Süre                : 2 Saat 6 dakika
Çıkış Tarihi     : 24 Ekim 2014 Cuma, Yapım Yılı : 2014
Türü                : Drama,Tarih
Ülke                : Türkiye
Yapımcı          :  Ser Film , Ser Film
Yönetmen       : Hasan Kiraç (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Ozge Aras (IMDB)(ekşi),Serkan Birlik (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Serkan Senalp (IMDB)(ekşi), Hande Soral (IMDB)(ekşi), Fikret Hakan (IMDB)(ekşi), Yagmur Kasifoglu (IMDB)(ekşi), Atilgan Gumus (IMDB)(ekşi), Ferdi Akarnur (IMDB)(ekşi), Dimiter Banenkin (IMDB), Sema Ceyrekbasi (IMDB)(ekşi), Açelya Elmas (IMDB), Ali Dogan Erdogmus (IMDB), Sait Genay (IMDB), Erkan Sever (IMDB), Mustafa Yasar (IMDB), Bekir Çiçekdemir (IMDB)

Birlesen Gönüller (~ Two Hearts as One) ' Filminin Konusu :
Birlesen Gönüller is a movie starring Serkan Senalp, Hande Soral, and Fikret Hakan. A look inside the story of two newlyweds who are parted from each other and spend the next half-century of their lives trying to reunite.


  • "paralel (!) yapımıysa kesin izlemeliyim. bu durumda hırsız, rüşvetçi ve irancı insanların ortaya çıkardığı bir eser olmadığı %100 kesin demektir."
  • "cemaat filmi bu, zaten aksini iddia etmiyorlar. cemaati sevmiyor olabilirsiniz. yine de sırf gerçekçi bir kaç savaş ve toplama kampı sahnesi için bile izlemeye değer bir film olmuş."
  • "şu an vizyonda yer alan en iyi film. net."
  • "stv'nin iç yapım şirketi sayılabilecek serfilm'in yapımcılığını üstlendiği filmdir. komünizm propagandası yapacak değil ya."
  • "afişi çoğu alışveriş merkezinin billboardları süslemekteyken trt'nin sinema programlarında vizyondaki sinemalar anlatılırken yer verilmeyen film."




Facebook Yorumları
  • comment image

    samanyolu tv'nin yapım şirketi ser film'in ilk icraati olan vasat film.

    stv zihniyetini bilsem de tv ve sinemanın başka şeyler olduğunu, bunun farkında olabileceklerini düşünerek filme umutla gittim. çünkü ben isterim ki, memleketimde sağ sinema da sol sinema da güzel işler çıkartsın. sağcı filmlere yalnızca sağcılar, solcu filmlere yalnızca solcular gitmesin. sinemasal anlamda rüşt ispat etsinler ve sinema izleyicileri iyi film görmek adına hepsini izlemek istesin. bütün bu anlayışlar, altyapılar bu coğrafyanın bir değeri ve her birinin söyleyecek güzel sözleri var. toplumsal kenetlenme ve insanların birbirini daha anlayabilmeleri için sinemanın misyonunu önemli. bu anlamda ismail güneş'in gülün bittiği yer, son dönemde çekilen eşrefpaşalılar ve selam filmleri, mesut uçakan'ın yalnız değilsiniz, sağ-merkez sağ sinemanın hatrı sayılır örnekleri. fakat ne yazık ki çok para harcandığı ve emek verildiği belli olmasına rağmen birleşen gönüllerin bunlardan biri olduğunu söyleyemeceğim.

    filmin kritiğine gelirsek;

    film fikri güzel ancak senaryo amatör ve kötü. olay örgüsü iyi fakat öykünün etkileyiciliğini törpüleyecek şekilde kurgulanmış. senaryo kalitesine ise girmek bile istemiyorum. alabildiğine patetik. üstelik her olay, her nüve aptala anlatır gibi anlatılmış. bunun üzerine çekim ve rejideki vurgulamalar da eklenince seyirci olarak kendinizi aptal yerine konuluyormuş gibi hissediyorsunuz.

    senaryodaki bu durum rejide de kendini gösteriyor. her mesaj, her duygusal an altını çize çize kanırta kanırta köpürte köpürte boku eşelenircesine çekilmiş. bir an eksik olmayan sömürgen müzikler de cabası. abicim bi sakin ol. etkileyici bir öykü bulmuşsun, zaten durum yeterince duygusal. sen beni ağlatmak, etkilemek için çırpındıkça etki yitiyor. filmi izlemiş olanlara spoiler'lı örnek verelim;

    --- spoiler ---

    - peki bunca yıl niyaz'ı nasıl beklediniz cennet anne?
    - vefa!!! vefa kızım. söz verdim. o bana bekle dedi, ben de bekleyeceğim dedim.

