Süre                : 44 dakika
Çıkış Tarihi     : 27 Temmuz 1997 Pazar, Yapım Yılı : 1997
Türü                : Aksiyon,Macera,Drama,Bilim Kurgu
Ülke                : ABD,Kanada
Yapımcı          :  Double Secret Productions , Gekko Film Corp. , Kawoosh! Productions IX
Yönetmen       : Peter DeLuise (IMDB)(ekşi), Martin Wood (IMDB)(ekşi), Andy Mikita (IMDB)(ekşi), William Waring (IMDB), William Gereghty (IMDB)(ekşi), David Warry-Smith (IMDB), Peter F. Woeste (IMDB), Brad Turner (IMDB), Mario Azzopardi (IMDB), Ken Girotti (IMDB), Charles Correll (IMDB), Jonathan Glassner (IMDB), Dennis Berry (IMDB), Bill Corcoran (IMDB), Robert C. Cooper (IMDB), Allan Eastman (IMDB), Jeff Woolnough (IMDB), Duane Clark (IMDB), Jim Kaufman (IMDB), Chris McMullin (IMDB), Allan Lee (IMDB), Michael Shanks (IMDB), Amanda Tapping (IMDB)
Senarist          : Heather E. Ash (IMDB)(ekşi),Tom J. Astle (IMDB)(ekşi),Steven Barnes (IMDB)(ekşi),Carl Binder (IMDB)(ekşi),Ben Browder (IMDB)(ekşi),David Carren (IMDB),J. Larry Carroll (IMDB),Michael Cassutt (IMDB),Robert C. Cooper (IMDB),James Crocker (IMDB),Peter DeLuise (IMDB),Dean Devlin (IMDB),Sam Egan (IMDB),Roland Emmerich (IMDB),Terry Curtis Fox (IMDB),Martin Gero (IMDB),Jonathan Glassner (IMDB),Michael Greenburg (IMDB),Hart Hanson (IMDB),Victoria James (IMDB),Christopher Judge (IMDB),Michael Kaplan (IMDB),David Kemper (IMDB),Damian Kindler (IMDB),Jeff King (IMDB),Alex Levine (IMDB),Joseph Mallozzi (IMDB),Alan McCullough (IMDB),Paul Mullie (IMDB),Corin Nemec (IMDB),Jarrad Paul (IMDB),James Taylor Phillips (IMDB),Katharyn Powers (IMDB),Misha Rashovich (IMDB),Misha Rasovich (IMDB),David Rich (IMDB),Jacqueline Samuda (IMDB),John Sanborn (IMDB),Mark Saraceni (IMDB),Michael Shanks (IMDB),Daniel Stashower (IMDB),James Tichenor (IMDB),Tor Alexander Valenza (IMDB),Sonny Wareham (IMDB),Ronald Wilkerson (IMDB),Brad Wright (IMDB)
Oyuncular      : Amanda Tapping (IMDB)(ekşi), Christopher Judge (IMDB)(ekşi), Michael Shanks (IMDB)(ekşi), Richard Dean Anderson (IMDB)(ekşi), Don S. Davis (IMDB)(ekşi), Gary Jones (IMDB)(ekşi), Teryl Rothery (IMDB)(ekşi), Dan Shea (IMDB), Ben Browder (IMDB), Beau Bridges (IMDB), Corin Nemec (IMDB), Claudia Black (IMDB), Tony Amendola (IMDB), Carmen Argenziano (IMDB), Eric Breker (IMDB), Colin Cunningham (IMDB), Peter DeLuise (IMDB), Cliff Simon (IMDB), David Palffy (IMDB), Dan Payne (IMDB), Ronny Cox (IMDB), Garry Chalk (IMDB), Lexa Doig (IMDB), Dion Johnstone (IMDB), Daniel Bacon (IMDB), Alex Zahara (IMDB), Alexis Cruz (IMDB), David Hewlett (IMDB), Robert Picardo (IMDB), JR Bourne (IMDB), Matthew Glave (IMDB), Peter Flemming (IMDB), Barclay Hope (IMDB), William deVry (IMDB), Michael Adamthwaite (IMDB), Simone Bailly (IMDB), Jay Acovone (IMDB), Colin Lawrence (IMDB), Anna-Louise Plowman (IMDB), Morena Baccarin (IMDB) >>devamı>>

