IMDB Puanı   : 8,9
Oy Sayısı         : 402.951
Süre                : 51 dakika
Çıkış Tarihi     : 01 Ocak 2013 Salı, Yapım Yılı : 2013
Türü                : Drama
Taglar             : Yinelenenlik,güç,Beyaz Saray,İngiliz serisinin yeniden oluşturulması,Dördüncü duvarı kırmak
Ülke                : ABD
Yönetmen       : James Foley (IMDB)(ekşi), Carl Franklin (IMDB), John David Coles (IMDB)(ekşi), Allen Coulter (IMDB)(ekşi), David Fincher (IMDB)(ekşi), Charles McDougall (IMDB), Joel Schumacher (IMDB), Jodie Foster (IMDB), Robin Wright (IMDB)
Senarist          : Kate Barnow (IMDB)(ekşi),Bill Cain (IMDB)(ekşi),Rick Cleveland (IMDB)(ekşi),Andrew Davies (IMDB)(ekşi),Michael Dobbs (IMDB)(ekşi),Laura Eason (IMDB),Sam Forman (IMDB),Gina Gionfriddo (IMDB),Keith Huff (IMDB),Bill Kennedy (IMDB),Kenneth Lin (IMDB),John Mankiewicz (IMDB),David Manson (IMDB),Sarah Treem (IMDB),Beau Willimon (IMDB)
Oyuncular      : Kevin Spacey (IMDB)(ekşi), Robin Wright (IMDB)(ekşi), Michael Kelly (IMDB)(ekşi), Michael Gill (IMDB)(ekşi), Nathan Darrow (IMDB)(ekşi), Sakina Jaffrey (IMDB)(ekşi), Kristen Connolly (IMDB)(ekşi), Mahershala Ali (IMDB)(ekşi), Rachel Brosnahan (IMDB), Sebastian Arcelus (IMDB), Kate Mara (IMDB), Gerald McRaney (IMDB), Constance Zimmer (IMDB), Molly Parker (IMDB), Corey Stoll (IMDB), Reg E. Cathey (IMDB), Larry Pine (IMDB), Sandrine Holt (IMDB), Jayne Atkinson (IMDB), Derek Cecil (IMDB), Mozhan Marnò (IMDB), Curtiss Cook (IMDB), Jimmi Simpson (IMDB), Boris McGiver (IMDB), Ben Daniels (IMDB), Joanna Going (IMDB), Kate Lyn Sheil (IMDB), Jeremy Holm (IMDB), Terry Chen (IMDB), Libby Woodbridge (IMDB), Tawny Cypress (IMDB), Sam Page (IMDB), Ashley James (IMDB), Reed Birney (IMDB), Gil Birmingham (IMDB), Karl Kenzler (IMDB), Daisy Tahan (IMDB), Michael Warner (IMDB), Gregory Divers (IMDB), J.E. Matzer (IMDB) >>devamı>>

House of Cards (~ Kuca od karata) ' Dizisinin Konusu :
90’lı yıllarda, politikacı yazar Michael Dobbs tarafından yazılan aynı adlı kitaptan esinlenen ve BBC’ye mini dizi olarak uyarlanan “House of Cards”, şimdi Amerikalı yapımcılar tarafından bir kez daha, üstelik muhteşem bir kadro eşliğinde televizyona aktarıldı. Son yıllarda “The Curious Case of Benjamin Button” ve “Social Network” filmleriyle ses getiren David Fincher tarafından yapımcılığı ve yönetmenliği üstlenen dizinin başrollerinde, Fincher’ın filmlerinde de rol alan iki ünlü yıldız yer alıyor. “Seven” filminde birlikte çalıştığı Kevin Spacey ve “The Girl with the Dragon Tattoo” filminde rol alan Robin Wright. “House of Cards” Washington’da hırslı bir politikacının zirveye tırmanışını anlatıyor. Kevin Spacey tarafından canlandırılan Francis Underwood yıllarını Beyaz Saray koridorlarında geçirdikten sonra, artık başkanlık seçimlerine adaylığını koyması gerektiğini düşünüyor. Ne de olsa bunca zaman o koridorlarda gördüğü tüm üst düzey bürokratlar ile ilgili her türlü bilgiye sahip. Kimi hangi dosyayla tehdit edeceğini biliyor. Bu gözü kara politikacının Robin Wright tarafından canlandırılan eşi Claire’in de ondan aşağı kalır yanı yok. Francis Underwood’un başkanlık koltuğuna ilerlemek için adeta iskambil kağıtlarından bir ev gibi itinayla inşa ettiği stratejisini ilgiyle takip edeceksiniz.

