Süre                : 1 Saat 59 dakika
Çıkış Tarihi     : 04 Ekim 2018 Perşembe, Yapım Yılı : 2018
Türü                : Cinayet,Gizemli,Heyecanlı
Taglar             : Başlığında basamak,sayı 64 başlık,Devam filmi,Kitap temelinde,Başlığında sayı
Ülke                : Danimarka,Almanya
Yapımcı          :  Zentropa Entertainments , Det Danske Filminstitut , Deutscher Filmförderfonds (DFFF)
Yönetmen       : Christoffer Boe (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Jussi Adler-Olsen (IMDB),Nikolaj Arcel (IMDB),Bo Hr. Hansen (IMDB)(ekşi),Mikkel Nørgaard (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Fares Fares (IMDB)(ekşi), Nikolaj Lie Kaas (IMDB)(ekşi), Nicolas Bro (IMDB)(ekşi), Anders Hove (IMDB), Elliott Crosset Hove (IMDB), Søren Pilmark (IMDB), Jesper Groth (IMDB), Birthe Neumann (IMDB), Vibeke Hastrup (IMDB), Clara Rosager (IMDB), Wanda Perdelwitz (IMDB), Anders Brink Madsen (IMDB), Fanny Bornedal (IMDB), Anders Juul (IMDB), Diem Camille Gbogou (IMDB), Johanne Louise Schmidt (IMDB), Trine Pallesen (IMDB), Henrik Vestergaard (IMDB), Joen Højerslev (IMDB), Amanda Radeljak (IMDB), Camilla Lau (IMDB), Marianne Høgsbro (IMDB), Sofus Rønnov (IMDB), Martin Boserup (IMDB), Nastja Arcel (IMDB), Luise Skov (IMDB), Michael Brostrup (IMDB), Lado Hadzic (IMDB), Jan Brandi (IMDB), Morten Bjørn (IMDB), Poul Erik Skammelsen (IMDB), Karin Cruz Forsstrøm (IMDB), Morten Feldt (IMDB), Maria Esther Lemvigh (IMDB), Lennart Falk (IMDB), Susan A. Olsen (IMDB), Per Tofte Nielsen (IMDB), Regitze Estrup (IMDB), Johanne Bie (IMDB), Regitze Estrup (IMDB) >>devamı>>

Journal 64 (~ Intikamin Safligi) ' Filminin Konusu :
Journal 64 is a movie starring Fares Fares, Nikolaj Lie Kaas, and Nicolas Bro. A series of mysterious disappearances in 1987 are all eerily connected to the same person.


  • "filmde köprüyü görünce birden bron/broen'e ve doğal olarak saga noren'e gittim. ne carl ne de başka biri, polisiye kuzey filmlerinde gözler saga'yı arıyor."
  • "malum ortamlara düşen, iskandinav filmidir.ama konusu, diğer üç filmden daha iç acıtır."
  • "torrentinin ne zamunda'da ne arenabg'de ne de rarbg'de bulunmadığı film. yanlış isimle mi aratıyorum acaba? yardımcı olacaklara şimdiden teşekkürler."
  • "iskandinav polisiyesi diye bir şeyin olduğunu kanıtı olan film. danimarka'daki öjeni uygulaması olan illegal kısırlaştırmalar hakkında enfes bir film."




Facebook Yorumları
  • comment image

    filmde köprüyü görünce birden bron/broen'e ve doğal olarak saga noren'e gittim. ne carl ne de başka biri, polisiye kuzey filmlerinde gözler saga'yı arıyor.


    (entarisikara - 23 Şubat 2019 22:50)

  • comment image

    bu seriye, bu ikiliye bayılıyorum. keşke dizisini çekseler de bir bölüm izlemek için yılaşırı beklemek zorunda kalmasak. soğuk, buhranlı klasik danimarka havası ve o derece soğuk, kasıntı dedektif carl ile daha insancıl, normal ortağı esad'in harika birlikteliği. seride en çok ilk filmini seviyorum ama bu film de ikinci sıraya yerleşti. konusu, işlenişi harikaydı. tahmin edilebilir detaylar daha fazla olsa da heyecan ve aksiyon da artmıştı sanki. ilk filmlerde vakanın ilmek ilmek çözülmesi ve katili bulma olayı, burada bilinen katil üzerinden adalet sağlanacak mi, iyiler kazanacak mi heyecanına evrilmiş, güzel de olmuş.
    danimarka polis merkezinin sütunlarını görünce de saga ve martin'i de kısa süreliğine yad ettim. (bkz: bron/broen) o da çok güzeldi be.
    gerilim polisiye seviyorsanız kaçırmayın. ama önce serinin ilk filmlerini izleyin. umarım devamı da gelir.


    (lin yallen - 21 Şubat 2019 03:02)

  • comment image

    jussi adler-olsen'in department q (şube q) serisi romanlarından yapılan uyarlamaların sonuncusu (daha önce de üç tane yapılmıştı). macera, polisiye, entrika ve gizem seviyorsanız, finalde de sürprizlere hazırsanız bunların mutlaka seyredilmesi gerekir. üstelik kuzey avrupa sinemasının sinemasal meziyetlerini de görmeniz mümkün. yalnız polisiyeyi hakkıyla veren, aksiyona, büyük patlamalara kaçışlara pek yer vermeyen; senaryo ve kurgusuyla önce çıkan yapımlar olduğunu unutmayın bunların. bir de bu serinin, belki dedektifleri yarı ruh hastası carl ve müslüman esad'dan kayaklanan, acayip bir bağlayıcılığı var. dört gözle bekler olduk her filmini. romanlarını hiç okumamıştım ama sanırım onları da okumaya başlayacağım.

