• "1999 yilinda cikmis, konami yapimi playstation oyunu. bir oyunda atmosferin ne kadar onemli oldugunu kanitlar resmen."
  • ""have you seen a little girl? just turned seven last month. short, black hair? my daughter."bugün yirmi yaşına girmiş olan kült yapım, playstation efsanesi, klasiği."




Facebook Yorumları
  • comment image

    silent hill oyununu sevenlerin memnun kalacagi filmdir.

    --- spoiler ---
    filme, oyundan alinma o kadar hos detaylar yerlestirmisler ki...rose'un kizi sharon ile arabayla giderken caldigi müzik letter from the lost days, silent hill 3 ten alinma mesela. veya kasabaya giderken kadin polisle karsilasmalari...bir de rose'un kasabaya ilk gelisi sirasinda kizin pesinden bodruma inmesi ve orada bebeklerle karsilasmalari...alessa yi bekleyen hemsire ( bu hemsire ilginctir, oyunda harry mason tarafindan kaderine terkediliyordu, kapiyi yumrukluyordu cikar beni diye, bu sahne ve çalan müzik cok hüzünlüydü)...yaratıklar geldiğinde cızırtı duyulması ...ve oyunda bir türlü isinamadigim piramit kafalar...hepsi oyundan bire bir alinma.
    oyun severlerin bir baska sevecegi nokta da özellikle filmin birinci bölümünde rose'un kasabayi kesfetme sahneleriydi. kamera açıları ve renkler sayesinde sanki yanibasinizda biri silent hill 1 oyununu oynuyor ve siz onu izliyorsunuz gibi oluyor.
    filmin resident evil ve tomb raider den farki burda zaten. oyuna cok bagli kalmis. film sanki sadece oyunseverler icin cekilmis gibi. silent hill'in ana senaryosunun baykal gölü gibi derinliğinden bahsetmiyorum bile.
    bir diger nokta ki hep söylerim...silent hill korku ile drami cok iyi harmanlayan aslinda hüzünlü ve melankolik bir oyun-film. sanilanin aksine korku üzerine değil de dram üzerine korku sosu eklenmiş bir yapım..oyun oynarken korksam mı hüzünlensem mi bilemiyordum..bunda müzikleri yapan akira yamaoka nin cok büyük rolü var. bu arada silent hill in bütün soundtracklerine sahibim.
    oyunculuklar cok basarili. her oyuncu rolün hakkini vermis. dahlia ya daha fazla sans verilebilirdi sanki.
    peki eksikler yok mu? var..ilki... sanki film oyunun senaryosunun derinligine inmemis gibime geldi. bilen bilir,oyunun asil konusu biraz daha komplikeydi. filmde cok basite indirgenmis. burdan duyurayim, silent hill in asil konusu bu degil...ilgilenenler için silent hill başlığına bakmanızı öneririm...bir diger zayif taraf ise sean bean in filmde ne ise yaradigi. filme bir sey katmadigi gibi kasabanin atmosferinden izleyiciyi aliyor maalesef.
    sunu söyleyerek bitireyim...son 10 yildir hic bir fimi bu kadar istek ve merakla beklememistim. oyunun firması konami ye bu satırları bana yazdıracak günü gösterdiği için minnettarım, bu günleri de gördüm.
    ---
    spoiler ---


    (kumrengi - 14 Ekim 2006 19:48)

  • comment image

    ---az biraz spoiler ---

    bir daha oyun filmi yapmaya kalkanlara defalarca izetilmesi gereken filmdir. saatlerini, gunlerini diger tarafta james'in, heather'in, henry'nin ensesine bakarak harcamis, pyramid headi gorunce "heheyyt beee...yavrum beeeee!... ucgen kafa lan!... yurru be olm" seklinde tepki veren bir insan olarak pek de korku filmi seklinde izlemedigimi ve rose taraftari olmadigimi belirtmek geregi duydum bu noktada. devam etmek gerekirse, rose koridorlarda dolasirken kamera acilarinin oyuna bir saygi durusu olarak hazirlanisi, diger tarafa gecis anindaki mukemmel gorsellik, akira yamaoka'nin muzigi, silent hill vazgecilmezi hemsirelerin birbirlerini dogradiklari sahne, telsiz cizirtisinin muhtemelen sadece oyunu oynayanlarda yaratacagi "mnskym!...nerde?" psikolojisi, oyundaki puzzlelara yapilan gondermeler, diger tarafta hapsolma kavrami, colin'in tuvaletteki cesedinin tam bir silet hill 4 sahnesi olmasi *, tipki bir silent hill oyunu gibi mutlu degil trajik bir sonla bitmesi, asla asla asla gereginden fazla kursuna sahip olunamamasi, kafayi siyirmis, iyi mi kotu mu belli olmayan karakterler, pyramid head, pyramid head ve pyramid head.

    --- az biraz
    spoiler ---


    (winters - 15 Ekim 2006 22:47)

  • comment image

    oyundaki caddelerin/sokakların adları, gerilim/bilimkurgu roman yazarlarından gelmektedir. bunları irdeleyelim..