Ödüller      :

Golden Globes:Golden Globe-Best Performance by an Actor in a Television Series - Drama


  • ""400 kongre üyesi verin bu iş çözülsün."francis j. underwood"
  • "bolum sayisini isminden aldigini dusundugum, her sezonunda* 13 bolum olan dizi, aynen bir deste kartin her dizisinde* 13 kart oldugu gibi. bu sebepten 4 sezonda bitirilecegini dusunuyorum."
  • "yeni sezonu 14 şubatta başlıyor.repleri alıyım.yalan la yalan, 27'siymiş."
  • "rise of the amına kodumun çocuğu olsaymış ismi daha güzel olurmuş. bu ismiylede güzel olan dizi."
  • "su ana kadar en az bir kadin ve bir adamla iliskiye girdigini gordugumuz underwood'a neden biseksuel degil de gay dendigini anlamadigim dizi."
  • "kate mara'nın zoe barnes karakteri ile mehmet baransu'yu canlandırdığı dizi.*"
  • "frank ve claire underwood çiftinden feci tırstığım dizi. karı koca çok fenalar. benden kurtulmak isteseler 15 dakikada işimi bitirirler herhalde. yolda görsem yolumu değiştiririm."




Facebook Yorumları
  • comment image

    --- spoiler ---

    s01 e11

    peter'in kapısı çalar ve kapıcısı içki getirir. 40$lık içki için 160$ bahşiş alır. ardından aralarında şöyle bir diyalog geçer;

    kapıcı: bay russo efendim bana düşmez ama amcam da birkaç kez
    içkiye yeniden başladı. böyle anlarda onun için en iyisi yalnız kalmamaktı. size bu parayı geri vereyim,
    elinizdeki paketi geri alayım, içeri girip, size eşlik edeyim.

    russo: çok sağ ol. fikrimi değiştirirsem haber veririm.

    ---
    spoiler ---

    işte o kapıcı bu dizideki en düzgün adam.


    (exist is pretty - 13 Ocak 2015 23:58)

  • comment image

    bolum sayisini isminden aldigini dusundugum, her sezonunda* 13 bolum olan dizi, aynen bir deste kartin her dizisinde* 13 kart oldugu gibi. bu sebepten 4 sezonda bitirilecegini dusunuyorum.


    (yuklem - 11 Kasım 2014 21:33)

  • comment image

    en iyi "şeytan" tasvirlerinden birine sahip dizidir.

    --- spoiler ---

    frank underwood bu dizide şeytanı oynamaktadır. para yerine gücü sahiplenmekte ve elindeki güç algısı ile herşeyi manipüle etmektedir. güç algısı diyorum çünkü çoğu zaman elinde bir güç olmamakta ve blöf yapmaktadır. genelde her kötü karaktere bir şeytan tanımlaması yapılabilir ancak frank gerçekten şeytan'ın dini kitaplarıdaki birebir karşılığıdır. örneğin islamiyet'teki karşılığına şuradan bakabilirsiniz. şeytan'ın tüm niteliklerini taşımaktadır.

    şeytan'la işbirliği yapanların hepsi sonunda bertaraf olmaktadir. çünkü şeytan sadece kendine hizmet eder. ancak yine de iyi güçler tarafından hepsine bu iş birliğinden vaz geçmesi için birer fırsat verilmektedir.

