Çıkış Tarihi     : 13 Eylül 2019 Cuma, Yapım Yılı : 2019
Türü                : Animasyon,Drama,Fantazi
Taglar             : hastane,ölüm,kadın,araba kazası
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Amazon Studios , Submarine
Yönetmen       : Hisko Hulsing (IMDB)
Senarist          : Raphael Bob-Waksberg (IMDB)(ekşi),Kate Purdy (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Rosa Salazar (IMDB)(ekşi), Constance Marie (IMDB)(ekşi), Siddharth Dhananjay (IMDB), Bob Odenkirk (IMDB)(ekşi), Angelique Cabral (IMDB), Kevin Bigley (IMDB), Luna-Marie Katich (IMDB), Daveed Diggs (IMDB), Nova Snow Reed (IMDB), Jeanne Tripplehorn (IMDB), Sheila Vand (IMDB), John Corbett (IMDB), Percy Daggs IV (IMDB), Cameron Gayden (IMDB), Brad Hall (IMDB), Giorgie Luck Vasquez (IMDB), Suzanne Friedline (IMDB), Nicholas Gonzalez (IMDB), Kristalyn Ibarra (IMDB), Issabela Merrall (IMDB), Natasha Ofili (IMDB), Tyler Posey (IMDB), Keiko Agena (IMDB), Arjelia Andrade (IMDB), Lazaro Arvizu (IMDB), Christine Avila (IMDB), Raul Vincent Baroco (IMDB), Lotus Blossom (IMDB), Raphael Bob-Waksberg (IMDB), Maria Bonilla (IMDB), Tonantzin Carmelo (IMDB), Lily Chapman (IMDB), Zemhye Curtis (IMDB), Percy Daggs III (IMDB), Emanuel Eduardo Delgado (IMDB), Jorge Diaz (IMDB), Vico Escorcia (IMDB), Holley Fain (IMDB), Edy Ganem (IMDB), Jontille Gerard (IMDB) >>devamı>>

Undone ' Dizisinin Konusu :
Neredeyse ölümüne neden olabilecek bir trafik kazasının arından zamanla bir fark bir bağlantısının olduğunu fark eden bir kadının hikayesini konu ediyor. Alma adındaki kadın, geçirdiği kazanın ardından kendisi ile ilgili bir şey keşfeder. Zamanla arasında farklı bir bağ olduğunu anlayan Alma, bu yeteneğini babasının ölümündeki gizemi ortaya çıkarmak için kullanmaya karar verir.


  • "the sweater song olarak (da) bilinen weezer sarkisinin asil adi."
  • "overkillin wfo albümünün sekizinci şarkısı. enstrümentaldir ve criss olivaya adanmıştır."
  • "yapılmamış, ihmal edilmiş, mahvolmuş, perişan gibi anlamları olan ingilizce kelime."
  • "ing. ebesininkini tersten gormek, amı götü yaymakedit. çok bilenler için ingilizce tanımı "thrown into a state of disorganization or incoherence""
  • "mvö'nin rüya'sında geçer:my love is goneand i'm undone .."
  • "nefis olmuş. amazon prime güzel şeylerle geliyor.bunun üstüne waking life'ı bir kez daha seyredip yad etmek farzdır..."




Facebook Yorumları
  • comment image

    son lux'un easy ve alternate world ile birlikte en iyi, hatta belki onlardan bile iyi şarkısı.

    en güzel klipleri de yine bu şarkıya aittir:
    https://www.youtube.com/watch?v=7mkjnvw35ss

    you need the rescue, but you're bleeding out
    you think you're all this, but you have your doubts
    you want to say it but your mouth is shut
    oh, something is calling but you won't know what

    who are you
    what then will you do?

    will you just go where you can stop it?
    you won't believe it
    you won't believe it but you must
    your world will come undone
    undone
    undone
    undone

    who are you
    what then will you do?