    --- spoiler ---

    nathan ave: (bkz: robert nathan) tapiola'nın maceraları'nı yazan adam.
    wiltse rd: (bkz: david wiltse) roman yazarı, aynı zamanda sinema oyunculuğu yapmışlığı da vardır..
    lindsey st: (bkz: david lindsay) psikolojik unsurları iyi kulanan gizemli bir yazar.
    vachss rd: (bkz: andrew vachss) flood adlı romanıyla akıl karışıklığı yaratan, falasıyla psikotik bir yazar
    martin st: (bkz: david martin) güçlü ve akıl almaz unsurlara değinen bir psikolojik gerilim ustası.
    katz st: (bkz: william katz) bilimsel unsurları, yoğun bir araştırma emeğiyle ortaya koyar.
    sanders st: (bkz: lawrence sanders) ölümcül günah serilerini yaşatan adam, çılgın kişilik..
    neely st: (bkz: richard neely) plastik kabus ile tanınan, psikolojik gerilim ve bilimkurgu insanı.
    harris st: (bkz: thomas harris) hannibal lecter'ın yaratıcısı. daha ne denebilir ki?
    saul st: (bkz: john saul) en az king ve koontz kadar etkileyici, romanları arasındaki bağlantı gerer, akıl almaz ipler asar olmadık yerlere.
    munson st: (bkz: ronald munson) bilgisayarları ve mekanik materyalleri gerilim öğesi olarak harika kullanır.
    rendell st: (bkz: ruth rendell) an unkindness of ravens, adam and eve and pinch me gibi kitapları olan buz gibi bir gerilim yazarı. harikadır.
    carroll st: --hayır lewis carroll değil-- (bkz: jonathan carroll) the land of laughs'ı yazan kişi.
    finney st: (bkz: jack finney) from time to time, the woodrow wilson dime..
    matheson st: (bkz: richard matheson) çoğu kişinin unuttuğu bu adam mr. right'ın yazarıdır!
    bloch st: (bkz: robert bloch) unutulamaz. hitchcock's psycho'yu* yazan kişidir.
    bradbury st: (bkz: ray bradbury) işte hastayım bu adama. martian chronicles serisini yazmış dahidir.
    midwich st: (bkz: village of the damned)dan bir sokak.. tanıyan bilir.
    levin st: (bkz: ira levin) rosemary's baby'yi yazan gizemli/şizoid kişidir.
    bachman rd: (bkz: richard bachman) stephen king'in bazı romanlarında kullandığı takma ad. bir iddiaya göre "sadece adım ile satılmıyor yazdıklarım." savını kanıtlamak için bu yola başvurmuştur.
    ellroy st: (bkz: james ellroy) l.a. confidential'ı yazan kişi.
    sagan st: (bkz: carl sagan) asla unutulmayacak bir dahi, bir efsane. hatta (bkz: karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı)
    koontz st: (bkz: dean r. koontz) şimdi burada bu adam ve yazdıklarıyla ilgili aklımdakileri açıklasam entryi 10 saatte ancak yetiştirebileceğimden bunu bir süre sonra editlerim belki diyor ve şu bakınızı veriyorum: false memory
    crichton st: (bkz: michael crichton) jurassic park'ı yazan kişi, bilimkurgu üstadı.
    wilson st: (bkz: colin wilson) the occult'ü yazmış adam.
    simmons st: (bkz: dan simmons) hyperion'u yazmış ilginç insan. günde 4 paket sigara içmektedir.
    sandfort st: (bkz: john stanford) pulitzer ödüllü gazetecidir kendisi. ayrıca prey adında bir serisini hatırlıyorum.
    craig st: (bkz: kit craig) psikolojik gerilimde, tess gerritsen tarzı konu işleyen bir yazardır.

    ---
    spoiler ---


    (ornette - 29 Aralık 2008 20:50)

  • comment image

    --- kronolojik spoiler ---

    silent hill origins (veya silent hill zero) (psp, ps2)
    alessa gillespie isimli kız çocuğunun insanları tek kelime söyleyerek öldürmek, onlara bazı korkunç yaratıklar göstermek gibi bazı doğa üstü güçleri vardır. bunları bilen annesi dahlia gillespie, üyesi olduğu the order isimli sapkın tarikata bağlılığı ve kızındaki bu güçlerin varolması nedeniyle küçük kızı alessa gillespie'yi yakarak kurban etmeye kalkışır. kızının içinde bir tanrıları olduğunu ve kızını kurban ederek bu tanrının yeniden doğacağını düşünmektedir. alessa, evinin odasında yakılırken aynı anda silent hill'de tırı bozulan şöför travis grady yanan evi görür. evin yanında dahlia'yı da görür. bu esnada da evden küçük alessa'nın çığlıkları yükselmektedir. travis grady, yanan eve girer ve küçük alessa'yı kurtarır. fakat kızın tüm vücudu yanmıştır. ruhunun yarısı bedenini terketmiştir. bu ruh daha sonra başka bir kız çocuğuna geçecektir. yinede bu şekilde uzun bir ömür geçirecek olan alessa'nın rahmine, travis'in daha sonra altedeceği şeytan, bir embriyo bırakır.

    silent hill 1 (ps1)
    ve cheryl doğar. cheryl henüz küçük bir bebekken yol kenarına terkedilir ve bu bebeği harry mason ile karısı yolda bulur, evlat edinir ve büyütürler. harry'nin karısı ölür. daha sonra harry ve cheryl, tatil yapmak için silent hill'e gelirler. kaza geçirirler. cheryl mason ortadan kaybolur. harry, sisli silent hill kasabasında üvey kızı cheryl'ı arama maceralarına girer.

    silent hill 2 (ps2, pc)
    james sunderland, 3 yıl önce ölen karısı mary'den gizemli bir mektup alır. bu mektup james'i silent hill diyarlarına sürükler. burada karısına çok benzeyen karakter olan maria ile tanışır. silent hill'de anılarını kovalayan james, aslında hasta karısını kendisi öldürmüştür fakat bunu kendisine karısının hastalıktan dolayı öldüğünü inandıracak kadar şizofrendir. (konu olarak önceki iki oyundan bağımsız sayabiliriz, ayrıca bundan sonraki oyunların konusu için bazı temel olaylar barındırmaktadır.)

    silent hill 3 (ps2, ps3, pc)
    cheryl, 17 yaşına girmiştir. malum sapkın tarikata bağlı, alessa gillespie'yi ayarında claudia isimli bir kadın, oyunda yönettiğimiz karakter olan heather morris'in peşine düşer. heather'ın rahminde özel bir şeyin olduğunu söyleyen bu kadın, tarikatının bağlı olduğu tanrılarının heather'dan yeniden doğacağına inanmaktadır. çünkü yanan alessa'nın ruhunun yarısını heather taşımaktadır. aynı zamanda heather, cheryl'dır. heather'da 17 yaşındadır. birbirlerine bağlıdırlar...

