Süre                : 2 Saat 36 dakika
Çıkış Tarihi     : 12 Mayıs 2016 Perşembe, Yapım Yılı : 2016
Türü                : Korku,Gizemli,Heyecanlı
Taglar             : Köy,Polis memuru,Şaman,cinayet,burun kanaması
Ülke                : Güney Kore
Yapımcı          :  20th Century Fox , Fox International Production , Ivanhoe Pictures
Yönetmen       : Hong-jin Na (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Hong-jin Na (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Woo-hee Chun (IMDB), Jeong-min Hwang (IMDB)(ekşi), So-yeon Jang (IMDB), Han-Cheol Jo (IMDB), Jun Kunimura (IMDB), Do Won Kwak (IMDB)(ekşi)

Gok-seong (~ Kara Büyü) ' Filminin Konusu :
Güney Kore'de sakinleri birbirini çok iyi tanıyan bir dağ kasabasında hayat her zamanki gibi devam ederken kasabaya zekâsı ve kibar tavırlarıyla dikkat çeken ancak tek başına olmaktan hoşlanan bir adam taşınır. Kasabaya gelişinden kısa süre sonra gizemli bir hastalık yayılmaya başlar. Kasaba sakinleri hastalığın sorumlusu olarak yabancıdan kuşkulansalar da polis yabani mantar yüzünden zehirlendiklerini düşünmektedir. Soruşturmanın başında yer alan polis memuru Jong-goo yabancı hakkında bilgi veren Moo-myung isimli gizemli bir kadınla tanışır. Akabinde Jong-goo'nun kızı da aynı belirtilerle hastalanır. Umutsuzca kızını hastalıktan kurtarması için şaman Il-gwan'a emanet eden Jong- goo'nun gizemli olayı çözmekten başka çaresi kalmamıştır.


  • "iple çektiğim film. yönetmeni, (ingilizce adlarıyla) the chaser ve the yellow sea gibi filmleri çeviren herif.2016'nın en iyi filmi olacak bu, gün gelince "dedi" dersiniz."
  • "çok hoşuma giden film. atmosferine 10 üzerinden 20 veriyorum. zannımca içindeki şeytan sahnesi, tüm zamanların en iyisidir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    iple çektiğim film. yönetmeni, (ingilizce adlarıyla) the chaser ve the yellow sea gibi filmleri çeviren herif.

    2016'nın en iyi filmi olacak bu, gün gelince "dedi" dersiniz.


    (syndosis - 21 Mayıs 2016 11:47)

  • comment image

    şamanizm, budizm ve hıristiyanlık üzerine polisiye-gerilim-gizem filmi. enfes. kanımca yılın en iyilerinden. kore'den bu yıl daha iyisi çıkar mı bilemiyorum. konu klasik: koreli polisler arka arkaya işlenen cinayetleri soruşturmaya başlarlar. daha fazla bilgi vermemek, hatta bence film hakkında fazla bilgilenmeden filmi izlemek en iyisi. tabii öyle klasik, bütün soruların yanıtlandığı bir final beklenmesin. ben bunu dert etmediğimden soruların yanıtlanmaması, ucunun açık bırakılması beni rahatsız etmedi. film 2,5 saat sürmesine rağmen odağını yitirmiyor, sıkıcılaşmıyor, gizemini finale dek başarıyla taşıyabiliyor. se7en'ı anımsatan yağmurlu atmosferi ve mavi renk paleti şahane. oyunculuklarda da sorun yok. dinler de öyküye enfes yedirilmiş. ayrıca baş karakterin kararsızlığa düştüğü an, sophie'nin seçimini aratmıyor. muazzam.

    spoiler

    filmin başında "feryat" eden (filmin ingilizce adı feryat, ağıt manasına geliyor, kore adıysa köyün adından-goksung-) birisini görüyoruz. evdeki herkes ölmüş. sonra başka evlerde de cinayetler işleniyor. yönetmen klasik "katil kim?" sorusuyla uğraşmıyor. katil aileden birisi. her aileden birisi ailenin kalanını öldürüyor. asıl soru "ne oluyor da bunlar cinnet geçirip cinayet işliyorlar?" filmin ilk 1,5 saatinde işlenen cinayetlere hep dışarıdan bakıyoruz. anlamaya çalışıyoruz, nedeni polisle birlikte bulmaya çalışıyoruz. ama ne zaman ki merkezdeki polisin ailesi tehlikeye girer, o zaman olayların içine girebiliyor, önceki cinayetlerde neler yaşandığını öğrenebiliyoruz. finaldeyse feryat eden özdeşleştiğimiz polis oluyor. çünkü küçük kız annesini ve anneannesini öldürüyor.