    ---
    spoiler ---

    halbuki şöyle yazsan;

    --- spoiler ---

    - peki bunca yıl niyaz'ı nasıl beklediniz cennet anne?
    - o bana bekle dedi, ben de bekleyeceğim dedim.

    ---
    spoiler ---

    bak daha duru daha güzel değil mi? bırak vefayı ben göreyim arkadaşım. ben anlıyorum zaten bunun nasıl bir vefa olduğunu. sen "vefaaaa!!" diye kadının gözlerini gözyaşlarıyla belertip söyletince bendeki etkisi anlamı yitip gidiyor. o zaman sen sinema yapmıyor, eğitici film çekmiş oluyorsun. sinemanın gücü, işlevi kayboluyor. henüz ilk filmini çeken hasan kıraç'a frank capra'nın şu sözünü hatırlatmak istiyorum: "ben aktör ağladığında dram olduğunu düşünüyordum, halbuki izleyici ağladığında oluyor".

    filmin sonundaki, yurtdışında açılan okulları anlatan belgesellerden alınan kareler de belki bilerek, belki bilmeyerek bir film cinayetinin imzası olmuş. o görüntüleri filmin sonuna koymak, filmi direkt propaganda filmi yapmak oluyor. sinemasal değerini çöpe atıyor. ha illa görüntüleri koyup meseleyi desteklemek istiyorsan, o görüntüleri final jeneriğine koymalısın. jenerikteki yazılar akarken görmeliyiz. sen "evet ben bir propaganda filmi yaptım" diyorsan lafım yok. ama eğer öyle değilse bunlar çok üzücü ve basit hatalar.

    --- spoiler ---

    filmden cebime kalan en güzel şey, nazi askerinin allah ayeti olan bir sözü (maide suresi 32. ayet) kendi analizi olarak söylemesiydi. ki bence fevkalade etkileyici bir andı.

    nazi askeri cennet'e, aradıkları kızı neden onlara teslim etmediklerini sorar, (eğer etselerdi bütün köyün toplama kampına götürmeyeceklerdi). cennet'de ona "bu mümkün değildi. bize sığınmış birini ölüme atamayız. bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir" der. daha sonra ona acıyıp onun hayatını kurtaran nazi askeri de ona, söylediği söze ithafen "sen bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi olduğunu söylemiştin. o halde bir insanı kurtarmak da bütün insanlığı kurtarmak gibidir" diyor.

    ---
    spoiler ---

    oyuncu kadrosuna çok bir sözüm yok. yağmur kaşifoğlu'nun rolünü güzel taşıdığını söyleyebilirim. fikret hakan için biraz kişisel bir yorumum var; benim için bir filmde fikret hakan varsa o film her zaman izlenir bir filmdir.

    filmin zayıf yanlarını hem yapım şirketinin hem de yönetmenin ilk filmleri olmasına ve tecrübesizliklerine vermek istiyorum. yolları açık olsun..

    4/10


    (peterpann - 24 Ekim 2014 17:59)

  • comment image

    aşk filmi, ayrılık filmi, kavuşma filmi, savaş filmi, karı-koca ilişkileri filmi, cemaat filmi*.

    bildiğimiz amerikan sinemasında gördüğümüz paralel hikaye anlatımının (paralel deyince hemen yanlış anlamayın canım, iç içe geçmiş birlikte devam eden hikayelerle yapılan anlatımı kastediyorum) güzel bir örneği. eleştirmen falan değilim, bin tane türk filmi de izlemedim ama türk sinemasında daha önce karşılaşmadığım kadar harika sahneler vardı filmde. 2. dünya savaşı yıllarını gerçekten yaşatacak kadar başarılı atmosferler yaratılmış.

