutsal şeyler için bir kanal olmaları.
    kitabı dikkatlice gördüyseniz salak saçma el boyamaları ve anlamsız semboller var.
    tabii siz o sırada mantıklı bir şekilde her sembolün şu, bu anlamı var diye açıklandığı için şüphe duymuyorsunuz. filmde bu konunun içine en çok dahil olan josh karakteri.
    kitapların kimler tarafından yazıldığını anladığı anda işin içinde büyük bir bokluk olduğunu anlıyor ve gece kitabın fotoğraflarını çekme gibi bir hatada bulunuyor ve öldürülüyor.

    biraz karakterlere girelim.

    bu filmde, kurban seçip getiren pelle karakteri. yanlış hatırlıyor olabilirim ama ilk köye geldiğinde baba figürü olan kişi pelle için pilgrimage'dan geldin tarzı bir cümle kullandı. yani kutsal görevden geldin diyor. benim anladığı kurban seçtiği için böyle denildi.
    kim bilir seneler içinde kaç tane kurban verilmiş. 90 senede bir diyorlar filmde ama bunu izleyiciye değil kurbanlara söylediklerini düşünüyorum. yapılan rituelin her yıl veya sık yapıldığı çok belli çünkü burada yaşayan insanlar bu inanç üzerinde yaşıyor.

    dani'nin zaten hali hazırda akıl sağlığı yerinde değil. bence pelle onu özellikle seçti.
    hatta benim teorim, ailesini ve kardeşini pelle öldürdü ki kızın akıl sağlığı gelecekten olan şeyleri kabullenmesine yol açacak kıvama gelsin. zaten o kadar çok madde tüketti ki sonunda tam anlamıyla delirmemesinin imkanı yoktu. ağır psikolojik sorunları olan insanlar için psychoactive maddeler saatli bomba gibidir.

    filmde iki kişi hariç öldürülen herkes bencilliklerinden dolayı öldü. tabii ki de normalde de çıkış yolu yoktu neler döndüğünü farketseler bile, aslında kaçınılmaz son. dediğim iki kişi connie ve simon çifti. yaşı gelmiş olan iki kişinin kayadan (bilinçli) intiharından sonra kesinlikle yanlış bir şey olduğunu anlayıp ayrılmaya karar verdiler, dolayısıyla öldürüldüler.

    mark zaten farkındalığı çok yüksek bir karakter değil, bir kızın peşinden mal gibi gidip öldürüldü. intihar kısmını çok da sallamadı. josh belgelemek istedi, yakalandı. christian kendi ilişkisinin verdiği sıkıntıyla kör biri gibi tehlikenin içine gitti. çiftleşme görevini yerine getirdi ve öldürüldü.

    şu an için aklıma gelenler bu kadar. ekstra soru olursa, hatırladığım kadar yanıtlamaya çalışırım.
    ---
    spoiler ---


    (awareim - 27 Temmuz 2019 18:13)

  • comment image

    aidiyet, cemiyet ve toplumsal normlar üzerine oturtulmuş, az önce sinemada izlediğim ve hakikaten aşırı beğendiğim film.

    uzun süredir bir filmi bu kadar beklememiştim, son zamanlarda kötü hiçbir işine rastlamadığım genç aktris florence pughbir buçuk ay kadar önce instagram'da fragmanını paylaştığından beri entersan bir film olacağını biliyordum.

    --- spoiler ---

    hem beklediğim gibiydi, hem de hiç değildi film. yönetmenin bir önceki filmini izlemedim, ama bu filmde muazzam bir görsellik, harika bir anlatım ve müthiş tempo olduğunu söyleyebilirim.

    konu kısaca şöyle;

    ailevi sorunları olan, kendisi de psikolojik sorunlu, bu sorunların getirdiği baskının altında psikolojisi harap olmuş kırılgan genç bir kadın, tutunacak bir dal aradığı için tüm bu sorunları erkek arkadaşına yansıtmaktadır.

    tüm bunları yaparken de mızmızlandığını, sürekli adamı hayattan bezdirdiğini, sürekli ilgi beklediğini falan bilmekte ve adamı bezdirmeye adım adım yaklaştığının bilincindedir. lakin akıl danıştığı kendisi gibi amerikalı bir genç kadın olan arkadaşı tüm bunların normal olduğunu, o elemanın zaten kendisine destek olması ve onun her saçmalığına göğüs germesi gerektiğini salık vermekte ve kızımızı fişeklemeye çalışmaktadır.