    tabii film bitince sorular yanıtlanmıyor ya da belki de yanıtlanıyor da kore kültürüne yakın olmadığımızdan kaçırabiliyoruz. filmin asıl etkileyici tarafı iyilik ve kötülüğün masalsı, hollywood-vari bir şekilde çizilmemiş olması. kim iyi, kim kötü belli değil. polis kötü değil ama kötülük yapıyor. şaman iyi mi, kötü mü belli değil. japon ise iblis çıkıyor. çıkana dek iyi mi, kötü mü olduğu anlaşılmıyor. bu cinayetlerin asıl sorumlusu kim, şaman'ın asıl amacı ne, o kadın kimdir öğrenemiyoruz. bunlarla ilgili doneler veriliyor ama net bir açıklama yapılmıyor. o yüzden çözüm bölümünde polisin ikileme daha gerilimli ve etkileyici hale geliyor. polis, kadına güvenip horozun üçüncü ötüşüne kadar eve gitmesin mi şaman'a inanıp kadını dinlemeyip eve hemen mi gitsin? şaman, kadının dediği gibi kukla mı, yoksa şaman'ın dediği gibi kadın kötülüklerin anası mı (hayalet mi)? işte bu ikilem, yani polisin kime inanacağını şaşırması yüzünden o sahne muazzam hale gelmiş. bence en az "çocuğundan birisini öldüreceğim. seç birini," denilen sophie'nin seçimi kadar çarpıcı. polis eve geçerken bir yandan hollywood-vari bir son istedim; kız ailesini öldürmemiş olsun. ama sonra bu klişe sonun filmin değerini azaltacağını düşündüm. nihayetinde polis cinayetlerin önüne geçemiyor ve kız ailesini öldürüyor.

    dinin kullanımı şahane. polis asıl failleri bulamayınca dinden medet umar hale geliyor, şaman'ı çağırıyor ve klasik şeytan çıkarma ayini yapılıyor. filmdeki rahip ise iblisin evine geçerken elinde hacı tutuyor. şaman ise kötülüklerden korunmak için arabasına kocaman buda heykeli koyuyor. sorular dedim de kafasına tırmık yemesine rağmen ölmeyen herifin zombi olup olmadığını merak ediyorum.

    sonuçta kanımca başarılı bir film. bazı yanıtlara kavuştuktan sonra tekrar izleyebilirim.

    spoiler


    (sherlock holmes 90 - 9 Temmuz 2016 15:30)

  • comment image

    hakkında en iyi analizin yapıldığını düşündüğüm video şu:

    link

    filmin sonuna kadar o "acaba?" sorusunu sordurması, hatta film bitince o acabaların daha da artması bakımından gayet eğlenceli bir filmdi. keşke alternatif sonu da çekilmiş olsa veya director's cut gibi bir versiyonu da bulunsa da, biraz daha ipucu görebilseydik diyorum.

    alternatif sondan kastım:
    --- spoiler ---

    filmin sonunda bizim eleman, kadının "eve gitme!" uyarısına kulak verip gitmeseydi ne olurdu?
    ---
    spoiler ---

    bu konuda bir argümanı olan varsa yeşillendirirse sevinirim.


    (qualis artifex pereo - 11 Temmuz 2016 13:41)

  • comment image

    filmi dingin kafayla ve konsantre olarak izlemek gerekiyor baştan onu söylemeliyim. benim de başta amacım böyleydi ama ilerleyen saatlerde filmi iki arada bi' derede izlemek durumunda kaldım. açıkçası yarısında bırakmaya da gönlüm razı olmadı. o bakımdan benim için oturup bir kere daha izlemek farz oldu. film 155 dakika. ama gözünüzü korkutmasın bu süre. kimi izleyiciler için uzun sayılabilir ama hele ilk bir saatten sonra film hızlı akıyor.

    güney kore sinemasının seyrettiğim çoğu örneği gibi, bu filmde de gizem ve gerilim unsurları başarılı kullanılmış. süreler uzun olsa bile genel izleyici kitlesinin sıkılmadan izlemesinin nedeni gizem unsurunun filmin başından olayın çözümüne kadar çok iyi kullanılması. adamlar bu işi iyi biliyor.

    buradan sonrası tedricen artacak şekilde spoiler içermektedir.

    yukarıda da bahsedildiği üzere g.kore ve genel manada uzak doğu kültürü hakkında derinlikli bilgi sahibi olmadığımızdan filmdeki bazı sahneleri , kültüre ait sembolleri anlamlandırmakta güçlük çekiliyor. bu noktada filmi yorumlayan g.kore çıkışlı videolara göz atılabilir.

    yine de;

    g.kore ile japonya arasında kökü eskiye dayanan ve hala süregelen çok ciddi sorunlar bulunmakta. birkaç örnek içn ; (bkz: comfort woman) (bkz: yasukuni mabedi) bu bakımdan filmdeki iblisin ''japon'' olmasının boşuna olmadığını tahmin ediyorum.

    g. kore'de dini inanışın hayli dağınık ve karmaşık bir yapısı var. öne çıkan dini inanışlar; hristiyanlık, şamanizm, budizm ve konfüçyüsçülük . ayrıca ateizmi benimseyenlerin oranı da hayli yüksek.