    filmde mesaj verme kaygısı var mı? var tabii ki, olmaz mı? sanat zaten bunun için değil midir? vermek istediği mesaj için can yakanları, okul yıkanları, miting meydanında bağırıp çağıranları normal karşılıyoruz, hatta bir kısmını demokratik hak olarak görüyoruz; peki neden bir sinema filmini bu bakımdan eleştirmemiz bekleniyor? evet, mesajları film boyunca hakkıyla vermesine rağmen, son sahnede gözümüzün içine sokmuşlar kabul ediyorum ama verilen mesajların hakkını da yiyemem. neydi bu mesajlar (ve kime verilmek istenmiş)? benim aklımda kalanlar;
    - bir ailede eşler birbirinin idealleri ve/veya hayalleri için fedakarlık yaptığı takdirde mutlu olmaları kaçınılmaz.
    - sözünde durur ve beklersen, sonunda kavuşursun sevdiğine.
    - isterse nazi, isterse sovyet askeri olsun, insan olanda vicdan vardır ve kalacaktır.
    - bir insanı öldürmek tüm insanlığı öldürmek gibidir.
    - bir insanı yaşatmak tüm insanlığı yaşatmak gibidir.
    - azmedersen başarırsın.
    - tatlı dille ve sabırlar herkesi kazanabilirsin.
    - hizmet hareketi tamamen fedakarlıklar üzerine kurulmuş, gönülleri birleştirerek, kalpleri yumuşatarak inşa edilmiş ve bugünlere gelmiş bir oluşum. o yüzden öyle baskılarla, dayatmalarla, korkutmalarla bitmez, bitirilemez.


    (ynsars - 27 Ekim 2014 11:05)

  • comment image

    cemaat filmi bu, zaten aksini iddia etmiyorlar. cemaati sevmiyor olabilirsiniz. yine de sırf gerçekçi bir kaç savaş ve toplama kampı sahnesi için bile izlemeye değer bir film olmuş.


    (archit3ct - 27 Ekim 2014 14:38)

  • comment image

    kalite olarak türk sinemasının çok üzerinde bir film olmuş. görsellik çok güzeldi. geçmiş zaman, savaş, efekt vb. neredeyse hiç sırıtmıyordu. senaryo da iyiydi bence. yavaş olmasını sevmedim.

    normalde türk filmi seyretmeyen bir insan olarak bu filme ne mesaj verdiğini bilerek özellikle gittim. ama gayet de iyi buldum. rahatlıkla 10 üzerinden 7, hatta biraz zorlasam 8 bile verebilirim.


    (duvar surungeni - 28 Ekim 2014 10:25)

  • comment image

    cemaat filmi olduğunu bilmeden girdim (en yakın seans o vardı). aslında adından da kıllanmadım değil ama neyse bunlar teferruat.

    film eğer cennet ve niyaz'ın hikayesi üzerinden işlenseydi 4/4 lük film olacakmış. altın gibi hikayeye bakır senaryo ve bakır yönetmen koyunca kullanılan teknik imkanlarda kurtarmamış. mesaj kaygısı olmadan iyi bir yönetmenin elinde sadece ikinci dünya savaşındaki hikaye işlenseymiş mükemmel bir film çıkarmış ama maalesef olmamış.

    vaktiniz varsa sırf fikret hakan için 1992'de geçen sahneleri yok sayarak izleyin. ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu tekrar göstermiş üstat. beni ne hikaye ne görseller etkilemedi ama adamı gördükçe gözlerim doldu. yaşayan en büyük oyunculardan biridir ve bu genelleme sadece türkiye için değil tüm dünya için geçerlidir. keşke meryl streep'le karşılıklı izleme şansımız olsa.


    (mahallenizin raskolnikovu - 28 Ekim 2014 20:53)

  • comment image

    "bir arkadaşın" yoğun ısrarıyla gidilen film. ama parasını kendim ödedim bileti kendim aldım.
    yazılan yorumlardan anladığım filmi izlememişler. 2. dünya savaşı filmi çekenleri yahudi yandaşı olmakla itham etmek kelimenin tam manasıyla "akpliliktir".

    2.dünya savaşı sırasında 1 milyon soydaşımızın nazi kamplarında esir hayatı yaşadığını bu film sayesinde ögrendim.

    eşkıya filminden sonra "aşkı" en iyi anlatan film yorumlarına katılıyorum.

    bu filmi cemaatin çekmesi yazık olmuş. cemaat çekmeseydi en az 5 milyon izlenirdi. #sinema


    (uykusuzuyanan - 29 Ekim 2014 11:19)

  • comment image

    son zamanların kotarılan en başarılı türk filmlerinden. evet gönlüm zengin belkide, iyi niyetli bir kişiye buradan bu film için bir sinema bileti hediye etmek istiyorum ben de. sigarayı bıraktım zaten, bir paket sigara parası ne var büyütecek. ayrıca art niyetli olsa da olur. sen evet sen bu durumu komik bulan mübarek adam :)


    (the beyond - 29 Ekim 2014 12:19)

  • comment image

    çok güzel bir film, çok. özellikle o niyaz karakterini oynayan genç eleman çok nefis oynamış be. hele o final sahnesindeki hali yok mu. adam oynamamış, yaşamış resmen o ânı. benim gibi bu yaştaki adamı bile ... ehemm neyse; acı yok raki, acı yok!

    emeği geçenleri, kalitelerini daha da artırarak benzer yapımları çekmeye de bekleriz. zira, sözkonusu sanatsa kalitenin sınırı yok.