    yönetmen günümüz toplumuna ilk eleştiriyi burada yapmış aslında. dani bir yanlış durumunda, uyumsuzluk, iletişimsizlik problemi var, ve mevcut durumu atlatıp christian ile iletişimini oturtmak istiyor. tavrında bir yanlışlık olup olmadığını anlamaya çalışıyor. lakin amerikan toplumunu temsil eden arkadaş onu fişekliyor, yanlış bir şey yapmadığını, zaten bunun onun görevi olduğunu iddia ediyor ve aslında yardım mardım etmiyor, sadece sorunu büyütüyor.

    christian ise tam bir yavşak. hıristiyanlığı temsil eden bir karakter olduğu söylenebilir. hem ismi, hemde tavırları tam hıristiyanlık yavşaklığına sahip, altürizm gibi görünen korkaklık, iyi niyet gibi görünen hesapçılık, hiçbir şey ile gerçekten armoni içinde olmama ama az bir şey tahrik edildiğinde herşeyi de yapabilme, bir adamın kendini kayanın üzerine atıp öldürmesinden, arkadaşının kaybolmasından falan zerre rahatsız olmayacak kadar kösele derili olma, ama hiçkimseyle de kötü olmamaya çalışma hali içinde. o kadar ruhsuz ve fırsatçı ki, yazması gereken tezle ilgili hiçbir şahsi ilhamı yok, ama isveç'te gördüklerini tamamen nakledip tezi oluşturma peşinde, arkadaşının bunun için para harcadığını, yıllarını buna verdiğinin farkında ama kolaycı olduğundan bu işe ortak olup, bir de üstüne ''bence sorun yok ben yardımlaşırım'' tavrına bürünüyor.

    dani ile de sorunlu, dani'den bıkmış, lakin 'turn the other cheek' ve yardımsever hrıstiyanlık felsefesine uygun olarak altürizm havasında. aslında dani'yi zerre kadar umursamıyor, ama ''hazır elimde varken pişman mişman olurum'' gibi gerekçelerle ayrılma da ayrılamıyor.

    diğer iki arkadaştan biri klişe abazan, öbürü orada ne olduğunu kabaca bilen ve bundan çıkar elde etmeye çalışan hırslı bir akademisyen adayı.

    dani bu dörtlünün içinde gittiği o komünden bir şeyler beklemeyen, adım adım olanları sindiren, eksik olan aidiyet ve sahiplenilme duygusunu adım adım hisseden, hissettiçe şok, öföri ve hissizleşme hallerini adım adım yaşayan, hıristiyan toplumunun ve onların değerlerinin harap ettiği bir kız. bu kız hıristiyan değerleri, gelenekleri ve düşünce yapısı üzerine iyice çöktüğü bir sırada onun hislerini paylaşan, onun hissettiklerini aynen hisseden, onu da kendi keyif ve hazzına davet eden, asla sahipsiz olmayacağı, asla korkmayacağı, asla ne yapacağını bilemez hissetmeyeceği bir pagan toplumunun ortasında sonunda gülümsüyor.

    filmin aile nedir, komünite nedir, ölüm bu kadar önemli midir, ölmekten daha beter ne vardır, yalnızlığa mahkum olduktan sonra gerçeklikle çok bağlantılı olmak ne kadar iyidir gibi bir sürü konuda enteresan temaları var.

    ayrıca görselliğin muazzamlığından bahsetmiş miydim? isveç paganizminin saykodelikliği, yaşam-ölüm arasındaki simbiyotikliği, bireylerin önemsiz, toplumun önemli oluşu, bireylerin birbiriyle uyum ve armoni içinde olmasının insanı nasıl rahatlatabileceği temalarıyla film benden tam not aldı diyebilirim.

    christian, hıristiyanlığı temsilen kötülükle bağdaştırılıp çemberin ortasında diri diri yakıldı bu arada. christian aslında hıristiyanlıkla beraber, modern toplum ve modern insanın da tam bir tezahürüydü

    hissiz, ruhsuz, hiçbir duyguyu gerçekten hissetmeyen, hesapçı, her daim kendini düşünen birinci sınıf bir yavşak.
    ---
    spoiler ---


    (whisperer of jorrvaskr - 27 Temmuz 2019 21:47)

  • comment image

    2019'da izlediğim en iyi filmlerden biri, belki de birincisi..