Stargate SG-1 (~ Yildiz Gecidi YG-1) ' Dizisinin Konusu :
Stargate SG-1, 1993 yapımı olan ve uzaylılarla Mısır tanrıları arasında bağ kuran Stargate filminin devamı olarak 1997 yılında çekilmeye başlanmıştır. Dizi, yıldız geçitleriyle galaksiyi dolaşan keşif takımı SG-1'in maceralarını konu alır. Bu yıldız geçitleri, gezegenler arası geçiş yapılan kapılardır. Dizi de, eski mısır tarihine de yer verilir. Dizi sona ermeden 2 sezon önce Stargate Atlantis dizisi başlamıştır. Gelişen olaylar iki dizi de birden paralel olarak işlenmiştir. Stargate Universe adlı 3. Stargate serisi de yapım aşamasındadır

Ödüller      :

Academy of Science Fiction, Fantasy & Horror Films:Saturn Award-Best Genre TV Actor, Saturn Award-Best Supporting Actress on Television


  • "kainatta ruslar disinda herkesin ingilizce konustugu dizidir."
  • "ayrica bu dizinin 1. sezonunu kofti bulup izlemeye devam etmeyen insanlar da var. onlar kafadan kaybedenlerdir zaten. neler kacirdiklarini bir bilseler..."
  • ""güzel ve gişede başarı yapmış bir filmin adını kullanarak ortaya nasıl mükemmel bir hikaye, karakterler ve evren çıkarılır?" sorusunun cevabı olan yıllanmış dizi."
  • "şu an 9. sezonunun ortalarında olduğum bu muhteşem diziyi izlerken, bir yandan isaac asimov'un vakıf serisi'ni okuyorum. ayaklarım yere basıyor desem yalan olur resmen."




Facebook Yorumları
  • comment image

    geçen gün yeni bir tura başlarken farkettim ki, dizi külliyatı çok büyük bir hata ile başlıyor.

    depoda askerler pişti oynarlarken, stargate birden çalışmaya başlıyor, açılan wormhole'dan apophis ve saz arkadaşları gelip bir kızcağızı kaçırarak memleketlerine geri dönüyorlar. oysa ki her aklıbaşında bilimkurgu fanının da bildiği gibi, bir stargate tek yönlü geçişe açıktır. aynı yoldan geri dönemezsin. bunu yapamazsın apophis!

    sg-edit: uyarılar üzerine tekrar baktım da, çatışma esnasında geçit kapalıymış, yoğun ateş gücüyle karşılaşınca geçidi tekrar açıp geri dönüyorlar. ama stargate'in tekrar açılması ile ilgili bir sahne gösterilmiyor, katakulliye getirilmiş orası. yanlarında bir çeşit dial-home device getirmiş olmaları lazım.

    beni alemlere rezil kepaze ettin apophis!


    (9 - 8 Kasım 2012 17:59)

  • comment image

    ayrica bu dizinin 1. sezonunu kofti bulup izlemeye devam etmeyen insanlar da var. onlar kafadan kaybedenlerdir zaten. neler kacirdiklarini bir bilseler...


    (karaktersiz - 12 Ekim 2009 23:26)

  • comment image

    "güzel ve gişede başarı yapmış bir filmin adını kullanarak ortaya nasıl mükemmel bir hikaye, karakterler ve evren çıkarılır?" sorusunun cevabı olan yıllanmış dizi.


    (dirk pitt - 16 Ağustos 2007 01:19)

  • comment image

    hastasiyim. birinci sezondan itibaren oyle pek tutarli ve ciddi (ne eglencesi varsa zaten "ciddi"nin) bir bilimkurgu olmayacaginin sinyallerini verse de beni 10 sezon guldurmus eglendirmis dizidir. son derece geyiktir, ecnebi deyimiyle son derece cheesydir ama zaten sevdiginiz sey de o olur ya, iste oyle bir sey. nebleyim jack salagi oynasin, daniel'in her haltla ilgili soyleyecek bir seyi olsun, tealc arada espri yapsin hepimiz cok sasiralim, suratimiza aptalca bir siritma yayilsin, sam habire konussun bi bok anlamayalim, maceradan maceraya kossunlar sag salim donsunler arkadaslik dostluk baglari filan gelissin duygulanalim vesaire.. nasil tarif edecegimi de bilemedim, mesela boyle tekrar tekrar eski bir kemal sunal - sener sen filmi seyredip her satirini ezbere bilsen de her seferinde gulmek gibi.