    silent hill 4: the room (ps2, ps3, pc)
    kahramanımız henry townshend, silent hill'de yaşadığı apartman dairesinde bir gün kabus görerek uyanır. uyandıktan sonra evi dolaşmaya başlar. bazı tuhaflıklar vardır. telefonu kesiktir, televizyon yayını yoktur. ve kapısı içeriden zincirlenmiştir. evden dışarı çıkamaz. evi araştırırken banyonun duvarında kocaman bir delik olduğunu görür. delikten girer, ucundan çıkar ve maceralar başlar. henry'nin yaşadığı 302 no'lu dairede, ondan daha önce, istenmeyen bir ilişki sonucu dünyaya gelen walter sullivan, annesi ve babası tarafından bu odada doğar doğmaz göbek kordonu ile terk edilmiştir. bu bebek, apartmanın yöneticisi olan frank sunderland (james sunderland'ın babası) tarafından yetiştirilir. frank, kordonu saklamaktadır. daha sonra küçük walter, the order'ın eline düşer. walter büyümeye başlar, diğer yandan da annesini aramaktadır. tarikattan ulaştığı bilgiler sonucunda 302 no'lu daireyi bulur. 302 no'lu evi annesi zanneder. içeri bir türlü giremez. içeri girebilmek ve daire sandığı annesini yeniden hayata döndürebilmek için tarikatta öğrendiği ve incil'de bahsedilen 21 sacraments'i uygulayacaktır. annesine ulaşmak için 21 kişinin katili olacak olan walter sullivan'ın karşısına, boyutlar arasında dolaşan henry townshend çıkacaktır.

    silent hill 5: homecoming (ps3, pc, xbox 360)
    kahramanımız alex shepherd, kardeşi glen'in kaybolduğunu haber alır ve kasabaya döner. kendisini the order'ın pisliklerine karşı bir mücadele içerisinde bulacaktır.

    --- kronolojik spoiler ---

    edit: silent hill shattered memories projesi kesinleşmiştir. onu da ekleyeceğimden şübheniz olmasın efenim...

    edit 2: silent hill shattered memories, silent hill-1'in yeni konsol platformları için yeniden makyajlanmış haliymiş. senaryoda herhangi bir fark olacak mıdır, bilemiyoruz. (bkz: remake)


    (nod33 - 31 Ocak 2009 01:04)

  • comment image

    güncelleme editi: downpour çıkmadan evvel yazdığım entry'yi geç de olsa downpour'u da dahil ederek güncelledim.

    ////////////////////////////

    hemen her oyunuyla hayranlarına farklı tatlar verebilmeyi başarsa da genel itibarıyla bakınca her yeni bölümle bir öncekini aratan oyun serisi. aslında çıkan yeni oyunlar bazı yönlerden öncekileri geçmeyi başarırken, birçok yönden serinin sahip olduğu "trademark"ları da terk etti ya da değerlendirmesini bilemedi. kişisel fikrime göre şimdiye dek çıkmış 8 oyunu birkaç kategoride incelediğimde şöyle bir tablo çıkıyor ortaya:

    (kısaltmalar: shh= sh homecoming, sm= shattered memories, 0= origins, dp= downpour)

    en iyi ana karakter: heather morris - silent hill 3

    tüm oyunları incelediğimizde heather'ın öne çıkmayı başarması bolca konuşması, duygularını olduğu gibi dışa vurabilmesi, yeri geldiğinde tepkisini gösterebilmesi gibi unsurlarda yatıyor. hiç tanımadığımız bu kıza oyun boyunca alışıp nasıl biri olduğunu üç aşağı beş yukarı kavrayabiliyoruz. bulunduğu ortamlar ya da karşılaştığı karakterlere yönelik yorum yapmaktan kaçınmıyor. böylece onu daha iyi tanıma şansımız oluyor. oysa bir de diğer oyunlardaki karakterlere bakın: çoğu fazla konuşmayı sevmeyen, şaşırılmayacak şeylere şaşıran, en acayip durumlarıysa normal karşılayan bir tuhaf adamlar. ah, evet. eklemek gerek, hepsi adamlar. yapımcıların bilinçli bir tercihi miydi bilinmez ancak serideki tek kadın karakterin(maria'yı saymazsak) en içi dışı bir olanı çıkması biraz manidar tabii.

    ikincilik ödülü: en empati kurulabilen karakter olması sebebiyle harry mason'a gidiyor. kızına bak, babasını al durumu.
    en fenası: silent hill'la hiç alakası olmayan bir karakter portresi çizen travis grady.

    sıralama: heather(sh3)>harry(sh)>james(sh2)>alex(shh)>henry(sh4)>harry(sm)>murphy(dp)>travis(0)

    --------------------------------

    en iyi hikaye: silent hill 2

    bu, karar vermesi belki de en zor kategori aslında. ancak en yakın rakiplerinin elinden kıl payı da olsa silent hill 2 kurtulmayı başarıyor. son derece derin ve sürprizli hikayesi 2. oyunun en büyük kozuydu şüphesiz. hatta silent hill 2'nin hikayesi bu kadar iyi olmasa, seride bugün gördüğü saygıyı da kazanamazdı. yapımcıların bile daha oyun piyasaya sürülmeden hikayelerine ne kadar güvendikleri ve oyuncuyu tek başına sürüklemeye yeteceğine olan inançlarının kanıtı, oyunun en kolay zorluk seviyesinde yatıyor aslında. oyuna bu modda başlarken gördüğümüz açıklamadan da anladığımız üzere bu seviyede yaratıklarla uğraşmadan sadece hikayeyi yaşamamıza olanak veriliyor! oyuncunun sıkılmayacağına o derece inanıyorlar yani. haksız da sayılmazlar zaten. sh2'nin hikayesi başladığı gibi bitmeyen, ne umarken ne bulduğumuz bir finalle bizleri şoke ediyor adeta.

    ikincilik ödülü: mistik tarikat hikayesini uzaylı sosuna bulayıp sağlam geriplan öyküsü yaratması sebebiyle ilk oyunun.
    en fenası: ne anlatmaya çalıştığı belli olmayan, finale gelene kadar saçı başı dağılan downpour.

    sıralama: sh2>sh>sh3>sh4>shh>sm>0>dp

    --------------------------------

    en iyi başlangıç: silent hill

    bir silent oyununa başlamak her zaman ilginç bir deneyim olmuştur. ancak bu geleneği başlatan oyunun ilk bölüm olması ve bunu en başarılı biçimde yapıyor oluşu yadsınamaz bir gerçek. son derece sakin başlayan oyun, her şeyden habersiz oyuncuyu adeta avına düşürüyor, neye uğradığını şaşırtıyordu. üstelik bunu o kadar başarılı biçimde yapmıştı ki sonradan devam oyunlarında da bolca uygulandı bu formül. ancak sanıyorum yine şaşılmayacak biçimde ilk oyundaki havayı yakalamayı başaran tek oyun sh3 oldu.