    şaman ile aklıma takılan noktalar şunlar;

    bu adam evin bahçesinde büyük ayini gerçekleştirirken eş zamanlı olarak iblisi de görüyoruz . şamanın yaptığı ayin , iblise zarar vermiş göründü. hatta o son vuruşu yapsa iblisi tamamıyla etkisiz hale getirecekmiş izlenimi yarattı izleyenlerde.

    polisin kamyonetiyle iblisi ezmesinin ardından, şaman, polisin tuzağa düştüğünü belirten bir cümle kuruyor. buradan sonra , şamanın bu karmaşık olaylar dizisinde bulunduğu noktadan şüphe etmeye başlıyoruz.

    yine son sahnelerde iblis olduğu belli olan japon hakkında polise telefonda yanlış bilgi vermesi ve en son sahnede ise şamanın, olay mahaline gelerek o korkunç tablonun fotoğrafını çekerek uzaklaşması , iblisle bir noktadan sonra işbirliği içine girdiği izlenimi uyandırıyor.

    sonunda iblis çıkan japon hakkında ise bazı akıl karıştıran noktalar;

    üç-beş arkadaş toplanıp iblisin evine gittikleri sırada gelen yaratıkla başa çıkamayacakları anlaşıldığı noktada, yaratığı etkisiz hale getirenin uzakta olanları izleyen japon olduğu izlenimi yarattı izleyenlerde. bunu neden yaptı?

    yine o sahnenin devamındaki kovalamacada yaralanan japonun acıdan feryat edip, ağlaması bende doğaüstü bir yaratık olmadığı yönünde intiba bıraktı.

    filmin sonunda, beyazlı kadının iyi tarafta olduğu gibi bir düşünce hakim geliyor. lakin polis, kadını dinleyip üçüncü ötüşü bekledikten sonra eve girseydi hangi tabloyla karşılaşacağını tahmin etmek elimizdeki bilgilerle hayli güç. yani --en azından ben-- kadını dinleseydi aile tümüyle kurtulabilecekti diyemiyor insan. belki burasının muğlak kalması filmde eleştiriye konu edilebilir.


    (otomobil osman - 12 Temmuz 2016 02:02)

  • comment image

    son zamanlarda izlediğim en iyi film. hatta film keşke 2 saat daha devam etseydi.

    filme geçecek olursa. horuz'un bile cevabı var. öncelikle;
    .
    .
    .
    .

    --- spoiler ---

    öncelikle, "polis horozu bekleseydi ne olurdu ?" sorusuna cevap veriyorum. bunu açıklamadan önce bir açıklama daha yapmam lazım ama. film, böyle bir soru sorup, böyle bir cevabı veriyor demek saçmalık olur. sadece yorumlarda çok bahsedilmiş, "acaba ne olurdu" diye. bunu net olarak bilemeyiz çünkü yazar öyle yazmamış. fakat bana göre bir cevabı var.

    filmin ilk sahnelerinde birisinde, polis "kadın hayalet" ile ilk karşılaştığında, sonra konuşmaya gidiyorlar. adam evin arka tarafına gittiğinde japon'un saldırdığını görüyor ve hemen uyanıyor. fakat "kadın hayalet" filmin sonunda bunun bir rüya olmadığını söylüyor. haklı çünkü, o sahnenin devamında, sabah adam uyanıyor, işe gidiyor ve amiri gördü tanığım var diye yalan söyledin bunu rapor edicem diyor. yani her şey yaşanmış, polisin ortağını aramasına kadar her şey gerçek. amacı japonu ortadan kaldırmak. sorunun cevabı özetle, polis horozu bekleseydi, sabah her şey bir rüyaymış gibi kalkabilirdi.

    iyi kötü karmaşası dedik. filmin belki de en büyük bir başka sorusu kim iyi kim kötü sorusu ? bu çok karmaşık bir soru. ideolojik, dini, ahlaki vs bir alegori üzerinden gidiyor çünkü. bu yüzden gerçek iyi ve kötü yok. çözümleme kısmına değinmeyeceğim zira onlar çok politik konular, sarmaşık filmdeki kürt karakterinin sessiz oluşunun bir koreliyi ilgilendirmesi gibi. sizi de çok ilgilendirmez varsayıyorum ve senaryo açısından konuyu ele alıyorum.