    - boyle orasindan burasindan isiklar cikaran radyason sinyalleri veren bi de tik tak sesleri cikaran bir alien device bulduk komtanim napalim?
    - aa hemen goturelim stargate command'a, gotumuzde patlasin?

    ya da

    - fileminyonlularin bi siringasi varmis, genclestiriyomus
    - yan etkisi var miymis?
    - yokmus oyle dediler
    - aa hemen yaptiralim birer tane madem (de cukumuz dussun)

    veya

    - p83678 gezegeninde 3lu priz buldum komtanim parmaklarimi sokayim mi?
    - sok anasini satayim

    gibi sahane aymazliklarla dolu bir sey.

    asgardlarin ayrica hastasiyim. bi kere cesitli renklerde geliyor bunlar, pembe yesil mavi gri filan; bir de cok guzel however diyorlar.

    - dusmanimizi etkisiz hale getirmek icin bilmemne kristal kalkanlar yaptik, zamani yavaslattik, sizin kucuk kafalarinizin almayacagi bin tane high tech accayip etkileyici icatlarda bulunduk.....
    however, sictik.

    veya

    - biz oyle uremek filan gibi dunyevi isleri biraktik, habire beyin calistik, klonlama yaptik, zihnimizi ordan oraya aktardik bu surec icerisinde filinta gibi irktan koca kafali cucuk gibi cinsiyetsiz hilkat garibelerine donduk, ama bi gemi yaptik allah sizi inandirsin, parmaklarinizi yirsiniz....
    however, bu surecte neslimizi tukettik.

    sanirsam bu sebeplerden dolayi pek sevemedim stargate atlantis'i. gerci her ne kadar filmde ve dizide daniel ceksin hep favori karakterim olmus olsa da jacksiz tatsiz oldu. bir de niyeyse michael shanks geri donunce creditlerde adini "and michael shanks" diye yazmaya basladilar, ben de kendi kendime gotu kalkti herhalde itin diye killanir oldum. boyle de hasta bir insanmisim meger. evet.


    (bitter - 2 Nisan 2008 23:32)

  • comment image

    gerçekten insanın varlığını, tarihini sorgulayan bir evren ve o evrende geçen çok başarılı bir dizidir *ama* diğer yandan star trek denince aklına gelenler kirk, spock ve enterprise 1701'den ibaret olanların da uzak durması, başkalarıyla karşılaştırmaktan kaçınması gereken bir dizidir.
    zira star trek dediğiniz şey sadece bir dizi ve ona bağlı bir evrenle sınırlı değildir. bugüne kadar çekilen 5 dizi, 1 çizgi film, 11 uzun metrajlı film (12.si yolda), onlarca roman, çizgi roman, masaüstü ve bilgisayar oyununu kapsayan, sıfırdan yaratılmış dilleriyle, humanoid ve humanoid harici ırklarıyla, m sınıfı ve diğer sınıflara ait gezegen ve gemi tasarımlarıyla, dizinin setini gezen stephen hawking'e "işte ben bunun üzerinde çalışıyorum" dedirten teknolojisiyle star trek çok farklı bir boyuttur.
    ırksal sürtüşmeler, diplomasi, zaman yolculuğu, paralel evrenler teorisi, tanrısal varlıklar, sanal gerçeklik, insanoğlunun kendini sorgulayışı, varlığın kaynağı, kelebek etkisi, reenkarnasyon, duygu sahibi androidler, insana başkaldıran makinalar (ve daha birçoğu) gibi bir bilimkurgu dizisi için aklınıza gelebilecek her türlü düşünce -diğer bilimkurgu içerikli dizilerin piyasaya çıkmasından yıllar önce- defalarca star trek evreninde konu edilmiştir. örneğin, matrix'in çekilmesinden 12-13 yıl önceki star trek bölümlerinde holodeck teknolojisi vardır.
    star trek kültürü popüler kültüre ve akademik hayata dahi etki etmiştir. abd'de halen bazı üniversitelerde seçmeli klingonca dersi alınabilmektedir. (goa'uld dili dersi veren herhangi bir üniversite duymadım, varsa bana da haber verin) goa'uld gibi etki altına alan ırklar da yeni bir fikir değildir, aynı işi borg'lar yıllardır yapmaktadır.
    stargate evreninde yaratılmış tüm ırklarla aynı miktarda ırk, star trek'te tek bir quadrantta yaşamaktadır.
    birçok ünlü oyuncu, bilim adamı, müzisyen ve sanatçı star trek dizi ve filmlerinde oynamıştır, daha önemlisi star trek evreni bünyesinden birçok dizi ve film yıldızı çıkarmıştır.
    toplamı 28 sezonu bulan dizileri ve milyonlarca fanıyla star trek artık dünyanın kabul ettiği bir fenomendir.
    işin özü, stargate'e saygımız sevgimiz vardır ama star trek'e şirk koşulmaz, gene roddenberry çarpar valla.