    ikincilik ödülü: aynı kabusun lacivertini çok başarılı sunduğu için silent hill 3.
    en fenası: aynı kabusun lacivertini rezil ederek sunduğu için downpour.

    sıralama: sh>sh3>shh>sh4>sh2>0>sm>dp

    --------------------------------

    en etkileyici final: silent hill 2

    aslında bu konu da biraz karışık bir kategori. her oyunun birden fazla sonu olduğu düşünülürse hangisinin bir diğerinden daha vurucu olduğu kısmen değişebiliyor. ancak finalin öyle ya da böyle genel çizgiden çok fazla ayrılmadığı ve en nihayetinde hikayenin kendisi ne kadar iyiyse o derece iyi olabildiği düşünülünce silent hill 2'nin finali(ya da finalleri) diğerlerine göre ağır basıyor.

    ikincilik ödülü: sağlam bir twist ending arıyorsanız shattered memories ile doğru adrestesiniz.
    en fenası: yazılar bir an önce akmaya başlasın diye sabırsızlanıyorsanız origins ile doğru adrestesiniz.

    sıralama: sh2>sm>shh>sh>sh4>sh3>dp>0

    --------------------------------

    en iyi atmosfer: silent hill

    tartışmasız serinin galibi ilk oyun. zamanının son demlerini yaşayan bir konsolda piyasaya sürülüp bu kadar tekinsiz bir atmosfer yaratmak, o dönemdeki hiçbir korku oyununun beceremediği bir işti. duvarlardaki kir pas, iç içe geçmiş metal yapılı mekanlar, bütün dikkatinizi dağıtıp sinirlerinizi geren müzikler, bitmek bilmeyen karanlık, yalnızlık hissi derken oyunu 2 saat aralıksız oynamak demek en azından 2 saatlik bir terapiye ihtiyacınız olması demekti. korkutucu olmasının ötesinde bir histi oyunun size verdiği. neşeniz vücudunuzdan yavaşça çekilip alınıyormuş gibi hissediyordunuz ve oyun oynamanın eğlence amaçlı yapılan bir eylem olduğu düşünülürse, o 2 saatin sonunda bu oyunu oynamış olmaktan dolayı eğlenip eğlenmediğinizden emin olamıyordunuz.

    ikincilik ödülü: yine ilk oyunu hunharca kopyalayıp başarıyla kolajlayan üçüncü oyunun.
    en fenası: su kaydırağından bile kaydırdığı için downpour.

    sıralama: sh>sh3>sh2>sh4>shh>0>sm>dp

    --------------------------------

    en iyi ses efektleri/ambiyans müziği: silent hill

    kakofonik müzikler, tekrar eden sesler, garip nesnelerin sürtünme, çarpma efektleri, hayvan ya da yaratık inlemeleri silent hill serisinin olmazsa olmazı(yamaoka sağ olsun) haline gelmiştir. bu efektlerin en abartılıları ilk oyunun soundtrack albümünde yer alıyor. serinin ilerleyen oyunlarında bu seslerin giderek yumuşadığı ve sonunda tamamen yok olup bütünüyle orkestral ya da akustik aletlerle oluşturulduğu görülüyor. ancak ilk oyunda böyle değildi. tamamen kaotik bir atmosfer yaratan bu ses ve müzikler, sonraki oyunların aksine sizi tedirgin etmek, gizemli bir hava yaratmak için değil, zıvanadan çıkmış gibi oradan oraya koşup bulunduğunuz ortamı derhal terk etmenize sebep olmak için yaratılmış gibiydiler resmen. ikinci oyunda daha sakin müzikler yer aldı. 3'te kısmi bir geri dönüş yapıldı, 4 ve sonrasındaysa müzikler minimuma indirildi.

    ikincilik ödülü: bolca ulumalı inlemeli ambiyans müziği sizi korkudan donunuza işemeli sıçmalı hale getirdiği için sh3.
    en fenası: baştan sona suskunluğum asaletimdendir kafasında takılması sebebiyle downpour.

    sıralama: sh>sh3>sh2>sh4>shh>sm>0>dp

    --------------------------------

    en iyi akustik müzik: silent hill 2

    ikinci oyunun giriş müziği bu ödülü 2. oyunun alması için başlı başına yeterli bir sebep aslında. maria ve james'in parmaklıklar ardındaki diyaloglarını ölümsüzleştiren giriş müziği, birçok hayranın zihnine sonsuza dek kazınmış durumda. ancak oyunun tek marifeti bununla da sınırlı kalmıyor. özellikle oyun boyunca angela karakterinin arkasına döşenen piyano ağırlıklı müzikler size silent hill'da olduğunuzu unutturup bir an için gülümsetebilecek türden. tabii bu noktada derhal 4. oyunu anmayı bir borç biliyorum çünkü 2. oyunla aralarında çok az fark var. oyunun başındaki trailerda çalan room of angel, oyunun bitiş müziği ve heaven's night'tan canlı elizabeth mcglynn performansı-her ne kadar oyuna yerleştirilmemiş olsa da- 4. oyunu da unutulmazlar arasına taşıyor.

    ikincilik ödülü: yukarıda saydığım sebeplerden dördüncü oyunun.
    en fenası: korn yüzünden downpour.

    sıralama: sh2>sh4>sh3>sh>shh>sm>0>dp

    --------------------------------

    en iyi grafikler: silent hill 3

    oyunun piyasaya sürüldüğü zaman, platform ve o dönemdeki diğer oyunlar incelendiğinde silent hill 3'ün serinin en iyi grafiklerine sahip olduğu gözüküyor. karakter modellemeleri, ağız animasyonları, yaratıkların modellemeleri ve mekanlar zengin detaylarıyla göz dolduruyor. kirli görüntü filtresi, sis efekti, gölgelendirme ve ışıklar, serinin öncesi ve sonrasında gelebildiği en yukarı noktada yer alıyor. ilk oyundan 4. oyuna kadar sürekli gelişen grafiklerle piyasaya sürülen serinin 4. oyunla 2. oyunun bile gerisine düşmesi enteresan. sonrasında çıkan origins bir psp oyunu olması sebebiyle yetersiz modellemeleriyle, homecoming özensiz kaplamaları ve baştan savma grafikleriyle, shattered memories ise zamanını yakalamakta güçlük çeken grafikleriyle sh3'ün fersah fersah gerisinde. downpour ise grafiksel olarak serinin en affedilmeyecek derecede kötü olanı.