    şaman az önce bahsettiğim ideolojik ve politik nedenlerden dolayı japonun ortadan kaldırılmasını istiyor, çünkü kendi iktidarını istiyor. simgesel açıdan tanrıyı oynayanın kendisi olmasını istiyor. fakat fark ediyor ki, problem japon değil hayalet kadın. evet o kötü karakterlerden birisi, fakat başkasının yerini almak isteyen kötü karakter.

    japon öteki olduğu için kötüleşmiş bir karakter. yani iblis değil, aslında bir toplumun yarattığı iblis. evet mantık olarak kötü bir karakter. fakat buradaki mantık asıl kötü olanın japon kadar diğer tüm karakterler olduğu. yani onu iblis yapan herkesin. bu mantık içerisinde kötü bir karakter. ve temelde intikam alıyor aslında herkesten.

    hayalet kadın. belirli açılardan kötü olasa da, iyi olan karakter bu. hayalet kadın adamı oyalıyor diye bir şey vardı. buna katılmıyorum. zira kapıya astığı ot, adam kapıdan geçtikten sonra çürüyor. ve filmin başındaki ilk cinayet işenen evde de var. vardı bu kurumuş ot. yani sizin aradığınız iyinin cevabı hayalet kadın.

    hee bana göre o bahsettiğim ideolojik vs durumlardan ötürü tüm kötülüklerin sebebi de bu ama o sizi ilgilendirmez.

    bi de karmaşık bir şey, üzerine düşünüp cevap bulamadığım, son sahnede şamanın düşürdüğü fotoğraflar. ortada ufak kızın fotoğrafı var, sağ alt köşede galiba emin olmamakla birlikte ayin günü arabada olan adam. japonun mumları diktiği, papaz çırağının yanağını ısıran. onun da altında bardak tokuşturan bir kadın var. o da zannedersem hayalet kadın.

    senaryo açısından işler biraz karmaşık aslında. şaman ve japon ayini birlikte yapıyorlar aslında, zamanında hayalet kadını da bunlar öldürdü gibi bir durum da var ama şamanın ayininde japonun zarar görmesi neden o zaman gibi sorular getiriyor..
    ---
    spoiler ---

    işte tüm bu ve daha bir çok nedenden dolayı çok uzun bir zaman sonra izlediğim en güzel film oldu. bir çok açıdan son zamanlarda yapılmış ve izlediğim en iyi film hatta. uzakdoğu sinemasını seven birisi olarak bence güney kore sineması son 15 yılda sinema adına en alternatif ve yenilikçi sinema oldu. bana göre uzakdoğu sineması avrupa sinemasının yerini aldı alacak. bolivud gibi kolpa bir şeyden bahsetmiyorum. akım yaratacak olağanüstü filmler üretiyorlar.


    (balkabagi krali sakir - 31 Ekim 2016 08:29)

  • comment image

    öncelikle izlediğim son zamanların en iyi korku gerilim filmiydi yönetmeni kutlarım. film uzundu evet ama ben her dakikasını büyük bir merak ve ilgiyle izledim. filmin kafa karıştırıcı noktaları ve soru işaretleriyle dolu bir anlatim dili olması sebebiyle genel olarak film yorumu yapmak yerine bu sorulara kendimce verdigim yanitlari yazmak istedim. benim fikrimce durum suydu: (sorular üzerinden giderek anlatmaya çalışacağım)

    --- spoiler ---

    öncelikle iyi ve kötü kim sorusu akla geliyor filmle ilgili, daha sonra şaman tüm olanların neresindeydi?

    öncelikle iyi olanin kesin olarak kadın hayalet olduğunu düşünüyorum. burada kadınla ilgili kafa karıştıran noktalar japonu yakalayarak polisin arabasının önüne atması akabine şamanin polis için söylediği yemi yuttular sozuydu. ancak burada kadın japonu bir yem gibi değil tersine geregini yapin diyerek önlerine atmıştı. çünkü polis ve arkadaşlarının asıl amacı japonu yakalamaktı. kadın japonu önlerine kadar getirdi ama sanırım kahramanlarımız önemli bir fırsatı degerlendiremediler. sanıyorum aşağıya itmekten başka bir şey yapmaları gerekiyordu. samanin yemi yuttulardan kastettigi kadindan bagimsiz japonla kurduğu iletişim sebebiyle onun oldugune inandilar demek istedigiydi. diğer nokta son sahnede kadının polisin kızınin tokasini almış olmasının polis tarafından farkedilmesiydi. çünkü büyü olayı bir eşyanın alınması ile yapılıyor. bu noktada japonun aldığı küçük kızın ayakkabısının yanında kadının aldığı toka kafa karisikligina neden oluyor ve hangisi kötü sorusunu akla getiriyordu. ama bana göre kadın o tokayı kıza yapılan büyüyü bozmak için almıştı. yani polis durumu hatalı değerlendirdi.