    (alessandro del pieroglu - 31 Ekim 2014 19:39)

  • comment image

    afişi çoğu alışveriş merkezinin billboardları süslemekteyken trt'nin sinema programlarında vizyondaki sinemalar anlatılırken yer verilmeyen film.


    (zaptir - 1 Kasım 2014 19:46)

  • comment image

    şahsi kanaatime göre 2000li yıllarda çekilmiş en iyi türk filmleri listesine kafadan girecek kalitede bir filmdir.elbette cemaat probagandası yapılan kısımları es geçiyorum. ama 60-70 dakikalık 2. dünya savaşı hikayesi açık ara türk sinemasının yaptığı en kaliteli iştir. cemaati oldum olası sevmeyen ve sevmeyecek olan şahsım adıma kendilerinde teşekkür de etmek istiyorum. ha hala kendilerini zerre sevmiyorum ve filmde film icabı da olsa ferdi akarnur'un oynadığı karakterin cemmate yaptığı atarlanmada içimin yağları bile eridi yani o derece bir nefret var kendilerine karşı içimde ama sonuç olarak muhtemelen gişede karşılığını alamayacaklarını bile bile bu işe para yatırıp emek koymuşlar ve ortaya çok profesyonel bir iş çıkarmışlar.
    filmin yönetmeni ve oyuncularına da acıdım aslında biraz. şu filmi 17 aralıktan önce yapmış olsalar, muhtemelen galasına recep tayyip'ten başlayaak bir cümle siyasi gelir, günlerce her kanalda probagandası yapılır hayatında sinemaya gitmemiş tipler, kalkar sinemaya gider izlerdi bu filmi. şimdi ise yandaş medya sinema programlarında bahsetmiyorlar bile filmden.

    son olarak da hikaye adına kafkasya bir cennet, kim bilir ne hikayeler çıkar daha buralardan biraz eşelense.


    (yasar yasamaz - 2 Kasım 2014 10:29)

  • comment image

    filmden çıkınca pişman olmayacağınızı düşündüğüm son yılların en güzel filmidir.

    babam ve oğlumda bile ağla(ya)mayan benden birkaç damla yaş süzülmesine sebep olmuş filmdir.

    --- spoiler ---

    filmin bir kısmı zamanımızda içi boşaltılan iki kavram vefa ve aşkı işlemiştir.

    bir kısmıysa dava ve fedakarlık. evet filmin bu kısmı mesaj içeriyor. fakat insanlar o kadar ülkeye gitmiş ve bunlardan sadece bir tanesinde karşılaşılan zorlukları bir parça gösteriyor.
    ---
    spoiler ---

    kabahat bulmak isteyen bulur tabi ama gene de güzel film. sırf cemaat yaptı diye gitmezseniz yazık olur.

    not : filmden önceki "çakallarla dans 3" fragmanındaki "bu film paralel kurgu tekniğiyle hazırlanmış ve bütünüyle montajdır" ibaresi gidenlerin canını sıkabilir. bazıları da yüksek zekalarının ürünü olarak bu seviyede film çekebiliyor işte bu ülkede.


    (bakkal gazi - 2 Kasım 2014 22:52)

  • comment image

    birilerinin gişe rekoru kırdığını görünce çatlayacağı filmdir. ankara antares avm de gittim bu sinemaya ve girerken resmen sıra bekledim. ilk defa bir sinema filmine girebilmek için yarım saat sıra bekledim. ve girdiğimiz salonun en ön sırasına kadar hepsi doluydu tek bir boş koltuğu yoktu. film müzikleri dansları ve senaryosu ile vayy be cemaat şu film dizi olaylarında kedi olalı bir fare tuttu dedirtiyor. her dakikasına değer. ilk 4 günde 405 bin seyirci ile vizyona giren filmlerden en çok izleneni bile 3e 4e katladı. en komiği ise akit vb. havuz medyası paralelin filmi izlenmiyor diye haber yapıyor ama cesaret edip haberlerinde filme kaç kişinin gittiğini yazamıyor. selam filmi 2 milyon izlenmiş , ama bu film o kadar izlenmemiş :)


    (aslauyuyanbirejderhayigidiklama - 6 Kasım 2014 09:24)

  • comment image

    bence tek eksisi savaş sahnelerinde kanlı, şiddetli ve dramatik sahnelerin olabildiğince az kullanılmasıdır. bunu da yapımcı kurumun bu tip şiddet öğeleri içeren işlere pek girmek istememesiyle açıklayabiliriz. ha bu arada birde, niyaz memedov bir vassili zaitsev değil. tüfeği yanlış tutuyor.

    lakin...sadece toplama kampına giden trenin vagonundaki doğum sahnesiyle çoğu türk filminin eline verebilecek kapasitede bir filmdir.