    ikincilik ödülü: ölmek üzere olan bir konsolun sınırlılıklarını avantaja çevirebildiği için ilk oyunun.
    en fenası: en fazla kuşum aydın ve ajda pekkan kadar mimik yapabilen karakterleri sebebiyle downpour.

    sıralama: sh3>sh>sh2>sh4>shh>sm>0>dp

    --------------------------------

    en iyi bulmaca: shakespeare bulmacası - silent hill 3

    ilk dönem silent hill oyunlarındaki yaratıklardan zaman zaman daha korkunç olan bir şey varsa o da saç baş yolduran bulmacalardı. oyuncunun dikkati ve analitik düşünme yetisini ölçen, mantıksal çıkarımlarda bulunmasını bekleyen bulmacalara kafa yormak ne kadar yorucuysa, sonunda başardığınızda hissettiğiniz tatminin tarifi ise yoktu. üçüncü oyundaki "tarot" bulmacası, ilk oyundaki "zodiac" bulmacası ya da ikinci oyundaki "adam asmaca" bulmacasını hatırlayanlar neden bahsettiğimi çok iyi biliyor. ancak silent hill 3'teki kitaplık bulmacası çıtayı bir anda uzaya fırlattı. shakespeare'in en ünlü eserlerini başrole oturtan bulmaca, en zor seviyede kitapları belli bir sıraya dizip son derece muğlak bir tekerlemeden mana çıkararak bir şifre elde etmemizi bekliyordu. işin kötü yanı hayatınızda hiç shakespeare okumamışsanız bu bulmacayı çözmenize imkan yoktu çünkü bulmaca kitapların en azından ne hakkında olduğunu bildiğinizi, karakterlerini tanıdığınızı farz ediyordu. itiraf edelim, çoğumuz dergilereki tam çözümler ve internet olmasa oyunun daha en başında karşımıza çıkan bu bulmacayı çözemeden oyuna veda etmek zorunda kalırdık. benzer bir durumun daha vahimi ilk oyunda da yaşanmıştı. silent hill'daki kötü şöhretli piyano bulmacasından bahsediyorum. ne yazık ki şanslı bir azınlık dışında hiçbirimizin henüz internetle bile tanışmadığı bir dönemde maruz kaldığı bu "sessiz kuşların hikayesi" bulmacası için bakabileceğimiz bir rehber yoktu. zamanla oyun takas edilen cd'ciler ve arkadaş ortamlarında çıkış noktası belli olmayan ancak giderek yayılan bir dizi rakam imdadımıza yetişti neyse ki: 2-4-5-3-1.

    ikincilik ödülü: bizi midwitch elementary school'a sonsuza dek hapsettiği için piyano bulmacasıyla ilk oyuna gidiyor.
    en fenası: sunabildiği en iyi bulmacayı anlamasanız bile deneye yanıla birkaç seferde çözebildiğiniz için downpour.

    sıralama: shakespeare(sh3)>piyano(sh)>adam asmaca(sh2)>kanlı yatak(sh4)>kurucu aileler(shh)>gölge(sm)>flauros(0)>devil's pit treni(dp)

    --------------------------------

    en iyi yan karakter: maria - silent hill 2

    maria'nın fiziksel gerçekliği her ne kadar tartışma konusuysa, bir karakter olarak sağlamlığı da tartışmadan bir hayli uzak. baştan çıkarıcı, seksi ancak her nasılsa sempatik de olmayı başarabilen maria, gelmiş geçmiş en iyi silent hill yan karakteri muhtemelen. inişli çıkışlı bir kişiliğe sahip ve bazı şeylere kesinlikle tahammülü yok. özellikle yok sayılmaya. haksız da sayılmaz gerçi. serideki var oluş sebebi düşünülürse.

    ikincilik ödülü: çılgın tarikat lideri kasabayı coşturuyor dedirttiği için dahlia.
    en fenası: mektupları vaktinde ulaştırmadığı için howard, nam-ı diğer postacı.

    sıralama: maria(sh2)>dahlia gillespie(sh)>vincent(sh3)>eileen galvin(sh4)>lisa garland(0)>dahlia gillespie(sm)>elle holloway(shh)>howard blackwood(downpour)

    --------------------------------

    en iyi düşman: pyramid head - silent hill 2

    her ne kadar işgüzar yapımcıları sebebiyle anlamsız biçimde homecoming'de yeniden kullanıldıysa da pyramid head silent hill 2'nin ve tüm serinin açık ara en başarılı kötü karakteri. ondan ürkmek, adından bile sakınmak için bir sürü sebebiniz var, ancak hepsini saymaya lüzum yok. sürükleye sürükleye taşıyabildiği ve sizi tek hamlede boydan boya kabak gibi yarmaya müsait devasa bıçağından bahsetmek bile yeterli. sizinle temas etmese bile onu parmaklıklar ardında öylece dururken görmeniz, kaç yaşında olursanız olun, sarı saçları iki yanda tokayla toplanmış küçük bir kız çocuğu gibi çığlıklar atarak oradan kaçmanızla sonuçlanabilir.

    ikincilik ödülü: hem acıyıp, hem de bir an önce cehennemi boylasın diye dua ettiğiniz ikinci bir karakter daha olmadığı için walter sullivan.
    en fenası: düşman barındırmadığı için shattered memories.

    sıralama: pyramid head(sh2)>walter sullivan(sh4)>memory of alessa(sh3)>incubus(sh)>scarlet(shh)> bogeyman(dp)> momma(0)>???(sm)