    filmde en çok saman kafa karıştırdı sanırım. yorumum şu: saman japonun filmin basindan sonuna kadar yardımcısıydi. ruhunu şeytana satma hadisesi gibi düşünün. saman japonla anlaşma yapmış ona buyuledikleri kisiler konusunda yardımcı oluyor (ornegin resimlerini cekmek gibi veya hatirlarsaniz polisin evinin bahcesindeki comlegi kirma sahnesinde saman elini koymus gibi kotu isareti bulmustu kanaatimce onu kendisi yerlestirmisti ya da japonun oraya yerleştirdiği biliyordu) karşılığında da japonun büyülerini bozma adı altında para kazanıyordu. adı ve namı da baya yayılmıştır bu sayede. büyü bozma diyince akla direk saman geliyordu.

    saman baştan beri japona çalışıyordu. büyü bozma hayaleti kızın bedeninden çıkarmanın gerçekleşmeyeceğini biliyordu. o para kazanma ve sonra da kurbanlarin fotoğraflarını çekerek japona ulaştırmak ile görevliydi.

    saman kadın hayaletle karsilastigi sahnede polisin evine gidiyordu. keza sona yaklasildigini kızın ailesini katledecegini biliyor ve resimleri çekmek için oraya doğru ilerliyordu ancak kadın hayalet samanin karsisina cikti ve urkutucu gücuyle onu oraya sokmadı. saman korkmuş ve kasabadan gitmek icin arabasına binmisken japon onun kasabayi terketmesine engel oldu. kuş pislikleri hadisesi... kısaca kendi gücünü belki yaptıkları anlaşmayı hatırlattı samana ve bu sahneden sonra filmin sonuna kadar samanin japonla olan ortakligini kötü ve iyinin mücadelesini sonuçta da kazananı izledik.

    filmle ilgili son kafa karıştıran nokta horozun üçüncü ötüşü olayı sanirim. polis 3. ötüsü beklemeden gitti ve bütün ailesini kaybetti. soru 3. otusten sonra gitseydi ne olacağı? eğer iyi olanin kadın olduğunu söylüyorsak ailenin kurtulacagi sonucu çıkar basitçe. adam üçüncü örtüşe kadar gitmeyecek kadına güvenecek inanacak ve kadının büyüsünün kaynağı olan güven ve inanç, kız üzerindeki büyüyü bozacak ve cinayetler islenmeyecekti. ama inanc saglanamayinca da şeytan galip geldi...

    ---
    spoiler ---


    (mimiko - 23 Ocak 2017 02:36)

  • comment image

    kore sineması için gelişme sayılacak bir filmdir.

    --- spoiler ---

    ---
    spoiler ---
    --- spoiler ---
    ---
    spoiler ---

    selam gençler ben gelim sorularınıza cevap olmaya.

    öncelikle kim iyi kim kötü sorularını cevaplayayım.

    beyazlı kadın iyi. japonu yani iblisi durdurmaya çalışıyor.

    japon kötü gerçek iblis.

    şaman şeytanın uşağı kötü.

    gündemden başlıkları izlediniz şimdi detaylar.

    japon bir iblis. bir kişinin peşine düşüp onunla bir bağ kuruyor. bağ kurduğu bağ ile diğer aile üyelerini katlediyor. sanırım bu alınan ruhları da kendine saklıyor. şaman japonla işbirlikçi. japonun başı belaya girdiğinde bu abi devreye giriyor ve bir nevi kamuflaj mekanizması olarak iş görüyor.

    olaylar çavuşumuzun olayları çözmesi iyi kadınla iletişime geçerek gerçek iblisi görmesi yanına papaz yamağını alarak japonu tehdit etmesi ve köpeğini öldürmesi ile başlıyor. zira bundan önce japon zaten işinde gücündedir. tıkır tıkır ölümler olmakta ,ruhlarını almakta, doktorlar ve otoritelerde kapıya asılan iyi kadının tuzak için kurduğu otların etkisi olduğunu sanmaktadırlar.