    (spacetimereality - 4 Ocak 2012 21:06)

  • comment image

    --- spoiler ---

    efenim denir ya hep jack o'neill artık yok tatı tuzu kalmadı dizinin. yok jonas quinn, daniel jackson'ın yerini dolduramadı falan denir hep ama hiç biri üzmedi beni janet fraiser'ın aramızdan ayrılışı kadar. daniel, space monkey zaten geri dönmezse ayıp olur. jack'e birşey olsa tüm gaterlar ayaklanır. ama janet fraiser'ın eksikliği öyle derin hissediliyor ki her onsuz bir bölüm izlediğinizde bir duygu seli alıyor götürüyor sizi. bir yandan da cassie'yi düşünüyorsunuz yazık kız bir kere daha öksüz kaldı diye. neyseki yanında onu yalnız bırakmayacak samantha ablası var. tamam böyle pempe dizi izler gibi de bilim kurgu izlenmez ama ağlıyorum işte janet fraiser için napiyim. yapımcılar utansın mükemmel bir karakter kaybettikleri için. gate'ten kutu kutu peçete bile yollasalar gene de yetmez göz yaşlarıma...

    ---
    spoiler ---


    (eldarduil - 31 Ağustos 2010 23:56)

  • comment image

    mitoloji ile ilgili bir belgesel araştırmam esnasında tesadüf eseri rastlayıp seyrettiğim stargate filminin devamı niteliğindeki 200 küsür bölüm külliyatı olan eser...

    her gece 4 bölüm seyrediyorum, 4-5 günde bir sezon bitiyor, şu an 6. sezonun ortalarındayım.

    4. sezonu izlerken boşalan çay bardağını hanıma uzattım, "jaffa kree" diyerek çayımın bittiğini beyan ettim. nihayet dün işyerinde elemanlardan birini fırçalarken "shol'va" sıfatını kullandım, tabi garibim buna bir anlam veremedi, ama çok kızmıştım cidden...

    böyle bağımlı yapıyor adamı işte.

    ah şu amerikalılar.

    amlarına koyayım ben onların çok ayıp etmişler...


    (zulfikardarbesi - 13 Kasım 2013 01:26)

  • comment image

    sabiha gökçen'e giden havataş otobüslerinin önünde sg-1 yazar, benim de aklım her seferinde buraya kayar. bilinçsiz bir gönderme yaparlar adeta. havalimanının da kodu saw yerine sgc olsaymış tam olurmuş.


    (jesters cap - 24 Haziran 2013 11:42)

  • comment image

    resmen bir sevgilidir bu dizi. her bölümünü onlarca kez izlemiş olmanıza rağmen, arada bir yine izleme isteği duyarsınız içinizde. bu duyguya karşı koymak imkansızdır. çünkü bir kere tadına bakmış, zevkine varmış birisi için onsuz kalmak resmen işkence gibidir. gerçekliğin sıkıcı ve iç karartıcı tekdüzeliğinden kaçıp, onun narin bir oya gibi örülmüş kurgusal evrenine dalmak, bir insanın yaşayabileceği en muhteşem deneyimler arasındadır zira. hiçbir diziyle kıyaslanamayacak kadar özeldir stargate sg-1. onu bir başka yapımla kıyaslamak büyük haksızlık olur zaten. çünkü o kendincedir ve kendine hastır. onu baştan sona ağır başlı bir romanı okur gibi okumak ve hatta itina ile beyne işlemek gerekir. bunu layıkıyla yapmış birisi için, artık ondan alınan haz başka hiçbir şeyden alınamaz.

    ondan alınmış olan zevkin özlemiyle muhtelif yapımlara dadanmak, öbek öbek dizi arasında boğulmak beyhude bir çırpınıştan başka bir şey değildir. kişi bunu anladığında, içindeki sg-1 boşluğunu başka hiçbir şeyle dolduramayacağını sarsılarak farkeder.

    ve farkeder ki, onun gibisi bir daha asla gelmeyecektir. onun gibisi bir daha asla karşısına çıkmayacaktır. "onun gibisi" diye bir şey de yoktur zaten. o biriciktir, yeri doldurulamayacak olan bir şeydir. o "bir şey"dir. tanımlanamaz. izler, bitirir ve size yaşattığı duyguları tam anlamıyla kimseye ifade edemezsiniz. bu yüzden "nasıl bir dizi" diye sorana sadece "izle" dersiniz.