    --------------------------------

    en iyi yaratık: closer - silent hill 3

    silent hill'de karşılaştığımız yaratıklar, kontrol ettiğimiz karakterlerin kabuslarından fırlayan, bizimse kabuslarımıza dadanan türden şeyler. vücutlarının çarpık tasarımı, eklem yerlerinin biçimsizliği, çıkardıkları sesler, yaydıkları statik ve canımıza yönelik muhteva ettikleri tehlike... onlarla içli dışlı olmaktan mümkün olduğu ölçüde kaçınmak için bolca sebebiniz var. ancak içlerinde biri var ki bazısını açık ara, bazısını kılpayı da olsa aşıyor: üçüncü oyundaki closer'dan bahsediyorum. esasen ikinci oyunda ne yazık ki değeri anlaşılamayıp figüran gibi kalan mandarin'in biraz makyajla yeniden piyasaya sürülmüş hali olan ve daha oyunun en başında tanışma şerefine nail olduğumuz bu yaratık, uzun boyu, deforme olmuş ve neye benzediği belli olmayan suratı, en önemlisi de boks yapmaya bir hayli müsait upuzun ve balyoz gibi kollarıyla oldukça sindirici bir görüntüye sahip. o upuzun kollarına rağmen hala size erişemiyorsa da gizli son bir numarası daha olduğunu ve gerektiğinde kollarından çıkarabildiği sivri kazıklar bulundurduğunu söylemeyeyim hiç. yaratık tasarımı anlamında 2, 3 ve dördüncü oyun tam anlamıyla korkunç birer şaheserler. ilk oyunun da hakkını yememek gerek. homecoming kendinden önce gelen oyunlarda-ve hatta filmde- ne yapıldıysa aynını idare eder ölçüde kopyalıyor ancak unuttuğu çok önemli bir nokta var: sembolizm. serinin gelmiş geçmiş en kötü yaratık tasarımları ise sadece 4 adet insan görünümlü garabetiyle downpour'da yer alıyor.

    ikincilik ödülü: lying figure'ı görünce rahatsız olup sanki kendi eliniz kolunuz bağlıymış gibi hissetmemeniz mümkün değil.
    en fenası: ne oldukları bile anlaşılamadığı için shattered memories yaratıkları.

    sıralama: closer(sh3)>lying figure(sh2)>twin victim(sh4)>lurker(shh)>mumbler(sh)>remnant(0)>doll(dp)>???(sm)

    --------------------------------

    en korkunç oyun: silent hill 3

    3. oyunun eline su dökülemeyecek bir kategori daha. gün ışığını çok az görebildiğimiz ve başından sonuna dek neredeyse zifiri karanlıkta geçen, her köşede ayrı bir yaratık tarafından tartaklandığımız, yol boyunca başımıza türlü türlü felaketlerin geldiği, bolca kapana kısılıp çoğu zaman kıl payı kurtulduğumuz, hiçbir şey olmasa bile içinde bulunduğumuz odadan korktuğumuz bir oyundu silent hill 3. korkunun dozu ciddi ölçüde kaçırılmıştı ve bunun bir oyunda başarılabilir olması ise ayrı bir olaydı. günümüz korku oyunu yapımcılarının genel kitleyi memnun edebilmek adına korkutucu atmosfer yaratmak yerine saf aksiyona sarıldığı ve artık klasik anlamda korku oyunu yapmanın imkansızlığını iddia edip durdukları düşünülürse, silent hill 3 gibi hem hala zamanı yakalayabilen, hem de bu kadar korkunç olmayı başaran bir oyun nasıl yapılabiliyor o zaman diye kendilerine sormamız için haklı bir gerekçeydi. evet, silent hill 3 çok korkunçtu ve bir daha aynaya bakmak istemiyorsak sebebi bizzat bu oyundu!

    ikincilik ödülü: psikolog masraflarınızı kabarttığı için ilk oyunun.
    en fenası: oyunu seyrettiğiniz ekran, kontrol ettiğiniz gamepad bile daha korkunç olduğu için downpour.

    sıralama: sh3>sh>sh2>shh>sh4>0>sm>dp

    --------------------------------

    en iyi oyun: silent hill

    seri boyunca pek çok yenilik yapıldı, bir kısmı terk edildi, bir kısmı defalarca kullanıldı. ancak 1999'dan bu yana hayranların kafasında belirli öğeler kaldı ve bu öğeleri derli toplu olarak görebildiğimiz ilk ve son oyun silent hill'dı. peki bu öğeler neler mi? yoğun sis, el feneri ve karanlık uyumu, radyo, sonsuz inventory, çeşitli silahlar, dar koridorlar, açılmayı bekleyen kilitli kapılar, korkunç mekanlar, beyin yoran bulmacalar, gizemli karakterler, dengeli aksiyon, yaratıcı ve sembolik düşman tasarımları, sıkı bir giriş, sürükleyici hikaye, farklı sonlar, sonu etkileyen kararlar, eşsiz müzik ve sesler, dönemine göre iyi grafikler, muhteşem sabit ve hareketli kamera açıları, ilerlemeye zorlanmadan mekanları dolaşabilme özgürlüğü... sonraki oyunlarda önce sis kalktı, her yer aydınlandı, sonra karanlık geri geldi ancak fenerimiz bozuk çıktı ve burnumuzun ucunu göremez olduk, yaratıklar özensiz ve öncekilerin kopyası haline geldi, aksiyona boğulduk, üzerimizde taşıdığımız eşyaya garip sınırlar kondu, bulmacalar yok oldu, daracık mekanlarda tek çizgi üstünde ilerlemeye zorlandık...

    ilk oyunun formüllerini üç aşağı beş yukarı aynen başarılı biçimde kullanan silent hill 3'ün ilk oyuna göre tek eksi yanı hikayeyi lanetli kasaba dışında başlatmasıydı sanırım. her ne kadar oyunun ortalarına doğru kasabaya dönsek ve geri kalanını burada geçirsek ve silent hill 3 nihayetinde bu çift mekan olayını iyi kıvırmış olsa da, ardından gelen oyunlara kötü örnek oldu. hemen ardından gelen sh4 kasabadan tamamen koptu. homecoming zoraki bir bağla hikayeyi silent hill'a taşıdı. sözümona kasabanın daha önce gezmediğimiz bölümlerinde vuku bulan downpour ise kasabayla en ufak bir bağı bile olmayan bir karakteri hikayenin merkezine yerleştirerek silent hill'ı silent hill yapan her şeyi terk edip seriye yabancılaşmamıza sebep oldu... bütün bu unsurlar göz önüne alındığında silent hill, serideki gelmiş geçmiş en iyi oyun olma ünvanını hak ederek taşıyor. pek çok hayranın gözünde baş tacı edilen silent hill 2 ise 8 yapım içerisinde en nevi şahsına münhasır oyun olarak ilk oyunun tam bitişiğinde yer alıyor.