    japon baltaı taşa vurup çavuğun kızına tecavüz edip bağ kurunca. (babasının kızın defterinde bulduğu çizimlerinden bariz olarak tecavüze uğradığını anlıyoruz)çavuş konuyu çözüp japona çatınca japonun elindeki senaryoyu uygulamak kalır. yardakçısını kayınvalide ile iletişime geçirtir ki ona da söyleyen aslında kızın bıçakladığı yan komşuları yaşlı ninedir. şaman gelir rolüne başlar.şamanın tek işi bu da değildir yaptığı ritüelde iblise yardım edip bir ölüye can paylaştırma ayininde de yer alması gerekiyordur. japon gerekli kurbanı bulup zombi yapma ritüeline bağlandığında onun bağlı olduğu kız da ruhundan can çekilmesinden mütevellit can çekişir. iblis bu büyük ritüelde çok sarsılır çok büyük güç kaybeder. ritüelin yarım kalması ve çavuşun onu aramaya gelmesi planının bir parçasıdır ancak iyi japon kadının orada olması işleri karıştırır. ritüel alanından çıkıp koruma sahasına geldiğinde iyi kadın geç kaldığını içeri giremeyeceğini anlayıp pusuya yatar.

    bu sırada çavuş adaları toplar japonu indirmeye gelir japon da saklı silahını çıkartmaya araca gider ancak zombi kardeş çıkıp yok almıştır bile. görünüşe göre zombi 5 vs 1 atabilmektedir. ancak bilinmeyen bir nedenden ki o neden iyi kadındır. ortadan ikiye kıtlama şeker gibi kırılır. bu aşamadan sonra iblis kaçmaya başlar gerek iyi kadın gerekse çavuştan. nihayetinde araçla iblise çarparlar ancak öldürmeyi bilemediklerinden sadece uçurumdan atarlar. bu aşamada şamanın çavuşun iblisi öldürdüğünü sandığına emin olır ve "yemi yuttu" der çavuş hasyaneye gider kızının iyileştiğini görür ve yemi yutar. ancak iyi kadının da bir plan vardır. ve bu plan için papaz yamağını seçer. bağı olan kızı evde tuzağa bağlar kendisini öldürek için de papaz yamağını yönlendirir. ancak bir sorun vardır. günahkar babanın eve girmemesi gerekmektedir. böylece babayı evden çıkarır kızın eve girmesini bekler. daha sonra hiç yalan söylemeden kızın evde olduğunu ama giderse ailesinin öleceğini söyler. 3 horoz ötüşünü beklemesini söyler. burada incilde olan yadsıma konusuna atıf vardır.

    (bkz: matta 26)

    "bu gece horoz ötmeden önce üç kez beni yadsıyacaksın"

    iblis 2 kere sorar "beni öldürmeden eve mi gideceksin" bu sırada ilk ikisinde de çavuşun içinde şüphe yoktur ve kadından şüphe etmez içerisinde eve dönmek yoktur. bu aşamada iyi kadının kurduğu tuzağa göre iblis bir parçası evde olduğundan papaz yamağı tarafından öldürülebilecektir. ancak çavuş şamanla konuşup eve gitmesi gerektiğini düşünmeye başladığında iblis çavuşun eve gideceğini anlar ve papaz yamağına "benim seni bırakacağımı nereden çıkardın" der. bu aşamadan sonra çavuş eve gider tuzak bozulur hem ailesi hem papaz yamağı ölür.

    eee benim yorrlamam bukadar hadi hayırlı işler.


    (asliarar - 18 Kasım 2017 22:46)

  • comment image

    sevgili ekşiçi, bu satırları okuyorsan muhtemelen filmi yeni bitirdin ve 'az önce ben ne izledim amk???' soruları senı bu başlığa getirdi. öncelikle okumanı istediğim bir entry'i şu köşeye bırakayım
    (bkz: #72217476)
    okuduktan sonra benim eklemelerime geçebiliriz

    spoiler

    1. beyazlı kadın da japon amca da hayalet ya da iblis değiller. bunlar kötü ruha ve iyi ruha hizmet eden şamanlar. film boyunca kafaları karıştıran 'hayalet ise neden eti kemiği var' sorusunun cevabı bu detayda gizli. (hatırlarsanız filmin bir yerinde japon'un eski bir professör yahut din adamı* olduğuna dair dedikodulardan bahsediliyordu.)