    spoiler vermek istemiyorum ama gitmek isteyenlere bir kaç tüyo vereyim;

    öncelikle öyle acayip bir korku filmi falan değil bu film. gerilim var, ilk dakikalarından son dakikasına kadar sürekli tedirgin edici bir hava var. ama korkutmak gibi bir amacı yok.

    korku ve gerilim sinemasını oldukça sevsem de 'gore' tipindeki filmlerden hiç hazetmem. filmde 3-4 sahne var vahşet içeren, 1 sahne de kalabalık bir seks sahnesi var. bunun dışında mide bulandıracak bir sahne yok, ama rahatsız edici sahne çok fazla.

    oyunculuklar çok iyi, başroldeki genç kızın ruhsal sıkıntılarını çok iyi yansıtmış yönetmen. filmin büyük kısmı güneş ışığında, kartpostal bir sahneler var. görüntü yönetmeni çok başarılı.

    psikolojik gerilim denilen türe daha yakın durmakla beraber, kesinlikle farklı bir film olmuş diyebilirim. beklentiniz ruhlar, seri katiller, jumpscareler falansa, annabelle daha uygun, burada filmden çıktıktan sonra bile akıldan çıkmayan bir film var.

    8.5/10


    (umitasyon - 28 Temmuz 2019 01:25)

  • comment image

    oldukca iddiali ve kendine has tarzi olan film. ari aster kesinlikle son donem yonetmenlerden robert eggers ile birlikte en cok takip edilesi kisi. (ozellikle korku/gerilim turune getirdikleri yeni soluklarla kiymetliler)

    midsommar alt metniyle, sinematografisiyle ve izleyicide biraktigi hisle 2019'da izlemeye deger olan ve yillar gectikce de degeri artacak olan kult film adayi. turun meraklilarina yenilikci tavri bunaltici gelebilir ancak ozellikle teknik altyapisiyla ve sembolleriyle sinemaseverleri rahatlikla tatmin edebilecek kapasitede bir film.

    8.5/10


    (zss - 29 Temmuz 2019 10:30)

  • comment image

    filmi bugün izleme şansım oldu. şiir gibi olmuş, çok beğendim. "aydınlıkta korku" bence bu film için kullanılmaması gereken bir tabir, çünkü aydınlık aslında korku unsurlarını kesmiş. filmden önce "aydınlıkta korku filmi bee süper fikir" diyordum ama izleyince aydınlığın korkuyu bastırdığını gördüm.

    korkuyu bastırıyor bastırmasına ama gerilim hiç ama hiç azalmıyor. filmin çoğu yerinde gözlerim ve ağzım açık şekilde donakaldım. ari aster kalıpların dışında çok güzel bir şey yapmış, florence pugh da i-n-a-n-ı-l-m-a-z oynamış inanılmaz. oscar adayı, hatta favorilerinden biri oldu diyebiliriz bu performansıyla. önünde parlak bir yol var gibi duruyor.

    şimdi gelelim ülkemiz insanına şikayetlerime;

    --- spoiler ---

    christian'ın kadınlarla olan seks sahnesi bence çok etkileyici bir sahneydi. sahne başladıktan yaklaşık bir dakika sonra salondaki 10'a yakın kişi (çoğu çift olarak gelmişti) salonu terk ettiler. giderken "cık cık cık bu ne ya" diyenler falan vardı. seks ülkemizde öyle bir tabu haline gelmiş ki, ezilen kafaları hiçbir şey söylemeden izleyebilen insanlar garip ve garip olma mecburiyetinde olan bir seks sahnesinde salonu söylene söylene terk ediyorlar. diyecek hiçbir şey yok gerçekten. bu ülkeye cinsel eğitim verilmesi şart.

    ---
    spoiler ---

    tl;dr: 8/10'luk bir ari aster gerilimi. aydınlıkta anlatılan karanlık bir masal.


    (yakisikli kasli uzun boylu - 30 Temmuz 2019 20:24)

  • comment image

    midsommar 40 dakikalık derin inceleme (ikinci yarısı sürpriz bozanlı) filmin okuması dışında ayrıca kullanılan belirgin kamera açıları ve hareketlerinin anlatıma kattıkları, folk horror tanımı ve bu türde film tavsiyeleri falan var. bir iki kitap, çizgi roman falan da tavsiye etmiş olabilirim.
    https://youtu.be/lzv5sdesg0q


    (saruman - 4 Ağustos 2019 23:27)

Yorum Kaynak Link : midsommar