    sıralama: sh>sh2>sh3>sh4>shh>sm>0>dp


    (canned - 13 Ağustos 2011 18:35)

  • comment image

    silent hill hd koleksiyonu twinperfect adlı silent hill uzmanı ekip tarafından yerin dibine sokulan ve tam anlamıyla patlayan seri. adamlar şurada ve şurada iki saat boyunca koleksiyon setinin tüm yaratım sürecinin muazzam bir analizini yapıyorlar. bu analizin seriyi en başından beri takip etmeyen birileri tarafından yapılması imkansız. dolayısıyla sadece kör gözlülerin bile görebileceği teknik kusurları değil, hd koleksiyonun serinin orijinaline ve hikayenin gidişine de nasıl olumsuz etki yaptığını, hatta serinin geleceğini nasıl etkilediğini-bkz. yazımın son iki paragrafı- tüm detaylarıyla gözler önüne seriyorlar.

    hd collection'ın yaratım süreci ya da fiyaskosu, 2 saati aşan yapım belgeseli kalitesindeki bu videolardan açıkça anladığımız biçimde şöyle özetlenebilir:

    -serinin origins'den beri yönetim kadrosunda bulunan tomm hulett, ikinci ve üçüncü oyunları içerecek olan hd koleksiyonu duyurarak, yeni seslendirme yapmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. eski sesleri teknik olarak yeni oyunlara koymanın mümkün olmadığını! ileri sürerek, bunun hd olarak yenilenmiş oyuna oturmayacağını! iddia ediyor.

    -hayranlardan büyük bir negatif tepki yağıyor.

    -ikinci oyunda james sunderland'i seslendiren guy cihi, konami'nin kendileriyle hiçbir zaman kontrat imzalamadığını ve hd koleksiyonda sesleri ve yüz animasyonlarını yeniden kullanmak için kendilerinden izin alma zahmetine katlanmadıklarını duyuruyor.

    -bu sırada oyunun diğer eski ses sanatçıları oyunların yeniden yapıldığını öğrenip, kontrat yapılmadığı ve haklarının ihlal edildiği konusunda guy cihi'yi doğruluyor.

    -tomm hulett yeni seslerin çok daha iyi olacağını, eski ses sanatçılarının kötü performanslarla zaten seriyi baltaladığını!!!, hatta eski senaryonun ve repliklerin de hataları olduğunu iddia edip düzeltmelere gittiklerini belirtiyor. -ilk dört oyunu yapan ve hayranların saygısını kazanan team silent her şeyi yanlış yapmış yani- (team silent'ın eski ses sanatçılarını neden ve nasıl ince eleyip sık dokuduktan sonra seçtikleri silent hill 2 ve silent hill 3'ün yapım belgesellerinde bulunabilir).

    -yeni versiyonda james'i seslendiren troy baker ve mary ile maria'yı seslendiren mary elizabeth mcglynn de tomm hulett'i haklı çıkarmak adına eski ses sanatçılarını birden bire suçlayıp, haklarını aradıkları için hedef göstererek, özellikle guy cihi'ye yükleniyorlar. onlara göre bütün problemler guy cihi yüzünden oluyormuş!

    -tomm hulett, yeni seslendirmeden bir kesit sunuyor.

    -hayranlardan yeni seslere yönelik müthiş bir negatif feedback alınıyor.

    -yeni james'i seslendiren troy baker ve yönetici tomm hulett, "1-2 dakikalık ses örneğinden nasıl yorum yaparsınız? bu daha tamamlanmamış ses kaydı. oyuna düzgün hali eklenecek" diye hayranlara çıkışıyor-twinperfect'in belgeselinde de gördüğümüz üzere sesler aylar sonra oyuna aynen ekleniyor, yani tomm hulett bir kez daha yalan söylüyor.-

    -seslendirme örnek videosu sessiz sedasız yayından kaldırılıyor. şurada eski ve yeni seslerin bir karşılaştırması mevcut.

    -guy cihi, durumun vahametinden ve tüm özverisiyle sesini ve hareketlerini verdiği oyunun düştüğü durumdan büyük üzüntü duyarak, derdinin hiçbir zaman para olmadığını belirterek, konami'ye tüm haklarını karşılıksız devrettiğini ve eski seslerin oyuna eklenmesini temenni ettiğini duyuruyor.

    -diğer eski ses sanatçıları da başımızın gözümüzün sadakası olsun der gibi guy cihi'nin yanında yer alarak aynı şekilde haklarından feragat ediyorlar.

    -tomm hulett ve konami, beklemediği bu hamle karşısında apar topar eski seslerin de ikinci oyuna ekleneceği müjdesini hayranlara veriyor. bu sırada guy cihi'ye yapılan bütün hakaretler bir anda kesiliyor. tomm hulett'in bahsettiği, eski seslerin yeni oyuna oturmayacağı şeklindeki teknik problem ise mücizevi biçimde ortadan kayboluyor! tomm hulett'in itinayla sildiği yorumları gibi.

    -üçüncü oyunun ses sanatçılarından benzer bir tavır gelmeyince, aynı teknik(!) problemler silent hill 3 için devam ediyor ve üçüncü oyun sadece yeni seslerle koleksiyona ekleniyor. hayranlar buna da tepki gösterince hulett ve mcglynn bir ağızdan "yenisini beğenmeyen eskisini gidip oynasın" şeklinde buyurgan açıklamalar yapıyor.

    -aynı anda konami, oyunun grafiksel olarak ne kadar geliştiğini görebilmemiz için ekran görüntüleri yayınlıyor.

    -hayranlardan yine büyük bir negatif haykırış yükseliyor çünkü gören bir çift gözü olan herkesin idrak edebileceği gibi her şey 10 yıl önceki grafiklerden çok daha kötü görünüyor.

    -tomm hulett bir kez daha bitmemiş yapım üzerinden bizi eleştiriyorsunuz diye sızlanırken, oyun çıkınca anlıyoruz ki bu görseller de aslında hiç dokunulmadan oyuna ekleniyorlar. tomm hulett, yine yalan söylüyor.