    2. peki neden japon ile şaman iblis'e hizmet ediyor? sebebi basit, şamanlar belli güçlere sahip olabilmek için ruhani varlıklarla anlaşma yapabiliyorlar. japon, şamandan ruhani olarak daha yüksek rütbeli. iblis ile ölümsüzlük karşılığı anlaşmış. filmin muhtelif yerlerinde japon'un asla ölemeyeceğine dair yapılan imalar da bu kanıyı güçlendiriyor. şamanın ruhani rütbesi ise japon'dan daha düşük, o da ün ve para için anlaşmış iblisle.

    3. japon, şamandan daha yüksek rütbeli olduğu için (şaman rahipse japon'u papa gibi düşün) zaman zaman iblise ev sahipliği* de yapıyor. mesela ölü hayvanlar üzerinden beslenirken, yahutta bilmemkaçbinyüzüncü kez ölümden geri dönerken ve en sonunda da peder yamağına kendini açık ederken içine iblis giriyor. bunların dışındaki zamanlarda japon'un normal bir insandan güç olarak bir farkı yok ve zarar verilebilir bir pozisyonda. evini defalarca basan mankafalara, üstelik köpeğini öldürecek kadar ileri gitmelerine rağmen, bir zarar verememesinin altında bu yatıyor. yine kovalamaca sahnesinde bu kadar korkması ve ağlamasının altında aynı şey yatıyor: iblis bedenine girmediği zamanlar insandan bir farkı yok. ayrıca tuzak kurmak için olsa bile ölmekten hoşlanmıyor.

    4. küçük kıza şamanın uyguladığı ritüel esnasında (aslında şaman, kızı koruyan beyaz kadını kovmaktadır bu ritüelde. kızın "öleceğim" diye feryat etmesi bu yüzden.) japon amca da karısını öldüren çiftçinin cesedini diriltmek üzere ayin yapıyor. lakin ayin çok meşakatli olduğundan iyice zayıflıyor. biz bunları 'şamanın yaptıkları japonu öldürüyor' diyerek izliyoruz. bu ritüel japon amcayı iyice zarar verilebilir bir varlık haline sokuyor. lakin şaman'ın yaptığı ritüel de işe yarıyor ve beyazlı kadın, küçük kızın yanından ayrılmak zorunda kalıyor. zaten hemen aynı gece, beyazlı kadının japon'a gözükerek onun ödünü koparttığını izliyoruz.

    5. peki beyazlı kadının güçleri neler? beyazlı kadın, insan iradesine doğrudan hükmedemiyor. olayların seyrini değiştirecek müdahalelerde de bulunamıyor. genelde yaptıkları zararsız koruma büyüleri, ruh kapanları vs... ailenin bahçesindeki fıçının içine kargayı koruma amaçlı olarak o koydu. bunu bilen şamanın da ilk işi, o fıçıyı kırmak oldu. ayrıca "buralardan git!" dediği halde sözünü dinlemeyen şamanın evine yaralı bir karga gönderdiğini de hatırlatırım. bunların dışında hem polise hem de kızına o korkunç kabusları yollayan da, onları uyarmak isteyen beyazlı kadındı.

    6. beyazlı kadın insanlara doğrudan müdahale edemese de diğer iki şamanın üzerinde muazzam bir etkisi var. hem japon hem de öbür şaman allah gibi korkuyorlar ondan. beyazlı kadın yakınlarındayken güçleri zayıflıyor, sanki iblis onların üzerinden elini çekmek zorunda kalıyormuş gibi. mesela iblisle ün ve para için anlaşan şaman, beyazlı kadın ile karşılaştığında haram para ile yediği haram şeyleri kusuyor. aynı şekilde beyazlı kadın, japon'un peşine düştüğünde bu sefer japon 'ölememe' özelliğini kısa bir süreliğine kaybederek yukarıdan bizim mankafaların kamyonetine düşüyor.

    7. beyazlı kadın ve japon adam arasında kurulan bu dualizm, aslında filmin başlarında sembolik olarak kendini ortaya koyuyor. beyazlı kadın ile ilk tanışmamızda kendisi 'ilk taşı en günahsızınız atsın' lafına göndermede bulunuyor. ayrıca sürekli beyaz giyinmesi de önemli bir ipucu. koruyan, kollayan, uyarıcı ve iyileştirici dişil enerjiye karşılık; yakıp yıkan, tecavüz ve şiddet dolu, yokedici eril enerji. japon amcamızın simsiyah bir tazıya* sahip olduğu da hatırlatalım.

    8. şaman beyazlı kadından tırsarak şehri terkederken, arabasına böcekler saldırıyor. onları gönderen ise iblis. iblis, şamana bir anlaşmaları olduğunu bu şekilde hatırlatıyor ve bu olaydan sonra şaman kaçmaktan vazgeçip yarım bıraktıkları işi tamamlamak üzere geri dönüyor.