    örneğin; zoe kariyerinde yükselmek için şeytanla iş birliği yapıp, önündeki bir çok iyi insanı ezerek bunu başarmıştır. ancak şeytanın gücü tatlı olduğu için ünlü bir gazeteci olmasına rağmen şeytandan vaz geçememiştir. hatta bu ilişkiyi çözen çevresindeki iyi insanlar ona şeytanın gerçek güzünü gösterip, bu ilişkiden vaz geçirmeye çalışmışlar. bir süre bu ilişkiyi bitirmeye niyetlenmişse de sonra tekrar anlaşma yapmaya teşebbüs etmiş ve bunu hayatıyla ödemiştir.

    diğer bir örnek de russo; russo başına gelenlerle frank'in şeytan olduğunu görmüş buna rağmen şeytanın gücünden bir pay alma ve vali olma sevdasıyla onunla anlaşmıştır. kız arkadaşı her ne kadar onu doğru yola çekmeye çalışmışsa da sonu ölüm olmuştur.

    diğer karakterlerin şeytan ile ilişkilerine değinecek olursak;

    raymond tusk şeytanla iş birliği yapmış sonunda statüsünü kaybetmiştir.

    rachel posner şeytanla iş birliği yapmış özgürlüğünü kaybetmiştir.

    claire en uzun ilişkiye sahip biri olarak insanlığını kaybetmiştir.

    doug stamper bu işbirliğiyle insanlığını kaybetmiştir.

    xander feng şeytanla işbirliği yaparak hayatını kaybetmiştir (idam).

    vasquez koltuğunu sağlamlaştırmak için iş birliği yapmış, sonunda kariyerini kaybetmiştir.

    remy danton işler sapa sarınca şeytan ile anlaşmaya çalışmış kariyerini kaybetmiştir.

    başkan şeytanı tek danışmanı haline getirmiş, eline bir fırsat geçmesine rağmen yine şeytanın manüpülasyonuna kurban gidip herşeyini kaybetmiştir.

    örnekler daha ufak karakterlerle çoğaltılabilir.

    kısacası şeytanla iş birliği yapan herkes kaybetmektedir. claire, doug, meechum gibi şeytan'a kul olanlar ise insanlıklarını kaybetmektedir. en büyük kaybı şeytan'ın şeytan olduğunu bilip, buna rağmen onunla örtak olanlar yaşamış ve hayatlarını kaybetmişlerdir (zoe, russo, xander). çünkü şeytan hiç bir zaman paylaşmaz ve maskesini düşürenleri, bir zayıflık yaratabilecekleri yaşatmaz.

    peki burada denilebilir ki raymond tusk da şeytan sayılmaz mı? frank'in rakibi ve her türlü kirli işi yapmaya meğilli bir adam. bunun cevabını da frank ile tusk'ın son yüzleşmesinde görüyoruz. frank opera binasında tusk'a son bir anlaşma vaadinde bulunuyor ve kendisinin başkan olacağını, paylaşabileceklerini söylüyor. yani şeytanla bir ortaklık sunuyor. orada yaptığı "sen bir iş adamısın bu mevzuya duygularını karıştırma" konuşması frank ile tusk arasındaki farkı ortaya koyuyor. tusk duygularına ve intikam isteğine yenik düşüyor. bu tamamen insani bir zayıflık. yani dizi şeytan olabilecek diğer karakterleri de frank'le yüzleştirip onların şeytan olmadığını, sadece zaafları olan güç sahibi insanlar olduğunu bize hatırlatıyor. burada şeytan'ın yani frank'in kararlarını hiç bir zaman duygularıyla vermediği, düşmanı veya kendisini kazıklayanla hemen bir iş birliği kurabilecek olması da insan olmadığına bir başka gösterge.

    dizide şeytan'ın yani frank'in en büyük gücü ilüzyon kabiliyeti. olayları manipüle edip bir güç algısı yaratmakta ve insanları da bu manipülasyon kabiliyetiyle ikna etmektedir.

    en çok ikna ettiği ise biz izleyicileriz. şeytan dizi boyunca bize konuşmakta. aksiyonları ile ilgili biz bilgiler vermekte ve bizle muhabbet ederek bizi de işin ortağı yapmaktadır. nasıl ki insan kendisini şeffaf bir şekilde yargılayamassa, frank bizi ortak yaptıktan sonra dizideki olayları dışarıdan bir gözle yargılayamaz hale geliyoruz. frank bize hep ufak bilgiler veriyor ve olayların nasıl geliştiğini görüp etkileniyoruz. ancak çok nadiren bunun çok kötü birşey olduğunu yargılıyoruz. çünkü frank bizi aksiyonlarının ortağı yapmış oluyor. o güç ilüzyonunu bize de yaşatıyor.