    stargate sg-1 izleyicileri çok ayrıcalıklı kimselerdir. birbirlerini tutarlar ve severler. hiç tanımadığınız bir hayranıyla sanki kırk yıldır tanışıyormuşcasına arkadaş oluverirsiniz. konuşacak şeyleriniz sonsuz olduğu için de muhabbetiniz her daim sürer. ve her zaman aralarına yeni insanların katılmasını isterler. eğer kendini stargate sg-1'ın engin sularına dalmaya hazır hisseden varsa ona tek diyeceğim şudur:

    - keşke yerinde olabilseydim, keşke...


    (lali berte - 8 Ocak 2012 14:34)

  • comment image

    dizideki temel ırklardan birisi goa'uld adı verilen türdür. asalaktırlar. bedenine girdikleri canlıyı kontrol altına alırlar. bu size saçma mı geldi? hiç de saçma değil. dicrocoelium dendriticum adlı bir canlıyı hiç duydunuz mu? bu canlı, dışkı ile beslenen sümüklü böceklere bulaşır, hayvan parazitten kurtulmak için parazitli bölgeleri kistleştirip atınca, bunlarla beslenen karıncalara musallat olur. bu parazitlerin bir kısmı hemen karıncanın sinirlerinin toplandığı yere yerleşerek hareketlerini yönlendirmeye başlar; bu yönlendirme öylesine güçlüdür ki karınca herhangi bir tehlike ile karşılaştığında saklanması gerekirken, tam tersine otların tepelerine tırmanıp, koyunlar tarafından otla birlikte mideye indirilmeyi bekler. sonra koyuna yerleşen parazit dışkı yoluyla dışarı atılır ve süreç yeniden başlar. yani karıncayı yönlendirerek kendi yaşam sürecinin devamlılığını sağlamış olur. goa'uld gibi; sadece daha küçük bir asalak.

    zat silahları size saçma mı geliyor? hiç de saçma değil. taser diye bir şey hiç duydunuz mu? saldırganın vücudundan yüksek gerilimli elektrik geçirerek geçici felç yaratmaya yarayan ve genelde güvenlik güçlerinin taşıdığı pille çalışan bir el silahıdır.

    insanları yaydığı ışınla öldürebilen silahlar size saçma mı geliyor? gelmesin efendim. zira active denial system diye bir şey var ki aklınızı alır. bu amerika birleşik devletleri ordusu'nun geliştirdiği, sözde öldürücü olmayan mikrodalga seviyesinde radyasyon yayarak insanların canını yakmaya ve onları kaçırmaya yönelik sistemin adı. ilk kez ırak'ta kullanılmıştır.

    ama çoğalıcılar çok saçmaydı dediğinizi duyar gibiyim. yo dostum yo saçma değil. günümüzde bilim adamları, güney filorido üniversitesi'nde birbirleriyle konuşabilen ve bir arada düşünebilen çoğalıcı benzeri robotlar üzerinde çalışıyor. hatta nasa'daki bilim insanları, bir arada çalışabilen çok daha fazla robot fikri üzerinde duruyor. "twelvelet" olarak adlandırdıkları bir robot bile geliştirdiler. kendi başına, yerin zıttı yönünde kımıldayabilen, hareket edebilen, sürünebilen ve zıplayabilen bir robot.

    yıldız geçidi cihazının kendisi, zamanda yolculuk, solucan delikleri gibi kavramlara değinmiyorum bile. zira herhangi modern bir fizikçinin kitabı okunarak bunların mantıklı açıklamalarına ulaşılabilir.

    geçmişte uzaylıların dünyaya geldikleri, insanlarla iletişime geçtikleri ve hatta insanların bu varlıkları doğaüstü güçlere sahip varlıklar olarak algılayıp tapmaları, bu tapınımın zamanla dinlere dönüşmüş olabileceği fikri size saçma mı geliyor? peki şuna ne dersiniz? uçağa tapan ilkel bir kabile olduğunu hiç duydunuz mu? evet, bu kabilenin üyeleri daha önce üstlerinden geçmiş olan bir uçağı kutsayarak ona tapınmışlardır. hatta gördükleri uçağın ağaçtan bir benzerini yaparak belirli zamanlarda bu uçağın çevresinde dini törenler düzenledikleri bile keşfedildi. (bkz: kargo kültü)


    (lali berte - 7 Mart 2012 14:25)