    -twinperfect, oyunu satın almamaları konusunda youtube'ta hayranları birlik olmaya çağırırken, tomm hulett, "birkaç kişi bir araya geldi diye bir şey olacak değil" diye bu karşı duruşu ve hayranların gücünü küçümsüyor. dahası, hayranların yorumlarına göre hareket edemeyiz diyor. oysa ki aylar önce oyunun sadece ps3'e geleceği bilinirken youtube videosu altında x360'a da gelmesini istediler diye oyunu x360'a da çıkarmaya karar verdiklerini söyleyen bizzat kendisiyken.

    -oyun bütün bu sansasyonel sürece rağmen çıkıyor ve oyunculardan oyunu hatalar ve buglar yüzünden oynayamadıklarına dair binlerce şikayet geliyor. oyun siteleri oyuna kötü puanlar veriyor. twinperfect, oyunu satın almamaları konusunda hayranlara çağrıda bulunmayı sürdürüyor.

    -tomm hulett oyunun piyasaya çıkışından uzun süre sonra yamanın her iki konsol için de yolda olduğunu duyuruyor. fakat daha sonra konami, yine teknik bir takım sorunlar! sebebiyle yamanın sadece ps3 için çıkarılacağını söyleyen yazılı bir açıklama yaparak x360 sahiplerinden sorun yaşamaya devam edecekleri için özür diliyor ve sahneden çekiliyor.

    -bu sırada piyasaya sürülmeden önce gözlenen tüm grafik ve ses problemlerinin de oyunda mevcut olduğu anlaşılıyor. dahası, konami hiç beklemediği bir yerden bir yumruk daha yiyor: ilk üç oyunun sanat yönetmeni masahiro ito, yeni oyunun halini görünce şaşkınlık, üzüntü ve hayal kırıklığı dolu açıklamalar yapıyor. "çok kötü... çok karanlık, zayıf sis efekti. yollar çok temiz ya da berrak... o kadar berbat ki." https://twitter.com/…dsk4/status/168646658408710144

    -tomm hulett, eski ses sanatçılarını aşağılamasının üzerine tamamen team silent'ın malı olan oyunun senaryosuna yaptığı müdahalelere ek olarak, başyapıt kabul edilen ve kendisinin hiçbir katkısı bulunmayan -tanrıya şükür- eski oyunların oynanış ve atmosferinin bok gibi olduğunu birebir çeviriyle şu cümlelerle ifade ediyor:

    "silent hill 2'yi oynuyorum(bir kez daha) da yaratıklar berbat. ilk 'hassiktir' şeklindeki tepkinizi atlatınca tehdit edici hiçbir yanları yok. piramit kafa da onları desteklemek için yeterince gözükmüyor. hala büyük oranda boss kategorisinde". http://telebunny.net/…time/showthread.php?p=1276258

    bu da sonradan aldığı tepkiler sonucu sildiği bir başka yorumu(ekran görüntüsü alınmış durumda).
    "sh2'nin orijinal seslendirmeleri bok gibi. o yüzden 2011'de oyunu oynayıp millet ne b*uma bu kadar övüyor diye merak edip durun bakalım. seslendirmelerden daha da kötü bir şey var idiyse o da bok gibi kontroller ve beyin özürlü savaş sistemiydi."

    -yönetim kadrosunun başında ve her şeyden sorumlu olmasına rağmen hiçbir sorumluluğun kendisinde olmadığı şeklinde açıklamalar yapan hulett-ki bu da silent hill shattered memories sırasında kendisinin tüm kararlardan sorumlu olduğu şeklinde verdiği röportajla taban tabana zıtlaşıyor-, hayranlardan ciddi tehditler almaya başlayınca onları dava etmekle tehdit edip karşı atağa geçiyor.

    ve sonuç... silent hill hd collection bir felakete dönüşüp twinperfect'in propagandasının da yardımıyla konami'nin satış beklentilerinin çok altında kalıyor. aynı tarihlerde ps vita'ya çıkarılan silent hill book of memories de hayranların olumsuz tepkisine rağmen piyasaya sürülüyor ve tam anlamıyla konami'nin elinde patlıyor-bu arada downpour idare eder derecede satmasına rağmen satış grafiği eski oyunların yanına bile yaklaşamıyor- ve tomm hulett, nihayet konami'den ayrılıp başka bir firmaya transfer olduğunu duyuruyor.

    şu anda silent hill serisinin geleceği, kendini bilmez ellerin getirdiği konum itibarıyla bir hayli karanlık. sürekli farklı firmaların yeni şeyler denediği hiçbir silent hill oyunu, japon takım team silent'ın ürettiği ilk dört oyunun yanına bile yaklaşamadı. konami eğer ki seriyi eski şanlı günlerine döndürmek istiyorsa, daha akıllıca kararlar verip tomm hulett gibi insanları oyundan uzak tutmalı ve eski ekibin yarattığı işlerin üzerine böyle saygısız ve vefasızca işenmemeli. hayranların sesi ise kesinlikle bastırılmamalı. çünkü her ne kadar baş adam hulett olsa da en başta konami bütün bu olumsuz gidişattan sorumlu ve metal gear solid gibi başarıyla yönettikleri serilere rağmen silent hill fiyaskosu sebebiyle hayranların gözünde kolay kolay düzelmeyecek biçimde mimlendiler bile.


    (canned - 28 Ocak 2013 16:40)

  • comment image

    play stationun piyasa surdugu en gz,uzelş sey o.
    gece saat 3 te, i$iklar kapali, tv surround sistem, muzik seti keza oyle ve kisik kisik enigma caliyor, bir soyunma odasina girdik, ulan dolaplardan birinden deliler gibi ses geliyor cikirt cikirt diye. dolabi actık kedi firladi olduk korkudan falan. daha sonra kedi di$ari kacti amanın "plo$k baaauvvvvvvvvv "diye bi ses arkada$la baktik birbirimize "ahhhhhh" dedim ben . sonra bi sekilde ayni odaya geri gittik. "len ne kedisi bu sefer kedi yok artik, yediler onu" falan diyoruz, dolaplardan biri hafif aralik. actım yava$ca(yani adam yava$ acıyo, ulan acsana bi anda) bisey yok. adam dondu gidiyo ,yan dolaptan ceset firladi yere kapaklandi boyle...
    aman ben vibratorlu joypadi attim yere arkada$a sarildim billa valla. arkada$ta keza sarildi bana. cildirdim ne oyundu be o. benim sevebildigim bi oyun.


    (dawnspiper - 16 Mayıs 2001 21:32)

Yorum Kaynak Link : silent hill