    "tanrı öldü, durum vahim; ama sevgi hüküm sürüyor. şayet... şansın varsa." carl morck
    "hangi çocuk benim gibi bir babayı hak eder."carl morck


    (murat yuzyirmidordunu satan bilge - 18 Şubat 2019 12:17)

  • comment image

    serinin diger filmlerine gore biraz hafif kalmis. masadakilerin kimliklerinden sonra olayı yapan kolayca tahmin edilebiliyor.. yani kendisini saklama yontemi cok basit olmus.

    sahiplenilen kediyi masalarda gormek gulumsetti..


    (pradamax - 14 Şubat 2019 14:39)

  • comment image

    polisiyenin hakkını veren bir final. department q'nun macerası başka kitaplarda da sürüyor, lakin beşinci filmi çekerler mi bilmem. üçüncü filmde fena saçmalamışlardı ama, bunda güzel toparlamışlar. o yüzden, seri devam edecek olsa yine heyecanla beklerim.

    --- spoiler ---

    aslında filmde masanın etrafında mevcut görünen ismin bambaşka yerden çıkacağı başlarda tahmin edilebiliyor, zira o üçlüye (hattâ dörtlüye) en uyumsuz isim o, masada olmasını gerektiren bir dönüşüm yaşamış olması hiç mümkün gelmiyor, dolayısıyla bir yerden bulunup çıkarılması çok da sürpriz olmuyor. lakin kurgu o noktaya kadar iyi kotarıldığı için filmin temposu düşmüyor; meseleyi çözsem de esat'a ne olacak sorusu yüzünden son âna kadar pür dikkat izledim mesela.

    oyuncu kadrosunda kuzey yapımlarının vazgeçilmezinicolas bro da var. adam tam manasıyla tombik bir rol makinesi, neyi oynasa müthiş başarılı oluyor, hiç garip gelmiyor.*

    finalde carl morck'un aklının biraz başına gelmesi, bilhassa kedinin de department q'ya dönmesi, morck'un bir parça da olsa gülümsemesi falan garip bir şekilde mutlu etti beni. filmlere devam ederlerse tekrar aynı saçmalıklara ve gerginliklere başvurmazlar umarım, böyle gayet iyi geldi.

    ---
    spoiler ---

    yalnız, nehirin'e selam etmeden kapatmayayım entry'yi. zira onun gibi değerli çevirmenler olmasa, "popüler"den gayrısına tenezzül etmeyen tekel perdeler böyle nevi şahsına münhasır filmleri bize yansıtmaktan uzak olduğu için klişe yapımların çemberinde dolaşıp dururduk, şu filmle o gerçeği bir kez daha anlamış olduk. o yüzden kendisine hem özel olarak teşekkür ediyorum hem de şu arvingerne'ye de bir el atsan nasıl müteşekkir olacağım bacım, diyorum.*


    (martin jacques mystere - 13 Şubat 2019 22:45)

  • comment image

    zentropa yapımcılığındaki polisiyenin 4. filmi. karakterleri güzel süreklilik kazandırıyor(esad reis çok beyefendi adam) onun dışında iskandinav polisiye öğeleri. sofistike kuzeyli kötü adam muhabbetinin de ayrı hastasıyım. sherlock'ta da vardı, görevimiz tehlike, bonda da falan da kullanıldı. spoiler'a girmeyelim.

    kapalı havalarda ve yalnızsam seyrettiğim işlerden. baltasar kormakur da girdi bu işlere. o da temiz adamdır severim, sayesinde reykavijk'in piçi olduk, zaten hereke kadar yer:). top of the lake yine güzel bir yeni zelanda işiydi. bu prodüksiyonların pazarlama handikapı var. her yere satamazsın. standardını korumak da masraflı. o yüzden böyle oldschool film serisi şeklinde hazırlanıyor. çocukken hayatımı siken maelström'le başladığım kariyerimde son giulty pleasure'im bu seri. tek kanallı dönemde sobalı evde rahmetli büyükbabam uyuklarken seyrederdik bu tarz yapımları(eskiden tv 1 ve tv 2 cnbc-e kalitesindeydi, gorky park yayınlanmadan önce türk sinema uzmanları çıkar tanıtım sohbeti yaparlardı, yaşı 35 üstü olanlar hatırlar). sonraki yıllarda kuzey yapımlarında ufak tefek hareketlenmeler oldu gel gör ki artık tekeller dışında yavaş yavaş bunlar bitecek. geniş ve iç karartıcı bir ekonomil meselesi. biz de bu son zamanların tadını çıkarıyoruz.

    bu arada karl reyizle tanışıklığımız danimarka sinemasının bol meyveli dönemlerine denk düşer. cnbc-e seyretmiştik meraklısına reconstruction


    (uruguayli golcu - 13 Şubat 2019 15:52)

Yorum Kaynak Link : journal 64