  • comment image

    sci-fi janrının sadece fiction kısmı ile değil science kısmı ile de ciddi biçimde ilgilenmiş olan, ve şahsımı da en çok bu kısmı ile çeken, uzay draması, aşk ilişkileri vb gibi klişelere çok girmeyerek, girse de bunları çoğunlukla geyik amaçlı yaparak ayrıca izleyiciyi mesut eyleyen stargate markasına flagship dizidir. zira bir nevi bildungsroman gibi, dünyanın ve insanların aşama aşama ilerleyişine ve adeta evrenin sırlarının nazlı bir çiçek gibi ağır ağır açılmasına tanık olur izleyici ve bu ilerlemenin bir parçası olarak bulur kendini.

    izleyiciyi en baştan kurulu bir düzenin ortasına bırakmaz, ve teknolojilerin, uzay gemilerinin, bilumum alet edevatın nasıl çalıştığı konusunda en ufak ipucunun, bilginin verilmediği bilim kurguların aksine bizlere detaylar verir, elbette bunların "gerçek" olmasına gerek yok ama en azından gerçek olan ve henüz (aksi veya kendisi) kanıtlanmamış teoriler üzerine kuruludur çoğu. ammavelakin gerçek hayatta da insanoğlunun bilim kurgularda ortaya atılan şeyleri yapmasını engelleyen en büyük etken enerjidir, yani aslında uzay yolcuğu mümkün olabilir ama o kadar büyük ve sürekli bir enerji kaynağımız yok sadece, stargate kurgusu da bunu mümkün kılıyor. izleyici de bunları dizideki karakterler ile beraber öğrenir. eminim ki prometheus ilk kez havalandığında benim gibi binlerce insan müthiş bir haz almıştır.

    aynı zamanda farklı çeşitli öğeleri de bir arada barındırır, teknolojiden tutun da mistisizme kadar. über teknolojik uzay gemileri, yani insanların inşa ettiği bol düğmeli ve askeri görünümlü aygıtlar, kocaman boş odalar ve son derece "sezgisel" kontrollerin bulunduğu goa'uld gemileri, ancient'ların nirvanaya ulaşma saplantısı vs vs. buna ilaveten de hem farklı dizilerden oyuncuların yer alması ile ve hem de daha öncesine ait bilim kurgu eserlerine yapılan göndermeler ile türün hayranlarına fazladan bir tatmin sunar. ama her zaman için odak ve vurgu aksiyonda ve gerçektedir, mistik olayların altında yatan daima bilimdir, alteran'lar dışında elbette.

    elbette ki aksiyon ve felaket filmleri ile dolup taşan bünyeler için tatmin edici olmayacaktır, veyahut da son dönemin dizi modası olan daimi cliffhanger'lar ve en başta izleyiciye sunulan "gizemler" (ki bunlara aslen plot-hole denir) ve çözülmesi için sezonlarca kendini izlettiren dizilerin aksine devamlı değildir, yani ekranda bizim tanık olduğumuz 45 dakikadır ancak arkaplanda da gelişmeler olur, biz olayları daha ziyade ana karakterlerin gözünden görürüz. gerçek zamanlı olarak ilerlemez, iki bölüm arasında bazen bir iki saat bazen de bir iki ay olur. küçük bir olayı büyüte büyüte abartarak vakit doldurmaktansa genelde akıcı bir şekilde mümkün olduğu kadar çok hareketi sunmaya çabalar. mesela popüler bir başka dizinin tüm anatemasını (4 sezon artı spin-off) oluşturan bir konsept (insan eliyle yaratılan robot ırkının saldırması) stargate sg1'da hikaye olay örgülerinden (story arc) sadece birisidir ve 10 bölüm kadar yer tutar.

    kısaca özetlemek gerekirse, bilim kurgu nasıl olmalıdır konusunda gerçek bir kılavuzdur. en azından bir bilim kurguda baskın olması gereken elementin drama ve mistisizm değil de bilim olması gerektiğine inananlar için.