    (zaptir - 10 Kasım 2014 10:38)

  • comment image

    cok basarili bir film olmus, son zamanlar bir turk filmine gidipte bu denli etkilendigimi hatirlamiyorum.

    --- spoiler ---

    her seyi goze alip o kucuk cocugu ele vermemeleri, trendeki dogum sahnesi, kafkas danslari, kavusma sahnesi hepsi cok etkileyici olmus. bir de sacma sapan bilgisayarlari kurtarma ve cemaat okullarina yardim mesaji verme derdi olmasaymis cok daha guzel bir is olurmus.

    ---
    spoiler ---


    (underload - 10 Kasım 2014 16:06)

  • comment image

    bütün kalbimle söylüyorum ki bu filmi cemaat çekmemiş olsa, gişe rekorları kırardı. o dandik incir reçeli'nde ağlamaktan şişen gözler bu filmde geçici görme kaybı yaşayabilir.

    filme gitmeden buradaki yorumları okudum. ciddi ciddi beşinci boyut, sır kapısı gibi fazlaca tesadüf ve duygu sömürüsü içeren hikayeler beklemekteydim.

    aksine gerçek hayattan bir hikaye işlenmiş. hikaye de gerçekten çok etkileyici, kurgu mükemmel.

    tesadüfler eleştirilmiş. bu ne ki? yurt dışındaki öğretmenlerden birkaç hikaye dinleyin oradaki tesadüf dediğiniz şeyin ne kadar normal geldiğini göreceksiniz.

    vefa sözü eleştirilmişti. bence filmin en dokunaklı sahnelerinden biriydi o söz. bu zamanda anlayanın çok bulunmaması ve yapmacık gelmesi çok normal. günübirlik hayatlarınız çok gerçekçi çünkü!

    --- spoiler ---

    trende doğum sahnesi efsane olmuş. trenden atlama sahnesiyle ara verilmesi de salonda bir 'hiiiii' sesinin yankılanmasına neden oldu. sevinci, üzüntüyü ve şaşkınlığı aynı anda yaşatabilen kaç sahne daha vardır bilmiyorum.

    9/10

    (1 puanı yaşlı kadının burnu ile genç halinin uymamasından kestim. her şey değişir de burun değişmez ki. dikkat edilmeliydi.)

    ---
    spoiler ---

    bence en iyi türk filmlerine aday gösterilebilecek kalitede olmuş.


    (nurtenin yegeni leyla - 13 Kasım 2014 14:03)

  • comment image

    müzikleri, mekanları, kostümleri ile oldukça başarılı bir yapım. konusu gerçek bir olaydan alınan yapımda ikinci dünya savaşı sonrasında ayrılmak zorunda kalan iki sevgilinin destansı öyküsü işlenmiş. bana kalırsa sadece isim irite ediyor. şu sona konan -ler ve -lar eki her yapımda olmak zorunda mı? yetim gönüller, nizama adanmış ruhlar...


    (bu tabanca bu cakmak - 17 Kasım 2014 09:52)

  • comment image

    gülen hareketini az çok bilmesine rağmen filmin gülen filmi olduğundan habersiz seyreden alman kız arkadaşımı ağlatacak derecede etkilemiş filmdir.

    şahsen şu okul muhabbeti değil de sadece niyaz ve cennet'in hikayesi olmuş olsa ve bazı soyut kavramların üstüne çok fazla basılmasa efsanevi bir film olabileceğini düşünüyorum. özellikle rus ve almanların olduğu sahnelerde, doğum sahnesi, dresden, stalingrad vs. büyük emek harcandığı kesin.

    ayrıca sanırım ilk defa bir türk filminde her millet kendi diliyle konuştu. kız arkadaşımın anlattığına göre almanlar aksansız konuşuyormuş. belki dublaj yapılmıştır ama bu detaylarla dahi uğraşılmış olması ilginç.


    (turk eli - 23 Kasım 2014 00:54)

Yorum Kaynak Link : birleşen gönüller