    ancak bazı durumlar farklı. ölümlerde bizimle konuşmuyor hiç. örneğin russo'nun ölüm sürecinde dizi bizi frank'ten uzaklaştırdı. direk dışlandık. birden ara sokakta buluştular. frank russo'yu öldürdü ve bizimle hiç konuşmadı. bizi cinayete ortak yapmadı. uzaktan seyirci bıraktı.

    bunun bir benzerini zoe'de daha göstererek yaptı. zoe'i öldürdükten sonra neredeyse bir bölüm boyunca bizimle konuşmayı kesti. sonra bölümün sonunda "seni unuttuğumu sandın değil mi?" diyerek bizle biraz sohbet etti zoe'nin ölümünün bir zorunluluk olduğunu söyleyerek normalleştirmeye çalıştı. zaten öncesinde zoe'yi şeytanla işbirliği yapmakla sık sık yargıladığı için "başına geleni haketti" algısı yarattı. ama açık açık bizi o işe ortak etmediğini söyledi.

    bir diğer manüplasyon yöntemi de; dizi diğer karakterleri devamlı yargılarken frank'i hiç bir zaman yargılamıyor. mesela başkan'ı zayıf ve maniplasyona açık olmakla, tusk'i yolsuzluk yapıyor olmakla, zoe'i beleşçilikle, russo'yu alkolik olmakla, claire'i zaman zaman duygularına yenik düşmekle vs gibi diğer tüm karakterleri yargılıyor ve "bunu haketti" hissiyatı oluştururken. frank'i yaptığı tüm şeytanlıklara rağmen bir kere bile yargılamıyor.

    dizide gazeteci hammerschmidt, gazeteci lucas goldwin, gazeteci janine skorsky gibi iyi güçler de var ancak zayıf, güçsüz ve kabiliyetsiz olarak, insanı zaaflarına yeni düşen karakterler olarak tanımlanıyorlar.

    şeytan en büyük gücü eline geçirdiğine göre, bundan sonraki süreçte şu ana kadar hep yenilen iyiliğin daha güçlü ve kararlı bir şekilde şeytanla savaşacağı bir süreç başlayacağını umuyorum. ama unutmayalım; biz bu dizide hep şeytan'ın yanında, kötülüğün ortağıyız. şeytan kabiliyetleriyle bizi etkilemeye devam edecek.
    ---
    spoiler ---


    (aptal - 11 Eylül 2014 11:56)

  • comment image

    tersyüz edilmiş aile kurumu eleştirisini yine ters yüz eden aile kurumu eleştrisi. aile kurumunun sistemin devamlılığını sağlayan sert çekirdek olarak sürekli kutsandığı amerikan popüler kültüründe (full house'dan cosby ailesi'ne, sabrina'dan alf'e bir sürü örnek geliyordur aklınıza) "norm" fonksiyonel / işlevsel aile iken, doksanlarda yavaş yavaş zeki yazarların sisteme one minute çekmeye başladığını görürüz.

    married with children'ın başı çektiği "dysfunctional family" üzerine kurulu anlatılar, "göründüğü gibi değil!" der: thatcher'ın düzeni yükseliştedir, artık babaların takım elbiselerini giyip işe gittiği, annelerin evde kocalarını beklerken lezzetli yemekler pişirdiği, sporcu erkek oğlanla çalışkan zeki kızın olduğu dünya yalanını yutmak zorlaşmaktadır. al bundy ayakkabı satar, peggy'nin yemeklerini kimse beğenmez ( o da zaten pişirmez!) oğlan sivilceli abaza bir loser, kız ise başarısız bir "yollu"dur. aile kurumunun yerden yere vurulduğu bu anlatı çeşidi takip eden yıllarda içinde bulunduğumuz çağın ruhuna uygunluğuyla popüler kültürün en lezzetli meyvelerini verecektir: simpsons'tan six feet under'a, arrested development'tan malcom in the middle'a ve tabiiki başyapıtımız breaking bad'a farklı türlerde bir çok yapımı bu dysfunctional family yapısında önümüze konmuş aile eleştirilerine dahil edebiliriz.