    (hydra headed monkey - 26 Ocak 2011 16:34)

  • comment image

    kendine türkü yaktıran dizi (çakma, tamam. ben de aşık veysel değilim neticede)

    sgc'den çıktım da o'neill'im aman basım selâmet,
    dhd'nin yanına da varmadan o'neill'im aman koptu kıyamet.
    arkadaşım daniel jackson ancient'lara emanet,
    burası da dünya değil o'neill'im aman goa'uld gemisi,
    ciğerime ateş sardı,
    staff weapon yarası.

    gezegen gezegen gezer iken aman kunduram kaydı,
    pek kıymetli gdo'mu o'neill'im aman system lord aldı.
    çakır da gözlü carter'imi aman jaffalar aldı,
    burası da dünya değil o'neill'im aman goa'uld gemisi,
    ciğerime ateş sardı
    staff weapon yarası.

    gidelim gidelim o'neill'im ha'tak'lara varalım,
    jaffalar gelirse o'neill'im nerelere kaçalım.
    teslim olmayalım o'neill'im aman kursun sıkalım,
    burası da dünya değil o'neill'im aman goa'uld gemisi,
    ciğerime ateş sardı
    zat'ni'katel yarası


    (khuzdul of krsanthi - 9 Ağustos 2008 02:06)

  • comment image

    bilim-kurgu dizilerinin şahıdır. belki de dünya üzerinde şimdiye kadar çekilmiş en iyi dizilerden birisidir. stargate sg-1 tamamen bambaşka bir gerçeklik sunar. sizi gerçek dünyadan uzaklaştırıp ya da yakınlaştırarak- burada hangisinin doğru olduğunu bilemedim-, alternatif bir gerçekliğin kapılarını açar. sosyoloji, dinler tarihi, mitler, iskandinav efsaneleri, fizik, uzay gibi kavramları farkına bile varmadan size yavaş yavaş zerketmeye başlar. uzaylıların gerçek olduğu ve evrende bir savaşın sürdüğünü anlatır aslında temel anlamda. iyi ve kötünün savaşıdır bu elbette. bilmediğimiz fizik kanunlarını bize anlatır ve "hım evet bu da böylemiş demek ki" dememizi sağlar. alternatif bir gerçeklik sağladığı için dünya üzerinde yaşanmış ya da mitlerde yaşanmış kavramlar orada bir gerçeklik halini alır. sizi yavaş yavaş sarıp sarmalamaya başlar. asgard ın ne olduğunu öğrenirsiniz, furlingsler ve nox dan haberiniz olur. ittifakın son ve bize en yakın üyesi olan kadimleri keşfedersiniz. evrende bizim bilmediğimiz farklı algılayışa göre şekillenmiş teknolojiler olduğunu keşfedersiniz. her kültürün kendine ait naif özellerini daha net kavrarsınız. aslında diğerleri ile ne kadar aynı olduğumuzu görürüz. diğer ırklarla temel anlamda bir farkımız yoktur. fizyolojik farklılıklarımız iyi ve kötünün algılayış şeklini değiştirmemektedir. iyi ve kötü kavramları tüm galakside ya da evrende hemen hemen aynıdır. dinleri algılayış şekliniz bile değişir çünkü o kadar farklı inanış vardır ki evrende, bunu görmek bile şaşırtıcı olabilmektedir. mısır medeniyetinin ne üzerine şekillendiğini anlarsınız ya da iskandinav mitlerindeki tanrı kavramının neye göre şekillendiğini kavrarsınız. elbette gerçek dünyada işler öyle değildir belki ama stargate evreninde işler öyle yürümektedir. siz de "hayır" demezsiniz.

    stargate in de kendine göre yasaları olduğunu anlarsınız. naquadria nın nasıl bir madde olduğunu size anlatırlar. sürekli farklı gezegenlere gidip yeni uygarlıklar keşfedilir. bazıları ile dostluklar kurulur, bazıları ise her zaman ki gibi düşmandır. stargate sg-1 yemek aralarını süsleyendir artık. o kadar fazla izlemişsinizdir ki, artık gerçeklik farklı bir algı olarak gözünüzde canlanmaktadır. stargate sg-1 ile tanışmam inanılmaz kötü bir döneme rastlamaktadır. hayata dair umutlar azalmıştır. herşey kötü gitmektedir. bir anda stargate hayatınıza girer. günlerce stargate izlenir. her bölümde yeni bir bakış açısı kazanılır. hayata dair, yaşamaya dair yeni yeni duygular filizlenmeye başlar. kopamazsınız. erteleyemezsiniz. bir anda huzur yavaş yavaş size doğru gelmektedir. stargate evreni size bambaşka kapılar açmıştır. sizi daha mutlu ve umutlu bir yere doğru sürüklemiştir. açılış müziğini dinlerken bile huzurla dolduğunuzu hissedersiniz. sizi mutlu hissettiren kavramlardan bir tanesidir stargate. stargate sg-1 biter ve stargate atlantis devam eder. daha sonra ise seriye stargate universe katılır. her dizide farklı bir şeyler yakalarsınız. brad wright diye bir adamın varlığından haberdar olursunuz. tüm fikirler aşağı yukarı bu adamdan çıkmaktadır. daha fazla detayı merak edersiniz. dünya üzerinde asgard ı seven, kadimlerin neler yaptığını merak edenin sadece siz olmadığınızı öğrenirsiniz. stargate in kendine göre bir havası vardır. dünyayı kurtarmak üzereyken bile yapılan espriler inanılmaz eğlencelidir. verilen anlık tepkiler çok gerçekcidir. tamamen gerçek bir dünyadır. bu dünyayı görmek isteyen ve bu dünyada bir süre yaşamak isteyenler için açılmış huzur kapıları gibidir. stargate gibi alternatif bir dünyanın olduğu bir gerçeklik , gerçekten yaşanılabilir olandır. o gerçekliği uzun süre yaşamak adına belli periyotlar ile bu dünyaya dönersiniz. bir daha kopmak istemeseniz de herşeyin bir sonu vardır. stargate de sonlanır ama artık eskisi kadar üzmüyordur. umutsuzluk yerine umut veriyordur. hayatı daha yaşanılabilir kıldıkları için bu evrene ne kadar teşekkür edilse ya da minnet duyulsa azdır sanırım. kötü dönemler herkes için vardır, umuda ulaşmak ise bazılarına bir dizi kadar yakındır.