    you hear the earth around you speaking tongues
    your mind will open so fill up your lungs
    something is calling but you won't know what

    who are you
    what then will you do?
    who are you
    what then will you do?
    what then will you do?

    we will not bury, you, the bones of our youth
    they still grow under our skin
    they're breaking through


    (sir gawain - 28 Ağustos 2017 12:13)

  • comment image

    bojack horseman'ın yapımcısının katkıda bulundugu, amazonun ilk sezonu 8 bolum olan dizisi.

    benim icin bojack horseman'dan referansını aldığı için cekinmeden izlediğim bir iş oldu. konusu ve diyalogları olarak tam istediğimi bulamasam da anlatış seklini yeni ve yaratıcı buldum. cok hızlı akan duygusal acıdan agır diyaloglar, kaybolup giden ve tekrar tekrar donen duygusal sahneler bojack'ın son sezonundaki o ruya havasını gecirdi bana. tabi stil olarak waking life'a benzemesi ben de sahte bir derinlik hissiyatı uyandırıyor ama olsun. yine de hikayeyi size geciris bicimi bojack son sezonla, waking life'dan esintiler tasıyor bence. o nedenle genel olarak baya begendim diyebilirim, temiz basit bir hikayeyi bence cok guzel ve doğru anlatıyor.
    muziklerini de ayrı begendim. ozellikle bolum sonlarında beni yerimden kaldırmadı bazıları, etkiliyiciydi.
    --- spoiler ---
    finali hakkındaki dusuncem ise, ben acıkcası bu hikayenin sizofreni hikayesi olmasını isterim, ucuk kacık zaman yolculugu islerinde kayda deger yeni bir hikaye sunulması zor (dark sana diyorum ne yapıyosun, ucuncu sezon icin cok endiseliyim.), o nedenle bu yone giden bir seri elimizdekini bozar kanısındayım. normal bir sizofreni hikayesi bu anlatıs sekliyle cok güzel olur. tabi en iyisi arada bırakılmaya devam etmek cunku o zaman sizofrenini cok onemli bir gercekliği olan kabullenmeme bize de geciyor. seyirci olarak biz ne zaman ikna olacagız diye beklemek ve alma ile birlikte bizim de inanamamız hastalıga cok basarılı bence.
    acıkcası seriyi bıraktıkları nokta ne kadar sorulara cevap verilecekmis gibi hissettirse de bence cevap vermeyecek bir senaryo ellerinde hazır. ikinci sezonda bu gerilimi surderebilirler gibi geliyor.

    zaman yolculugu acısından kardesinin yine de aldattıgını soylemesi, bazı olayların o kadar kolay degısmediğine yonelik isaret. becca yokken o ısıgın gelmesi ise sizofreni hastalıgını bu kadar kolay teslim olmayacağına ve alma'nın ikna olmayacağına isaret. devam ederse bu gerginlik sursun isterim, ne kadar sezonu bitirince ufak bir sinir harbi yasadıysam da gokyuzu gibi olmalıyız.

    ayrıca son bolumde ya benim kacırdıgım bir sey olacak ya da acıklanmayan bir durum var. alma'nın annesi o gece babasından alma'nın nerde oldugunu ogrenıyor, yanı kızı gece gıdıp alıp eve goturebılır fakat onceki sahnelerden biliyoruz ki alma o gece babasının bıraktığı yerde sabahlıyor, polis esliginde geri donuyor ve annesi cok kızgın sekilde nerdeydin diyor. annesi bu nerde oldugunu bilmesi gerekirken bu olayın yasanması pek mantıklı değil . bu uyumsuzluk neden bilmiyorum ve anlamadım su anda, belki de alma'nın sizofren olduguna ve gorduklerinin bazılarının aslında yasanmamıs olaylar olduguna ısaret ediyor. bir acıklaması olan varsa durtsun.
    ---
    spoiler ---


    (themagus - 23 Eylül 2019 05:04)