    house of cards ise "yeni norm" halini almış bu eleştiri zeminini tekrar tersine çevirip yine de aile kurumunu ilk dönem örnekleri gibi pembe bir tabloya boyamayarak yeni bir solukla dahiyane bir iş yapıyor: "fonksiyonel aile mi istiyorsunuz, alın size fonksiyonel aile!!"

    "a dysfunctional family is a family in which conflict, misbehavior, and often child neglect or abuse on the part of individual parents occur continually and regularly, leading other members to accommodate such actions. children sometimes grow up in such families with the understanding that such an arrangement is normal."

    frank ve claire hiç bir şekilde çatışma halinde değiller. üst sınıfa mensuplar, evin sadece erkeği değil, kadını da "takım elbise" giyiyor, çok çalışıyor iyi kazanıyorlar, claire'i yemek pişirmese de sürekli mutfakta görüyoruz (görünürde hizmetçi yok!). çocukların ihmali veya istismarı gibi bir durum söz konusu bile değil, zira mükemmel uyumları ile çocuk isteklerini dahi feda etmiş durumdalar. claire ve frank, hayallerimizin ötesinde bir uyumla, sistemin hedefine kilitlenmiş terminatörlere dönmüş durumdalar: kazanmak. aile, farklı dişlilerin mükemmel uyumuyla çalışan, hırsla yağlanmış, yakıtı acımasızlık olan bir makineye dönüşmüş durumda.

    makine, kutsal ailenin dışında olan herkese ve herşeye öğütülebilir bir girdi olarak bakıyor. dizinin başından itibaren sürekli aile dışında olduğu için harcanan insanları izliyoruz. claire çalışanların yarısıyla birlikte en eski elemanını işten atıyor, sonra yerine aldığı parlak aktivist de dahil, eski aşkından medya danışmanına kimi istiyorsa harcıyor. frank'in eski korumasını ölüm döşeğinde görüyoruz, zamanı geçmiş ve bir kenara atılmış. yeni koruma yaptığı hatadan sonra bir orjiye üçüncü olana kadar affedilirken, russo'dan zoe'ye, hapse atılan gazetecilerden aşağılanan evsiz adama kadar herşey, kutsal ailenin devamlılığı için feda ediliyorlar.

    claire ve frank "güç onu almak için eğilmeyi göze alanlarındır" diyen dostoyevski'yi haklı çıkarıyorlar, gücü elde tutmak için sırada insanların asla kabul edemeyeceği bir açıklıkla her irtifanın kabul edilebilir bulunduğu bir düzen kurulmuş durumda: ailenin gücü devam ettiği sürece bireylere her şey mübah. paçaların birbirine ihanetinin önemi yok, önemli olan sisteme sadakat. eşinin genç bir kızı öldürdüğünü farkeden claire gözünü bile kırpmadan küpelerini takmaya devam ediyor, karısının başka bir erkeğin yatağında çekilmiş fotoğraflarını gören frank hemen basın danışmanını toplantıya çağırıyor, porno izlerken yakalandığını anlattığı karısı mastürbasyon da yapıp yapmadığını soruyor. sadakat mi istiyordunuz diyor house of cards, alın size sadakat, dürüstlük ve açıklık mı istiyodunuz, alın size baş edemeyeceğiniz kadar dürüstlük.

    iyi günde ve kötü günde diyor, hastalıkta ve sağlıkta. cinayette ve soygunda diyor, helalde ve haramda. "güç onu almak için eğilmeyi göze alanlarındır" diyor, "eyyy gözü sürekli komşusunun bahçesinde, müdürünün yerinde, gücün gölgesinde olan facebook çağının insanları, yükselmek istediğiniz yere kadar düşmeyi göze alabilecek misiniz?"