    9. filmin ortalarında japon'a "fotoğrafları ne yaptın" diye soruyorlar, mutfakta yaktığını söylüyor. son sahnede şamanın kutusundan saçılan fotograflar, muhtemelen japon'un "yaktım" dedikleri.

    daha da yazardım da şimdilik böyle kalsın.

    edit: içime sinmedi geri geldim.
    bu kadar didikleyip irdeledim diye sanmayın ki filmi çok beğendim.

    bir kere gereksiz derecede uzun. çok rahat 1.5 saatte, hadi bilemedin iki saatte anlatilabilecek bir konuyu bu kadar sündürmek, bende türk dizisi izliyormuşa yakın bir etki yarattı.

    ikincisi karakterler gerizekalı olduğu için hiçbiriyle özdeşleşemedim, dertlerini dert edinemedim. elektrikler kesilince ergenler gibi tırsan, japon amcayı karşısına alıp adam gibi konuşup derdini anlamaktan aciz, on kişinin sinir krizleri geçirip tek bir zombinin hakkından gelemediği, görgü tanıklarını araştırmak yerine arabasını nehir kenarına çekip ortağıyla goy goy yapan, söylenecek önemli şeyleri sebepsizce erteleyip alakasız yerlerde ifşa eden (mesela esas adamın ortağının, kızın ayakkabısını bulduğunu oradan uzaklaşınca söylemesi gibi) bu mallar sürüsünü izledikçe; "umarım bir an önce hepiniz teker teker ölürsünüz :))" dedim. dünya kadar balık yiyorsunuz, zeka yaşınız hala 8.

    k-horror, j-horror ve hatta c-horror akımından sayamayacağım kadar çok film seyrettim. uzak doğu'nun inançlarına da dini ritüellerine de aşinayım. politikasını, tarihini, alegorisini de bir kenara koyuyorum. bu saydığım şeylerden hiçbiri, benim filmin içine girmemi sağlayamadı. vaktiyle ünlü bir yönetmenin demecini okumuştum (hangi yönetmen olduğunu hatırlayan bana ulaşabilir, ismini editlerim). adam diyordu ki "filminizin size göre ilgi çekici olması, başarılı olmasına yetmez. insanlara umursamaları için bir sebep vermelisiniz." işte goksung bana böyle bir sebep vermiyor. kore'nin kırsalında geçen, alegorik okumalara açık, son derece muğlak bir iyilik-kötülük savaşını neden umursamalıyız? hem de karakterler bu kadar itici ve senarist neyin ne olduğunu açıklamak konusunda bu kadar ketumken. hikaye fazla 'yerel' ve genelin ilgisini çekemeyecek kadar da silik kalmış. bu adamlar janghwa hongryeon, yeogo goedam, the red shoes, geoul sokeuro, gidam, acacia gibi gayet sağlam işler çıkarmışken tutup da bunu övmek bence biraz işgüzarlık.


    (protaktinyum - 18 Haziran 2018 06:51)

  • comment image

    filmin başında incil'den yapılan alıntı önemli; isa'nın havarilerine görünüp hayalet olmadığını anlatması olayı:

    "bunları anlatırlarken isa gelip aralarında durdu. onlara, “size esenlik olsun!” dedi.
    ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar. isa onlara, “neden telaşlanıyorsunuz? neden kuşkular doğuyor içinizde?” dedi. “ellerime, ayaklarıma bakın; işte benim! dokunun da görün. hayaletin eti kemiği olmaz, ama görüyorsunuz, benim var.” (luka, 24; 36-39)

    spoiler:

    filmin sonunda şeytan olarak görünen japon'un ellerine dikkat ediniz, çivi delikleri var. burada açıkça çarmıha ve isa'ya atıf var. ayrıca horozun üç kere ötmesi olayı da incil'de anlatılan ve petrus'un isa'yı inkâr etmesi olayına bir atıf. asıl şeytanın hıristiyanlık olduğu söylenmek isteniyor olabilir. ya da şeytanın da bir hayalet olmadığı kanıyla canıyla aramızda yaşadığı anlatılmak istenmiş de olabilir.

    sonuç olarak yönetmen kimdir nedir tanımam etmem ama filmde yukarıda dikkat çektiğim atıflar can sıkıcı ve iyi niyet taşımıyor gibi geldi bana. güney kore'deki misyonerlik faaliyetlerini ve hıristiyanlığın buralardaki varlığını da hesaba katmak gerekir filmi izlerken.


    (kaidesini bozan istisna - 23 Kasım 2018 09:44)

Yorum Kaynak Link : goksung