  • comment image

    yirmi gündür neden bilmiyorum elim bir türlü çizim yapmaya varmıyor, bu yüzden bu dizi için video yapmaya bir türlü başlayamadım. en sonunda artık kendimi kandırmaktan vazgeçtim, zaten joker de vizyona girmek üzere, onun için uğraşacağım kesin. ben de bu dizi için yazdığım kritiği buraya gireyim. yazı tabi ki konuşma dilinde (sonuçta video için yazdığım bir şey bu) ve hiçbir şeyi çıkarmadım yazıdan, aradaki başlıkları bile.. umarım yardımcı olur.
    .
    .
    .
    merhaba, bu sefer de amazon prime’ın sekiz bölümlük yarımşar saatlik dizisi undone’ın incelemesini yapmaya çalışacağım.

    bu videonun amacı

    bizim youtube kritiklerinden kimse bu diziyi incelememiş, o yüzden şu an amacım sizde bu diziyi izleme isteği uyandırmak. eğer video sonunda ikna olmamış olursanız fragmanını da izleyebilirsiniz ama bence fragmanını seyredip dizinin sahnelerini kendinize spoil etmeyin. ben hakkında hiçbir şey bilmeden seyretmeye başladım ve hem görsel olarak hem de hikayenin aldığı virajlarla gayet güzel sürprizler yaşadım.

    dizinin konusu

    normalde hiçbir videomda dizi ya da filmin konusundan bahsetmem, bunda da bahsetmek istemezdim ama madem kimse anlatmamış ve dizi kimsenin radarına girmemiş, o zaman çok kısa bir şekilde dizinin konusundan bahsedeyim. hayatı son derece sıkıcı ve sürekli tekrardan oluşan bir ana karakterimiz var; bu yüzden depresif ve hayatta bu gördüklerimizden daha fazlası olması gerektiğini düşünüyorken, bir kaza sonucu komaya giriyor ve bu komadan yıllar önce kaybettiği babasını görerek ve bellllki de bir yetenek kazanmış olarak uyanıyor. ve babasının...... hayaletiyle diyelim, bir gerçek bir hayal arasında sürekli yer değiştirerek, bir gizem çözmeye çalışıyorlar. bundan daha fazlasını anlatmayacağım, spoiler olmasa bile dizi hakkında daha fazla şey bilmemeniz bence daha iyi çünkü.

    rotoskop animasyon tekniği

    dizi rotoskop denen bir teknikle anime edilmiş. richard linklater’ın waking life ve a scanner darkly filmlerinde de görmüştük bu tekniği. ki zaten scanner darkly’deki ekip burda da çalışmış. canlı çekim görüntünün üstünden çizimle geçerek yapılan bir animasyon tekniği.. ki benim de sürekli bu videolarımda kullandığım çizim metodu bu. tek bir kare için bile saatlerce uğraştığımı bildiğimden adamların çabalarını son derece takdir ediyorum. üstelik ben hep arka planları boş bırakıyorum, adamlarsa arka planlar için binlerce tablo çizmişler. yani bu emeğe sagı duymamak mümkün değil.