    (cuthbertallgood - 29 Temmuz 2014 02:59)

  • comment image

    hakkinda bir takim arkadaslarin gereksiz ve anlamsiz buldugu bir sahneyle ilgili bir takim gozlemlerimi paylasmak istedigim dizidir. bundan sonrasi spoiler.

    --- spoiler ---

    frank'in homoseksuellige yatkinligi bariz vardi. ben seyrederken 3 sahnede bir takim mesajlari almistim ki, bu yasanan ve homeseksuellik de iceren threesome'i aciklar:

    1. francis'in adi verilen kutuphanenin acildigi organizasyona gidip arkadaslariyla vakit gecirmesi, ve sonunda bir tanesi ile homoseksuel bir iliskilerinin olduguna dair bariz konusmalar gecmesi. bu gay iliskiye yonelik en guclu kanit idi.

    2.2 adam bir kadinin oldugu threesome'li bir porno filmi seyrederken meachum'un iceri girdigi sahne var ki, anlasilan meachum'um gormesini istemis zaten o sahneyi. sonrasinda bunu esine anlatti gulerek, esi de geri gulumsedi.

    3.bir yerde meachum'a adiyla hitap etti derin dusuncelere dalmisken, esi de sen normalde korumalarina boyle ismiyle hitap etmessin dedi. o da gulucuk atip cikti disari, sonra karisi da dusuncelere daldigi kisa bir an yasandi, kamera suratina zoomlarken.

    4. hatta simdi yazarken aklima geldi, hic hediylerden hoslanmayan ve her bir hediyeyi dagitan ve kartpostallari cope atan francis meachum'um hediyesini cok begendi, ve etkilendigini belli etti. hatta takti bile o kol dugmelerini yanilmiyorsam. ısminin ve soyadinin basharfleri f ve u vardi dugmelerde ki, fuck you lafini da akillara getiriyor enteresan bir sekilde.

    ---
    spoiler ---


    (41 karakterli nick isteyen adam - 10 Mart 2014 11:52)

  • comment image

    kevın abi bir anda kitlenip seyirciyle muhabbete başlayınca müdür yardımcısına sigara içerken yakalanan liseli gibi hissediyorum kendimi.

    --- spoiler ---

    2. sezon 1.bölüm sonuna gelinmiş, elde sigara merakla yayışa yayışa izlenilmekte, frank abi seni unuttum mu sandım deyyü ekrana dönünce sigarayı sakladım mna koyayım.

    ---
    spoiler ---

    *


    (winrara para veren adam - 3 Mart 2014 21:01)

  • comment image

    bugünkü ses kayıtlarından sonra (bkz: 24 şubat 2014 rte bilal erdoğan ses kaydı) ulan dedim hakikaten 3. dünya ülkesiyiz.

    adamları siken bile kaliteli sikiyor bileğinin hakkıyla sikiyor. herkes son derece efektif ve zeki. beni sikecekse de böyle politikacılar siksin.

    bir de bizimkilere bak, şenlik yemin ediyorum.


    (cczgnn - 25 Şubat 2014 03:01)

  • comment image

    bugün bitirdiğim dizidir.

    --- spoiler ---

    sen ne biçim adamsın frank underwood. russo'yu öldürdün ses etmedim. zoey'i öldürdün üzülmedim. ama meechum'u sikmeyecektin. niye siktin olum meechum'u?

    düşünüyorum artık 3. sezon frank underwood'un hedefi ne olur diye. aklıma bitek gençlerbirliği başkanlığı geliyor. ilhan cavcav kolla kendini!!
    ---
    spoiler ---


    (taco - 22 Şubat 2014 22:51)

  • comment image

    ikinci sezonu biraz tırt başlasa da (sonraki bölümleri henüz izlemedim) muhteşem bir ilk sezon izlettirmiştir. hele bizim gibi bir üçüncü dünya ülkesinin vatandaşıysanız ağzınız açık izliyorsunuz olanı biteni.