    (formidable - 22 Haziran 2011 23:27)

  • comment image

    askerden geldim, ilk bölümüne şans eseri göz attım ve 20 gün boyunca evden çıkmadan tüm seriyi seyrettim. bu 20 gün boyunca kafamda bir tok' ra ortakyaşamı yoktu, alternatif bir gerçeklikte de değildim. öğlen yemeklerinde zpm yemiyordum ve hiç jaffa akrabam olmamıştı. 20 gün sonunda içimde inanılmaz bir boşluk hissi ile sokağa çıktım, kapıya ilk yaklaştığımda p3x-888' i tuşlamak aklımdan geçmedi değil, tuşlayamadım. dışarısı o'neill' ın, teksaslı hammond' ın olmadığı yavan bir ''alternative reality'' gibiydi, daniel jackson' ın yokluğunu jack daniels ile hafifletmeye çalıştım bir süre. ilk bir iki ay boyunca birinin ''chevron seven locked'' demesini bekledim, tek duydugum anons ''taksim bu yöndeki son istasyonumuzdur'' oldu. hala pubda biramı yudumlarken birisi ''unschedule gate activitiy'' diyecek ve biz de topluca kalkıp gate room' a gidecekmişiz gibi geliyor. başım sıkışınca bra'tac ın nasihatlerini dinleyip rahatlamayı özlüyorum. dizinin bana en büyük faydası ise 460 gün yaptığım askerliğe dair hiçbir anımın aylarca gözümün önüne gelmemesiydi. aradan bayağı vakit geçti, bu aralar günde 2 doz alıyorum. ''shal kek nem ron'' pampa.


    (sign of evil existence - 23 Eylül 2011 08:59)

  • comment image

    sezon 6 bölüm 12'de belki de şuana kadar duyduğum dizi tarihine geçecek bir espriye sahiptir.

    sonunda dünya uzaylılarla girmiş oldukları etkileşimin meyvesi olarak x-303 adında bir uzaygemisi yapmıştır ve bu uzay gemisi kaçırılır. kaçırılma sendromunu atlattıktan sonra asgard bu gemiyle birlikte sg1'a ihtiyaçları olduğunu söyler. jack o'neill asgard iletişim aleti sayesinde durumu başkana ve generale açıklar. bir sonraki sahne de major carter'a durumu anlatmaya gelir ve olaylar gelişir:

    j:jack o'neill
    s:samantha carter

    j: kabul etmediler.
    s: görevi kabul etmediler mi?

    j: hayır, onu ettiler. evrenin geleceği olayını öğrendikten sonra başkan ve hammond başka
    seçeneğimiz olmadığını anladılar. iyi şanslar diliyor ve tüm o şeyleri söylerken öleceğimizi düşünüyordu.

    s: peki neyi kabul etmediler?
    j: önerdiğim ismi.

    s: gemi için mi?
    j: evet.

    s: efendim, gemiye atılgan diyemeyiz.

    video link'i: https://www.youtube.com/watch?v=cibxudbamqg


    (aboutablank - 19 Ocak 2008 15:01)

Yorum Kaynak Link : stargate sg-1