    animasyon olmasının amacı

    yalnız ilk bölümde dizinin bu teknikle anime edilmesinin bir amacı yokmuş gibi geliyor, ama ikinci bölümle bu seçimleri daha mantıklılaşıyor çünkü hikaye daha genişliyor. ve ilk bölümde sadece varoluş sorgulayan klasik bir karakter dizisi gibi duruyorken, sonra işin içine zaman yolculuğu, gerçeklik, hayal, gerçekliği bükme ve büyük bir gizem çözme gibi ekstra hikayeler girip zenginleşiyor. bu hayalle gerçek arası gidip gelen hikayeyi görselleştirmek için animasyon en mantıklı seçenek. tamam cgi günümüzde mükemmelleşti, illa animasyona gerek yok da diyebilirsiniz bu efektler için. ama, birincisi bu bir tv dizisi, bütçeyi 300 milyon dolara çıkarmaya gerek yok, ikincisi animasyon olması senaristlerin hayallerine ve yaratıcılıklarına sınır koymamalarını sağlamış. ekrana ne hayal ettilerse getirebilmişler. alma – ana karakterimizin ismi bu- bir rüya yaşarken bulunduğu mekan çözülerek kendisini başka bir yerde bulabiliyor. ve bu belli fiziksel kurallara sabit kalmama özgürlüğünü senaristler çok yaratıcı bir şekilde kullanıyorlar. üçüncüsü, bu kadar efekt live action görüntüde cgi’la yapılsaydı seyirci için çok yorucu olurdu, ama çizim olunca beyin daha kolay kabul ediyor ve insanı yormuyor. ve son olarak da çizim olması dizinin bizde yaratmaya çalıştığı “bunlar gerçek mi hayal mi” sorusuna çok daha iyi hizmet ediyor, hayali bir atmosfer yaratabiliyor. o yüzden bu seçim bence çok daha yerinde olmuş.

    gerçek mi hayal mi

    yalnız bu gerçek mi hayal mi sorusuyla biraz derdim var. dizinin alt metinlerinden biri de aslında her şeyin gerçek değil de alma’nın şizofren hayallerinden ibaret olabileceği. amaaaaa.. dizi bence o kadar ucu açık ve cevabı izleyiciye bırakan bir senaryoya sahip değil. bunu amaçlıyor olsa da.. çünkü alma zaman yolculuğunu cidden yapmasa öğrenemeyeceği şeyleri öğreniyor. yani tamam hadi alma bunu hayal etmiş olsun diyorsunuz, bunu da bunu da bunu da.. ama bazı şeyler hayal olamayacak kadar kesin. dizi bir muğlaklık barındırmaya çalışıyor ama bence bu muğlaklığı tutturamıyorlar. bence dizide gördüğümüz her şey gerçekten de dizinin evreninde yaşanıyor. bu spoiler değil, benim fikrim. her seyirci başka sonuca ulaşabilir. benim fikrimce dizideki her şeyin gerçek olması kaçınılmaz.

    ama dizinin yaratıcısı kate purdy’ye dizinin konusu sorulduğunda kendisi direkt şey diyor “gerçeklik ve herkesin gerçekiği nasıl algıladığı” diye bir cevap veriyor. yani dizinin amaçladığı şey bize “bunlar gerçek mi yoksa şizofren bir zihnin hayalleri mi” diye sordurtmak. bazı kritiklerde de dizinin anlatmaya çalıştığı şeyin şizofreni olduğu söyleniyor. o yüzden diziyi seyredin, kararınızı siz verin. dizide gördüklerimiz yaşanıyor mu yoksa hepsi hasta bir zihnin uydurmaları mı.. cevaplarınızı okumayı çok isterim.

    zaman yolculuğu – mistisizm vs bilim

    dizinin ekrana getirdiği görüntülerde belli fiziksel kurallara riayet etmek zorunda kalmaması gibi bu özgürlük dizinin hikayesinde de yaşanıyor. alma’nın babasının teorik fizikçi olduğunu ve zaman yolculuğuyla ilgilendiğini öğreniyoruz. artık time travel duyduğum anda birden gözlerimi deviresim geliyor. gerçi bu seferkinde zaman yolculuğunu ele alış şekilleri çok farklı. bugüne kadarki zaman yolculuğu hikayelerinde hep kendi içinde bilimsel bir kural olduğunu iddia ederlerdi. ya geçmişe gidince geleceği değiştirirsin, ya geçmişte yaptıklarının sonucu olan bir gelecekten geldiğinden geleceği değiştiremezsin, ya da paralel evrene gidersin falan.. bu farklı yolculuk tiplerine dair bir videomun linkini aşağıda tanım bölümünde bulabilirsiniz.