    --- spoiler ---

    sözüm ona, dizide washington'da dönen pislikler, siyasetçilerin çevirdiği dolaplar, siyasi hırs uğruna farklı kanallar kullanılarak toplumda nasıl algı yaratıldığı, nasıl manipülasyon yapıldığı falan anlatılıyor. muhtemelen gariban amerikalı da diziyi vay anasını diye izliyordur.

    bizim taraftan izleyince biraz farklı görünüyor herşey tabi. adamlar bir eğitim yasası çıkaracaklar, ülkenin en akıllı, en dinamik, bu işe en çok kafa yormuş gençlerini bir odaya kapatıp yazdırıyorlar yasayı. söz konusu yasa, seçimden önce verilen sözlere aykırı bazı maddeler içerdiği için yasayı hazırlayan arkadaş istifa ediyor falan. yasaya karşı öğretmen sendikaları ayaklanıyor, eğitim sistemi kilitleniyor. cevval televizyoncular bu arkadaşı televizyonda madara ediyorlar. öbür eleman radyo programına katılıp geceden kalma olduğu için iki cümleyi toparlayamıyor, sonrasında vali adaylığından çekilip, kafayı kırıyor.

    sizde nasıl bir checks and balances vardır arkaaş. başkan şunu yapın dedi, o yasayı hazırlarken halkı/sendikaları ikna etmek bir dert, medyayı/gazetcileri ikna etmek başka dert. yasayı hazırladın diyelim, kongreden geçirmek için sekiz takla atman, lobinin kralını yapman lazım ki yasa geçsin. yahu, adam seçim kampanyasına ayrılan ödenekten 3 kuruşu başka bir iş için kullanalım diyor da, beriki "la sen manyak mısın, başımızı derde mi sokacaksın" diye karşılık veriyor.

    bizim köyde, sultan verir fermanı, ağzından çıkan kanundur. kamuoyunu ikna etmekmiş, meclise hesap vermekmiş falan komik şeyler bunlar tabi. vatandaşı coplarsın, gazlarsın, meclistekilerin üzerine de zeyid aslan'ı falan salarsın. medya, yargı zaten sende. oh miss...

    arkadaş adamların payına düşen üçkağıtçı hırslı siyasetçi frank underwood, bizim kaderimiz bekir bozdağ. adalet mi lan bu.
    ---
    spoiler ---


    (toz bezi - 17 Şubat 2014 02:40)

  • comment image

    1. sezonun 11. bölümü akla bir fıkrayı getiriyor.

    baba: - benim seçtiğim bir kızla evlenmeni istiyorum
    oğul: - hayır!
    baba: - kız bill gates’in kızı
    oğul: - o zaman tamam.

    baba bill gates’e gider:

    baba: - kızını oğlumla evlendirmek istiyorum.
    bill gates: - hayır.
    baba: - ama oğlum dünya bankası’nın ceo’su
    bill gates: - o zaman tamam.

    baba dünya bankası’nın başkanına gider:

    baba: - oğlumu ceo yap!
    başkan: - hayır.
    baba: - oğlum bill gates’in damadı
    başkan: - o zaman tamam.


    (zemin yesil 12 yildiz 3 ok sari - 5 Eylül 2013 12:43)

  • comment image

    izleyince tabi dünyayı bunlar yönetecek bizim egemen bağış mı yönetecek diyorum içimden, tabi yönetsinler hakları adamların. siyahi lobici bebe tam şeytan eniği gibi adam. underwood şeytanı, underwood değil underworld.


    (gubur - 3 Mart 2013 20:07)

  • comment image

    frank ve claire underwood çiftinden feci tırstığım dizi. karı koca çok fenalar. benden kurtulmak isteseler 15 dakikada işimi bitirirler herhalde. yolda görsem yolumu değiştiririm.


    (fortune - 18 Şubat 2013 09:05)

  • comment image

    dizinin ilk bölümünün yarısında durdurup karar verdim ki kevin spacey pis yedili'de oynasa onu bile izlerim arkadaş. ilk bölüm itibari ile güzel dizi. ilk gelen imdb notu 8.9. ilk iki bölümün yönetmeninin david fincher olması sanırım ünal aysal tabiri ile pastadaki çilek.


    (macabrex - 5 Şubat 2013 16:27)

Yorum Kaynak Link : house of cards