    bu dizideyse salt bilimsel ve belli kurallara bağlı bir şeydense, metafizikle de, yerel kültürlerdeki şamanizmle, mistisizmle harmanlayarak sunuyorlar. bu dizideki zaman yolculuğunun bir kuralı yok; hiçbir şeyin kuralı yok. o yüzden yeni bir şey yapıyorlar denebilir. tabi arada batının bilimsel yaklaşımını küçümseyen bazı laflar da ediliyor, şey deniyor, bu yerel kültülerde şamanlara önem verilir, bizse hasta deyip akıl hastanesine kapatırız diyip alternatif bilim gibi bir yere de göz kırpıyor. yalnız baba karakterinin teorik fizikçi olması sayesinde de batı bilimini tümdençöpe atmıyor, ikisini harmanlamayı deniyor (burada başka bir bakış açısı olarak, new age saçmalıklarına kolay yoldan saygı kazandırmak için işin içine bilim de serpiştirmişler denebilir). bence bu çok tehlikeli bir ince çizgi.

    biraz dengeyi kaçırsa, o new age saçmalıklarının, yok secret’mış, yok mistisizmiş, yok kült liderlermiş, o tarafa düşebilir. bu noktada zamanında netflix’te altı bölüm seyrettiğim, şimdiki aklım olsa yere yatıp altı saat tavanı seyretmeyi tercih edebileceğim rezalet dizi oa’in kulvarına düşmesi işten bile değil. yine de bence dengeyi tutturduğunu söyleyebilirim. dans ederek çakra açmalar ve bu sayede zaman yolculuğu yeteneği kazanmak falan tamam çok uçuk şeyler, birazcık buraları görmezden geldim ama yine de dizi bir ayağını bu uçuk kaçık new age saçmalıklarında tutsa da diğer ayağını daha yere basarak ilerliyor bence. yine de diziyi seyrederken “ama şu şöyleyken niye burda böyle oldu” diyemiyorsunuz çünkü bunu demek için genel bir mantıki çerçeve lazım. bu dizi de bu materyalist mantıktan kendisini azat ederek hikayesini anlattığından, hiçbir şeyi sorgulamadan seyretmeniz gerekiyor.

    bu mistisizm bazılarına ters gelebilir. bir yerde alma, “bu hayatta daha fazlası olsun istemez miydin” diyor. bu her inanç vs bilim tartışmasında duyduğumuz laflardandır. oysa bizim isteğimiz bir etken değildir, bir şey ya vardır ya yoktur, bizim isteğimiz belrlemez bir şeyin varlığını. ama en azından bu lafa kızkardeşi “gerçek hayat da yeterince büyüleyici” diyerek cevap veriyor. dizi bu yüzden bir ortayolculuğu buluyor ve o bahsettiğim dengeyi şaşırmayabiliyor.

    depresyon, eksiztensiyalizm ve resmedilişi

    tarz mükemmel, yönetim mükemmel, diyaloglar mükemmel.. dizinin senaristleri zaten bojack horseman’ın da yaratıcılarından, o yüzden ordaki varoluşçu hava direkt buraya da nüfuz etmiş. bojack, kanımca bütün diziler arasında en fazla zeka içeren dizilerden, aynı zeka ve yaratıcılığı burda da görebiliyoruz. bir tek ilk bölümdeki depresif hava sonra eğlenceli bir şeye dönüşüyor, bu kadar eğlenceli ve esprili olacaktıysa neden ilk bölüm bu kadar depresifti diye ufak bir soru oluşmadı değil kafamda. ayrıca bu kadar esprili bir şeye dönüşecektiyse ilk bölümde kadının neyden şikayet ettiğini de anlamakta biraz zorlandım. ilk bölüm bu yalnızlığı anlatmanın klasik metotlarına fazla bel bağlıyordu. hayatın anlamsızlığını düşünen bir anakarakter var ve onun bu fikirde yalnız olduğunu belirtmek istiyorsanız, ki böylece daha depresif olur, özellikle diğer karakterler daha aptal ya da düz resmedilirlee, hayata aptal bir mutlulukla bağlı olup hiçbir şeyi sorgulamayan karakterler olurlar; anakarakter de ah ben bu kadar gerizekalının arasında ne yapıyorum diyerek daha bir yalnız hisseder kendini ve bu hissiyatı da seyirciye verir.
    şey düşünün, ana karakter ekranın ortasında sabit dururken, başka herkesin etrafında hızlı hızı hareket ettiği bir sahne mesela. ana karakterin bu dünyada yalnız olduğunu anlatmanın en klişe yoludur. ilk bölüm çok klasik gidiyordu yani. ikinci bölümde birden uçuk kaçıklaştı. gerçi ben ilk bölümdeki gibi devam etmesini de kabul edebilirdim ama şikayet etmiyorum hikayenin daha zenginleşmesinden tabi ki.

    rosa salazar

    rosa salazar mükemmel bir oyunculuk sergiliyor. ya da oyunculuk demeyelim de mükemmel bir sempati yayıyor o animasonun altından bile.. alita’nın bir iki iyi tarafından biri de onun bu sempatikliğiydi zaten. aynı magnetizmi burda da gösteriyor.

    kritikler

    bu anlattıklarım size diziyi seyrettirmek çin yeterince ikna edici oldu mu bilmiyorum. fragmanlardan birinin linkini koydum. rotten’da dizi için tek bir kötü eleştiri yok ama kritiklere dizinin ilk beş bölümü yollanmış. benimse dizide ufak sorun olarak gördüğüm şey, yani dizinin biraz daha metafiziğe eğilmesi özellikle sonralarda gerçekleştiğinden acaba diyorum, eleştirmenler bütün diziyi seyretselerdi aralarından benim gibi ufak sorun yaşayanlar çıkar mıydı. videoyu yotube’a koymadan önce son defa bakacağım hiç kötü eleştiri konmuş mu.

    sonuç

    kate purdy ve ekibinin, bojack’ten de bildiğimiz son derece keskin zekalarının hiç gem vurulmamış halini seyredebildiğimiz, görsel olarak son derece tatmin edici, diyaloglarda ve karakterlerde hedefi onikiden vuran, bütün oyuncuların da kalplerini koyarak işlerini yaptıkları çok zevkli bir dizi olmuş. konusu için bahsettiğim ufak sorunsa benim için bir paradoks, çünkü dizi daha bilimsel bir şey olsaydı o zaman bu kadar hayal ve gerçek arasında gidip gelen yaratıcı bir şey olmazdı. sorun dediğim şey bile dizinin artılarından yani.

    seyredip seyretmeyeceğinize en az iki böüm seyredip öyle karar verin derim. zaten yarım saat bir şey bir bölüm. bir saatinizi ayırın, bence pişman olmazsınız. ben bir oturuşta tamamını bitirdim, bence siz de bitireceksiniz.

    şimdilik bu kadar. videoyu beğendiyseniz şu kafaya tıklayarak abone olabilirsiniz, zile de tıklarsanız sonraki videolarımın bildirimlerini de kaçırmazsınız. twitter, instagram ve patreon sayfalarıma... isterseniz bakabilirsiniz. aboneliklerinizi ve beğenilerinizi lütfen esirgemeyin. bütün yorumlara cevap yazıyorum. bir sonraki videoda görüşmek üzere. hoşçakalın.
    .
    .
    sfhshsdk bu son paragrafı bile atmak içimden gelmedi. sadece kelimelerdeki yanlışları ve noktalama işaretlerini düzelttim o kadar. hadi iyi seyirler.


    (kaptan asikar - 1 Ekim 2019 17:56)

Yorum Kaynak Link : undone